Trabzon CHP'de Pekşen'in heyecan yaratan çıkışı

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Yaşar Bedri ile ''sinema'' üzerine

Yaşar Bedri ile ''sinema'' üzerine

Trabzonlu sanatçı Yaşar Bedri, Taka gazetesi ile sinema üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. İşte o söyleşi

 
27 Nisan 2014 Pazar 14:35 
Yorum YapYazdır
 
 
Yaşar Bedri ile ''sinema'' üzerine

Yaşar Bedri Özdemir Kimdir? 1956 yılında Akçaabat Akçaköy'de doğdu. Fatih Eğitim Fakültesi, Türkçe Bölümü mezunudur. Yayınlanmış 20 Kitabı vardır, Mor Taka, Sinema şiir ve kent kültürü dergisini çıkarıyor. Drama, Belgesel Film, Kısa Filmler çekti. Halen Santa Filmciliğin senarist, yönetmenliğini yapmaktadır.

 

615 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 


 

TAKA : Trabzon’da enerjisi yüksek olan sinema aktivitelerini taçlandırıp, Taka Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Sayın Ahmet Sancak ile  Santa Filmciliği kurdunuz, buna neden gereksinim duydunuzNeden sinema?

Yaşar BEDRİ – Öncelikle Trabzon’da  sinemanın gelişimine çok kısa değinmek istiyorum:  6.yy’da Komnen Adrien, Kindinar’da tiyatro yaptırır. Maşatlıkta yine aynı yüzyılda bir tiyatronun varlığından söz edilir.  1404 Nisan ayında Trabzon’a gelen Clavijo R.Gonzales: “Kayalar üzerinde İç Kale’de spor alanları yarış yerleri, tiyatrolar ve toplantı yerlerinin” varlığından söz eder.

19.yüzyılın ikinci yarısında TRABZON  VALİSİ direktör ALİ BEY tiyatro kurar. Karagöz Bahçesi’nde 16 yıl tiyatro faaliyetine devam eder.

1912 yılında Meydan parkında yapılan tarihi opera binasının 13 locası vardır. Jeneratörle çalışan binayı 1924 yılında Trabzon Belediyesi devralır ve 1958 yılında maalesef yıkar.

234 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 

20 Ocak 1922 günü İdman Ocağı futbol takımı bir temsil kolu kurar ve aynı gün ilk tiyatro oyununu oynar. Sırasıyla 1923’de Gençlerbirliği, 1933’de Halkevi, 1938’deTrabzonspor, Birlikspor temsil kollarını kurarlar, tiyatro yaparlar. Bu kültürel zenginlikte sporun uyuşturucu olarak değil bir sanat etkinliği olmasının da soylu fotoğrafını görürüz. Vakta ki; sanata, sanatçıya itibar ve hürmet vardır. Bir anekdota göre; 1923-1930 yılları arasında İstanbul’daki tiyatrolar Trabzon’a turneler düzenler. Turnelerin birinde  Muhsin Ertuğrul’un Trabzon Lisesindeki bir temsilinde tiyatroya geç gelen Trabzon Valisini salona almaz.
Sinema Trabzon’a Avrupa ile eşzamanlı gelir. 1929 yılında Trabzon elektriğe kavuşana kadar (Visere -Işıklar-  HES’i  Türkiye’de ikinci dünyada dokuzuncu ünitedir.) jeneratör ile gösterimler yapılmaktaydı.

Sinemanın önemini kavrayan kültür insanları:  1932’deMajik sinemasını, 1933’de Şark Sinemasını, (1943’de Akın sineması ismiyle işletilir) Asri TürkSinemasını, 1940’da Sümer Sinemasını, 1935’de Yıldız Bahçesini, 1944 İpek Sinemasını,Halkevi Sinemasını kurar. Daha sonra Lale, Atlas, Emek, Konak, İnci, Renk, As, HisarSinemaları Trabzon halkının hayal dünyasına güzel renkler katar.

1916 yılı Trabzon’un bir film platosu olduğunu söyleyebiliriz. Rus işgal güçleriyle birlikte: kültür adamları, arkeologlar, sanatçılar ve sinemacılar gelir Trabzon’a. Son yıllarda nette yayınlanan işgal yıllarının filmleri (videoları) çekilir.

Demek ki Trabzon’da geleneği olan bir sanat dalı sinema. Neden biz de bu geleneğe yapımcı olarak eklenmiyoruz diye düşündük. Bizim izin yeni değil,  üç seneden beri konuştuğumuz bir proje. Şartlarımızın ve birikimlerimizin yeterli olmasını bekledik. Sinema bilindiği üzere pahalı bir kulvar. Sevgili Ahmet Sancak, “Bizde finans, sende sanat aşkı var, dem bu demdir birlikte sürdürelim bundan sonraki yolculuğu,” teklifine bigâne kalamadım. SANTA FİLM şirketi kurulmuş oldu. Ahmet Sancak Almanya’dan kameralar  ve ekipman getirdi. Elimizde de yılların birikimleri ile yedekleri de olan bir setimiz oldu.

 

141 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 

Neden sinema? Neden resimsel hayat? Buna da sosyo-kültürel bilinç olarak değinmek isityorum.  Konuşmaktan yorulan insan yazıyı icat etmişti. Yazının alabildiğine çoğalan ve niteliksizleştiği zamanına gelindiği ayırt edildi. “Görsel İmge Muhtırası” manifestomda bu konuyu on sene kadar önce detaylandırmıştım. Özetle şudur; günümüzde insan kitap ve dergi okumayı sevmiyor. Çoğalan sözcüklerle niteliğini kaybeden metinler itibar görmüyor. Kitap yayınlayanların tamamına yakını sadece kendi yazdıklarını okuyarak tatmin oluyor. Gazetelerin de sadece resimlerine  bakarak kifayet ediyorlar.  Tam burada, sözün bittiği yerdeyiz. Görsel argümanlar insanoğlunun kolay ve külfetsiz tabletleri oldu.

Yüz yıl gibi kısa zihin tarihinde sanat sinemayla toplumsallaştı. Tiyatro gibi aristokratlaşmadan halkın çıtır çerez yediği yaz bahçelerine taşındı. Art arda gelip serüvenleşen fotoğrafların önü açık, etkisi büyük, dili evrenseldi…

TAKA : Son dönemde bölgemiz önemli filmler çekildi, biliyoruz ki siz de boş durmadınız. Yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?

Yaşar BEDRİ –Hem teoride, hem de pratikte geride kalan boşlukları doldurmak için  insanüstü bir çabayla çalıştım, çalışıyorum. İlk kameram SLR idi, D7 Kameramı kargodan aldığım  gün, “MUM” dramasını çekmeye başlamıştım.  Bir yıllık çekim sürecinde hareketli görseller üreten makineleri, devinimsel fotoğrafın ne’liğini kavramaya çalıştım. İlk filmimin belirgin özelliği çok az diyalogun olmasıydı.

 

711 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİRHer yönetmen kendi estetiğini kendi mükemmelini arar. Ne kadarsan o’sun. Çaba ve emek, ısrar ve inat, küçük bir ivme ararsın bir sonraki kulvara sızmak  için. O küçük yarık kaya bloğunun merkezine taşır bilinci. Konu konuya eklenir.  İmalar ve imgeler önümüzde yeni kapılar açar. Mum dramasından sonra, yirmi kadar belgeseli (kurgusuyla) bitirdim. Üç kısa film çektim. Bu süreçte ambarımda 250 saat gibi çok ciddi belgesel/sinemasal arşivim birikmişti. Bu çalışmaları; MORA FİLM’in yapımcısı olarak sponsorsuz, desteksiz senaryosundan, kameramanlığına ve dublajından kurgusuna kadar tek başıma kotardım. Işık sisteminin el feneri, boom sopasının  fındık çubuğu olduğu bir süreçten geçtim. Bağımsız, özgür, gerilla sineması yaptım. GERİLLA SİNEMASI sanırım karakterime de uyan  bir konseptti.  Çekime gitmediğim zamanlarda okuyup yazarak boş zamanıma anlam yüklüyordum.

Bu süre içinde eboş, eskiz, taslaklarla birlikte  sekiz-on  filmin çekim senaryosunu yazdım. Belgesellerim başta ‘TRT Belgesel’ kanalı olmak üzere birçok uluslararası gösterimlerde, etkinliklerde seyirciyle buluştu.

TAKA : Santa film olarak projeleriniz anlatır mısınız?

Yaşar BEDRİ – Ahmet Sancak ile projeleri tartışıyoruz, çatışmalarımız ilk günden itibaren sürüyor. Muhalefet ve önerilerle; akli ve ideal olanı buluyoruz. Çalışmalarımızı üç damardan yürütme kararı aldık: İlk etapta sıcak para için belgeselleri bölgesel çalışmalarla sürdüreceğiz. Tematik, şirket, mağaza tanıtımları ve şehir belgesellerinin de startını verdik.  Reklam filmi, prezantasyon, müzik ve şiir klipi film sektöründe ki hatırı sayılır boşluk yan çalışma sahalarımız olacaktır.

Ve elbette sinema.  Amacımız sanat filmleri ve zaman içinde  bölgemizin hafızası olabilecek orijinal diziler yapmak.

Şu anda çekmeyi planlayıp, üzerinde yoğunlaştığımız farklı konseptlerde üç senaryomuz var .  İlk sırayı  yöremizde çekilecek filme ayırdık.  Alan çalışması, cast, çekim senaryolarına çalışıyoruz. Yaz sonu gibi motor diyebiliriz.

TAKA : Sayın Özdemir, son yıllarda bölgede ve Trabzon’da yapılan filmler bize değer kattı mı? Siz bu haritada nerdesiniz?

Yaşar BEDRİ – Küreselleşme sendromuyle gelen ‘her şeyi çok hızlı  tüketme çılgınlığı’ ile birey esaret altına alındı. Aç gözlü çekirge sürüsü gibi her şeyi çok çabuk talan ediyoruz. Doğamız, kültürümüz, geleneklerimiz  can çekişiyor.

 

 

326 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 

Elbette tecimsel sinema da bundan nasibini alıyor. Çok hızlı ve yapay bir yaklaşımla yöreyi tüketme  yarışı var. Güneydoğuyu  haldur huldur çekerek piç ettiler şimdi de Karadeniz yöresine kancayı taktılar. Yöremize atfedilen hikayesi zayıf senaryolar halkı damardan yakalamaya çalışırken, tiplemeler alabildiğine sırıtıyor. Dizilerdeki sıradanlık ve dil sorunsalı aşılamıyor. Oyuncuyu Karadenizli gibi konuşturamayacaksan, yamyamice bir ucubeyle dilin ahengini katletmeye kimsenin hakkı olmadığını onlara hatırlatmak lazım. Oyuncun dil sorunsalını çözemiyorsa  İstanbul Türkçesiyle konuştur ki itici ve  gülünç olma.

Bir yönetmen en iyi bildiğini yapmalı. Dersine çalışmadan motor dersen bilinçsiz avlanarak tahribata yol açar denizi tüketirsin. Elbette bu konuda önce izleyici  bilinci olmalı. Halkımız popülizme ve arabeske tepkisini koyabilmeli.

Yapımcının bir hayali olmalı, yoksa sinema olmaz. İmdi, biz neredeyiz? İtirazlarımızı söyledik, demek ki biz karşı sahadayız. Öncelikli endişem hatasız, estetik karakteri yüksek fotoğrafların serüvenini kurmak. Gönlümüzde yatan aslanı sanat filmleri çekmek.

İmge sineması yapmak istiyoruz. Varoluşçuluk, bilinç akışı ve insanın yalnızlığı, insanın tragedyası. Bunu; komedilerle uyuşturulmaya hazır olan halkın beğenisine nasıl eviririz bunu düşünüyoruz.

TAKA : Siz hem şair-yazar, fotoğraf  çektiniz, resim ve cami nakışı yaptınız. Bütün bu sanat çalışmalarından sonra sinema dediniz . Bu radikal çıkış sinemanın neresinde?.

Yaşar BEDRİ –  Sinema yapma hep hayalimdeydi. Cabülka romanım  birincilikle dönünce, romanı senaryolaştırıp motosiklet gezgininin filmini çekmeyi düşünüyordum. O zaman dijital kamera sistemi yoktu. Makara filmler, bir sürü ekipmanlar, set çalışanlarının maliyeti derken sinema sevdasını başlamadan ertelememe neden olmuştu. Dijital kamera sistemlerini icat edenlerden Allah razı olsun. Emekli olup reklamcılığı  bırakınca ateş deryasına gözümü kapayıp atladım.

Sözünü ettiğiniz sanat uğraşlarım aslında bir sinemanın tamlayanlarıydı. Yani sinemanın olmazsa olmazları.  Bir filmde şiirden atıfla: imge ve kavram pratiğini daha bilinçli ve evrensel bir dille kurarsın.  Yazarlık yetisi; filmi dramatize etme,  gövde metniyle hikâyesini ve betimlemesini, diyaloglarıyla da konuşma dizinlerini kurarsın.

Sinemanın en önemli unsuru olan kamera çözümlemesi göz önüne alındığında, yarım asra yakındır fotoğraf çekiyorum. Profesyonel olarak Türkiye ve Dünya tanıtım sektörüne dialar/fotoğraflar verdim.  Yıllarca resim  yaptım, 18 sergi açtım ve  elli kadar caminin kalemişi/ nakışını ekledim şekillerle kurgulanmış dünyama. Bu işler hiç şüphesiz temelin sağlamlaşmasına katkıda bulunan enstrümanlar. Gördüm ki, uzun yıllar verdiğim emeklerin her bir damarı sinemanın aortuna bağlanmaktaydı.

Elbette ki sinema ne edebiyattır ne de tiyatro. Ödün vermeyen özgün dili kurmak zorundayım.

TAKABir filmin yapım aşamaları ve bir film yapacak olursanız nereden yola çıkarsınız?

Yaşar BEDRİ – Sağlam bir hikâye bu işin olmazsa olmazıdır. Çekim öncesi hazırlıkta filmin maliyeti

 

427 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 

çıkar. Teknik ekipman ve kadro, alan, mekan, kast, kostüm, aksesuar, set, post-prodüksiyon bütçe çalışmaları yapılır.  Ortalama masrafı tespit edince zorlu maraton başlar. Bu işe bir yapımcının para yatırması lazım. Film çekildi, laboratuar, kurgu, sesi de nihai şeklini buldu. Son etap daha zorlu bir maraton başlıyor. Sunumu, tanıtımı  ve sinema salonlarında gösterimi.

Asıl sorunsal sulu, kıytırık komediler yapmadan sinemanın estetik dili ile halkı nasıl buluşturacağız ?  Dünya arenasında bir sürü ödül almış bir film bakıyorsun hiç gişe yapmıyor. Suya sabuna dokunmayan İvedik’vari alabildiğine banal, dangalak mizansenli  projeler ise gişe rekorunu zorluyor. Ne için sinema, sorunsalı çıkıyor karşımıza. Sinemanın bu kısmı zor süreç.

Sanat-kültür-insan üçgeninde tüccarlık mı sanatkarlık mı.?

Bir süre gişe yapıp kaybolup gidecek filmin getirdiği para mı? Uzun yıllar konuşulabilecek tecimselliği olmayan sanat sineması mı? Paradoksu çözerken , bu akıl tutulmasında  yapımcı ve yönetmen kendi doğrularını, etiğini nereye kadar sürdürecek?

TAKA : Yaşar Bedri Özdemir hem şair hem yazar, hem fotoğraf sanatçısı hem de belgeselci. Ressamlık da var. Fazla değil mi?

Yaşar BEDRİ – Az bile… Lütfi Akad, “sinemanın akıllı uslu insan işi olmadığını, tutkulu insan işi olduğunu” söyler. Zaman çok fazla israf ettiğimiz bir kavram. Nesneler okuma zamanımdan çalıyor.

TAKA : Santa Filmcilik nasıl bir yol haritası çiziyor?

Yaşar BEDRİ –  Belgesel ve sinema kulvarında en iyi bildiğimizi sandığımız Trabzon’un (ve yayılarak Doğu Karadeniz’in) tarihini, kültürünü, geleneklerini, sanatını, folklorunu, doğasını, sporunu hak ettiği nitelikte dünya kültürüyle buluşturmaya çalışacağız.

Kast çalışmalarımız olacak. Görüntübank çalışmalarım sürüyor.   Belki daha sonra yeşil perde ve hangar  stüdyo kurulumu gelir. Bu daha teknik bir süreç onu da bir sonraki aşamada pratiğe evirip  film stüdyolarına kiralamayı düşünüyoruz.

TAKASancak Plaza da yeni ofisinizde Karadeniz ve Trabzon adına neler üreteceksiniz?

Yaşar BEDRİ – Sevgili Yusuf, o kadar çok şey var ki dağarcığımızda. Güçlü tanıtım projelerimizle evrensel dünyaya entegre olabilmenin zihin haritasını çıkarıyoruz. Bilindiği gibi “Sinema dünyanın en büyük siyasi gerçeği,” (Darryl Zanuck)

Hiçbir ayrıntıyı görmezden gelme lüksümüz yok.

TAKA : İktidar sanatçı ilişkisi tam bu noktada nerede duruyor?

Yaşar BEDRİ – Sanatçı geçmişiyle ve günüyle hesaplaşmak zorundadır. Siyasi erk yüz sene geriden

519 SİNEMA, TUTKULU İNSAN İŞİDİR

 

takip edebiliyor sanat kültür işlerini. Bunu her zaman söyledim ve yazdım. Sanatçısını ve eserini önemseyen, baş tacı yapan ülkelere dikkat edin hep kalkınmış ülkelerdir. Bir zaman sonra Trabzon’da mülki amirlik yapanların hangisinin adı, esamesi okunacak? Hangi eserleri ile yarına kalacaklar? Bu erk maalesef çok sığ düşünüyor, bütün dünyaları dört sene sonraki seçimlere kadar. Ya da kazasız belasız koltuğunda rahatsız edilmeme sendromları. Yukarda sözünü ettiğimiz  Trabzon valisi Direktör Ali Bey neden tarihe geçti? Muhteşem tiyatro binasını yıktıran  Belediye başkanı Ahmet Karanis,  türbeleri kabristanları hak ile yeksan eden umum vali Tahsin Uzar’de bir sanat eseri katili olarak  tarihte yerini buldu. Bugün ki seçilmişler de sanatçı düşmanı olarak tarihte yerlerini alırken,  sanata, sanatçıya saygısı ve sevgisi olmayan; niteliksiz kadrolarla nal toplayan Belediyemizin  ve Valililik kültür konseptinin hiçbir zaman dağarcığına ve dahi ufkuna sığmayacak,  yapmadığı, yapamadığı şeyleri yapacağız.

Oysa bu kadim kent, taassubu, cehaleti, uyuşturulmuş feodalizmi ve duyarsızlıkları hak etmemektedir.

TAKAPeki nedir sanattan anladıkları? Arıza nerde? Özetlersek!

Yaşar BEDRİ – Bilinçsiz burjuvaziye bir örnekle sonlandıralım.  Marilyn Monroe: “Öpücüğüme on bin dolar, sanatıma beş sent verdikleri yer!”  diyor.

 

 

 

 

Burjuvazi kültürün ve paranın sanatçıyla buluştuğu pek sevilmeyen tu kaka bir türevdir. Gene de sanat çıtasını yükselten, taban ve tavanın paratonerliğini yapan kariyeri olan, aydın ve kültürlü bir güruhtur.  Bizim burjivazimsiliğimizin yerini yukarıda sözünü ettiğimiz zenginleştirilen  GDO’lu feodal kültürsüzlük hakim oldu. Bencillik, kralcılık oyunu oynamak,  kendini beğenmişlik, ben yaptım oldu egosu, intikam hırsı… ekleyip gidin.

Yufka yüreklilerle engin bozkır koşulur mu? Koşulmaz.

Kopmalar, bekletilmeler,  rüşvetsiz, hatır gönülsüz, iş takipçisi olmadan “iş”lerin yürümediği,işlerin ehlinde olmadığı, nitelikten yoksun,  niteliksizlerin işgal ettiği bir dünyada sanatçının yalnızlığı ile özetleyebiliriz.

TAKA : Sayın Yaşar Bedri, Türkiye’nin sanatçısı olarak Türkiye’yi özetler misiniz?

Yaşar BEDRİ – Va Hayfa!..

 
27 Nisan 2014 Pazar 14:35 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Antalyaspor
15
3
5
7
14
16
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
17
Konyaspor
14
3
2
9
11
18
Karabükspor
14
2
2
10
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
04.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu03050608111315161922252629344142445166697477
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
06.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020510323401
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:29
  • Öğlen12:26
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:38
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık