![]() |
|||
|
|
Serkan Türk'ün Rüzgarlı Camlar'ı
SELÇUK KÜPÇÜK: SERKAN TÜRK DERGİ ÇIKARTAN BİR ÖYKÜCÜ OLARAK KENDİNDEN ÖNCEKİ BAĞLAMA EKLEMLENEN BİR İSİMDİR Tabiat ve deniz ile iç içe geçmiş bir mekan buluruz öykülerinde aynı zamanda. Bunda da yine yaşadığı, çocukluğunu geçirdiği mekanın tabiat zenginliği ve deniz ile iç içeliği etkilidir. Ayrıca fark edilecektir ki Serkan Türk geleneksel anlatı tarzına yakın yol almaktadır. Günümüz post-modern anlatı tekniklerine bulaşmadan daha insan merkezli, daha hayatın ortasından ve okuduğumuz zaman bizi hemen içene çeken cazibeye sahip bir dilin izleğini sürüyor. Öykülerindeki gözlem zenginliği okurun düş evrenini çok hızlı kavradığı için anlatılan öykünün zihni tasarımı da o oranda güçlü bir çağrışım sunuyor. Bu gözlem zenginliği Serkan Türk öyküsünün en önemli özelliklerindendir. Ve okur bu sağlam ve güvenilir gözlem dili ile kendisini metnin kollarına koy verir. Çünkü Serkan gerçek hayatın içinde olan ama bizim hiç fark etmediğimiz şeyleri öyküye çevirir. Okuduğumuz zaman ancak bu gerçekliğin ciddi bir öykü malzemesi olabildiğini anlarız.
Serkan Türk’ün ikinci öykü kitabı Rüzgârlı Camlar’ın ikinci baskısı çıktı. Serander Yayınları’ndan çıkan kitapta bir şiir ve on üç öykü yer alıyor. Camlar, Rüzgârlar ve Bulutlar olmak üzere üç bölümden oluşuyor kitap. İlk öykü kitabı Uzak Yaz ile okuyucusuyla arasında sağlam bir köprü kuran yazar geçmişi, ölümü, hayatına teğet geçen yalnız insanları ve bitmemiş aşkların ağrılarını anlatıyor. Serkan Türk’ü yeni keşfedenler için lirik bir dil ve soluksuz okunacak bir kitap Rüzgârlı Camlar…
Arka Kapak Yazısı: Önümüzdeki bahçenin ilerisindeki zeytin ağaçlarına baktığımda aralarından hızla koşarak uzaklaştığımı düşünürüm. Nereye giderim nefes nefese koşarak? Dağların hemen üzerinde pembemsi bulut kümeleri bulunur. Birkaç ağaç ovanın orta yerinde kalmış gibi durur. Kemal Tahir romanlarına, Necati Cumalı kitaplarına dönerim. Bir otelin akşamüzeri açılmış ışığını… Perdeyi çeker çirkin bir kadın. Aralık kalan camdan oturma salonunda siyah beyaz televizyonda haber seyreden otel müşterilerine servis yapan çirkin garsonu görürüm. Sonra zeytin ağaçlarının rüzgârda sallanan yaprakları arasından bir kadın yüzü çıkagelir. Bahçedeki masada porselen demlikte bekleyen çaydan fincana boşaltırım. Doldurduğum fincanlardan birini kadının gözlerine bakarak uzatırım. Sesi üşür teşekkür ederken. |
İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
|
||
www.viratrabzon.com 2009 © Tüm hakları saklıdır. Siteden yararlanırken izinsiz ve kaynakgösterilemeden alıntı yapılamaz |
||