Yılbaşında Reina katliamını yapan cani yakalandı

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Yaşar Bedri yeni filmine başlıyor

Yaşar Bedri yeni filmine başlıyor

Yaşar Bedri Özdemir bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve çekimine başlayacak olduğu yeni filmi "Asu" hakkında önemli detayları, Karadeniz Gazetesi Muhabiri Rabia Uzun Cirav'a anlattı.

 
19 Temmuz 2015 Pazar 17:02 
Yorum YapYazdır
 
 
Yaşar Bedri yeni filmine başlıyor

Bugüne kadar yirmiden fazla belgesel, üç kısa, bir uzun metraj  film çeken şehrimizin çok sesli sanatçısıYaşar Bedri Özdemir, senaryosunu kendi yazdığı “Asû” adlı uzun metraj drama filminin çekimlerine Ağustos'ta başlıyor. Bir gerilla filmi olacağını söyleyen Yaşar Bedri, filmde yönetmen ve kameraman olarak görev alacak. Filmin tamamı amatör oyunculardan oluşurken, Akçaköy’de kurulacak platoda üç hafta süreyle çekim yapılacak.

HAYATI SANATLA SADELEŞTİRİYORUZ

■ Türkiye  Yaşar Bedri’yi;  şair, hikayeci, romancı, gazeteci, yayıncı, editör, ressam, nakkaş, fotoğrafçı biliyor. Son yıllarda sinema, hayatınızın vazgeçilmezi oldu. Bunca uğraş insan yaşamında fazla karışık değil mi?

- Hayat zaten çok karışık. Bizler sanatımızla sadeleştiriyoruz.  Elhak, bir kararda kalmayalım dedik, Darül alemde rızıklar dağıtılırken, seyahat düştü nasibimize. Bir garip bahçevan olarak sanat ve zenaat  bahçelerinde dolanıp, sevdiğimiz çiçeklerle avare gönlümüzü eğlendiriyoruz.Saydıklarınızın her birini severek sürdürdüm. Hiç bir zorlama olmadan hastalıkta ve sağlıkta sonuna kadar sürdürme sözü verdim kendime.  Övünç kaynağım bunların hiç biriyle değil de iyi bir okur olarak yaşadığım zamanı bilirim.

■ Gelelim son kararınız olan sinemaya

-Hoca Nasreddin Çelebi bağlama çalıyormuş, parmağını perdenin bir notasına koymuş,  aynı yerde tezeneyi vurup duruyormuş.  Bu durağan resital uzun sürünce, “Ya Hoca” demişler , “elalem bağlama çalarken parmaklarını yukarı aşağı perdelerde gezdirip duruyor. Sen aynı yerde tımbır da tımbır. Yoksa çalmasını bilmiyor musun?” Hoca, “Ben” demiş, “Onların aradığı yeri buldum, onlar hâlâ bulmaya çalışıyor.” El hak doğruluk payı vardır.

 

Yaşar Bedri yeni filmine motor diyor

 

Sanırım aradığım kulvara yerleştim. Kamerayla barışık bir hayat kurdum. Sinemayı sizin az önce saydığınız tüm sanatları içeren bir sanat dalı olarak görüyorum. Onlar bu işin ön hazırlık okulu oldu. Zaten, kamera, fotoğraf, kadraj bilgileri yarım asırlık  tecrübemdi. Karışık olanı sadeleştirdim, kolay ve çözülür kıldım. 

Drama ile yola devam 

■ Bu yıl iki komedi filmi yazdınız. Biz komedilerin filmini beklerken Asû’yu, drama olarak yazdınız ve filmini çekmeye karar verdiniz. Filmi anlatır mısınız?

- Biri güncel mizah, diğeri  24 şubat sürecini anlatan siyasi kara mizah diyebileceğimiz, iki  senaryo yazdım.  İlkinin bütçesini çıkardım. Misina elime dolandı. Yapım giderlerinin yüksek olması ve tecrübeli oyuncularla  kotarabilecek bir proje olduğu için ağır geldi.  Başka bir yapımcı filmi çekmeye talip oldu, görüşmelerimiz sürüyor. Komediler  ve didaktik işler tarz olarak kalemim değil. Süre giden dünya gailesini, insan hallerini irdelemeyi seviyorum. Tragedyası ağır basan drama ile çekime devam. ‘Asû’; oyuncusuyla, kadrosuyla, mekanlarıyla yüzde yüz yerli bir proje. Kendi yağımızla kavrulup kotaracağız. Bakalım nasıl bir şey çıkacak? Ben de merak ediyorum. Sponsorluk görüşmelerimiz sürüyor. Bir kaçından destek gelse rahatlarım.

■ Filminizin adı“Asû,” mu kalacak?

İsim verme konusunda çok zorlanırım. Dağlarca’nın finalini sevdiğim bir şiirinin adı Asû’dur. Çok hızlı gelen bir isim oldu. Şimdilik “Asû”.  Zaman ne gösterecek bilmiyorum. Filmin çekim aşaması, kurgu aşaması, dublajı, müziği derken, zorlu bir maratonu var. Hayat devam ediyor. Tekâmül elzem, yerine koyulacak daha iyi şeyler çıkarsa değerlendirebilirim.

■ Filmde kimler oynayacak? Çekim mekânı, gösterime giriş tarihi belli mi?

İsim ve imaj oluşturmuş tecrübeli oyuncular getirmeye param yok. Bu  amatörlük ve naiflik belki de bizim için bir avantaj olacaktır. Filmi  amatör tiyatrocular ve sahne tozu hiç yutmayan ama sinemayı çok seven arkadaşlarla çekeceğiz. Cast çalışmalarım  sürüyor. Oynayacak arkadaşlarla görüşmeler ve deneme çekimleri yapıyorum. Enerjimi ve heyecanımı öldürmeyecek, cevval bir  ekiple yola çıkacağım. Sette uyumsuz, karamsar, negatif enerji taşıyan kimseyi istemiyorum.

TARİH VERMEK İÇİN ÇOK ERKEN

Platomuz  köy  ortamı. Evleri ve müştemilatlarıyla set mekanları hayli eski olduğu için, hiç şüphesiz hijyen ve rahatlık sorunsalı yaşanacaktır. Ama şu gerçek var ki, insanlarımız günlük yaşamlarını bu mekanlarda idame ettirmektedir. Dilerim şikâyetler yüksek sesle telaffuz edilmez. Gösterim için konuşmak henüz çok erken. Sanat ve festival içerikli bir çalışma olacak. Sinemada gösterim serüveni çok daha profesyonel bir kulvar. İlişkileri de çok farklı. Bekleyip göreceğiz.

■ Filmin konusu için küçük tüyolar verebilir misiniz?

Ayrıştırılan sevgi bağları içinde, yalnızlaştırılan iki çocuğun, iki başına sürdürdüğü hayata tutunma çabaları ana temamız. Aile içi şiddetin şirazesi kaçmış boyutları irdeleniyor. Modern ile primitif dünya tezatları yaşamdaki farkındalığı sorguluyor. Modernitenin insan üzerindeki tahakkümü ve dayattıkları iki çocuğun penceresinden irdelenir.  Küçük mutluluklarla  küçük dünyaların kurulmasına tanıklık eder. Oysa mutluluk sanal bir şeydi. Su üstüne yazılmış yazıydı, mürekkebi çabucak dağıldı. 

Barhana yapımcı bekliyor 

■ Önemli bir projeniz vardı: Barhana.

- Hala önemini koruyan bir senaryo. Trabzon  muhacirlik tarihinin nedenseli Rus işgalini anlatan dönem filmi. Yapımcı bekliyor.

■ Otuza yakın kitap yayınladınız, resim sergileri, slayt gösterimleri, elliden fazla caminin tezyinatı ve hattı. Saymakla bitmeyecek bir sanat serüveni. Bir çok kazanımlardan sonra  geçen sene  A. H. Tanpınar öykü ve Ahi Evran senaryo yarışmalarında  birincilikler aldınız, peşinden motosiklet gezi günlüklerinizin toplandığı “Sataşma Ağan Yorgun” kitabı geldi. Sizin kuşak bu kente restini çekip  İstanbul’a kaçtı,  neden Trabzon’da direniyorsunuz?

-“Trabzon beynimizde  çakılı kalan paslı bir çivi” demiştim yıllar önce. Bu değişmedi. Ve paslı çivi bizi kangren etti. Bu kentle ne uyum sağlayabiliyorum, ne bırakıp gidebiliyorum. Aidim ama aidiyetimde sorunlar yaşıyorum. İnsanlarını, bürokratlarını, falanı, filanı anlamakta zorlanıyorum. Sanat kavramına isnat edilen hiç bir şey sinmiyor üzerime. Konuşabileceğim, yaşayabileceğim, tartışabileceğim çok az insan var.  Bu kentin kültür yaşamı coğrafyası ile bire bir örtüşüyor. Sanatçılar, paylaşımlar, sunumlar, her şey darmadağınık. Yeni kuşak sanat failleri mutasyona uğradı. Boş bir beyin ve boş bir işkembenin hamallığını yaparak kendinden başkasını hakir ve niteliksiz görüyor,  her biri ayrı klinik vaka.

Ne’liğinin ayırdında olmayan  gençler arasında pahalı aksesuar ve nicelik sevdasıdır sürüp gidiyor. Bu güruhla zaten kolektif iş yapamazsın.  Bireycilik bizim başat karakterimiz, eyvallah buna itirazımız yok. Yok da niteliğin paylaşımla ve  güçlerin birleşmesiyle hayat bulduğunu akletmek çok mu zor?Ha bunu biz mi düzelteceğiz?  Mümkün olmadığı gibi bunu düşünmek için ayrılan zamana bile ziyan olan zamandır. Herkes kendi yoluna gidiyor, biz işimize bakacağız. 

Seyirci ve algı sorunsalı baş etken 

■ Biliyoruz ki düşük bütçelerle çok iyi filmler çekilebiliyor. ‘Büyük bütçeli yapımlar iyi film olacak’ diye de bir kural da yok.

- Hiç şüphesiz.  Bir filmin başarısı;  sağlam hikâye, başarılı oyuncu ve çekim,  sinema dilini iyi kotaran kurgudan geçer. Bunlar sinemanın olmazsa olmazıdır. Alanında uzman insan unsurundan ve kaliteli ekipmandan söz ediyoruz.  Bunlar da bütçeyle birebir ilişkili, duygusal konulardır.  Aksiyon, savaş, bilim kurgu, fantastik vb. konseptlerde çekilen  çok büyük bütçeler gerektiren projeler bazen beklenen gişeyi yapamayabiliyor.  Herkesin hemfikir olduğu bir konu, milletin gözüne gözüne sokulan Recep İvedik gibi çok banal filmler gişe rekorları kırabiliyor. Sanırım bu işlerde  seyirci ve algı sorunsalı başat etmen. Ülkemizde gişe hâsılatı kaliteli yapımlarla ters orantıda işliyor. 

Prosedür çıkmazında uğraşmak zor 

■  Filmler son yıllarda  devlet ve kurumlar tarafından destekleniyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

- Öyle rivayet ve söylentileri var. Ahbap çavuş ilişkileri ayrı terane. Kültür Bakanlığı'na bir uzun metraj ve belgesel için müracaat etmiştim. ‘Gelecek sene tekrar başvurulursa düşünülecek’ diye bir not yayınlandı.  Zor iş, o prosedür çıkmazında uğraşmak. Orası gayya kutusu. O dükkana haddinden fazla müracaat var.  Kuyruk fazla anlayacağın. Aklımda pek ermiyor o  insanlara ve makamların işleyişine.

Her taraf tekelleştirildi. İşi ayarlayıp ihale edenin ağzına bir parmak bal çalınıp, götürülüyor mal. Son tahlilde projelerin büyük bir kısmı hayal kırıklığı oluyor, iş diye ‘ucubeler’ teslim ediliyor. 

Keseler zengin kafalar fakir 

■ 4000 yıllık medeniyetin beşiği Trabzon’da, bu kentin onuruna yakışır şekilde  kültüre kimler önayak olacak ya da olmalıdır? 

- ‘Zengin iş adamlarını geçtik’ diyelim. Onların keseleri zengin fakat kafaları çok fakir.  Kültür ve sanat karneleri,  yap(a)mayıp etmedikleriyle  hep sınıfta kalmıştır. Bir diğer akla gelen kurumlar;  Kültür müdürlükleri. Hamsi ve köfte tezgahları açmak, selfie çektirmekten öyle yoğunlar ki; kadim kent kültürü zırvalığına ayıracakları vakitleri hiç olmadı. Ya da yalaka ve ayrıcalıklı ahbaplarına bal parmak karşılığı kıyak çekmekten nitelikli işlere pek fırsat bulamıyorlar. Geçen sene bölge kalkınma ajansı(mı ne ucube var) oraya uğradım, “Bu sene belgesel filmlere destek vermiyoruz” dediler, bir kaç ay sonra kıytırık bir belgesele hatırı sayılır bütçe ayırdılar. Çok kötü bir iş çıktı. İki dosya müracaatıma cevap verme zahmetinde bile bulunmadılar. Yapacak bir şey yok. Malzeme defolu, halkın vergisini çarçur ederek devlete ihanet edenlerin, şer’en kafalarını kesmekle bitiremeyiz. İkiyüzlülük, rüşvet  ve yalancılık anayasamızda meşrulaştı. Bir sürü kukla kurum adamı, benim senin ödediğimiz vergilerle orda. Anlamakta zorlanıyor insan. Marifet iltifat ilişkisi, hatır gönül ilişkilerine kurban gidiyor. ‘Züğürt tesellisidir’ diye  diyorum ki: Bigâne olmaları belki hayrımıza Maazallah, onlara benzemek zaafına düşebilir insan. Hak, hukuk, adalet ve nitelikten bahsedip, tam tersini yapan modern zamanlar korkutuyor .

■ Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.

 

 
19 Temmuz 2015 Pazar 17:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:36
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:12
  • Akşam17:27
  • Yatsı19:03
 
Tarihte Bugün
1605 - Cervantes'in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı. Romanın 2. bölümü ise tam 10 yıl sonra basılacaktır.
1685 - Viyana'da ilk kafe Johannes Diodato tarafından açıldı.
1819 - Simon Bolivar Kolombiya Cumhuriyeti'ni ilan etti.
1851 - Şirket-i Hayriye kuruldu
1852 - Sand River antlaşması ile BirleşikKrallık, Transvaal'deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.
1875 - Karaköy Beyoğlu arasındaki Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski ikinci ve en küçük metrosuydu.
1904 - Anton Çehov'un yazdığı Vişne Bahçesi oyunu ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu nda sahnelendi.
1909 - Fenerbahçe ile Galatasaray ilk kez karşılaştı; FB:0, GS:2
1917 - ABD, Virgin Adaları karşılığında Danimarka'ya 25 milyon dolar ödedi.
1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın İzmit'te düzenlediği ilk basın toplantısı, sabaha karşı sona erdi.
1929 - Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü ilk kez bir gazetede yayımlandı.
1942 - Ankara'da ekmek karneye bağlandı.
1944 - Monte Cassino Savaşı: II. Dünya Savaşı'nın en uzun ve kanlı çarpışmalarından biri başladı.
1945 - SSCB ve Polonya birlikleri Varşova'ya girdi.
1946 - BM Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.
1960 - Yahya Kemal Müzesi açıldı. Müze Fatih Külliyesi'nin Baş Kurşunlu Medresesi'nde bulunuyor.
1961 - Kongo Başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.
1964 - Londra Konferansı'nda Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden Rauf Denktaş konuştu. Rauf Denktaş, federal yönetime gidilmezse, ayrı bir hükümet kuracaklarını açıkladı.
1966 - Bir Amerikan B-52 bombardıman uçağı, İspanya üzerinde bir yakıt tanker uçağı ile yakıt ikmali sırasında çarpıştı ve dört hidrojen bombasını Palomares köyü civarına düşürdü. Palomares olayı olarak hatırlanan olayda çevrede radyasyon kirliliği oluştu.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi Rektörü Erdal İnönü'nün evinin önüne dinamit atıldı.
1973 - Ferdinand Marcos, Filipinler'in "ömür boyu" başkanı oldu.
1974 - Resmî olarak son Anadolu parsı öldürüldü.1
1984 - Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.
1987 - Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkum edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.
1990 - Yazar Aziz Nesin, kendisine "vatan haini" dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.
1991 - 2. Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı. Irak, misilleme olarak İsrail'e 8 adet Scud füzesi yolladı.
1992 - İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) Kuzey İrlanda'da protestanlara ait bir binayı bombaladı, 7 işçi öldü.
1994 - Güney Kaliforniya'da 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 61 kişi öldü, 20 milyar dolar hasar olduğu tahmin ediliyor.
1994 - 21 Ocak'ta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu Türksat 1A'yı taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.
1995 - Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü'nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana'ya verdi.
1995 - Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 6 binden fazla kişi öldü.
2000 - İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.
2005 - İstanbul'da 97 şehit asker ailesi ve malul gaziye Cumhurbaşkanlığı Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verildi.
2007 - Kuzey Kore'nin nükleer denemesi üzerine Chicago Üniversitesindeki sembolik Kıyamet Günü Saati 11:55'e ayarlandı (12 Kıyamet demektir) Saat soğuk savaş boyunca 18 kez değiştirilmiştir.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
11.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020308202608
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık