![]() |
|||
|
|
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 27 Nisan e-muhtırasının, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın anlaşmasına dayandığını öne sürünce… Önce AKP’liler tepki gösterdi, dün de Yaşar Büyükanıt! “Tepki gösterdi” dedim ya, sakın “Nihayet konuştu” diye umutlanmayın… Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bilâ’ya bir paragraflık açıklama yaptı, o kadar: “Bu ifadelerin gerçekle bir ilgisi olmadığı gibi, 53 yıl üniforma giymiş şahsıma karşı hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan hayal mahsulü bir hakaret olarak görüyorum. Kınıyorum, tekzip ediyorum.” Fikret Bilâ kendisine, “Dolmabahçe buluşması”nı sorduğundaysa bir yıl önce yaptığı “açıklamama”yı hatırlatıyor… O “açıklamama” da aynen şöyleydi: “Ben bulunduğum görevler itibarıyla dönemin başbakanları Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz ile de bu tür görüşmeler yaptım. Bunlar devlet işidir. Dolmabahçe görüşmesi de öyledir. Yarım asırdır devletime ve milletime şerefle hizmet ettim. Ancak şeref ve haysiyetime saldırı mahiyetinde kampanyalarla karşı karşıya kaldım. Bu olayın değişik bir boyutu var. Konu siyasete çekildi. İsmim üzerinden siyaset yapılması beni rencide ediyor.” *** Yaşar Büyükanıt o üniformayı 53 yıl giymiş, yarım asır boyunca devlet kademelerinde en önemli görevlerde bulunmuş ama… Gerek bir yıl önceki, gerekse dünkü açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla bir “hukuk devleti”nde “siyasetçi- bürokrat” ilişkileri üzerine pek de kafa yormamış… Başına gelenlere de bu yüzden bir anlam veremiyor ve bunları “hayal mahsulü” olarak nitelendiriyor… Şimdi kendisine tane tane anlatalım: *** Diyelim ki haklısınız Sayın Büyükanıt… Varsayalım ki CHP’nin iddiası “hayal mahsulü…” Hatta, hakkınızda dolaşan binlerce dedikodu da art niyetli! Peki hiç düşündünüz mü, “Ne yaptım da tüm bunlar benim başıma geliyor” diye… Ben söyleyeyim: Bir başbakanın sırdaşı oldunuz… “Sır”rın olduğu yerde, şüphenin, dedikodunun ve hatta iftiranın olabileceği gerçeğini göremediniz… Mutlakiyetlerde vezirler, paşalar; padişahın, kralın dostu olur Sayın Büyükanıt… Çünkü tek mutlak güç vardır: Padişah ya da kral… O yüzden onlarla yapılan “görüşmeler”, gelen talep doğrultusunda gizli tutulabilir… Hatta tutulmalıdır. Yoksa Allah korusun, bir bakmışsınız, bir sabaha karşı kellenizi elinize vermişler! Ama… Demokrasilerde “gizliliğin ve gizli görüşmelerin” yasalarla belirlenmiş kuralları vardır… Öyle her kafasına esen devlet görevlileri baş başa verip, “Gel devlet meselelerini görüşelim ama ölene kadar aramızda kalsın, söz mü?” diyemez… Derse, yasalar karşısında ikisi de suç işlemiş olur… İşte, CHP bugün sizi ve Sayın Başbakan’ı, “gizli görüşme kurallarına uymadan, tutanak tutulmadan devlet meseleleri hakkında karar vermek ve harekete geçmekle” suçluyor… Mahkûm olur musunuz bilemem… Ancak, şu bir türlü açıklamadığınız “Dolmabahçe görüşmesi”nin içeriğini, en azından yüce mahkemeye anlatmak durumunda kalabilirsiniz! *** Keşke geçen sene tam 52 yazıda sorduğum sorulara yanıt verseydiniz ve olayları buralara getirmeseydiniz. Tren kaçtı, kaçıyor; gün, askıdaki şapkanızı alıp önünüze koyma günüdür… Kararınızı verin: Paşa paşa millete mi anlatacaksınız, yoksa mahkeme heyetini mi tercih edeceksiniz? Seçim sizin! *** GÜNÜN SORUSU Polise taş atan çocukların salıverilmesini öngören yasanın çıkmasının üzerinden bir hafta bile geçmedi; BDP Seyhan İlçe Başkanı Hüseyin Beyaz, polise taş atan çocuklara taktik verirken kameralara yakalandı… Bu yasanın çıkmasını “demokratikleşmenin şartı” olarak gören liboş kardeşler; konuşun bakalım, ne diyeceksiniz? *** TRT: ‘Durmak yok, yola devam!’ Daha birkaç gün önce, referandum sürecindeki yanlı yayınları nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından uyarılan TRT, bu uyarıları umursamıyor… YSK kararının diğer televizyon kanallarında okunduğu saatlerde bile, TRT’nin yanlı yayınları hız kesmeden devam etmiş… Cumhuriyet’in haberine göre TRT Haber’de yayımlanan “Çıkış Yolu” programında Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Star Gazetesi Yazarı Ergun Babahan referandum için “hayır” kampanyası başlatan CHP ve MHP’yi sert dille eleştirmiş… Yetmemiş; aynı gün TRT 1’de saat 23.00’te ekrana gelen “Enine Boyuna” programında da açık bir şekilde seçmenden “Evet” oyu istenmiş… *** YSK’nın kararı açık: “Yayınlarda objektiflik, eşitlik, serbestlik ve dürüstlük kavramlarına uygun hareket edilmemesi durumunda konu cumhuriyet başsavcılığına iletilecektir…” Bakalım, hangi savcı, ne zaman harekete geçecek? |
İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
|
||
www.viratrabzon.com 2009 © Tüm hakları saklıdır. Siteden yararlanırken izinsiz ve kaynakgösterilemeden alıntı yapılamaz |
||