Karakter Boyutu :
Bütün bu gerilim niçin?
Krizden rant ummak felakete götürüyor!

Erdoğan, Ziya Gökalp’in şiirini çarpıtarak, insanları inanan ve inanmayanlar diye ayırarak, neredeyse cihat çağrısı yaptığı için mahkum oldu. AKP, bu mahkumiyeti bir mazlumiyet gibi göstererek, 2002 seçimlerinde büyük bir zafer kazandı.

2007 genel seçimlerine doğru, her fırsatta askerle kriz yaratarak ya da askeri tavır almaya zorlayarak mağdur oyununu sürdürdü. Böylece hem askeri hırpalayıp kamuoyunda tartışılır hale getirdi, hem de bunu 2007 seçimlerinde yine büyük bir zafere çevirdi.

Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi Erdoğan’la dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt arasında bir anlaşma oldu mu bilmiyoruz ama, 27 Nisan 2007’de yayımlanan ‘E muhtıra’, 27 Temmuz seçimlerinin yazgısını belirledi. AKP, mağdur edebiyatı ile yüzde 47 oya ulaştı!

AKP aynı senaryoları 2009 yerel seçimlerinde de denemeye çalıştıysa da, yeterince başarılı olamadı. Yüzde 10 civarında bir oy kaybına uğradı.

Şimdi  anayasa değişikliğine ilişkin halkoylaması ve büyük olasılıkla gelecek yıl genel seçimler var.

AKP’nin işi zor. Çünkü belli başlı bütün alanlarda ciddi başarısızlıklar sözkonusu. Halkın desteği yüzde 30’ların altın düşmüş durumda. Hatta bazı kamuoyu araştırmalarında, birinci sırayı CHP’ye kaptırmış görünüyor.

 

ERGENEKON YALAMA YAPTI, YENİ KRİZLER LAZIM

12 Eylül 2010’da yapılacak anayasa değişikliğine ilişkin halkoylaması, Türkiye’nin de yazgısını belirleyecek. Yargıyı tamamen siyasetin-hükümetin denetimine vermeyi amaçlayan bu değişiklik, demokrasinin de sonu olabilir. Demokrasinin, hukuk devletinin ya da çok sesliliğin (ki bunların Türkiye’de ne kadar olduğu da tartışılır) dayandığı güçler ayrılığı sisteminden, (bir anlamda) her şeyin yürütmenin denetim ve yönetiminde olduğu güçler birliği ya da diktatörlük rejimine geçiş…

Ancak, gerek halkoylamasında AKP’nin istediği gibi ‘evet’ çıkması ve gerekse, (umarız) yapılacak genel seçimlerde üçüncü kez AKP iktidarının sürmesi için yeni krizlere ihtiyaç var.

Artık Ergenekon ve benzeri davalar yalama yaptı. Yandaş medyanın bütün yalan ve karalamalarına, bütün senaryolara karşın kamuoyunda eskisi kadar etki yaratmıyor.

O zaman yeni ve büyük bir krizin zamanıdır.

İşte böyle bir ortamda, 102 görevde ya da emekli subayın, üçüncü kez yakalanması kararı çıkıyor.  Üstelik iki kez gözaltına alınıp bırakılmışlarken.. Üstelik, dosyaya yeni bir kanıt girmemişken…

Aralarında terörle mücadelede en ön safta bulunan seçkin birliklerin komutanlarının da olduğu 102 subay…  Ayrılıkçı ve emperyalist işbirlikçisi teröre karşı savaşırken, kaçak terör örgütü üyesi gibi haklarında yakalama kararı verilerek..

Ortada bir suç varsa kimsenin ayrıcalığı olmasın tabi de, Türkiye için çok önemli olayların öncesinde, hukuka uygunluğu çok tartışmalı, yasaları çok zorlayarak yapılan bu atağın amacı ne acaba?

İki amacı var. Birincisi, önümüzdeki, günlerde toplanacak Yüksek Askeri Şura’da bu askerlerin bir kısmının terfilerini önlemek. İkincisi, halkoylaması öncesinde askerle ortaya çıkabilecek olası bir krizi, yine mağdur edebiyatı ile ‘evet’ lehine siyasal desteğe çevirebilmek.

Bugünlerde bu tür olaylar bekliyorduk zaten. Önümüzdeki günlerde yeni  senaryoların devreye sokulması hiç de sürpriz olmayacak.

 

DELİ SAÇMASI İDDİALAR

Gelelim terör olaylarındaki artışa.

Başta Erdoğan olmak üzere AKP sözcüleri, aylar öncesinden bu yana, şu iki propagandayı yapıyor:

‘’PKK, referandumda anayasa değişikliği olmasını önlemek için terör olaylarını arttıracak’’

‘’CHP, MHP, BDP-PKK, referandumda evet çıkmasını önlemek için ittifak yaptı’’

Kuşkusuz iki iddia da deli saçması, tamamen AKP’nin evet stratejisinin bir parçası.

AKP’nin Kürt açılımının çökmesinden sonra PKK, yeni bir saldırı süreci başlattı. Burada, seçilmiş belediye başkanlarının da içinde olduğu çok sayıda Kürt kökenli vatandaşın tutuklandığı KCK operasyonlarını da anımsamalıyız..

Kaldı ki AKP’nin bu açılım sürecinin önündeki en büyük engel muhalefetti. Açılım süreci muhalefeti güçlendirdi. Büyük bir destek kaybına uğrayan AKP, bu durumu telafi etmek için üst üste geri adım attı. Önce ayrılıkçılara ve sempatizanlarına umut verildi, sonra ani geri çekilme ile büyük hayal kırıklığı yaratıldı. Şimdi de AKP, sanki 25 yıldır memlekette terör yokmuş ve yeni ortaya çıkmış gibi saldırılar kendisine karşı yapılıyor göstererek, bu olayı da bir siyasi ranta çevirme yolunu seçti.  

Öte yandan, PKK’nın arkasında olduğu açıkça belli olan ABD ve AB, aynı zamanda anayasada yapılacak değişiklikler için AKP hükümetine tam destek verdi. AKP de, ABD, AB ve terör örgütü de, yargının tasfiyesini, askerin etkisizleştirilmesini, Türkiye’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne uygun olarak yeniden yapılanmasını  istiyor… Dolayısıyla bu anayasa değişikliği PKK’nın siyasal amaçları ile çelişmiyor, örtüşüyor.. AKP’nin de, PKK’nın da, Kuzey Irak’daki Kürt devletinin de geleceği BOP’ta..

PKK, küresel güçlerin desteği ile saldırı yapıp kan akıttıkça, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin etkisizliği tartışma konusu yapılıyor ve neye hizmet edeceği çok tartışmalı olan profesyonel ordu ya da profesyonel sınır birlikleri ön plan çıkarılıyor. AKP, bir taraftan ‘’açılım sürüyor, bu işi bitireceğiz’’ diyor, bir yandan da uızuın vadede silahlı kuvvetlerin tasfiyesi anşamına gelecek olan özel ordu için düğmeye basıyor.

Krizleri yaratan, krizle beslenip yaşayan AKP hükümeti, sanki yeni ve etkili krizlerin peşinde. Elbet de teröre karşı toplumsal tepki gösterilecek. Ama, toplumsal gerilimden yararlanarak Türkiye’de etnik bir çatışma ortamının yaratılmasına yönelik alçakça girişimler de bu kriz arayışlarının bir parçası.

Gerek askerle bir kriz ortamı ve gerekse terörün azması; referandumda AKP’nin elini güçlendiren gelişmeler.

 
İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
www.viratrabzon.com 2009 © Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken izinsiz ve kaynakgösterilemeden alıntı yapılamaz