Kılıçdaroğlu’ndan çok önemli ‘tutuklanma’ açıklaması

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Volkan Konak neler anlattı neler

Volkan Konak neler anlattı neler

Trabzon çocuğu, Karadeniz'in asi ismi Volkan Konak Pazar Sözcü'ye konuştu.

 
23 Mart 2014 Pazar 08:15 
Yorum YapYazdır
 
 
Volkan Konak neler anlattı neler

Boyu, posu, saçları, pırıl pırıl bakan gözleriyle tıpkı televizyonda gördüğünüz gibi bir adam. Şeytan tüyü mü var dersiniz, yoksa  Karadenizli genetiğinden mi bilinmez ama  sadece şarkı söylerken değil konuşurken de kendini dinlettiren bir adam.Allah vergisi bir yetenekle sizi hemen  avucuna alıveriyor.

Değişik, akılda kalan kendine has halleri var, mesela bir insan en kızgın halinde bile gülümseyerek konuşabilir mi? Volkan Konak öyle. Sakin sakin ‘’ Ne olur bol bol sanat konuşalım, bu ülkede herkes siyaset konuşuyor’’ dedi sonra bir celallendi ‘’siyasetçilere sormak lazım, en son ne zaman senfonik bir konsere gittiler, ne zaman bir tiyatro izlediler yada en son ne zaman bir şiir yazdılar  veya sırt üstü gökyüzünü seyrederken kitap okudular mı hiç? Ben sanata kıymet veren siyasetçi istiyorum’’ diye sözü yine siyasete bağladı. Muhalif duruşunu da hiç gizlemiyor, devrimci ruhu, aşka aşık halleri gerçekten gerçek. 7 kardeşin en küçüğü , ‘’anam önce istememiş beni doktor parası fazla gelince, doğurmuş’’ diye başlayan bir hayatın hikayesinin baş kahramanı. Bir çift ayakkabıyla başlayan çocuksu mutluluklar, bitmeyen Deniz Gezmiş hayranlığı, Ecevit ekolü mavi gömleği, dilinden düşürmediği aşkım kelimesi  ve tabiî ki buram buram Karadeniz kokan bir sohbet, bir hayat, bir duruşun hikayesini Volkan Konak anlattı, ben de yazdım.

ü

 

‘’BENİM GİBİ DÜŞÜNMÜYORSAN ÖL’’ DİYORLAR

İNANCIMI SORGULAYANLARLA AYNI İNANÇTA OLMAM

Neden siyaset konuşmayalım diyorsunuz?

Bıktım, istatistiklere göre, Merkel Almanya’da 24 günde bir televizyona çıkıyor bizimkiler 24 dakikada bir, bu kadar olabilir mi?

Peki o zaman şu aşkım, balım  kelimelerinin sırrını konuşalım önce …

Bu kelimelerle moral pompalamaya çalışıyorum. Siyasetçiler akşama kadar birbirlerine sövüyorlar en azından sevgiyi de biz  hatırlatalım.Yoksa tümden unutacağız sevgiyi, aşkı…

Aşk mı?

Tabi ya nefesin nefese vurması gibi değil bu, Neşet Ertaş gibi, Aşık Veysel gibi aşka aşığım. Aşk insanın etini pişirir, ruhunu terbiye eder. Kadın desen zaten başlı başına bir kültürdür, kadının olmadığı yerde ancak karışıklık olur ve tabii inanç  da aynı şekilde ruhu terbiye eden bir başka olgudur.

İnanç demişken, dinle, imanla aranızın olmadığı söylenir ?
Bu tıpkı yatak odası gibi insana özel bir şey, hayatım boyunca hiçbir insanın ne ırkını, ne dilini ne dinini merak etmedim. Ben Mevlana ve Yunus Emre’yle aynı inançtayım ve inancımı sorgulayanlarla aynı inançta olmam mümkün değil. Bugün Türkiye’de ‘’benim gibi düşünmüyorsan öl’’ anlayışı hakim kılınmaya çalışılıyor ve ben buna sonuna kadar karşıyım. Uygar bir insan ırksal, inançsal tartışmalara girmez, bu tartışmaların içindeki insanlar sığ sularda yüzen insanlardır. Ben dedemin vasiyetiyle yaşıyorum.

Nedir o vasiyet?

‘’ İnançlar kalpte ve beyinde yaşanır. Kim ki inancı dudaklarında, ticaret ve siyasette yaşıyorsa o adam sahtekardır. Din gibi masum bir şeyi kullanmaya kalkarsanız kirlenir’’ dedi bana dedem. İşte bu yüzden ben dincilere saygı duymuyorum ama dindarların önünde eğiliyorum.

ÜLKEMDE İNSANLAR MUTLU DEĞİL

AVRUPA’DA NOEL BABA ÇUVALDA ÇOCUKLARA OYUNCAK GETİRİR BENİM ÜLKEMDE BABALAR ÇUVALDA ÇOCUKLARININ CESEDİNİ TAŞIYOR.

Çok karamsar gördüm sizi…

Karamsarlık var  biraz ama ümitsiz değilim. Geziden sonra Nihat Genç dedi ya ‘’ Korku yer değiştirdi, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. ‘’ diye, bence de olmayacak, her şey yoluna girecek, kimse ümitsiz olmasın. Acilen , bu ülkeyi geren siyasetçilerin ki sporda da var bazı isimler hepsinin gitmesi gerekiyor yoksa bu ülkenin başını yakacaklar. Ülkemde insanlar mutlu değil. Avrupa’da Noel Baba çocuklara çuvalda oyuncak getirir benim ülkemde babalar çuvalda çocuklarının cesedini taşıyor, nasıl mutlu olabilirim ki…

Türkiye’yi  terk etmeyi düşünüyor musunuz?

Birkaç ülke de evim var, çocuklarım da yurt dışında okuyacaklar ama ben bu ülkeyi terk etmem, Karadeniz olmadan yaşayamam ben. Nazım Hikmet’ten tutun da aklınıza bu sınırlar dışında kalan kim geliyorsa hepsi ‘memleketim’ bağıra bağıra öldü, ben memleketimi bırakmam.

Çocuklar neden yurt dışında okuyacaklar?
Çünkü bu küfür kültüründe çocuklarımı yetiştirmek istemiyorum. Kötü bir rüya görüyoruz ve inşallah bir gün bu rüya bitecek.

AİLEM BENİM ÖZELİM

Çocuklar demişken kaç taneler?

2 tane, kızım 15 yaşında, oğlum da 3 yaşında…

Hiç görmedik onları?

Eşim de, çocuklarım da tıpkı inancım gibi benim özelim… Benim eşimden, aile yaşantımdan insanlara ne ki? Ben iyi şarkı söylüyor muyum ona baksınlar.Bu işler bana uymaz.

Eşiniz çalışıyor mu?

İngilizce öğretmeniydi benim eşim, oğlumuz olana kadar da çalışıyordu. Biz çok mütevazi bir aileyiz, yükseldikçe başımızı eğmesiniz biliyoruz.

Sürekli mavi gömlek giyiyorsunuz, neden?

Çünkü seviyorum, ‘’başka kıyafetin yok mu’’ diyorlar, bir sürü  mavi gömleğim var, birini çıkarıp ötekini giyiyorum. Ecevit de  mavi giyerdi, mavi saflığın, dürüstlüğün rengi, kendimi huzurlu hissediyorum.

Başka siyasetçi var mı sevdiğiniz, örnek aldığınız?

Erdal İnönü de dürüst bir adamdı ve şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu. Sayın Kılıçdaroğlu’nda Ecevit'i görüyorum. Pantalonunu büzmesi, kendinden büyük ceket giymesi, dürüstlüğü bana Ecevit’i hatırlatıyor.

CUMHURBAŞKANI BİLE SANATIN ÖNÜNDE DÜĞME İLİKLİYOR

Siyasete girmenizi isteseler…

Girmem, dünyanın en saygın mesleğini yapıyorum ben. Sanatçıdan daha özel bir meslek yok. Benim mesleğimin önünde  cumhurbaşkanı dahil  herkes düğme ilikliyor. Ama siyaset ise hakkında en kötü konuşulan meslektir.Ben deli miyim , bu kadar güzel bir konumdan her gün küfür edilen bir konuma geçer miyim? ‘’ Herşey olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız’’ diye Mustafa Kemal Atatürk dedi, ben demedim. Ama bak, kanatlarımızı kırdılar bizim…

Ne demek bu?

Kadına kıymet, kültür, sanat, bilim bir ülkenin kanatlarıdır, işte o kanatları kırdılar, bizi tavuğa çevirdiler.  Bunu da ben demiyorum Mustafa Kemal diyor,’’sanat toplumun ana damarlarıdır’’ diye. Ama bizim damarlar kurudu,toplum sanatla beslenir, bizimkiler ekmekle, yalanla besliyorlar. Biletli konserler bitti, Türkiye’de en çok biletli işi ben yapıyorum ve bunu da üzülerek söylüyorum, çünkü müzik bitti.

TÜRKİYE’Yİ  MUHAFAZAKARLAŞTIRIYORLAR

Neden yaşanıyor tüm bunlar?

Çünkü Türkiye muhafazakarlaştı, sanata kültüre kıymet vermeyip, geminin yüzü batıya çevirili olsa da, geri geri Orta Doğuya giden bir toplum olduk. Özenti bir Osmanlıcılık hayaliyle bizi orta doğuya doğru sürüklüyorlar.

Size de sansür var mı?

Bana kimse sansür uygulayamaz, sinek konacağı atı bilir. Bana bir şey söyleseler de dinlemem fakat ben de mikrofonu elime aldım diye kimsenin duygularına da basmam. Ben minnetsiz bir adamımdır, umursamam kimsenin lafını…

Minnetsiz mi?
Minnetsizim işte, dünyaya gelmeye  bile bir minnetim yoktur benim. Ben dilekçe yazmadım ki dünyaya geleyim diye, o yüzden de hiçbir şeye minnet etmem ben…

Hep böyle asi miydiniz, korkmuyor musunuz?

Ben dipten geldiğim için, dibi görmekten de çekinmiyorum. Ben şuan 3 öğün patates ve turşu yesem ne olur ki… O yüzden beni bu saatten sonra kimse korkutamaz, korku benim DNA’mda yoktur. Hiçbir zaman para için bir taraflarımı da yırtmadım.

BÜTÜM AİLEMİN VE DOSTLARIMIN MADDİ MANEVİ YANINDAYIM

Kazandığınız paraları ne yapıyorsunuz, ticarete mi yatırım yapıyorsunuz?

Hiçbir ticari faaliyetim yok. Kazandıklarımı yurtdışında ve İstanbul’da gayrimenkule yatırıyorum. Asla satın alıp da kiraya verdiğim bir mülküm de yok, ihtiyacı olana alırım ve veririm. Kira gelirim yok, repodan, borsadan da anlamam, ekonomiyi hiç takip etmem. Benim ailemde kimsenin kredi kartı yoktur. Çevremdeki herkese ev aldırırım, hepsinin de taksit sayısını  bilirim.

Neden böylesiniz ?

3 tarafı mezarlık olan bir evde yaşadım ben, oradaki sessiz ve ıssız çığlıklar beni terbiye etti. O yüzden ben seveceğim, sevileceğim ve sonra yok olup gideceğim. Paylaştıkça çoğalacağımı biliyorum. Bu hayatta en sevmediğim şey cimri insan.

KAZIM KOYUNCU MU, VOLKAN KONAK MI?

Sizin, Kazım Koyuncu’nun misyonunu yüklenmeye çalıştığınız söylenir hep…

Ben Efulim albümünü yaptığımda Kazım Koyuncu lisede öğrenciydi ve benim çok iyi bir dinleyicim ve hayranımdı. Sevgili Kazım Karadeniz etnik müziğiyle uğraşırken ,ben beste ve özgün Volkan Konak müziği yapmaktayım. Böyle bir düşünceye sahip insanlar haset ve zavallı kişilerdir.  Ben ölmekte olan bir kardeşime yardım ettim, bunun neresi kötü. O güzel insan  33 yaşında ölüyordu, ben ona yardım etmeye çalıştım çünkü benim ailemden de 7 kişi kanserden öldü, bu hastalığın ne kadar kötü olduğunu çok iyi bilirim.  Kazım ölümünün ardından tanındı ve ben onun tanıması için yardım ettim. Keşke o haset düşüncedeki insanlar Kazım ölmeden önce bir albümünü alsaydı da tedavi gördüğü sırada ekonomik sıkıntılar yaşamasaydı. Gerçi biz gerçek dostları, onun her anında yanındaydık.

Nereden çıkıyor peki söylentiler?

Çünkü Volkan Konak yukarıya çıktıkça bazıları rahatsız oluyor, kıskanıyorlar. Neyin ne olduğunu bilmeleri lazım, ben Karadeniz müziği yapmıyorum ki, ben her türden şarkıyı söylüyorum, Kazım etnik müzik yapıyordu.

ÖLÜM BANA TEĞET GEÇTİ

Kanser hastalarına karşı olan hassasiyetiniz nereden geliyor?

İnsanlar ölmeyi bayılmak zannediyorlar. Beni anlamak için ölmekte olan insanın dünyaya bakışını görmeniz gerekir. Ben bunları en yakınlarımda yaşadım.

Peki kendine dikkat ediyor musun?

Sigara kullanmıyorum, alkol alıyorum ama karaciğerime dikkat ediyorum, check-up yaptırıyorum. Babam öldükten sonra hayatım değişti, üzüntüden plörezi (bulaşıcı olmayan tüberküloz) oldum. Günde 16 tane ilaç içiyordum. Hastalığımı da stüdyoda eğilip doğrulurken vücudumdan gelen su sesinden fark ettim ve acilen hastaneye yatırıldım. Bana doktor ‘’iki ihtimal var, ya kansersin ya da tüberkülozsuN. Kansersen 3 ay ömrün kaldı ’’ dedi. Kızım küçüktü, ilk o geldi aklıma, ‘’ keşke biraz büyüdüğünü görseydim’’ diye düşündüm. Sonra  elime bir test yaptılar ve sabaha kadar reaksiyon vermesini bekledik, vermeseydi  ben de kanserden ölecektim. Görecek günlerimiz varmış, ölüm teğet geçti.

TRANZONSPOR YÖNETİMİNİ ASLA ONAYLAMIYORUM

Trabzonspor’la aranız nasıl ?

Ben lafımı söylemekten hiç çekinmem. Şu anki yönetimi asla onaylamıyorum, son derece de başarısız buluyorum, ayrıca taraftarı da geriyorlar. Trabzonspor’a siyaset karıştırıldı, içim acıyor. Büyüklerimiz bu olaya el koyup, derhal bu olayı düzeltmelilerdir. Bu olay düzelene kadar da biraz uzak kalacağım…

Taraftarlıktan istifa mı ettiniz ?

Biraz uzak kalacağım, takımdan da taraftarlıktan da… Benim eşim Beşiktaşlı, bu yıl ben de eşimin hatırına Beşiktaş şampiyon olsun istiyorum.

EN BÜYÜK HAYALİM BİR CAZ KULÜP AÇMAK

Geçenlerde duydum bir gece kulübü açmayı düşünüyormuşsunuz…

Evet, böyle bir hayalim var. Bakalım sanırım yeri bulduk, Ali Ağaoğlu’yla görüşüyoruz, Türkiye’nin en modern caz kulübünü açacağım. Haftanın 3 günü caz çalacak,  bir günü ben çıkacağım.

Ticaret yapmam diyordunuz?

Yine yapmayacağım ki, üyeli olacak ve çok uygun rakamlara hizmet verilecek. Kapısına da kocaman bir tabela  asacağım ve ‘’Bu mekanda ırksal, inançsal ayrılıklar konuşulmaz, bu mekanda sanat konuşulur. İnsanlık girebilir.’’  diyeceğim.

 
23 Mart 2014 Pazar 08:15 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1907 - II. Abdülhamid, motosiklet ve otomobil gibi sıvı yakıtlı çağdaş taşıtların ithaline izin verdi.
1915 - Anafartalar Savaşı
1915 - Çanakkale'de Kireçtepe muharebesi kazanıldı.
1922 - Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal Paşa, gece gizlice cepheye hareket etti.
1945 - Endonezya'nın Hollanda'dan bağımsızlığını ilan edişi.
1949 - Erzurum, Bingöl ve ilçesi Karlıova'da meydana gelen 6.7 şiddetindeki depremde 450 kişi öldü, 1.500'ü aşkın ev yıkıldı.
1952 - Türkiye ve Yunanistan, Ege Denizi'nde ortak tatbikata başladılar.
1967 - İzmir Aliağa Rafinerisi'nin temeli Başbakan Süleyman Demirel tarafından atıldı.
1974 - Türk birlikleri Karpaz Yarımadası'nı gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden arındırdı. Son olarak, ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek Yeşilırmak bölgesinde mahsur kalan Türkleri kurtardı.
1975 - Bir Filistin Kurtuluş Örgütü heyeti, destek sağlamak ve büro açmak için Ankara'ya geldi.
1976 - Sivas'ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
1978 - İran'da Şah rejimine karşı iç savaş başlatıldı.
1987 - Steffi Graf, Dünya Tenis Birliği 'Kadınlar Sıralaması'nda, Martina Navratilova'yı geride bırakarak birinciliğe yerleşti. Graf, bu başarıyı kazandığında henüz 18 yaşındaydı ve 1987'de, içinde Fransa Açık'ın bulunduğu 8 turnuva kazanmıştı.
1988 - Ziya-ül Hak düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1990 - İncirlik Hava Üssü'nün kapıları ilk kez basına açıldı.
1996 - Rusya ile Çeçenistan arasında resmî olarak ateşkes antlaşması imzalandı.
1996 - Etiyopya birlikleri, Somalili 232 Müslümanı öldürdü.
1997 - Erciyes Gazetesi, Hasan Sami Bolak tarafından Kayseri'de kuruldu.
1998 - Alaattin Çakıcı, Fransa'nın Nice kentinde yakalandı.
1999 - Kocaeli-Gölcük merkezli 7.6 şiddetindeki Marmara depreminde, 20 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Depremde ülkenin can damarı sanayi tesisleri de büyük hasar gördü. Hasarlı konut ve işyeri sayısı 245 bini aştı.
2000 - Picasso'nun, The Portre Of Young Women isimli kayıp tablosu Şanlıurfa'da ele geçirildi. Daha önce de Picasso'ya ait La fermiere tablosu İzmir'de ve Dora Maar tablosu da Selçuk'ta ele geçirilmişti.
2004 - Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine Büyükelçi Yiğit Alpogan atandı (MGK'nun il sivil sekreteri).
2009 - Usain Bolt 100 metreyi 09:58 saniyede koşarak dünya rekoru kırdı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:32
  • Güneş05:25
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:25
  • Akşam19:26
  • Yatsı21:04
 
Süper Loto
10.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041038414349
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık