www.viratrabzon.com | Trabzon İnternet Gazetesi
Son Dakika
Bu Ağustos, 135 yılın en sıcağı oldu Şok tape iddiası: Erdoğan'dan ''Fatih Altaylı'yı kov'' telefonu Galatasaray Anderlecht'ten 1 puanı son anda kurtardı Trabzonspor Avrupa Ligi Grupları ilk maçı için Ukrayna'da IŞİD Türkiye sınırına saldırı düzenledi BM aşısı 20 çocuğu öldürdü! Asansör faciasında bilirkişi suçluyu ilan etti Trabzonspor ve Beşiktaş yine disipline 5 bin 200 madenci işsiz kaldı AİHM'den flaş Türkiye kararı: Zorunlu din dersi kaldırılmalı
IŞİD Türkiye sınırına saldırı düzenledi
IŞİD Türkiye sınırına saldırı düzenledi
 
Babacan uyandı ve uyardı!
Babacan uyandı ve uyardı!
 
El Kaide ve IŞİD' karşı karşıya getiren adam!
El Kaide ve IŞİD' karşı karşıya getiren adam!
 
İstanbul ve Ankara valisi değişti
İstanbul ve Ankara valisi değişti
Yaşar Nuri Öztürk- Yurt Gazetesi
 

Yaşar Nuri Öztürk- Yurt Gazetesi

Yazarın, 'Bir tereddüdün romanı' başlıklı yazısı

14 Ocak 2013 Pazartesi 10:21
Yazdır

Romandan filan söz edecek değilim.

Sözünü ettiğim tereddüt, Millî Mücadele sürüp giderken gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nde hayatının en uzun konuşmasını yapan Atatürk’e dinleyiciler arasından gelen müthiş bir sorunun yarattığı ve bugün kahırlı acılara dönüşen bir tereddüttür.

Benim tespitlerime göre, Atatürk’ün hayatında yaptığı en uzun süreli konuşma, 2 Şubat 1923’te İzmir Kordon’da, İzmir İktisat Kongresi toplantılarından birinde yaptığı konuşmadır. O tarih yaratan konuşma, halkın da dinlediği, canlı sorular sorduğu ve cevaplar alarak katıldığı destanî bir konuşmadır. 2 Şubat 1923 günü birkaç oturumda tamamlanmış, saatlerce sürmüştür.

Halk, konuşmaya zaman zaman tezahürat cümleleriyle, bazen de Gazi’ye sorduğu ve cevabını anında aldığı canlı sorularla katılıyordu. O konuşma bu yönüyle de eşsizdir, örnektir, tarihtir.

İşte, zabıtlarda ‘hazır olanlardan biri’ diye geçen bir yurttaşın uzun sorusundan ibret verici, keramet gibi cümleler. Parantez içi sözler bizim açıklamalarımızdır. Uzun sorunun özeti şu:


“İslam’ın kurtarıcısı! Müsaade-i devletleri olursa bendeleri de memleketimin ve devletin mukadderatıyla alakadar bir noktadaki müşkülümün hallini zâtı devletlerinden rica ediyorum. (Şu vakara, şu ciddiyet ve nezakete, şu öngörüye bakın). Köylüleri karşısına alıp büyük bir tevazu ile her türlü ihtiyaçlarını ve yaralarını dinlemek için lütfen teşrif buyuran yüce Gazi’den bütün köylü rica ve istirham eder ki, bu millî hâkimiyetin ebediyyen bekasını temin edecek yollar ve bunlara ait hususlar tespit olunsun.”

“Paşa Hazretleri! Devletlilerince de malumdur ki, halkımız eğitimsizdir ve masumdur. Bu cehalet ve masumiyetin neticesidir ki, (şimdi şu bilince, şu idrake bakın) memlekete dün mebus sıfatıyla o millet kürsüsünden hitap eden Mustafa Sabri (Damat Ferit ve İngilizlerle Bağımsızlık Savaşı aleyhine işbirliği yapan ve halkı Allah ile aldatan hain şeyhülislam) ve emsali, bugün büyük felaketler getirmiştir. Yarını kim temin edecek ki, Mustafa Sabri veyahut o mayadaki adamlar memlekete girmesin. Gençlik bunda bütün ruhuyla, bütün mevcudiyetiyle tereddüttedir…” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 15/52)

KERAMET GİBİ SORULAR

Şimdi de, aynı oturumdaki bir bürokratın sorusunu yine özetleyerek verelim. Maarif Müdürü Vasıf Bey soruyor: “Paşa Hazretleri! Çöken imparatorluğu teşkil eden saray ve o sarayın etrafındaki menfaatperestler zümresi ve o zümrenin menfaatini temin etmek için dini araç kabul eden zümre tamamen yıkıldı mı?”

“Osmanlı İmparatorluğu yaşarken herkeste genel bir kanaat vardı: Padişaha karşı değil silah atmak, padişah konuşurken titrememek bile günahtır. Fakat görüyorsunuz ki, Anadolu halkı ve köylüsü üç yıldan beri padişahın hilafet ordusu diye (Millî Mücadele savaşçıları üzerine) gönderdiği kuvvetlere silahla karşı koydu. Ruhlarda ve fikirlerde husule gelen bu değişikliğin sebebi nedir?” (Adı geçen eser, aynı yer)

Türkiye doksan küsur yıldır bu soruların ve bu tereddütlerin romanını yaşamaktadır. Kahırlanarak söyleyelim ki, bu roman, bu tereddüdü duyan o büyük ruhlu dedelerimizin kaygılarını haklı çıkarmış, Allah ile aldatmanın haçlı ile işbirliği yapan tezgâhı, onlarca Damat Ferit ve Mustafa Sabri üretip ülkenin subaşlarına oturtarak aydınlanmanın mirasını çürütmüştür.

ABD’si, AB’si, yeni Damat Ferit ve Mustafa Sabrilerle işbirliği halinde o mirastan intikam alıyor. Ne için?

Velinimetlerine ihanet etmiş birkaç ruh hastasıyla, aydınlık aleyhine kiralanmış birkaç namussuzun işbirliğinden doğan çıkar ve ihanet değirmenine su taşımak için…

Bu hale getirilmiş ve üstelik bu hali bir tür meziyet gibi algılamış bir ülkenin akıbeti nasıl olabilir? Cevabı vicdanlarınız versin, sevgili okuyucularım!

Anahtar Kelimeler: yazarın, bir, tereddüdün, romanı, başlıklı, yazısı
Bu haber toplam 4446 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 
Yazarlar
Çok Okunanlar
Anket
CHP kurultayında genel başkan kim olmalı?
Kemal Kılıçdaroğlu
Muharrem İnce
Başkası
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
USD ALIŞ
USD SATIŞ
EURO ALIŞ
EURO SATIŞ
POUND ALIŞ
POUND SATIŞ
ALTIN ALIŞ
ALTIN SATIŞ
Hava Durumu
Havadurumu
Lig Puan Durumu
 
TAKIM
O
G
B
M
P
Tarihte Bugün
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur