Karakter Boyutu :
İşte İran'a Balyoz senaryosu
Geçtiğimiz hafta bir haber vardı ki çoğu televizyon ve gazete bu önemli haberi ıskaladı. Eski Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı Başkanı (CIA) Michael Hayden, İran'a askeri harekatın ''her zamankinden daha muhtemel'' göründüğünü söylüyordu (AP'den AA çevirisi haber-25 Temmuz)
Untitled document

Hayden, CNN'deki bir programda, bu görüşüne, ''ABD diplomatik olarak ne yaparsa yapsın, Tahran'ın şüpheli nükleer programını sürdürmesini'' gerekçe gösterdi.
Bu açıklamada ilginç bir detay daha vardı. O da Eski Başkan George W. Bush döneminin İstihbarat Başkanı Hayden'ın, kendi görev süresinde İran'a saldırının, seçenekler listesinin altlarında bulunduğunu, ancak şimdi böyle bir olasılığın ''durdurulamaz göründüğünü'' söylemesiydi.
Hayden, İran'ın, silah üretme noktasına gelinceye kadar nükleer programını sürdüreceği tahmininde bulundu.

Bu çok önemli sinyal, yaygın medya tarafından görmezden gelindi. Aynı Küba Lideri Fidel Kastro'nun Güney Afrika'daki Dünya Kupası maçlarının oynandığı sırada hasta yatağından yazdığı makaledeki gibi (25 Haziran) :

"Bu cehennem habercisi gibi gelişmeler Dünya Kupası maçları arasında unutulup gidiyor, kimsenin umurunda olmaksızın. Futbol fanatizmi giderek artmakta, dünya üzerinde milyonlarca insanı etkisine almaya başladı bile. Artık şunu sorabiliriz; kaçımız şu sıralarda ABD donanmasının en büyük uçak gemilerinden Harry S. Truman'ın, beraberinde nükleer denizaltılarla birlikte Süveyş Kanalından geçerek İran Körfezine doğru yol almakta olduğunu biliyoruz?"

Kastro'nun bu ifadelerinin üzerinden 1 ay geçti. Arap gazetelerinden El Kuds El Arabi de (20 Haziran), binlerce Mısır askerinin Harry S. Truman'ın 11 diğer Amerikan Savaş gemisi ve 1 İsrail korveti ve İsrail denizaltısıyla Süveyş Kanalı'ndan Kızıldeniz'e girişi sırasında olağanüstü güvenlik önlemleri aldığını duyurdu. Haber İsrail'in Haaretz ve Jeruselam Post gazeteleri tarafından da doğrulandı. Gemilerin şu anda nerede oldukları bilinmiyor. Körfez ve civarında ABD'nin 2 uçak gemisi daha bulunuyor. Bir iddiaya göre de İsrail'in 3 nükleer denizaltısı da Basra Körfezi sularında geziniyor.

Görünen o ki, İran ve civarında ortalık giderek ısınıyor. İran'a bir saldırıya kesin olarak karşı çıkan Türkiye'de de hava sıcaklığı gözle görünür biçimde yükseliyor.

İSRAİL-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ

Bir diğer haber daha vardı ki o görmezden gelinmedi. Bu haber, İsrail karşı casusluk örgütü Mossad'ın Başkanı Meir Dagan'ın, geçtiğimiz haftalarda, ''İran tehdidiyle ilgili müzakerelerde bulunmak amacıyla Suudi Arabistan'ı gizlice ziyaret ettiği'' iddiası üzerine idi.
Haber sitesi WorldNetDaily'nin Tel Aviv çıkışlı bu iddiası, bazı Arap kaynaklara dayandırıldı.
Haberde güvenlik kaynaklarının, konu başlığının İran olduğunu söylemekle birlikte görüşmelerin ayrıntılarıyla ilgili bilgi vermekten kaçındıkları da belirtildi.

İki ay kadar önce de İngiltere'de yayımlanan London Times gazetesi, Suudilerin bir askeri tatbikatı sırasında, İsrail savaş uçaklarının Suudi Arabistan üzerinden İran'a saldırı senaryosunun provası mahiyetinde, Suudi hava savunma sistemi faaliyetlerinin birkaç saat süreyle durdurulduğunu öne sürmüştü.

Arap ve İran kaynaklı haberlerde de, bir İsrail askeri uçağının Suudi Arabistan'a malzeme indirdiği, hatta İsrail'in bu ülkede gizli bir askeri üsse sahip olduğu iddiaları de yer almıştı.

Suudi Arabistan ordusu, geçen yıldan beri Yemen'deki İran yanlısı Şii gruplarla Yemen topraklarında savaşıyor.

Dagan'ın, olası bir İran saldırısı halinde İsrail uçaklarının Suudi hava sahasını kullanmasına göz yumulmasını temin amacıyla 2009 yılında Suudi istihbaratı yetkilileriyle bir araya geldiği yolundaki iddialar iki ülke tarafından yarım ağızla yalanlansa da, sürekli akan bilgiler İsrail-Körfez Arapları işbirliğinin çok da fazla gizli kalamayacağını ortaya koyuyor.

İRAN’IN KARŞI HAMLESİ

Geçen haftadan bu haftaya "diplomatik" gelişmeler tarih sırasıyla şöyle:
Avrupa Birliği, durduk yerde ABD'ye yaranırcasına İran'a yeni yaptırım kararı aldı. Rusya bu kararları eleştirdi.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, ABD'nin gelecek 3 ay içinde Ortadoğu'da "en az iki ülkeye" askeri saldırı düzenleyeceğini öne sürdü. Ahmedinejad, İran'ın İngilizce yayın yapan devlet televizyonu Press TV'ye dün verdiği demeçte "Önümüzdeki 3 ay içinde bölgedeki en az iki ülkeye saldırmaya karar verdiler" ifadesini kullanan Ahmedinejad, İran'ın bu ülkeler arasında olup olmadığı ya da hangi istihbarat nedeniyle böyle düşündüğü konularında ise bir bilgi vermedi.

İran ise ısınan havayı yeni bir diplomasi hamlesiyle savuşturmayı denedi. İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki, nükleer yakıt değişimi konusundaki ayrıntılarla ilgili Viyana'daki 5+1 (BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin ile Almanya) müzakerelerine hazır olduklarını söyledi.
Mutteki, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile İstanbul'daki buluşmasında bu açıklamayı yaptı ve Viyana'daki olası görüşmelere Türkiye ve Brezilya'nın da katılmasını istedi. Rusya'dan olumlu yanıt geldi. AB temkinli baktı.

Mutteki, müzakere için zamanı, Ramazan'dan sonra Eylül ayı olarak gösterdi.

ABD ise İran'a geçen Ekim ayında sundukları nükleer yakıt takasına dair teklifin devamını getirmeye hazır olduklarını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, ülkesinin, İran'a geçen Ekim ayında sundukları nükleer yakıt takasına dair teklifin devamını getirmeye hazır olduğunu söyledi.

Crowley, günlük basın toplantısında bir soru üzerine, ''Tahran araştırma reaktörüyle ilgili ilk teklifimiz konusundaki ayrıntıların ve İran'ın nükleer programının doğasını tam olarak anlamaya dönük çabaları içeren daha geniş kapsamlı hususların İran ile devamını getirmeye hazırız'' dedi.

Diplomatik gelişmeler böyle ama işin askeri boyutu somut bir tırmanmayı işaret ediyor. Azerbaycan, Rusya'dan 300 milyon dolarlık S-300 silah almaya karar verdi. Alımın gerekçesi ise ilginçti. Rus Vedomosti gazetesi, Azerbaycan'ın, silahları Ermenistan'a karşı değil de İran'da ortaya çıkacak olası gelişmelere karşı güvenlik amaçlı aldığını yazdı.

ABD’DE TÜRKİYENİN EKSENİ TARTIŞMALARI

Amerikan Kongresi'nde ise Türkiye'nin dış politikası tartışılırken, hedef yine İran'dı.

Dışişleri Komisyonu oturumunda söz alan yaklaşık 20 milletvekilinin çoğunluğu Türkiye'nin İran ve Ortadoğu politikalarını eleştirdi.
Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu'nda "Türkiye'nin Yeni Dış Politika Yönü ve Türk- Amerikan İlişkilerine Etkileri" başlıklı oturum düzenlendi.
Sözde Ermeni soykırımı tasarısının geçmesinde büyük rol oynayan Komisyon Başkanı Demokrat Partili California milletvekili Howard Berman, Türkiye'nin politikalarını kaygı verici bulduğunu söyledi. Berman, şöyle konuştu: "Türkiye'nin İran, İsrail, Filistinlilere yönelik politikalarındaki kaygı verici değişim ve bunun etkilerini değerlendiriyoruz. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi şöyle dedi: 'Türkiye'nin yönü ve Amerika'yla stratejik ortaklığına bağlılığı konusunda soru işaretleri var.' Benim de bu yönde kaygılarım var."

2005-2008 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Ross Wilson, Türk- Amerikan ilişkilerinde inişlerle çıkışların yeni bir şey olmadığını vurguladı. Wilson, Amerika'nın diplomatik girişimlerinin sonuç vermesi için Washington'un Ankara'ya ihtiyacı olduğunu ve Türkiye'yle çalışmaktan başka seçenek bulunmadığını vurguladı.

Amerikan Enterprise Enstitüsü uzmanı Michael Rubin de AK Parti hükümetinin Türkiye'nin yönünü Ortadoğu'daki daha aşırı uçlara yönelttiğini ve bu değişiklikten geri dönüşün, iktidar değişse bile kolay olmayacağını belirterek, "Tüm göstergelere rağmen Türkiye ne güvenilir bir müttefik ne de ılımlı bir güç" dedi. Amerikan Alman Marshall Fonu uzmanı Ian Lesser da, Türkiye'deki değişimin Türk- Amerikan ilişkilerini etkilemekle kalmayacağını söyledi.
Lesser, "Sözünü ettiğimiz bu değişim Amerika'nın çıkarlarına da yansıyacak. Bu değişim Avrupa'nın güvenliği; Rusya'yla ilişkiler, füze savunma, enerji güvenliği, İran ve Ortadoğu barışını etkileyecektir" dedi.
Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Soner Çağaptay, Türkiye'nin son sekiz yıl içinde ne liberal demokratik bir ülke olabildiğini, ne de arzu ettiği gibi tüm kesimlerle konuşabilen bir "merkez ülke" haline gelebildiğini savundu.

İRAN’A “BALYOZ” SENARYOSU

Bu arada Amerikan kamuoyunda İran'a saldırı olasılığı senaryolarla güçlendiriliyor. Rense. com isimli bir sitede eski bir ABD Hava Kuvvetleri Mensubu subay Douglas Herman, olası bir İsrail-ABD ortaklığındaki İran saldırısını senaryolaştırmış. Bu arada sitede, Herman'ın Irak saldırısı sonrasındaki gelişmeleri doğru bildiği de vurgulanıyor.

Senaryo şöyle:

"İsrail pilotları, ABD yapımı F-15 ve F-16'larla şafaktan önce havalanır ve Lübnan ve Kuzey Irak'ın Kerkük bölgesi üzerinden İran'ın batısındaki dağlık bölgeye ulaşır. Dağlar üzerinde ayrılan İsrailliler, görevlerine inançlarında bir son dakika şovu olarak telsizlerini kapatır. Tahran üzerinde güneşin doğmasından hemen önce, sabah namazı okunmadan füzeler hedeflerine ulaşır. Bu arada ABD Hava Kuvvetleri'nin AWACS uçakları da gözleme ve kayıt halindedir. ABD Ağır bombardıman uçakları da dakikalar sonra savaşa katılır. Sığınak bombaları ve mini nükleer bombalar düzinelerce hedefe yönelirken, İran füzeleri de gökyüzüne yükselir. Buşehr nükleer santrali yerle bir olur. Rus ve diğer yabancı teknisyenler kaçmaya çalışır ama çoğu ölür. Pentagon'da aylar öncesinden dikkatlice hazırlanan planlarda seçilen Sahand ve Yezd'deki hedefler yok edilir. Natanz'daki uranyum zenginleştirme merkezi, Arak'daki ağır su ve radyoisotop merkezi, İsfahan'daki uranyum dönüştürme ve nükleer teknoloji merkezi, İsrail ve ABD bombardımanında eş zamanlı olarak vurulur. İran hava kuvvetleri ve donanması ne olduğunu bile anlamadan yok olur. İran ise füzelerle körfez ve Hürmüz boğazındaki tanker trafiğini vurur. 08.15'te Basra Körfezi'nde petrol akışı durmuştur. Sabah 9'dan önce İran'daki tüm askeri üsler kısmen ya da tamamen yok edilmiş durumdadır. Tahran'da elektrikler kesiktir. 09.15 gibi Irak'taki ABD Yeşil Bölgesine ilk İran şahab füzeleri düşmeye başlar. Bağdat Havaalanı, ABD Askeri üssü ve Yeşil Bölge yerle bir olur. Binlerce Amerikan askeri ölür. Şahablar Tel Aviv'i vurur. İsrail nükleer saldırıya kalkışır ama durdurulur. New York'ta metroya kimyasal saldırı yapılır. ABD'de askeri üslere terör saldırıları olur. Petrol fiyatları artar. Pakistan'da darbe yapılır."

Hüseyin Vodinalı
Odatv.com

 
İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
www.viratrabzon.com 2009 © Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken izinsiz ve kaynakgösterilemeden alıntı yapılamaz