Akit'ten Atatürk ve Kemalizm üzerinden büyük kışkırtma
Mehmet Polat

BİR ZAMANLAR HEPİMİZ ÇOCUKTUK

Mehmet Polat

 
9 Temmuz 2018 Pazartesi 19:46 
Yorum YapYazdır
 
 

 

Karşılıksız seven yakınları varsa, çocuk şanslıdır. Bunun dışında itilip kakılır, çalıştırılır, öğüt verilir, kulağı çekilir, sıranın en arkasına atılır, tembeldir, sorumsuzdur, potansiyel suçludur… Eşitsizliğin hüküm sürdüğü toplumlarda büyümek, yetişkinlere karşı savaşmak gibidir. Çocuk savaşmayı ne bilsin, birilerinin onun için savaşması gerekir. Bu da kolay değildir. Eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı mücadele veren herkes, bunun eşit güçler arasında geçmediğini bilir. Yalnızca güçlü ve haksız olanla değil, haksızlık ortamında yaşamak zorunda kalmanın sende yolaçtığı güçsüzlüklerle de boğuşman gerekir. Bu yüzden, adalet savaşçıları genellikle yoksul ve dışlanmışlar arasından çıkar. Ve her şeyi anlayan, öğrenen ama birçok şeyi bilmeyen, yaşamak için tükettiğinin henüz karşılığını veremeyen çocuklar için de savaşır. Toplumun geleceği adına…

 

Çocuk zengin ve soylu bir aileden olabilir. Ama kişisel olarak hiçbir şeyi yoktur. Hiçbir şeyi olmayanlar adına savaşmak, onlar için her şeyi istemek demektir. Yaşanan hayatın pespayeliği yüzünden elinde çok az şeyin varken, böyle bir savaşı anlamını bilerek sürdürmekte zorlanırsın. Sonsuz inat, ısrar ve fedakârca dayanışma gerektirir. Bu yüzden, kürsülere çıkıp “asalım, keselim, hadım edelim” diye nutuk atmak en kolayıdır. Zaten varolan yasaların üstüne yenileri yapılır. Ne önemi var, nasıl olsa adaletsizlikler diyarında hiç biri uygulanmayacaktır. Çocuk, ortak geleceğimiz ve ortak geçmişimizdir. Önemsenmediği gibi bir de zarar görüyorsa, toplum çürüyor demektir. Çürümenin göbeğinde debelenenler kokuyu duymazlar. Bir de “bu konularda çok hassasız” diyerek, çürük yerleri örterler.

 

Çocuk beyaz bir kâğıttır, toplum üstüne ne yazarsa, büyüdüğünde o olur. İyiliğinden değil, içinde “iyi” ya da “kötü” doğuştan gelen hiçbir şey taşımadığı için masumdur. Herkes korkak, cesur, ikiyüzlü, acımasız, sevecen vb karakter özelliklerinin hepsine yatkındır. Çocukken hayat hakkında çok az şey biliriz; bilinçli ya da bilinçsiz, belli koşullarda yaşamak zorunda kaldıkça bir şeyler öğrenir ve bunları kullanışımızla orantılı bir hayat süreriz. Toplumsal varoluş koşulları, kim ve neci olacağımızı belirler.  

 

Şu iki şey insan türünü diğer canlılardan ayırır: bedenine oranla en büyük beyne sahip olması ve yaşamını toplumsallaşarak sürdürmesi. Türümüzün doğada boy göstermeye başlaması yenidir. Bugünkü insana benzeyen canlılara ait en eski örnekler birkaç yüz bin yıl, tarım sayesinde yerleşik toplum düzenine geçişimiz ise ancak birkaç on bin yıl kadar öteye gider. Oysa at, çakal, gergedan gibi hayvanların bugünkü halini alışı milyonlarca yıl, arı, karınca gibi sürü halinde yaşayan böceklerinki ise yüz milyonlarca yıl önce tamamlanmıştır. İnsanın dünyada bu kadar kısa sürede ve bu denli yaygınlaşarak çevresini başka canlıların yapmadığı ölçüde büyük bir değişime uğratması, düşünme yeteneği ve toplumsal yaşamının birbirini beslemesinin sonucudur. İnsanın fiziksel özellikleri, diğer pek çok canlı gibi doğada yalnız başına yaşamasına yeterli değildir. Bu eksiğini, düşünme yetenekleri sayesinde giderir. İnsan zihni hızlı, yaygın ve derinlemesine işler. Çabuk öğrenir, öğretir, uygular ve yaptıklarının sonuçlarını denetleyerek mükemmelleştirir. Böylece insanla ilgili her şey, neden ve sonuçları bakımdan toplumsal nitelik kazanır. Eğer iyi özellikleri üreten toplumsal nedenler güçlendirilir ve kötü özelliklere yol açanlar azaltılabilirse, birkaç yüzyıl içinde bugünkü ile karşılaştırılamayacak kadar mutlu bir toplumsal yaşama geçilebilir.

 

Ama önce bugünün eşitsiz koşullarını değiştirmeye öncülük edeceklerin eğitilmesi gerekir. Bir kez bu sağlanarak değişim başlatıldığında, önceki koşulların eseri olan kötü sonuçlar da ortadan kalkacaktır. Böylece bugünün bencil, bireyci, rekabetçi, “her koyun kendi bacağından asılır” zihniyetiyle sürdürülen ve birçok kötülüğün kaynağı olan hayatın yerini, toplumun genel çıkarlarına uygun olarak yaşanan yeni bir hayat alacaktır.

 

Her insan fiziksel engeller dışında, benzer özelliklere sahip olarak doğar. Kiminin sesi daha güzel olabilir. Ama asgari bir müzik eğitimi sayesinde, herkesin kulak tırmalamayacak kadar iyi şarkı söylemesi mümkündür. Öğrenmek-öğretmek, toplumsal özelliğimizdir. Bu konudaki yeteneklerimizi, bizi maymundan ayıran genetik fark sayesinde sahip olduğumuz beyin kapasitemize borçluyuz. Maymun zamanla insana dönüşmemiş, genetik bir yol ayrımı sonrası insan türü ortaya çıkmıştır. Yaşamsal dürtülerimiz bakımından diğer canlılardan farkımız yoktur. Acıkır, yer, içer, acıdan kaçar, neslimizi sürdürürüz vs. Ancak bunları doğal olarak değil, toplumsal yaşamın kodlamaları çerçevesinde ve “her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” misali farklı yaşam tarzları içinde yaparız. Dürtülerimiz “yemek ye” der. Nasıl yiyeceğimizi ise aldığımız toplumsal eğitim söyler. Başkalarından öğrenir, yaptıklarımızı ve öğrendiklerimizi karşılaştırarak yeni sonuçlara varır, bunu başkalarına aktarırız. Aktarım için mutlaka anlatmak gerekmez, gözlem, taklit, tahmin de yeterlidir. Şimdilerde bu işleri medya üstlenmiş durumda. Ne yapmak gerektiğini, egemen medya söylüyor. Bu çerçevede, her yaptığımız öğrenilmiş bir davranıştır. Eğer yanlışsa, doğrusu da öğrenilebilir. Dolayısıyla bir davranışın faili belli bir kişi olsa da, arkasında her zaman toplumsal varoluş koşulları yatar. Evet, toplum düzeninin korunması için suç cezalandırılmalıdır. Ancak düzeninin iyileştirilmesi için ceza yetmez, suçu yaratan koşulların ortadan kaldırılması gerekir. Koruma, suçu oluşturan koşullara teslimiyeti; iyileştirme ise suçun başkaları tarafından da öğrenilemeyeceği farklı koşullar yaratılmasını içerir.

 

Son günlerin gözde konusu “çocuk tacizi” sorununa geleceğim. Eskiden “tecavüz” denirdi, şimdi eylemi genelleştirip yumuşatarak “taciz” deniyor. Biz de bu anlam genişletmesine uyuyor ve yazının başında belirttiğimiz doğrultuda, çocuk tacizlerini eşitsiz toplumsal yaşamın bir parçası olarak görüyoruz. Taciz yalnızca yetişkin erkekler tarafından yapılmıyor, bütün yetişkinlerden zayıflara ve daha çok, çocuktan çocuğa yapılıyor. Tepkimizin biricik nedeni çocukların masumiyeti değil, aynı zamanda hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve taciz yaşamadıysak bile kurbanlar olduğunu duyduk, gördük, bu konuda defalarca uyarıldık. Sorun geçmişte ve bugün, hep toplumsal nitelikteydi. Eskiden, “manevi değerlere önem verilmediği için böyle oluyor” denirdi. Şimdi bu değerlere önem verenler yönetimde ve suçun yaygın olarak işlendiği yerler arasında “manevi değer” üretilen alanlar geliyor. Bu kez de laik çevreler karşı suçlamada bulunuyor. Uzmanlar, çocuklara yönelik cinsel suçlarda failin hasta biri olmadığını, normal ve eğitimli olduğunu, kendini genellikle öğretmen, antrenör, din elemanı, sağlık çalışan vb. güvenilir kişi olarak gizlediğini belirtiyor. Pedofili, saldırganın genlerinde yazılı bir davranış biçimi değil, öğrenilmiş bir tatmin yolu. Unutmayalım, tacizci de bir zamanlar çocuktu. Uzmanlar, tacizcinin de genellikle taciz kurbanı olduğunu söylüyor. Elbette her suç cezalandırılmalı. Ancak hukukta ceza ne kadar ağırlaştırılırsa suç o kadar azalır diye bir anlayış yoktur. Çünkü böyle bir yol yalnızca, suçu örtbas etme girişimlerini arttırır. Öte yandan bu anlayış suçun nedenini suçluymuş gibi göstermekle ilgilidir ve “o da mini etek giymeseydi” diyerek mağduru suçlamak gibidir. Yalnızca 2016 yılında çocuklara yönelik cinsel suçlarla ilgili 15 bin dolayında dava açılmış. Bir de yargıya bildirilmeyenler var. Bu bile suçun bireysel tanımlara sığmayacak kadar büyük olduğunu gösteriyor. TBMM’de 2010 yılında bu suçlarla ilgili “Lanzarote Sözleşmesi” olarak bilinen ve Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan bir sözleşme onaylanmış ve yapılacaklar sıralanmış. Adalet Bakanı’nın ağzından, “kimyasal hadım” dışında bir söz duyan var mı? Sorunu görmezden gelmekle abartılı cezalar önermek arasında bir fark yoktur. Toplumsal bir sorun, muhaliflerin ısrarlı çabası olmaksızın açığa çıkartılamaz ve çözüm geliştirilemez.

 
9 Temmuz 2018 Pazartesi 19:46 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1816 - Varşova Üniversitesi kuruldu.
1863 - Abraham Lincoln, Gettysburg Muharebesi'nin kazanılmasından sonra Gettysburg Konuşma'sını yaptı.
1881 - Ukrayna'da Odessa'nın güneybatısındaki Großliebenthal köyüne meteor düştü.
1900 - İngiltere'de, seçme ve seçilme hakkı isteyen 119 kadın, Avam Kamarası'na zorla girmekten tutuklandı.
1926 - Troçki ve Zinovyev, Sovyetler Birliği politbüro'dan kovuldu.
1938 - Atatürk'ün naaşı, İstanbul'dan Ankara'ya, hazin bir törenle yola çıkarıldı.
1941 - İngiltere Kuzey Afrika'da Alman ve İtalyanlara karşı saldırıya geçti.
1942 - Beslenme, giyecek ve yakacak için "Harp Ekonomisi Bürosu" kuruldu.
1943 - III. Tarih kongresi toplandı.
1946 - Afganistan, İzlanda ve İsveç, Birleşmiş Milletler'e üye oldu.
1949 - İstanbul radyosu normal yayınına başladı.
1954 - Sammy Davis, Jr., San Bernardino-Kaliforniya'da geçirdiği bir trafik kazasında sol gözünü kaybetti.
1960 - Af çıktı. Aftan 15 bin tutuklu ve hükümlü yararlandı.
1967 - TBMM, hükümete ülke dışına asker gönderme yetkisi verdi. Donanma alarma geçirildi, Ankara'daki 28. Tümen İskenderun'a hareket etti.
1977 - Portekiz havayollarına ait bir Boeing 727, Madeira adalarında düştü: 130 kişi öldü.
1977 - Mısır devlet başkanı Enver Sedat, İsrail'i ziyaret eden ilk Arap lider oldu.
1978 - Jim Jones'un lideri olduğu Peoples Temple adlı bir tarikatın üyeleri topluca intihar ettiler. 276'sı çocuk 914 kişinin cesedi, Guyana'nın Jonestown kentinde bulundu.
1979 - Eski milletvekillerinden Ortadoğu gazetesi yazarı İlhan Darendelioğlu, İstanbul'da uğradığı silahlı saldırıda öldü.
1984 - BM görevlisi Enver Ergun, Viyana'da Ermeni saldırganlarca öldürüldü.
1985 - ABD başkanı Ronald Reagan ile Sovyetler Birliği devlet başkanı Mikhail Gorbaçov, Cenova'da ilk kez buluştu.
1988 - Pakistan'da Benazir Butto başbakan seçildi.
1989 - derin uğur osma'nın Sevgilisi Gülsüm Sarıyıldız doğdu
1991 - Süleyman Demirel başkanlığındaki Doğru Yol Partisi ve Erdal İnönü başkanlığındaki Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyonu ile 49. hükümet kuruldu. Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı oldu.
1992 - İstanbul'da polis otosuna açılan ateşte 4 polis memuru şehit edildi. Saldırıyı Dev-Sol üstlendi. Polislerin cenaze töreninde "Kahrolsun İnsan Hakları" sloganı atıldı.
1994 - Halil Mutlu Dünya Halter Şampiyonası'nda 7 dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya kazandı. Naim Süleymanoğlu 64 kiloda 5 dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya, Fedai Güler de 70 kiloda iki dünya rekoru kırarak 2 altın madalya elde etti.
1997 - Des Moines-Iowa'da, Bobbi McCaughey yediz doğurdu. Bu, tüm bebeklerin canlı doğduğu birinci yediz vakası.
1999 - İstanbul'daki AGİT Zirvesi'nin son günü, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması'nın (AKKA) yeni koşullara uyarlanmış şekli, tarafların liderlerince imzalandı.
2005 - Hadisa katliamı
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
8
3
1
27
2
Galatasaray
12
7
2
3
23
3
Kasımpaşa
12
7
1
4
22
4
Malatyaspor
12
6
3
3
21
5
Antalyaspor
12
6
2
4
20
6
Ankaragücü
12
6
1
5
19
7
Beşiktaş
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
6
0
6
18
9
Konyaspor
12
4
5
3
17
10
Trabzonspor
12
4
4
4
16
11
Sivasspor
12
3
5
4
14
12
Bursaspor
12
2
7
3
13
13
Fenerbahçe
12
3
4
5
13
14
Akhisar Bld.Spor
12
3
3
6
12
15
Kayserispor
12
3
3
6
12
16
Alanyaspor
12
4
0
8
12
17
Erzurum BB
12
2
5
5
11
18
Çaykur Rizespor
12
1
5
6
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
15.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu313437394850
 
On Numara
12.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07132023293234384142444653596263697074767779
 
Sayısal Loto
17.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu063034364146
 
Şans Topu
14.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131423262714
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:20
  • Güneş07:06
  • Öğlen12:18
  • İkindi14:51
  • Akşam17:08
  • Yatsı18:41
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık