Türkiye’nin onurunu ‘mahvettiniz’!
Nihat Genç

Zırvalığın dibi budur

Nihat Genç

 
13 Ocak 2018 Cumartesi 03:55 
Yorum YapYazdır
 
 

Amerika’da doktorasını yapmış akademisyen Yavuz Örnek’in TRT’de söylediği ‘Nuh peygamber cep telefonuyla aradı’ cümlesi topraklarımıza uzaydan bir meteor taşı gibi düştü, millet neye uğradığını şaşırdı.

Akademisyenin ağzından çıkan bu laflarla medyamız ve halkımız yeterince eğlendi ve ama, bu cehaletin dibini pek merak etmedi.

Bilim adamları, yazarlar bu tür ‘saçmalıkları’ dahi incelemeli, bu delilik nereden geliyor merak etmeli?

Kitapçılara sıkça uğramaya başladığım on yedili yaşlardan beri kitap raflarının bir sırasında dünyamız için merak uyandıran tuhaf kitaplara rastlardım, Atlantis Adası, Mu Uygarlığı, Yeraltı uygarlığı Agarta, Tanrılar’ın Arabaları, Piramitler’in Gizemleri… Ufolar. Reenkarne. Ruh Çağırma. Psişik Yetenekler.

BU MANYAK HERİFLER, BİLİNÇLİ YARATIKLAR-BİLİNÇSİZ YARATIKLAR DİYE AYRIMLAR YAPAR

70’li yıllarda bu kitapların sayıları ve ulaştığı kitleler çok sınırlıydı, sonra, bu kitaplarda bir ‘patlama’ meydana geldi ve bu kitaplar ‘metotlarını da’ geliştirdi ve bilimin yeni icatlarıyla kendilerine yepyeni bir ‘dil’ inşa ettiler.

Mesela en çok kullandıkları ‘enerji’ kelimesi moda oldu. Artık bu kitaplar raflara da sığmıyor. Dilleri (literatürleri) pek zenginleşmiş, bilim dışı bu kitapların sadece bir sayfasında artık şu kelimelerin hepsine şahit oluyorsunuz:

‘Boyut. Enerji. Kuantum. Dna. Dünya dışı yaratıklar. İçgörü. Astral seyahat. Klonlama. Telepati. Galaksi. Gizemli Enerji. Vs.’

Görüldüğü üzere eskinin uçan şeyhleri yerini çoktan Ufolar ve cemaatin yerini çoktan ‘galaksi yüksek konseyi’ alıverdi.

Bu kitaplar iki büyük karışımdan oluşuyor, Uzak doğu inançlarının dili ve bir bilim kurgu filmi Uzay Yolu’nun dili ve kavramları.

Ve son yıllarda daha da büyüdüler, artık, kendilerine göre yeni bir dünya tarihi yazıyorlar yeni bir sosyoloji yeni bir ‘evren’…

Artık dünya çapında internet siteleri ve kalabalık sayıda yepyeni tür tarikatları var.

Bambaşka bir insan ve uygarlık ve dünya tarihi yazmaya başlamadan önce yepyeni ‘kavramlar’ icad ettiler, mesela biz ‘insanlığın tarihi’ deriz, bu manyak herifler, bilinçli yaratıklar-bilinçsiz yaratıklar diye ayrımlar yapar, mesela biz ‘insan’ deriz onlar ‘enerji formları’ diyerek insan dışı başka türlü yaratıklar olduğunu iddia ederler, böylelikle…

Başka tür enerji ve bilinç formlarında bir evren tarihi yazmaya koyulurlar, ki bu kainat ve dünya tarihini yazan kahramanlar: Uzaylılardır.

Mesela dünyamızda Orionlular, Siruslular, Dracolar gibi yüzlerce ayrı gezegenden gelip uygarlık kurmuş dünya dışı yaratıklar vardır ve bu istilalar sonrası kurulan uygarlıklarla oluşan ‘dönemler’ ‘aşamalar’ vardır.

Kısaca, üç büyük iddiaları vardır, birincisi, dünyadaki bütün uygarlıkları kuran işte bu Siruslular, Orionlular gibi adlandırılan gezegenlerden gelenlerdir.

ZIRVALIĞIN DİBİ BUDUR

İkinci iddiaları, Mısır Tanrıları gibi ‘tanrılar’ aslında bu uzaylılardır, ilave olarak, Rönesans aydınları gibi büyük bilim adamları, Newton, Atatürk, Mozart, hepsi ‘uzaydan’ gelmiştir.

Üçüncü iddiaları, işte bu dünya dışı yaratıkların (enerji formlarıyla) ilişkiye girdikleri dünyada halen onbinlerce insan vardır ve ilave olarak bu yaratıklarla aramızda ilişkiye girmeyi başarmış ‘yüksek konsey üyeleri’, vardır, uzaydan haber alırlar, dünyanın hangi yeni boyuta aşamaya girdiğini psişik güçleriyle bizlere bildirirler.

Peki bu kadar palavrayı sıkacak ‘nesnel’ kanıtları nelerdir, biri, İngiltere’deki güneş saati meşhur taş anıtıdır, ikincisi piramitlerin yapım gizemidir, üçüncüsü, kaybolduğu iddia edilen uygarlık kalıntıları ve bütün dini kitaplarda ve yerli kültürlerde geçen Büyük Tufan’dır. İddiaları: yeni kazı ve zaman ölçümleriyle bu eski uygarlıklara dair yepyeni bulgular ortaya mutlaka çıkacaktır.

Kısaca, zırvalığın dibi budur.

Tabii ki bu bilinmeyen merak’ın müşterisi çok piyasası çok büyük.

Ancak, unutmayın, bu insanlar başkalarının sırtından geçinen hiçbir işleri olmayan üretmeyen boş tembel insanlardır.

Gelelim yazımızın ikinci bölümüne, peki, ülkemizde özellikle ilahiyat çıkışlı bir çok bilim adamı bu palavra literatüre neden Kur’an ayetleriyle açıklama getirmeye çalışıyor, siruislular'la cemaatler tarikatlar akraba mı?

Açalım.

İslam tasavvufu diye bir şey var, sufilik de deriz, gayb (gizli alem) bilimleriyle uğraşır, kısaca ‘metafizik’ başlığı altında toplanabilir. Bir dönem (geçen yüzyıl) tasavvuf merakından spitirualizm(ruhçuluk) geçiş çok kolay olmuştu ve bugün ülkemizde bu ekolün temsilcileri fazlasıyla mevcuttur. Bunlar da dünya dışı değil dünyayı terk etmişlerle ilişkiye girerler. Ve onlardan gizemli bilgiler alırlar.

Ancak dünyayı terk edenlerle ilişkiye girenlerin dünya dışı yaratıklara inanması ve aralarında geçişler pek kolay olmuştur, yani, tasavvuftan ufolara uzanan bir garip hikayedir bu.

Tasavvuftan ufoya nasıl ve neden geçtiğimizi niçin hiç sormuyoruz?

Oysa tasavvuf, kalp, ruh temizliğidir, evet tasavvuf zahiri alemin altında batıni (iç) bir dünya olduğunu ve bu iç alemin ilmine vakıf oldukça insanın bedensel ve ruhsal olarak aşama aşama (halden hale) gelişeceğinin ahlak eğitimidir.

Ve sonunda, sonsuz varlığın içinde yok olacağı ya da bütünleşeceği ya da yaratılanla tek beden olunacağı, fenafillah adı koyulan en üst mertebeye ulaşır.

Her neyse, bu hikaye de uzundur ancak ahlaki bir yolculuk diye özetleyebiliriz.

UÇAN KAÇAN ŞEYHLER VE PALAVRADAN ÜFÜRÜKÇÜLER HURAFELER DE ÇOK BOL

Sorumuz burada başlıyor, bir ahlak hareketi olan tasavvuf ehli, ne zamandan beri cennetten meleklerden arşı alem gibi kavramlardan yola çıkıp bugünkü ufolu, dnalı, enerjili, kuantumlu, bir ‘dil’ edindi.

Yani pek meraklı tasavvuf ehli melekten cennetten kuantuma nasıl evrildi?

(Tasavvuftan kuantuma bu büyük dönüşüm ve evrilmede şüphesiz TRT’nin ve Habertürk TV’nin katkılarını küçümseyemeyiz..)

Tasavvufun kalbi keşfinden uzay keşiflerine gezegenlere nasıl geldik sorusu ciddi bir soru değil mi?

Tasavvufun hikmet, rıza, tevekkül, teslimiyet, sabır, kavramlarından DNA’lara Nuh Peygamber’in elindeki cep telefonlarına nasıl uzandık?

Bir çok İslamcı dinci, modern bilimin DNA gibi Enerji gibi kavramlarını kullanıyorlar ama ‘bilime’ karşılar… Ve bu kavramları gayb alemlerini tasvir ve tarif ederken de kullanıyorlar ama yine bilime karşılar.

Saçmalığın daniskası bir garabettir gidiyor, TV’lerimiz bu ucubeleri ödüllendirip ekrana çıkartıyor! Oysa ekranlara eser sahibi bilim adamları ve bir iş başarmış ve ahlaken önder olmuş simalar çıkartılmalı.

Ülkemizde imkansız yani en zor olan şey ekranlara hırsızlığa yolsuzluğa hurafelere karşı durmuş insanları çıkartmak, iktidarımızın büyük bağışlanmaz günahları ortadayken mümkün değil.

Kolay olan ne, melekten Ufolar’a cinlerden cep telefonlarına bir kelimeyle hızla geçiş yapanları çıkartmak.

Pek tabii bu mübarekler için meleklerden cep telefonuna geçiş pek zahmetli yorucu bir yolculuk olmuyor!

Ve bir daha, sufilik çıktığı günden beri sufiler için bunlar boş tembel üretmeyen insanlar denildiğini de yine unutmayalım.

Şüphesiz içlerinde ahlaki yolculuğa çıkmış ve İslam ve Anadolu kültürüne önder olmuş evliya mertebesinde yüce insanlar oldu, baş tacımızdırlar, ancak, her dönem gayp’den bilgiler alan uçan kaçan şeyhler ve palavradan üfürükçüler Hurafeler de çok bol oldu.

Bu insanlar bu kadar boş işlerle niye uğraşır, çünkü dün de bugün de bu gizemin-merakın büyük siyasi ve ekonomi piyasası vardır yani karınlarını ve iktidarlarını pekiştirip doyururlar.

Mesela bu uyanık adam Nuh Tufanı’nı bugün cep telefonuyla açıklıyor… Yarın, cep telefonu gelişip, bir ciple parmak ucu derimizin altına yerleştirildiğinde…

Bir şık deyip görüşme yapabildiğini farzedelim aynı adam bu sefer Nuh Peygamber parmağını şıklatıp görüştü, diye açıklayacaktır.

Bilime zırnık katkıları yok ama kendi örümcek kafalı tarihlerini bilimin geliştirdiği ve çok popüler olan kavramlar boyut’la enerji’yle molekül’le vs. açıklıyorlar.

Zaten tek bildikleri bu kavramların popüler şöhreti, boyut, enerji, kuantum, bu son yıllarda pek moda, bu modayla tarihi dünyayı dini her şeyi açıklamak, pek revaçta. Ayetle kuantumu aynı cümle içinde kurunca dinini daha iyi tebliğ ettiğine inanacak kadar arızalı piskopat tipler. Enerji formuyla melekleri aynı cümle içinde kullanınca dine ve inanca bilimsel bir katkı getirdiğine inanacak kadar üç kağıtçı.

Hırsız üç kağıtçı adam, lafı uzaylardan gezegenlerden dolandırma, iktidarın hırsızlıklarını niçin söyleyemiyorsun, dinin ahlak olduğundan niçin bahsetmiyorsun.

Gelelim yazımıza,  çalışmayan üretmeyen boş tembel insanların bu saçma sapan palavradan kitaplarıyla alay edip geçemeyiz.

Ve bu ucube zihniyetin çoğalmasına reklamına üstelik halkın parasıyla asla izin vermemeliyiz.

İşte FETÖ. Kendileri Kainat İmamı olur.

Boş beleş asalak bir hayatı olmuştur, kene gibi milletin ve devletin sırtından geçinmiştir.

Yüzbinlerce müridinin ekmek nasıl kazanılır diye bir derdi olmamıştır.

Fırınlar nasıl açılır, tarlaları kim sular, fabrikaları kim döndürür, kim yorulur, kim çalışır, bilmeyen ve hiç merak etmeyen uzun bir hayatları oldu.

Her b.ku bilirler de çalışmayı üretmeyi hiç bilmezler.

Açın Sızıntı dergilerini uzaydan gelen hüzmeli ışıklar, gezegen fotoğrafları ve gezegenlerin üstüne yazılmış ayetler.

Oysa bu dünyaya hepimiz çalışmak için geldik, Kars’ta bir fırıncı, sabah fırınını açmazsa bütün dünyanın aç kalacağına inanır, ben yazmazsam bütün insanların susacağına inanırım, çiftçi tohum ekmezse memleketin açlıktan kırılacağına inanır, her insan evladı sabah evinden bir iş için yola çıkar, insan olmak, başkalarının hayatlarından sorumlu olmak budur, dünyalı olmak, bir işi becerisi olmak demek.

Fetö’nün yüzbinlerce müridinde üretelim çalışalım diye bir gayret bir düşünce hiç olmadı, kimden nasıl himmet alalım, hangi kurumu ele geçirelim, kime hangi iftirayı atıp yerine oturalım, devletin hangi imkanlarını cebellezi edelim.

Derginin kapağında gezegenlerin üstüne yazılmış ayetler ve halkı ve devleti talan soygun.

Ve FETÖ vaaza başlayınca melekler geliyor cennetler açılıyor, gökler yarılıp Cebrail iniyor…

Ve gizemli gayb alemiyle irtibata geçip bilgiler veriyor!

Ve irtibata girip getirdiği bilgileri dünyaya ve insanlığa büyük ‘şifa’ diye satıyor.

Bizim derdimiz ise ekmek, bildiğin ekmek, şu buğdaydan yapılan değirmende öğütülen fırında pişirilen ekmek.

Şu dergi kapaklarındaki uzay resimleri gezegenlerin içine birisi Allah aşkına birisi yalvarırım artık Allah adına bir ‘ekmek’ resmi koysun.

İnsanlık gezegenlerin değil ekmeğin peşinde koşuyor dönüyor.

Üretmek çalışmak tarla fabrika ihracat, insanlık karnını doyurmanın peşinde koşuyor.

Bomboş kafalara bakar mısınız hala gezegenler aleminde dönüp duruyorlar ve gezegenleri de sanki kendileri keşfetmiş gibi gezegenler de sanki babalarının öz mallarıymış gibi bize kakalıyorlar.

Gerçi artık ben de dünyaya gelip uygarlık kuran Siruislular’a Dragonlara çoktan inanmaya başladım.

Siruislular Dragonlar sahiden içimizdeler.

Çalışmadan yorulmadan üretmeden dünyayı soymaya gelen dünya dışı bu yaratıklara imanım gün geçtikçe artıyor, ne mahkeme edebiliyorsun ne gizlendikleri yerlerden bulup çıkartabiliyorsun.

Ne devletler uğraşabiliyor bu Siruislularla ne mahkemeler ne insanlık.

Başkaları üretiyor onlar her çağda bir yolunu bir yeni dilini bulup asalak gibi kene gibi sülük gibi beleşten yaşıyorlar.

Bakın içimizdeki Siruislular’a ne kazandıkları ne çabaladıkları ne tarlaya ne fabrikaya girdikleri var, FETÖ'cü olanı var olmayanı var, palavradan bir tarih, sonra milletin ve devletin paralarını cebe indir.

Bakın içimizdeki şu Dragonlular’a ne çalıştıkları var ne kafa patlattıkları, indi melekler geldi uzaylılar.

Ah bu dünya, ne ala gezegenmiş…

Sefasını hep uçan kaçan şeyhler sürüyor!

Ve dikkat eder misiniz, Ortaçağ'ın tarikatları ve bugünün ufocuları, hiçbiri insan iradesine hiç şans tanımıyor, hepsi bizim dışarıdan yöneltildiğimize inanıyor hepsi bizi "fare" yerine koyuyor.

 
13 Ocak 2018 Cumartesi 03:55 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1474 - Köping, İsveç'te kent konumuna alındı.
1829 - Johann Wolfgang von Goethe'nin eseri Faust ilk kez sahnelendi.
1853 - Giuseppe Verdi'nin "Il Trovatore" operası Roma'da sahnelendi.
1861 - Georgia, Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrıldı.
1903 - Okyanus aşırı ilk radyo yayını Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasında gerçekleşti.
1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.
1915 - Zeplinlerin kullanıldığı ilk hava saldırısı Almanya tarafından İngiltere'ye yapıldı.
1941 - II. Dünya Savaşı: İngiliz güçleri Eritre'ye saldırdı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Japon askeri birlikleri Burma'yı işgal etti.
1945 - Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank, Türkiye'deki faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.
1950 - Türkiye'de İş Mahkemeleri kurulması kararı alındı.
1950 - Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Mingh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.
1956 - Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek beraat etti. Arcayürek hakkında dava "Kedi gelince fareler kaçtı" başlıklı yazısı nedeniyle açılmıştı.
1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960 - Sosyalist Parti faaliyete geçti. Genel başkanlığa Prof. Atıf Akgüç getirildi.
1960 - İsveç'in başkenti Stokholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü, 42 kişi öldü.
1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor; İpar Davası sanıkları Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldular.
1961 - İstanbul'da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 - Hindistan'da Nehru'nun kızı İndira Gandhi, başbakan oldu.
1969 - Amerikan Büyükelçisi Robert Komer istifa etti. Robert Komer'in makam arabası 6 Ocak günü Ortadoğu Teknik Üniversitesini ziyareti sırasında öğrenciler tarafından yakılmıştı.
1969 - Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.
1977 - Miami-Florida'da kar yağışı: Florida'nın tarihinde ilk kez gerçekleşti.
1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.
1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.
1983 - Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek'i öldürmekten yargılanan iki ülkücü mahkûm edildi.
1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik ara yüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.
1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie Bolivya'da tutuklandı.
1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olaylar çıktı.
1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı; genel başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.
1998 - Kenan Şeranoğlu adlı bir kişi, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8,6 trilyon lira topladı. 15 Haziran'da, Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi.
2004 - Rubia isimli bir köpek Aconcagua dağı zirvesine çıkarak bu alanda bir dünya rekoru kırdı.
2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.
2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.
2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı.
2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
10
5
2
35
2
Trabzonspor
17
8
5
4
29
3
Malatyaspor
17
8
5
4
29
4
Kasımpaşa
17
9
2
6
29
5
Galatasaray
17
8
5
4
29
6
Beşiktaş
18
8
5
5
29
7
Antalyaspor
17
8
3
6
27
8
Konyaspor
17
6
7
4
25
9
Sivasspor
17
6
6
5
24
10
Göztepe
17
7
1
9
22
11
Bursaspor
17
4
9
4
21
12
Ankaragücü
17
6
2
9
20
13
Kayserispor
17
5
4
8
19
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Akhisar Bld.Spor
18
4
5
9
17
16
Erzurum BB
17
3
7
7
16
17
Fenerbahçe
17
3
7
7
16
18
Çaykur Rizespor
17
1
9
7
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
17.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu010238404252
 
On Numara
14.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu04050711161719232526303440414346657072767879
 
Sayısal Loto
16.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu041016234849
 
Şans Topu
16.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu091218202301
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:13
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:04
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık