Untitled document
Başlık aslında bilinen bir gerçeğin tekrarından başka bir şey değil. Ancak günümüz koşullarında muhalefet partilerine hatırlatmakta yarar var.
Çünkü son birkaç seçimdir, muhalefet nedense seçimlerin sandıkta kazanıldığını unutmuş gibi bir rehavet içinde.
Genel seçimlerden önce 12 Eylül’de bir referandum var. Muhalefet liderleri, haklarını yemeyelim her yere koşturuyor, elinden geldiğince halka gerçekleri anlatmaya ve referandumda “hayır” oyu vermeleri gerektiğini anlatmaya çabalıyor.
Buna karşın, partilerin sandık kurulları ile ilgili çalışma yapıp yapmadıklarını bilmiyoruz.
Bilmiyoruz ama hiçbir çalışma yapmadıklarını da fark etmemek de mümkün değil. Eğer böyle bir çalışmaları olsa medyaya da yansırdı mutlaka.
2007 seçimleri, çok fazla tartışılmasa da pek çok kişinin kafasında hâlâ “Hile mi yapıldı?” kuşkusu var.
Seçimlerden sonra ilk kez ben yazmıştım bu kuşkuyu. Oylar çok çabuk sayılmıştı örneğin. Pek çok kişi başında bekledikleri sandıkların bile sonuçlarını sonradan öğrendiğinde şaşırmıştı.
CHP ve MHP ise seçimlerde bir hile yapılmış olabileceğine inanmamış ve birçok sandıkta hata olduğunu gördüğü halde harekete geçmemişti.
O günlerde bazı parti yöneticilerine hilenin nasıl yapılmış olabileceğini örnekleriyle anlatmıştım. Bir yıl önce önemli bir siyasetçi bu konuda hata yaptıklarını, olayın üzerine gitmeleri gerektiğini itiraf etmişti bana.
Ama bunlar geçmişte kaldı. Şimdi önümüzde bir referandum ve bir de genel seçim var.
Muhalefet şimdiden sandık kurullarını oluşturmak zorunda. Çünkü sandık konusu çok önemli. Sandık başında durmak seyirci gibi oturmak değildir. Yasasını, uygulamalarını ve sandık heyetinin yetkilerini iyi bilmek gerekir.
Bu nedenle de şimdiden oluşturulacak sandık görevlilerinin eğitilmeye başlanması çok önemlidir.
Seçimlerde tahminen 180 bine yakın sandık kullanılacak. Her sandıkta iki görevlinin bulunması 360 bin kişi demektir. Demek ki muhalefet partileri şimdiden sandıklarda görevlendireceği 360 bin kişiyi belirlemek durumunda.
Bu konuda geç kalınırsa sadıklar yine iktidarın elinde kalır, oy sayım ve tutanakların tutulmasında muhalefet pek çok yerde hiç olmaz.
Sonra kimse “Hile mi yapıldı?” diye dövünmesin.
*****
Provokasyondan sarhoşluğa
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı anlamak zor. Bir gün önce İnegöl olaylarının provokasyon olduğunu söyledi. Hatta daha da ileri giderek “referandum öncesi böyle olayların artacağını tahmin ettiklerini” ileri sürdü.
Demek istediği şuydu: “AKP iktidarını devirmek isteyenler her şeyi yapıyorlar. Bunun için ülkeyi kan gölüne bile çevirirler.”
Oysa aynı Bakan dün tamamen aksi açıklamalar yaptı.
Aslına bakarsanız işin doğrusu da buydu. Bakan olarak olayları daha da tahrik edici açıklamalar yerine “soğutucu” sözler söylemesi gerekirdi.
Gelelim Bakan’ın dünkü açıklamalarına. Atalay bu kez de işi “sarhoş kavgasına” çevirdi. Bütün olayları içki içip sarhoş olan ve kendinden geçen bir gruba bağladı.
Atalay belli ki büyük sıkıntı içinde. Bir gün önce “terörist” sıfatıyla aranan bir generale “Ne yaparsanız yapın Amanosları temizleyin” diyor, İnegöl ve Dörtyol olaylarını hükümeti yıkmak isteyenlerin tahriklerine bağlıyor, sonra da geri adım atıp bunun sarhoş işi olduğunu belirtiyor. Belli ki iktidar ipin ucunu iyice kaçırmış durumda. Referandum ve seçime gidilen ortamda bu hiç de hayra alamet değil.
*****
İşe yaradı ama...
Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Muhtıra konusunda Büyükanıt, Erdoğan’la işbirliği yaptı” açıklaması doğal olarak siyaseti karıştırdı. AKP açıklamaya büyük tepki gösterdi. Hüseyin Kılıç “Bu ölüyü bile güldürür” dedi.
Herkes haklı aslında. Çünkü bu tür bir iddianın belgesi, kanıtı olmaz. Tıpkı rüşvetin belgesi olmayacağı gibi.
Ama siz sonuca bakın. Ordu bir gece yarısı muhtırası veriyor. Hükümet bunu ciddiye almadığı gibi gereğini de yapmıyor. Ardından Genelkurmay Başkanı ile Başbakan “Allah’ın tanıklığında” özel bir görüşme yapıyor. Sonra Genelkurmay Başkanı ağzını kapatıyor, ne Atatürk ilkeleri ne laiklik kalıyor. Emekli olunca da teamüllerin dışına çıkarak bir milyon liralık arabasına kuruluyor.
Arada yapılan seçimlerde ise iktidar “darbe ve muhtıra” silahını kullanarak oy oranını yüzde 47’lere çıkarıyor. Yani sonuca bakın siz. Büyükanıt, Erdoğan işbirliği yapsın yapmasın, o muhtıra AKP’ye açık ara seçim kazandırdı mı kazandırmadı mı?
*****
İktidar, başlattığı önemli projelerden biri olarak “bölünmüş yol çalışmaları”nı görüyor. Ancak aynı iktidar, içi doldurulmayan bir açılımın “bölünmüş ülke çalışmaları”na zemin hazırladığını gözden kaçırıyor. (Gani Yıldız)