Untitled document
Türkiye’nin 500 büyük firması sıralamasının başında yer alan Tüpraş, bizim dev rafineri grubumuz. İthal edilen ham petrolü işleyerek petrol ürünlerine dönüştürüyor.
2009 yılında üretimden satışları 15 milyar TL olarak 10 milyar dolar. ABD’nin 500 büyüğünün sıralamasını veren Fortune listesinin başında yer alan büyük mağazalar zinciri Wall Mart’ın satış geliri 408 milyar dolar. Bizim en büyüğümüzün 40 katı büyüklükte. Bizim sanayi kuruluşlarımızdan Arçelik’in üretimden satış rakamı 3.2 milyar dolar. Vestel’in 2 tesisininki 2.5 milyar dolar, Aselsan’ınki 550 milyon dolar.
Bizim 500 büyüğümüzün toplam satış geliri 134 milyar dolar. Bizim 500 büyüğümüz hep bir arada ABD’nin en büyüğünün üçte biri büyüklükte.
Buradan kendimize ders çıkarmamız gerekir. Küresel ekonomide oyuncu olacak isek, ekonomik büyüklükte üretim tesisleri oluşturmaya mecburuz. Bize göre büyük olanlar, küresel pazarlarda rekabet gücü olmayacak ölçüde küçük üretim tesisleridir.
Her konuna büyük üretim tesisi oluşturma şansımız yok. Ama sanayileşme stratejimizi belirleyerek bir veya birkaç sektörde büyümek zorundayız. Bunu yapabiliriz. Bunu başarırsak araştırmaya-geliştirmeye dayalı, yenilikçi teknolojilere dayalı, rekabet şansı olan üretim gerçekleştirebiliriz.
Önce katma değeri büyüteceğiz
Üretmek demek katma değer yaratmak demektir. Katma değer bir mal veya hizmetin çıktı fiyatı ile girdi fiyatı arasındaki farktır. Katma değerin yaratılmasına (1) Doğa (2) Emek (3) Sermaye (4) Müteşebbis katkıda bulunur. Yaratılan katma değeri de bunlar (1) Kira (2) Ücret (3) Faiz (4) kâr olarak paylaşır.
2009 yılında 500 büyük tarafından yaratılan katma değerin (1) Emekçiler yüzde 55.6’sını ücret olarak almışlar. 2008’de ücretin payı yüzde 57.0 idi. (2) Sermaye’ye faiz olarak yüzde 12.0’si gitmiş. 2008’de sermayeye giden faizin payı yüzde 16.0 idi. (3) Müteşebbis net katma değerin yüzde 32.4’ünü kâr olarak almış. 2008 de kârın payı yüzde 27.1 idi.
2009 yılında 500 büyükte, satış hasılatına göre dönem kârlılığı yüzde 5.7 oranında. Satış hasılatına göre kâr oranı düşük ama bir yıl önceye göre yüzde 31.4 oranında kâr artış gösteriyor.
Bunun nedeni 2009 yılında faiz yükünün hafiflemesi ve döviz fiyatının aşağıya gitmesine dayalı olarak kambiyo kârları. 2009 yılında dönem kârının yüzde 44.2‘si üretim dışı faaliyet gelirlerinden oluşmuş. Açık anlatımla (firma bazında değil, genel olarak) 500 büyük üretime dayalı olarak yeterli kâr imkanına sahip olamamış. Ölçülü kâr ekonomide sağlık işaretidir. Ölçülü kâr elde edemeyen işletme ayakta kalamaz, büyüyemez. Yenileri kurulamaz. Bu durumda da işsizlik ve fakirlik artar.
70 milyonun özel bilgileri pazarda
Devletin topladığı ve bilgisayar ortamında devlet güvencesinde korunduğu sanılan 70 milyonun özel bilgilerinin disketlere yüklenerek pazarlandığı ortaya çıktı. Bu olağan bir polisiye olay değildir. Bu onarılması mümkün olmayan bir ihmaldir, hatadır, faciadır.
Devlet başka ülkelerde örneği görülmeyecek ölçüde bilgileri topladı. Anamızın babamızın adı, çoluğumuz çocuğumuzun anası babası, doğum tarihleri, ev adresimiz devletin bilgisayarında. Hangi bankada kaç paramız var, hangimizin hisse senedi var, devletin bilgisayarında. Adli sicilimiz, tapu sicilimiz, otomobilimizin rengi, plakası, telefon numaramız, ev adresimiz devletin bilgisayarında. Nerede çalışıyoruz, kaç para alıyoruz devletin bilgisayarında.
Biz sanıyoruz ki bunlar devlet güvencesinde. Ama bunlar disketlere yüklenerek pazarlanıyor. Bundan daha korkunç, daha kötü bir gelişme olabilir mi? Bu olağan bir polisiye olay olarak küçümsenebilir mi?