AKP'li İsmet Yılmaz, MHP'nin dolaylı desteğiyle TBMM Başkanı
Ömer Turan

Hayatı çalınmış bir yazar: Hasan İzzettin Dinamo

Ömer Turan

 
7 Mayıs 2013 Salı 17:26 
Yorum YapYazdır
 

26-28 Nisan tarihleri arasında Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bir dizi sempozyum vardı. İlçenin sosyal, kültürel, tarihsel ve sanatsal boyutlarının işlendiği sempozyum konularından biri de Akçaabat Ahanda köyü doğumlu Hasan İzzettin Dinamo’ydu.

 

Prof. Dr. Kemal Çiçek’in yönetiminde gerçekleştirilen sempozyumun katılımcıları ve bildiri konuları şöyleydi: (Broşürde yazılan şekliyle)

 

Prof. Dr. Ali Birinci (Polis Akademisi)

“İstanbul’da Akçaabatlı Bir Şair”

Yrd. Doç. Dr. Hatem Türk (Giresun Üniversitesi)

“Ahanda’dan Karacaahmet’e 87 Yıllık Bir Şiirin Öyküsü: Hasan İzzettin Dinamo’nun Şiirleri’’

Okt. Emine Bilgehan Türk (Giresun Üniversitesi)

“Savaş Yıllarının ve Milli Mücadelenin Ahanda’dan Yükselen Sesi: Hasan İzzettin Dinamo’nun Romanlarında Karadeniz’’

Mehmet Kuvvet (Eğitimci- Yazar)

“Bir Ahandalı: Hasan İzzettin Dinamo”

Mehmet Kuvvet, aynı tarihlere denk gelen İzmir Tüyap Kitap Fuarı’ndaki etkinliğinden dolayı sempozyuma katılamadı.

 

Doğumundan ölümüne kadar bütün yaşamı acılar, yoksulluklar, işkenceler, sürgünler ve hapisler içinde geçen Hasan İzzettin Dinamo bu sempozyumda deyim yerindeyse yeniden katledildi. Herkesin google üzerinden kolayca erişebileceği yaşam öyküsü ve şiirlerinden başka araştırmaya yönelik yeni bir bilgiye rastlamadım. İlk konuşmacı  Prof. Dr. Ali Birinci içinde Hasan İzzettin Dinamo geçen bir cümle dahi kurmadı. Yazdığı kitaplarının reklamını yapmaktan başka neyi anlattığını açıkçası anlayamadım. İkinci konuşmacı Yrd. Doç. Dr. Hatem Türk ise tam bir fiyasko örneğiydi. Bir kere bildiri başlığında çok önemli bir hata yapmıştı. Dinamo’nun 80 yıllık ömrünü 87 yıla çıkarmış. Yaptığı hatayı birisi ona söylemiş olacak ki konuşması sırasında bu hatasından dolayı özür diledi. Bir akademisyen, hazırlandığı konu üzerinde doğru dürüst bir araştırma yapmadan insanların karşısına çıkabiliyorsa, yetiştirdiği öğrencilerin durumunu varın siz düşünün. Diğer önemli gafı ise, Dinamo’nun şiirlerinde isyan yoktur cümlesiydi. Dinamo’yu hamaset edebiyatına eklemlendirmeye çalışması ve onun devrimci tarafını etkisizleştirip düzen yanlısı gibi göstermesi başlı başına yazara bir ihanetti. Üçüncü konuşmacı Emine Bilgehan Türk’de Dinamo’nun birkaç romanının özetini çıkarmıştı sadece. Romanlardaki felsefeye, sosyolojik olguya ve karadenize hiç değinmedi. Kısacası ortaöğretim okulları açar gibi üniversiteler kurup içi boş akademisyenlerle ne tarafa doğru sürüklendiğimize bir kez daha üzülerek tanık oldum.

 

Sempozyumla ilgili diğer eleştirilerimi yazımın sonuna saklayıp kendi deyimiyle onu mesleğinden, geleceğinden ve yaşam umudundan eden, tam otuz yıl dayanılmaz bir çilenin içine atan iki şiirinden söz etmek istiyorum. İsyan sözcüğünün Dinamo’nun yaşamında ve eserlerinde nasıl bir izlek oluşturduğunu da göreceksiniz.

 

Yıl 1944

Hasan İzzettin Dinamo İstanbul’da arkadaşı Hasan Basri Alp’in (Daha sonraları Sansaryan Han’da polis tarafından merdiven boşluğundan atılarak öldürülür. Emniyet tarafından düşerek öldüğü açıklaması yapılır…) evinde saklandığı sıralar birlikte faşizme karşı yeni bir edebiyat ve düşünce dergisi çıkarmaya karar verirler. Hasan Basri, Dinamo’dan dergiye bir şiir yazmasını da ister. Dinamo o gece

“Türk Sovyet Cumhuriyeti” adlı şiiri yazar.

 

Sonrasını şöyle anlatır Dinamo:

“Ertesi gün Basri’ye, dergiye koyacağımız ilk şiirin müsveddesini okuduğumda ağzı açık kaldı. Sanki bir devlet kurulmuş gibi oğlan atılıp alnımdan öptü.”

Bu şiir, dergide yayımlanmadan önce polisin eline geçer. TBMM’nin kapalı oturumunda tartışmalara neden olur ve Dinamo ağır ceza alır. Hiçbir kitabında olmayan bu şiiri yıllar sonra damadı Cemil Acar TBMM arşivinden bulup çıkarır.

 

İşte o şiir:

 

Aziz Türk işçisi!

Tütüncüm, tornacım, mensucatçım, ateşçim ve sair

Dünyanın kurtuluş saati çalıyor.

Biliyorum ki en kabadayınız

Soğuk tütün depolarında

Koca bir hafta harcadıktan sonra

Ancak bir kefen parası alıyor,

Karısını veya çocuğunu gömmek için.

Aziz Türk işçisi!

Senin bahtın,

Yaralı parmaklarınla ayıkladığın

Malum tütünün zifiri kadar karadır.

Haydi, sen de aslanlar gibi göster boyunu,

Böyle süklüm püklüm durduğunu

Gören kahpe vurguncular ve onların hükümeti,

Bırakıp senin nasırlı ellerine

Bu güzel memleketi,

Savuşsunlar birer köşeye, çil yavrusu gibi.

Öyle silkin ki aziz işçim,

Benim tornacım, tütüncüm, mensucatçım ve işçim,

Bütün Türkiye’deki ağaçların

En üst dallarından en alt dallarına kadar

Senin nasırlı ellerinle asılanlar

Harikulade bir meyve zenginliği manzarası versin.

Bu işe meşhur Sultanahmet Meydanı vakası

Vaka-i Vakvakiye bile imrensin.

Çekip alalım ayaklarından

Donlarına varıncaya kadar onların,

Gömülelim koltuklarına o ılık salonların…

Dışarıda yağarken buram buram kar,

Aç ve soğuk günlerden kalma hatıralar,

Karışıp halka halka Bafra tütünü dumanına

Bize göz kırpacak uzak yıldızlar.

Hülasa, Türkiye Sovyet Cumhuriyeti,

Çalışmak, yaşamak, gezmek hürriyeti

İçin kurulacaktır.

Ve bunlara karşı çıkan babamız bile olsa

İnsafsızca ve merhametsizce

Tutulup çarmıha vurulacaktır.

Yazdığı bir şiirden ötürü ilk defa ceza almıyordu Dinamo. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim bölümünde okurken Nazım Hikmetle tanışır ve uzaktan uzağa şiir ve sanat üzerine mektuplaşırlar. Okulu bitireceği yıl İnönü’ye karşı yayımlanan siyasal bir bildiride adı geçince tutuklanır. Dolabı aranır, yazılarına ve şiirlerine el konulur. Bunların arasında “Tren” adlı şiir dikkati çeker.

 

Asım Bezirci, “On Şair On Şiir” adlı eserinde bu şiiri şöyle anlatmaktadır.

 

“ Dinamo’nun söylediğine göre, Sivas – Erzurum demiryolunun yapılışında çalışmış askerlerin halini yansıtan bir şiirmiş bu. Korkunç Temmuz sıcağının sapsarı bozkırı yakıp kavurduğu bir öğle vakti, bacaklarında yazlık asker pantolonu, gövdelerinin üst yanı bütün çıplak, iri yarı, dev gibi, genç iki sıra istihkâm askeri kızıl demire dönmüş omuzlarına kaldırdıkları çelik rayları ritmik yürüyüşlerle bir sağa bir sola sallayarak taşıyan işçileri anlatıyormuş. Lirik ve trajik tonlarla örülen şiir İsmet İnönü’ye duyurulmuş. Sonra, Dinamo gerek bu şiir gerekse sözü geçen bildiri dolayısıyla 1935’de dört yıla hüküm giymiş.”

“Tren” şiiri ile başlayan hapis ve sürgünler bütün yaşamını etkilemiş ve ömrünün sonuna kadar düzen için sakıncalı bir yazar olmuştur. Binlerce şiiri ve onlarca romanı gerek polis baskınlarında gerekse sürgün yıllarında kaybolup gitmiştir.

 

Ölümünden kısa bir süre önce Kıyı dergisi için Alâettin Bahçekapılı ile yaptığı bir söyleşide; Bahçekapılı’nın “ Sizin bir de, Adana’ya giderken yolda çaldırdığınız bir bavul var” anımsatması üzerine şöyle diyecektir Dinamo: “ Onlar hep yürekler acısı. Bakmayın, ben bütün hayatımı çaldırdım. Hiç yazılmamış, basılmamış şiirler. Yahut kaybettiklerimi tekrar anımsayarak yazmaya çalışmışımdır.”

Hasan İzzettin Dinamo toplumcu gerçekçi edebiyatın özgün sesiydi. Şiirlerinde özgürlük, demokrasi ve barış temaları başat konumdadır. Ezilen ve sömürülen halkların mücadelesini yaşamı ve eserleriyle özdeşleştirmiş gerçek bir yurtseverdi. Çocukluğundan beri bir savaş düşmanı barışseverdi. Toplumsal değişim ve dönüşüm olgusunun yoksul halk üzerindeki etkilerini romanlarına taşıdı. İsyan onun için emperyalizme ve sömürüye karşı başkaldırının birincil öznesidir.

 

Tekrar başa dönersek; Hasan İzzettin Dinamo sempozyumuna katılan akademisyenlerin hazırlıksız ve baştan savmacı bildirileri eskinin basit bir tekrarı oldu. Devrimci yönü es geçilerek, yaşamı boyunca uğradığı haksızlıklar görmezden gelindi. Yüzeysel metinlerden oluşan bildirilerde Dinamo’nun barışsever özelliğine neredeyse hiç değinilmedi. Kaybolan eserlerinin izini süren damadı Cemil Acar’ın arşivinden yararlanma ihtiyacı bile duymamışlardı. Mehmet Kuvvet’in hazırladığı Dinamo’nun özgün fotoğraflarından oluşan slayt gösterimi sempozyumu kurtaran tek sunumdu. Bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış bu şiirini özellikle yazıma konu yaparak Dinamo’yu etkisizleştirenlere cevap vermek istedim. Çünkü onun tek bir dizesi bile başlı başına bir sempozyum konusudur.

 

Ne yazık ki, ölümünden yıllar sonra bile Dinamo’ya hâlâ haksızlık yapılıyor.

 

Ömer Turan

omerturan@yandex.com

 

 
7 Mayıs 2013 Salı 17:26 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
5
5
77
2
Fenerbahçe
34
22
8
4
74
3
Beşiktaş
34
21
6
7
69
4
İstanbul Başakşehir
34
15
14
5
59
5
Trabzonspor
34
15
12
7
57
6
Bursaspor
34
16
9
9
57
7
Mersin İdman Yurdu
34
13
8
13
47
8
Torku Konyaspor
34
12
10
12
46
9
Gençlerbirliği
34
10
10
14
40
10
Gaziantepspor
34
11
7
16
40
11
Eskişehirspor
34
9
12
13
39
12
Akhisar Bld.Spor
34
9
11
14
38
13
Kasımpaşa
34
9
10
15
37
14
Çaykur Rizespor
34
9
9
16
36
15
Medicana Sivasspor
34
9
9
16
36
16
KDÇ Karabükspor
34
7
7
20
28
17
SAİ Kayseri Erciyesspor
34
5
12
17
27
18
Balıkesirspor
34
6
9
19
27
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
Haber sistemizin yeni biçimini beğendiniz mi?
Evet, beğendim
Hayır, beğenmedim
Fena değl
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:26
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:37
  • Akşam20:06
  • Yatsı22:05
 
Tarihte Bugün
1698 - İngiliz mucit Thomas Savery, ilk buhar makinesinin patentini aldı.
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.
1829 - 25.000 kişilik bir Rus ordusu Balkanları boydan boya geçerek Burgaz'ı ve Sliven'i teslim aldı.
1839 - Küba açıklarında, bir köle gemisi olan Amistad'daki 53 köle ayaklandı.
1900 - Friedrichshafen, Almanya yakınlarında ilk Zeplin uçuşu gerçekleştirildi.
1917 - Yunanistan Türkiye'ye savaş ilan etti.
1932 - Keriman Halis, Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi.
1932 - Birinci Türk Tarih Kurultayı, Atatürk'ün huzurunda Ankara Halkevi'nde toplandı.
1934 - Uzun bıçaklar gecesi Ernst Röhm'ün ölümüyle sona erdi.
1945 - 15 Yunan mülteciyi öldüren iki kişi, İzmir Saat Kulesi altında idam edildi.
1964 - ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, kamu alanlarında ırk ayrımcılığını yasaklayan Yurttaşlık Hakları Yasasını imzaladı.
1966 - Fransa, Pasifik'teki ilk nükleer bomba denemesini Moruroa adasında gerçekleştirdi. Denemenin kod adı Aldébarandı.
1966 - Antalyaspor kulübü kuruldu.
1972 - Bülent Ecevit, CHP Genel Başkanı seçildi.
1976 - 1954 yılından beri ayrı olan Kuzey ve Güney Vietnam birleşerek Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti'ni kurdu
1978 - O yıllarda bir gezegen olarak kabul edilen Pluton'un, Charon uydusu keşfedildi.
1985 - Andrey Gromiko, Yüksek Sovyet Prezidyumu başkanı olarak atandı.
1986 - Meksika'da oynanan Dünya Futbol Şampiyonası'nda Arjantin şampiyon oldu.
1990 - Mina'da şeytan taşlamaya giden hacı adayları tünelde sıkıştı; 609'u Türk, 1426 kişi öldü.
1992 - Olimpiyat Oyunları kapsamında ilk kez New York'ta düzenlenen Dünya Zekâ Oyunları Şampiyona ve Kongresi'nde Türkiye beşinci oldu.
1993 - Sivas Madımak Oteli yakıldı. Otelde bulunan kişilerden 37'si yanarak öldü.
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.
2004 - Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremde 18 kişi öldü.
 
Arşiv
 
Süper Loto
25.06.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu151826343638
 
On Numara
29.06.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu03051012141920222428303540414450525367697576
 
Sayısal Loto
27.06.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu151626314445
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık