Dindar gençlik oranında dikkat çeken düşüş
Ahmet Özer

Öğretmen-Şair Nabi Üçüncüoğlu’nu Ölümünün 50. Yılında Saygıyla Anıyoruz

Ahmet Özer

 
30 Ocak 2019 Çarşamba 15:00 
Yorum YapYazdır
 
 

50 yıl önce, 31 Ocak 1969’da aramızdan ayrılan öğretmen-şair Nabi Üçüncüoğlu, bu yurdun çocukları iyi eğitilsin, ailesine, yurduna, ulusuna iyi birer yurttaş olarak yetişsin diye gecesini gündüzüne katmış bir eğitimciydi.

Tirebolu’da başladığı Türkçe öğretmenliğini doğduğu toprak Torul’da hem öğretmen hem okul müdürü olarak sürdüren Üçüncüoğlu, 60’ların başında atandığı Trabzon’da, kız ve erkek öğrencilerin ilk kez birlikte eğitim gördüğü Karma Ortaokul’nu öğretime açmış, burada yaptığı yedi yıllık görevin ardından aramızdan ayrılmıştı.

O, öğretmenliğinin yanı sıra iyi bir şairdi. Şiirlerini Memleket adlı kitapta toplamıştı. Kıyı’nın kurucusu Ahmet Selim Teymur’la aynı dönemde Trabzon Lisesi’nde öğrenim görmesi, bu iki arkadaşın sanat alanındaki emeklerine yeni alanlar kazandırmıştır.

Teymur, sevgili arkadaşının kaybından sonra çıkan 1981 Kıyı’sının pek çok sayısında şiirlerine yer vermiş, bu saygın şairin unutulmaması için çaba göstermişti.

Üçüncüoğlu; Yeni Mecmua, Varlık, Varlık Yıllığı, Kaynak (Ankara), Kaynak (Balıkesir), Ufuklar, Yeni Ufuklar, Kıyı, Hâkimiyet gazetesi, Hamsi… gibi yayın organlarında şiirler yayımlanmıştı. Kitabı yayımlandıktan sonra da şiiri sürdürdü. Sağlık koşulları elverseydi yörenin çok iyi bir şairi olarak yazın tarihinde yerini alacaktı.

Üçüncüoğlu’nun değişik dergilerde yayımlanan şiirlerinin son durağı 1961’de çıkan Kıyı’ydı. O dönem Trabzon’unda; Nabi Üçüncüoğlu’nun yanı sıra Rasim Şimşek, Gündoğdu Sanımer, Subutay Hikmet, Attila Aşut, İsmet Savaşkan, Haluk Ongan, Zühtü Ellezoğlu, Süleyman Saim Tekcan, Fikri Cantürk, Baki Akgül, Ziyad Nemli, Temel Şükrü Doğru, Ziya Ramoğlu, Temel Zihni, İlhan Demiraslan, Osman Akbay vb. değerlerimiz sanatın o coşkulu bayrağı altında özgün ürünlere yelken açıyordu.

Üçüncüoğlu’nun Varlık dergisi Yönetmeni Yaşar Nabi Nayır tarafından yayımlanan ilk ve tek şiir kitabı Memleket şu dizelerle başlar:

 “Benim olduğun için seni severim / Ben öğretmenim. / Akşamları, akşamlar kadar yorgun / Ortalık ışımadan Memleketime / Güneş olurum…”

Yıllar önce onunla ilgili şunları yazmıştım:

“1922’de, o günkü adıyla Ardasa’da(Torul) doğan Nabi Üçüncüoğlu; Trabzon Lisesi’ni bitirdikten sonra Ankara’da Siyasal Bilgiler Okulu’nda öğrenim görür. Kısa bir süre sonra buradan ayrılarak girdiği Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü’nü 1949’da bitirir. Tirebolu’da geçen iki yılının ardından, 1951’den 1960’a değin Torul Ortaokulu’nda müdürlük ve Türkçe öğretmenliği yapar. 1953’te aynı okulda görev yapan meslektaşı Ayçin Hanım’la evlenir. Bu evlilikten Füsun ve Funda adlarını taşıyan iki kızları olur. 1960’ların başında Trabzon’a atanır. 1962’de okul müdürü olarak Karma Ortaokulu’nu öğretime açar.”

İlk görev yeri Tirebolu onun şiirlerine şöyle girmişti.

 

Şükür, her şeyim var

İstanbul Radyosunda Safiye Ayla

Hayri Usta’da kuru fasulya

Penceremin önünde kar var

 

Üzerlerinde büyük emeği olan iki değerli öğrencisi -ne acıdır ki bugün aramızda olmayan- Baki Akgül ile Cemal Aydın’dan çok dinlemişimdir sevgili şairimizi.

Baki Akgül, onun için  “Ardasa’yı aydınlatan ışık”tı. demiş, dönemin Torul’unu şöyle değerlendirmişti:

“Torul ‘kadersiz’ bir kasabadır. Halkı yoksuldur. Erzurum'la Trabzon gibi oldukça büyük iki ili birbiri­ne bağlayan önemli bir transit yolunun üzerinde bulunmasına karşın gelişememiştir. Tarım arazisi yoktur, yer altı zenginliği yoktur; halkının geçim kaynağı, tutunacak dalı yoktur. Bu nedenle de bol bol ‘gurbet’ var­dır.”

Bu yoksulluğun üzerine güneş olmuştu değerli eğitimci.

Eğitim görmüş bir insan olarak orada, o yoksulluğun kol gezdiği ortamda, memleketinin çocuklarına, bir şiirinde belirttiği gibi “Mehmet’in kalemi / Fatma’nın defteri” olarak, “sene be sene yazılır-okunur” bir öğretmen olmuştu Nabi Üçüncüoğlu.

Cemal Aydın onun için “okuldaki dersler bittikten sonra Torul’un izbe yerlerindeki küçücük odalarda kalarak öğrenimlerini sürdüren öğrencilerini geceleri ziyaret eder, içinde bulundukları koşulları inceler, ödevlerine yardımcı olurdu.” demişti. Sevgili arkadaşım Cemal Aydın, öğretmenini anlatmasını istediğim bir yazıda ise şunları yazmıştı:

“Muharrem Bey’in oğludur masada oturan: Nabi Bey. Ortaokulun müdürü. İnce, uzun, narin kemikli elleriyle bir yudum alır sudan. Sonra, ağır ağır içer kahvesini. Sol elinde, siyah, üzeri gümüş kakmalı tesbihi vardır ikiye katlamış. Bir durur, bir çeker caddeye bakarak. Neler düşünür bilinmez ama gözleri hep bir şeyleri arar gibidir. Ağır ağır kalkar masadan. ‘Hocam bizden olsun bu akşam’a karşın -bahşişi de ihmal etmeyerek- masanın üzerine bozuklukları bırakır. Nabi Bey ikram kabul et­mez. Öyle bilinir. Öyledir de…”

Üçüncüoğlu, “Gümüşana’nın Godil Deresi’nde”n, dünyanın “yumruk kadar” olduğu yerdeki elma ağacından; hanımlara, beylere selam iletirken “Sarı otobosun mavini”yle yaşamımıza özgün duyarlıklar eklemiş bir şairdi.

Yörenin pek çok şairi gibi o da “hamsi” için şiir yazmadan geri durmamış Hamsiname’yle destanlaşan hamsiye, dizeler armağan etmişti.

 

HAMSİ KOYDUK TAVAYA

 

Evimizde teneke dolusu, sepet sepet

Bayram var: Hamsinin kilosu ona,

Bazlamanın kraldan çok hükmü,

Soğan soframızdadır.

Hamsi koyduk tavaya, kadeh gözlüm

Ömrümüzün bu tarafını alladık - pulladık;

Fakirliği gurbete yolladık.

 

En önemlisi de onun memlekete olan sevgisiydi. Şiirlerinde yalın, saydam ışıl ışıl bir söylemle şu dizeleri armağan etmişti bize.

 

MEMLEKET

 

Benim olduğum için seni severim

Ben öğretmenim.

Akşamları, akşamlar kadar yorgun

Ortalık ışımadan Memleketime

Güneş olurum.

Mehmet'in kalemi

Fatma'nın defteriyim sene be sene

Yazılır-okunurum.

Ben öğretmenim

Anadolu'mun en yeni kitabı, uzun

Van Gölü'nden Marmara'ya okunmuş

 Ellerimin üzerine, parmaklarıma

Saygıların en güzeli konmuş.

 

Dönemin siyasal iktidarının polislerinin İstanbul Üniversitesine baskın günü olan 28 Nisan, 27 Mayıs’a giden olayların da kıvılcımı olur. Turan Emeksiz öldürülür. Dönemin pek çok şairi gibi Üçüncüoğlu da ileride Memleket’e alacağı şu dizeleri yazar.

 

NİSAN YAĞMURLARINA KAN YAĞDI

Cop yarasında Atatürk vardı

Gelincikle papatyanın kardeşliği

Beyazıt'tan Kızılay'a kadardı.

 

Büyük kızı Füsun’a armağan ettiği şiiri; sevginin, duyarlığın bir top ipek gibi karşımızda salınmasına örnektir. Şiirde sürekli arayışla şiirine yeni ufuklar açmaya çalışan bir şairin duyarlığını görürüz:

 

DÖNE DÖNE  DÖNE

UMUTLARA - SEVİLERE,

DÖNME YOK.

 

Başarılı oyun, böyle güzel gidecek – döne döne

Umut + sevi, yaşamak babamızın malı

Kolkola, yanak yanağa, yuvarlacık

Pazartesi, salı.

 

Düşlerimiz en dişi maymunlukları, akşamların

Anı, ana ana ballanır, döne döne

Umut + sevi, yaşamak Funda’ların malı

Ellerimde üçgen kırıtışları, yıldızların, tence

Gözlerime, gözlerin akmalı.

 

 

Yıllar boyu üzerine yazılar yazdığım Nabi Üçüncüoğlu’nu, Karma Ortaokulu müdürlüğü sırasında tanımıştım. Öğretmenlik stajı yaptığım okulun müdürüyken yakından gözlediğim bu değerli eğitimci-şairin sağlığı o yıllarda iyice bozulmuştu. Öldüğünde Beşikdüzü’nde öğretmendim.

Yıllarca yaptığım hazırlıklara bir biçim vermek için 2009’da bu değerli eğitimcinin, bu özgün şairin yaşamını, Memleket Şairi Nabi Üçüncüoğlu adıyla kitaba dönüştürmüş, emeğinin yitip gitmemesi için elimden geleni yapmıştım. Özellikle bugün çok kişinin bulamayacağı Memleket’i de kitapta vererek onun şiirdeki emeğini, başarısını sevenlerine aktarmaya çalışmıştım.

Değerli şairimizin büyük kızı Av. Füsun Üçüncüoğlu (Akyener) ile yaptığım söyleşide, Füsun Hanım, Torul ve Trabzonluların yakından tanıdığı annesi Ayçin Hocahanımı da anarak soruma şu yanıtı vermişti:

- Zigana dağına nasıl kar yağdığını -o yörede öğretmenlik yapan biri olarak- ben de çok iyi bilirim. Bu durum, duyarlı insana ufuk açmada büyük bir zenginlik oluşturur. Babanızın şiirlerinde yöreden tanıdığı kişiler var. Onları “Semiz Usta”, “Burnunu Karıştıran” “Hayri Usta” …biçiminde değerlendiriyor…

-Semiz Usta, Torul’da yaşamış biri. Kim olduğunu bilmiyorum. Onu babamın bir öğrencisi anlatmıştı. Elma ağacı, şiirlerinde önemli yer tutuyor. Torul’un, babamın kişiliğinde yer tuttuğu gibi annemin yaşamında da önemli bir yerinin olduğunu, annemin ölümünden sonra daha iyi kavradım. Bunu da annemin ölümünden sonra gittiğim Bayramiç’te fark ettim. Annemin Torul’u sevmesinin nedenlerinden biri, Bayramiç coğrafyasıyla Torul’unkinin büyük benzerlik gösterdiğidir. Bayramiç’e gittiğimde kendimi Torul’da hissettim. Bayramiç, Kaz Dağlarının eteğinde, elma ağaçları içinde bir kasaba, aynen Torul gibi…                             

Nabi Üçüncüoğlu, ömrünün baharında 47 yaşında aramızdan ayrılmıştı.

Rasim Şimşek öğretmenim, onun için “Şimdi Nabi Öğretmen, Van gölün­den Marmara'ya bir aşk gibi yüreğin­de taşıdığı memleketinin sevgi-toprağında “saygıların en güzeli”ne bü­rünmüş yatıyor.” demişti.

Akrabası, şair Gündoğdu Sanımer de  “Anadolu insanının yoksulluğu, çaresizliği, bitmez tükenmez yalnızlığı, Nabi Ağabey'in şiirlerinde en yalın, en güçlü ifadesini buluyordu. Onun, içinde yaşadığı ortamı görmeden bütün bunları yeterince algılamak, belki de olası değildir. Çevresinde gördüğü insanların yaşamlarını, araya hiçbir slogan koymadan tüm gerçekliğiyle anlatabiliyordu. Gözlem gücü, yalın anlatımı, humoru ve güzelim dizeleri bugün de içimizi ısıtacak niteliktedir.” diye yazmıştı.

Yakın dostu Şair Subutay Hikmet ise çok sevdiği arkadaşı Nabi Üçüncüoğlu’nun ardından şu dizeleri yazmıştı:

  (…)

“Şimdi Godil deresi öksüz

  Şafakta gümüş gümüştür

  Perşembelerden sonra bir cuma

  Bakarsın Nabi ölmüştür

 

  31 Ocak 1969

  Perşembelerden sonra bir cuma

  Elveda dedim size

  Elveda karatahtalara ak kâğıtlara

  Ama bana ağıt yakmayın

  Dayanamam ağıtlara”

 

 

Nabi Üçüncüoğlu, ölümünün üzerinden yarım yüzyıl geçse de emeği, öğretmenlik hizmeti, şiirleri, çevresine tuttuğu ışık, sevenlerinde çiçek açıyor. Anısına saygılar sunuyor, onu tanımaktan, yazmaktan gurur duyuyorum.

Nabi Üçüncüoğlu-Ayçın Üçüncüoğlu, kızları Füsun ve Funda ile.

 

 

Nabi Üçüncüoğlu öğrencileriyle…

 
30 Ocak 2019 Çarşamba 15:00 
Yorum YapYazdır
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Süleyman Atal</p> <p>2019-01-31 22:57:25</p> <p>Füsün hanım babanız orta okulda müdürümüzdü çok nazik beyfendi öğrencilerini seven onlara bir şeyler öğretmek için büyük bir özveri gösterirdi anneniz Ayçın hanım lisede Coğrafya öğretmenimdi her ikisinede Allahtan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun Işıklarda uyusunlar </p> <p>Füsun AKYENER</p> <p>2019-01-30 16:51:22</p> <p>Her şeyin çok hızlı tüketildiği zamanımızda ölümünün 50. yılında Kıymetli Babamız Nabi ÜÇÜNCÜOĞLU'nun sayın Ahmet Özerin çok değerli anlatımları ile anılması bizi çok duygulandırdı. Sayın Ahmet Özer'e teşekkürlerimizi sunarız Füsun Akyener-Funda Üçüncü</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Çiğdem KOÇ
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1590 - Osmanlı Devleti ve İran arasında İstanbul Antlaşması imzalandı.
1779 - Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Aynalıkavak Antlaşması imzalandı.
1788 - ABD'nin Louisiana eyaletinin New Orleans kenti yangında tamamen yandı.
1851 - Çin imparatoru Tu Duc bütün Hıristiyan rahiplerin öldürülmesini emretti.
1857 - Tokyo'da meydana gelen depremde 100.000'den fazla kişi öldü.
1871 - Otto von Bismarck prens ünvanını aldı.
1914 - Başyazarlığını Nigar Hanım'ın yaptığı "Kadınlık" adlı dergi haftalık olarak yayımlanmaya başladı.
1919 - Macaristan Sovyet Cumhuriyeti kuruldu.
1921 - Askerî Polis Teşkilâtı'nın faaliyetlerine son verildi.
1928 - Charles Lindbergh'e ilk trans-atlantik uçuşu gerçekleştiren kişi olması dolayısıyla şeref madalyası verildi.
1935 - Şah Rıza Pehlevi, uluslararası topluluğa seslenerek ülkesinin Persia olarak değil, "Aryanların ülkesi" anlamına gelen İran olarak adlandırılmasını istedi.
1937 - Tunceli'de Dersim İsyanı başladı.
1941 - Ankara radyosu yeniden Rumca yayına başladı.
1952 - 950 grostonluk Galatasaray şilebi, Karadeniz'de Kefken açıklarında battı, 15 kişilik mürettebattan kurtulan olmadı.
1960 - Apartheid: Sharpeville katliamı: Güney Afrika'da polis, silahsız bir grup siyah göstericinin üzerine ateş açtı: 69 siyah öldü, 180'i yaralandı.
1963 - Alkatraz Hapishanesi kapatıldı.
1964 - Boulanger Müzik Ödülü'nü Türk piyanist İdil Biret kazandı.
1965 - Ranger 9 Ay'da araştırma yapmak üzere fırlatıldı.
1965 - Martin Luther King 3.200 kişilik bir grupla, insan hakları yürüyüşü için Selma, Alabama'dan Montgomery, Alabama'ya doğru yola çıktı.
1978 - Rodezya'da beyaz ırkın egemenliği sona erdi, üç siyah bakan göreve başladı.
1979 - Atina Yüksek Mahkemesi aldığı kararla Türkiye'nin Kıbrıs'a yaptığı müdahalenin, Zürih Antlaşması'nın IV. maddesine göre yasal olduğunu onayladı.
1980 - Jimmy Carter, ABD'nin, Sovyetlerin Afganistan'ı işgalini protesto ettiğini ve Moskova'da düzenlenen 1980 Yaz Olimpiyatları'na katılmayacağını açıkladı.
1990 - Namibya, Güney Afrika'dan bağımsızlığını ilan etti.
1990 - Moğolistan'da çok partili siyasi hayata geçildi.
1991 - Ankara'nın eski belediye başkanlarından, mimar ve yazar Vedat Dalokay ile eşi trafik kazasında öldü.
1991 - Nevruz kutlamalarında birçok il ve ilçede olaylar çıktı.
1992 - Van, Şırnak, Cizre ve Adana'da Nevruz kutlamaları sırasında çıkan olaylarda 38 kişi öldü.
1993 - Nevruz kutlamaları olaysız geçti. Aynı gün Antalya'da yapılan Türklük Kurultayı kutlamalarına Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Süleyman Demirel de katıldı.
2008 - Ergenekon Çetesi suçlamasıyla İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu gözaltına alındılar.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
26
17
7
2
58
2
Galatasaray
26
15
7
4
52
3
Beşiktaş
26
13
8
5
47
4
Trabzonspor
26
12
7
7
43
5
Malatyaspor
26
10
7
9
37
6
Konyaspor
26
8
11
7
35
7
Antalyaspor
26
10
5
11
35
8
Çaykur Rizespor
26
8
10
8
34
9
Sivasspor
26
9
7
10
34
10
Kasımpaşa
26
10
4
12
34
11
Alanyaspor
26
10
4
12
34
12
Kayserispor
26
8
9
9
33
13
Fenerbahçe
26
7
10
9
31
14
Ankaragücü
26
9
4
13
31
15
Bursaspor
26
5
13
8
28
16
Göztepe
26
8
3
15
27
17
Erzurum BB
26
4
10
12
22
18
Akhisar Bld.Spor
26
5
6
15
21
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
14.03.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu043241424353
 
On Numara
18.03.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu02040607091114161927344146515562656668697577
 
Sayısal Loto
20.03.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu010522264049
 
Şans Topu
20.03.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu021228323402
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:35
  • Güneş06:16
  • Öğlen12:40
  • İkindi16:06
  • Akşam18:43
  • Yatsı20:12
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık