Uzungöl olayında bilinmezler!
Mustafa Önsel

Timsah yavrusunu nasıl yiyorsa TSK’da da…

Mustafa Önsel

 
9 Mart 2019 Cumartesi 09:04 
Yorum YapYazdır
 
 

Yıl 1971. İktidarda Süleyman Demirel’in AP’si bulunuyordu. Ekonomik kriz hat safhada olup yaşamı alabildiğine zorlaştırıyordu.

Bu arada sokaklar ısınıyor, başta üniversiteler olmak üzere öğrenci olayları giderek kamuoyunun gündemine oturuyordu. Başını Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın çektiği iki ayrı sol grup ise adeta birbirleriyle eylem yarışına girmişlerdi. Banka soygunları, adam kaçırmalar hız kazanmıştı.

Dışarıda bunlarolurken TSK da için için kaynıyordu. Bir kısım komutan gidişatın kötü olduğunu, bu nedenle müdahalenin şart olduğunu düşünüyordu. Devrimci kesim ise bunun sol bir darbe olmasını istiyordu.

Tarih 9 Mart 1971. Yani tam 48 yıl önce bugün…

O günyaşananları, odönemde sol örgütlerle irtibatı olan Havacı Yüzbaşı olan Ziya Yücesan’ın,1 Köy 4 Adam 6,5 Darbe kitabıma aldığım anısını aktararak anlatayım.

Bakın o günü nasıl anlatıyor Ziya Yücesan kendi penceresinden;

“Hava Kuvvetlerinde Muhsin Batur’un, Kara Kuvvetlerinde ise Faruk Gürler’in liderliğinde bir cunta, darbe hazırlığı içerisindeydi.

Söz konusu cuntanın dışarıdaki silahlı eylemcilerle ilgisi, irtibatı ve organik bir bağı yoktu. Ancak ‘sol’ düşünceden pek çok sivil ‘elit’ de işin içinde bulunuyordu.

TSK içerisinde benim gibi sol örgütlerle ilişkili subaylar elbette vardı. Ancak cunta yapılanmasının başındaki komutanların bu tür ilişkileri bulunmuyordu.

9 Mart günü her zamanki gibi mesaiye gittim. Kışlada her şey normal seyrindeydi. Nihayet akşam oldu. Mesai bitimine az bir zaman kala komutanın emri olduğu ifade edilerek ikinci bir emre kadar mesainin devam edeceği belirtildi.

 Beklemeye başladık. Ben dâhil kimse ne olacağını bilmiyordu. Saat 9 (21.00) civarında şu an soy ismini anımsayamadığım Esat isimli albay bizi topladı; ‘Bu akşam ordu yönetime el koyacak. Bizim görevimiz Başbakan Süleyman Demirel’i almak. Harekât başlayıncaya kadar kışladan ayrılmayacağız. Emir verildiğinde buradan çıkacağız’ dedi.

Demirel’i almaya sekiz rütbeli gidecektik. Silah olarak o zaman revaçta olan sten makinalı tabanca aldık. Bize bir de minibüs tahsis etmişlerdi. Beklemeye başladık.

Demirel deyince birkaç şey daha ifade edeyim. Hükümetin başı olarak Demirel, hem siyaseten hem de ekonomik olarak çok bunalımdaydı. İyice sıkışmıştı. Düşünün ki ülke 70 sente muhtaç haldeydi. Belki darbe olsa üzerindeki sorumluluk kalkacağı için rahatlayacaktı.

En kıdemlimiz yani komutan olarak başımızda Esat Albay bulunuyordu. Ona Demirel’in evinin keşfinin önceden yapılıp yapılmadığını sordum. Yani evin girişi, çıkışı, etrafında kaç koruma olduğu gibi bilgilere haiz miyiz diye sordum.

Esat Albay gayet rahat bir şekilde, ‘Ne gerek var canım önceden keşfe filan. Darbe radyoda yayınlanacak. Biz oraya gittiğimizde kapıyı açarlar’ deyince çok öfkelendim. Adam sanki bakkaldan ekmek almaya gidiyordu.

‘Olur mu böyle şey? Önceden keşif yapılmadan hareket edilir mi? Askerliğin mantığına ters. Yapılacak hareketin ciddiyetine aykırı’ diye bağırıp çağırdım. Esat Albay sesini çıkartmadı. Sadece, ‘artık bir şekilde halledeceğiz’ dedi kısık bir sesle.

Yanımızda teğmenler de vardı. Onlar ne yapılacağını, işin nereye varabileceğini çok da bilmiyorlardı. Dahası işin ciddiyetini anlayacak durumda da değillerdi. Hepsi sevinç içerisindeydiler.

Beklerken sordum, ‘Başarısız olursak ne olur biliyor musunuz?’, ‘Ne olacak ki?’ diye karşı bir soruyla cevapladılar sorumu. Olayın vahametini anlamaktan o kadar uzaklardı ki. ‘Hepimizi ipe çekerler ipe’ dedim. O an gözleri ciddiyetle açıldı ve hemen hepsi aynı anda ‘Yapma abi yahu!’ diye bağırdılar.

Kısaca darbeye hazırlığımız böylesine planlı ve sıkıydı yani…

 Saat 01.00 civarında hareketin durdurulduğu söylendi. Neler olduğunu bilmiyorduk.

Sonrasında eve gittiğimde henüz yatmamış olan eşim bana, ‘okulda öğretmen arkadaşlarının kendisine, bugün için darbe olacağını duyduklarını, bir subay eşi olarak bir şey duyup duymadığını sorduklarını’ söyledi.

Düşünün belki henüz bizim dahi bilmediğimiz saatlerde, bir okulda askerlikle bağlantıları olmayan sivil öğretmenler dahi darbe yapılacağını biliyorlardı. Her şey o kadar aleni, o kadar sallapatiydi ki”

Ziya Yücesan, 9 Mart olayını kendi penceresinden böyle ifade ediyordu.

***

Bu süreç dışarıda nasıl işlemişti, ancak sonradan öğrenilecekti. 27 Mayıs 1960 darbesinin tanınmış simalarından emekli General Cemal Madanoğlu, 1969 yılından itibaren, ülkenin kötü yönetildiğini, mevcut yönetimin değişmesi gerektiğini ileri sürerek, hem sivil cenahta hem ordu içerisinde bir cunta yapılanması gayreti içerisindeydi.

Ordu içerisinden KKK ve HvKK ile de temas halindeydi. Sivil cenahtan siyasetçilerin, gazetecilerin yanı sıra akademisyenler de Madanoğlu’nun ilgi sahasındaydı. Bu akademisyenlerden biri de Mahir Kaynak’tı.

Müdahale edilmesini düşünen asker ve sivil cenah sık sık bir araya gelerek toplantılar yapıyordu. Ama, gizli yapılan bu toplantılarda konuşulanlar anında MİT’e sızıyordu. Yani darbe planları önceden devlet tarafından biliniyordu. Bunu yapan ise Madanoğlu’nun “ilgi sahasındaki” genç akademisyen Mahir Kaynak’tı. Çünkü o, akademisyenliğinin yanı sıra aynı zamanda bir MİT ajanıydı.

Söz konusu toplantıları bir kişi daha gizlice teybe almıştı. O kişi de askeri kanadın içine sızan emekli Korgeneral Atıf Erçıkan’dı. Yani gizlilik için de yapılan toplantıların, birbirinden habersiz iki ihbarcı katılımcısı bulunuyordu. Kısaca teorisyenliğini Doğan Avcıoğlu’nun yaptığı bu hareketin aldığı nefes bile takip ediliyordu.

Belirtmeden geçmeyelim ki Madanoğlu’nun ilgi sahasında sadece yukarıda saydıklarım bulunmuyordu. Madanoğlu, 9 Mart’tan birkaç ay önce, o zamanlar CIA’nın önemli adamlarından birolan ve Türkiye’de görevli bulunan Türk asıllı Ruzi Nazar’ın Bahçelievler’deki evinin kapısını çaldı. Ve Ruzi Nazar’dan, yapacakları darbe için ABD’nin yardımını istedi.[1] Yani o an için günü henüz belli olmayan bir darbe hazırlığından ABD’lilerin haberi olmuştu.

Madanoğlu, bu görüşmeyi, 12 Mart’tan sonra tutuklanarak çıkartıldığı mahkemede inkâr etmeyecek, ancakRuzi Nazar’ın ısrarla kendisini darbe yapmaya teşvik ettiğini, her türlü yardım vaadinde bulunduğunu ifade edecekti.

Kim doğruyu söylüyor bu gün için bilmek mümkün olmasa da, kafaların çok karışık olduğu, kişisel hırsların çoğunlukla ideolojilerin önüne geçebildiği çok açık.

***

Cunta yapılanmasının asker kanadı aslında sadece kötü yönetim sebebiyle bu işe soyunurken, sivil cenahtakiler “sol” bir darbe, sonrasında bir “devrim” hevesindeydiler.

Mahir Kaynak’ın anlatımına göre cuntacılar, Sovyet taraftarı değillerdi. ABD’ye ne kadarsa, Sovyetlere de o kadar uzaktılar. Ama Avrupa soluna yakın bir yanları vardı.

9 Mart’a gelindiğinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Gürler ve Batur’u çağırarak her şeyden bilgisi olduğunu söylemiş ve saf değiştirmelerini sağlamıştı. Onun için 9 Mart’ta harekât için bekleyen askerler boşuna beklemiş ve sonrasında emirle evlerine gönderilmişlerdi.

12 Mart günü TSK adına Demirel hükümetine muhtıra verilmiş ve istifası sağlanmış, yerine ise o an CHP milletvekili olan Nihat Erim getirilmişti. Nihat Erim partisinden istifa etmiş ve geçiş hükümeti kurmuştu.

9 Mart’ta darbe gerçekleşseydi darbenin en önemli adamları olacak olan Orgeneraller Gürler ve Batur, bu sefer o darbeye karşı yapılan 12 Mart muhtırasını verenlerin arasındaydı.

Öncesinde 12 Mart’çılarla, 9 Mart’çıların üst düzey kanadı anlaşmıştı. Buna göre 9 Mart’cıların nefret ettikleri ve yönetimden indirmek istedikleri Başbakan Demirel’in, yumuşak bir müdahale ile çekilmesi sağlanacak, Kuvvet Komutanları Gürler ve Batur da emirleri altındaki alt kademedeki “radikal” (sol düşünceli) subayları tasfiye edeceklerdi.

12 Mart sonrası hepsi gerçekleşti. Önce radikal İslamcı bir parti olarak görülen Milli Nizam Partisi ile aşırı sol olarak görülen Sosyalist Türkiye İşçi Partisi kapatıldı. 1961 Anayasasının getirdiği özgürlüklerin bir kısmı rafa kaldırıldı…

12 Mart, her ne kadar sağ politik çizgideki AP iktidarına karşı yapılsa da daha sonraki uygulamalarda, daha çok ‘sol’u hedef alan bir süreç yaşandı.

12 Mart Muhtırası sonrası,aralarında general ve amirallerin de bulunduğu pek çok subay tasfiye edildi. Sol çevrelerde bu durum ciddi bir düş kırıklığı yarattı.

Ama bu “darbemsi” müdahale, ülkede suların durulmasına yetmeyecek, ekonomik sorunların yanı sıra terör bütün hızıyla sürecek ve ülke gündeminin ilk sırasını işgal etmeye devam edecekti.

***

Her şey bir yana, sonuçta; yanlış da olsa, saf ve temiz duygularla hareket eden özellikle genç subaylar ezildiler, özgürlüklerinden, sonrası mesleklerinden, geleceklerinden edildiler. Gördükleri işkencelerden dolayı da çoğu sağlıklarından oldular. 

Onların faaliyetlerine engel olmayan, hatta göz yuman, yöneten komutanlar hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ettiler…

Madem astların yanlış yolda neden engel olmadın?

Hele de destek olanlar, aferin devam edin diyenler, komutanlık sorumluluğu taşımadılar. Astları onların evlatlarıydı. Ama onlar bir komutan, bir insan gibi değil timsah gibi davranmayı tercih ettiler. Timsah yavrusunu yerken gözyaşı döküyor, bu adamlar o kadarını bile yapmadılar…

Günümüzde değişen bir şey oldu mu? Dün de bugün de değişen bir şey olmadı aslında…

Bugün, NATO ile getirlen sistemin bu “timsahlaşma sürecine” katkısını irdelemek gerekir diye düşünüyorum…

Ne dersiniz?

[1] Enver Altaylı, CIA’nın Türk casusu, s.359.

Mustafa Önsel

Odatv.com

 

len sistemin bu “timsahlaşma sürecine” katkısını irdelemek gerekir diye düşünüyorum…

 

Ne dersiniz?

 

[1] Enver Altaylı, CIA’nın Türk casusu, s.359.

 

Mustafa Önsel

 

 

 
9 Mart 2019 Cumartesi 09:04 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Çiğdem KOÇ
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1456 - Belgrad kuşatması Macar komutan János Hunyadi, Osmanlı padişahı II. Mehmed'i yendi.
1711 - Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Prut Barış Antlaşması imzalandı.
1909 - 1879 yılında kurulan Zaptiye Nezareti kapatılarak, İstanbul Vilayeti ve Emniyet Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına dair kanun kabul edildi ve Dahiliye nezaretine bağlı Emniyet Umumiye Müdürlüğü kuruldu.
1913 - Edirne Bulgar işgalinden kurtarıldı.
1919 - Erzurum Kongresi toplandı.
1931 - İthalat sınırlamaları sistemine ilişkin kanun TBMM'de kabul edildi.
1933 - Wiley Post, dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu. 15.596 millik yolculuğu 7 gün, 18 saat, 45 dakika sürdü.
1946 - Kudüs'te İngiliz yönetiminin karargah olarak kullandığı King David hoteli bombalandı: 90 kişi öldü.
1946 - DSÖ Anayasası 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalandı.
1948 - 16 yaşından küçük çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaklandı.
1953 - T.C.D.D. işletmesi kanunu kabul edildi.
1961 - Barzani aşiretlerinin baskılarına dayanamayan 800 Türk, Irak sınırını aşarak Türkiye'ye iltica etti. Gelenler Hakkari'nin Benekli yaylasına yerleştirildi ve kendilerine uçakla yiyecek maddesi atıldı. Göç daha sonraki günlerde de sürdü.
1964 - Türkiye, İran, Pakistan arasında Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Örgütü (RCD) kuruldu.
1967 - Adapazarı ve Mudurnu'da gece saatlerinde meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremde 173 kişi öldü, 1.078 ev hasar gördü.
1992 - Kolombiyalı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellin yakınlarındaki lüks hapishaneden kaçtı.
1998 - Türkiye, AB politikasının özünü oluşturacak şekilde hazırlamış olduğu "Türkiye AB ilişkilerini Geliştirme Stratejisi" başlıklı raporunu bir nota eşliğinde, AB Komisyonu ve dönem başkanlığına (Konseye) gönderdi.
2002 - DSP'den istifalar, Meclis'te de temsil edilen yeni bir parti oluşumuna dönüştü. Yeni Türkiye Partisi, İsmail Cem'in genel başkanlığında 63 milletvekilinin katılımıyla kuruldu.
2002 - İsrail, Hamas'ın silahlı birlikler komutanı Salah Shahade ve 14 sivili öldürdü.
2003 - Fransa'daki Eyfel Kulesinde yangın çıktı.
2003 - Özel güçler desteğindeki ABD birliklerinin Musul'da gerçekleştirdiği bombalamada, Saddam Hüseyin'in oğulları Uday Hüseyin, Kusay Hüseyin, Kusay'ın 14 yaşındaki oğlu ve bir koruma görevlisi öldürüldü.
2007 - 16. Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri yapıldı.
2008 - Bosna Savaş Suçlusu Radovan Karadzic Sırbistan'da yakalandı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Alanyaspor
0
0
0
0
0
2
Ankaragücü
0
0
0
0
0
3
Antalyaspor
0
0
0
0
0
4
Beşiktaş
0
0
0
0
0
5
Denizlispor
0
0
0
0
0
6
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
7
Galatasaray
0
0
0
0
0
8
Gazişehir Gaziantep
0
0
0
0
0
9
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
11
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
12
Kayserispor
0
0
0
0
0
13
Konyaspor
0
0
0
0
0
14
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
15
Sivasspor
0
0
0
0
0
16
Trabzonspor
0
0
0
0
0
17
Malatyaspor
0
0
0
0
0
18
Başakşehir
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.07.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu023036434752
 
On Numara
15.07.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu01101314172122252630324143455253575961717376
 
Sayısal Loto
20.07.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu061321243648
 
Şans Topu
17.07.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu030708253408
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:50
  • Güneş05:00
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:37
  • Akşam19:56
  • Yatsı21:47
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık