3 partinin ittifakıyla tezkere kabul edildi

Ana Sayfa » Güncel » Ünlü polis şefinden flaş FETÖ açıklaması

Ünlü polis şefinden flaş FETÖ açıklaması

Hanefi Avcı, PKK’ya, Hizbullah’a uygulanan mücadele yönteminin FET֒ye de uygulanmaması gerektiğini söyledi ve ekledi: Devasa yapı savcı ve polisle yok edilemez. Bütün kurumlar mücadeleye ortak olmalı...

 
4 Eylül 2017 Pazartesi 10:58 
Yorum YapYazdır
 
 
Ünlü polis şefinden flaş FETÖ açıklaması

AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte, Hanefi Avcı da kızak görevden Emniyet'in en etkili dairelerinden Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı'na getirildi. Önemli operasyonları yönetti. Ancak bazı operasyonlar, rahatsızlık yarattı. Hanefi Avcı Edirne Emniyet Müdürlüğü'nden Eskişehir Emniyet Müdürlüğü'ne atandı.
Görevde olduğu dönemde yazdığı kitapla Fetullahçıların devleti nasıl ele geçirmeye çalıştığını ortaya koydu. İşte, kumpas da bundan sonra kuruldu. Bir haber için Hanefi Avcı'yı aradığımda, “Beni zorla götürüyorlar” dediğinde, onun birileri tarafından kaçırıldığını sandım. Yakın arkadaşı olan eski Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan'a durumu bildirdim. Avcı, kumpas sonucu suçlanıyor, İstanbul'a savcılığa götürülüyordu. O öyküyü “Okyanus Ötesindeki Vaiz” kitabımda ayrıntılı olarak yazdım. Yıllarca terörle mücadele eden Hanefi Avcı, “terör örgütü üyesi” iddiasıyla yıllarca cezaevinde tutuldu. Hakkında açılan bütün davalardan beraat etti, Emniyet'teki bütün haklarını sonunda yargı kararıyla aldı.

KONFERANSLAR VERİYOR

Daha önce İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunmuştu. Teröristle mücadelenin yol ve yöntemleri konusunda değişik ülkelerde de araştırmalar yapmıştı. Şimdi kitaplar yazıyor, davet edildiği illerde örgütleri, taktikleri, mücadele yöntemlerini, alınması gereken önlemleri anlatıyor. Hanefi Avcı, FETÖ'den sonra, Emniyet'te benzer yeni yapılara dikkat çekiyor, Fetullahçılardan boşalan kadroların doldurulmaya çalıştığına dikkat çekiyor, bu konularda savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.
Emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, yetkililerin FETÖ'yü bitirme mücadelesindeki eksiklikleri SÖZCÜ'ye şöyle anlattı:

MÜCADELE HATALI YAPILIYOR

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile her mücadele dönemi farklı olmalıydı. Örneğin 2011'de hükümetle karşı karşıya geldiklerinden 2013'e kadar, 2013'ten 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar farklı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da farklı mücadele yöntemlerinin uygulanması gerekirdi. Ancak hiç bunlara yönelinmeden tek tip bir mücadele sürdürüldü. Oysa, bu yapıyla tek tip mücadele yöntemiyle sonuç alınamaz. Savcıya, polise mücadele görevi verilmiş, diğer örgütlerle olduğu gibi klasik bir mücadele yürütülüyor. Bu mücadele Kanun Hükmünde Kararnamelerle destekleniyor. Oysa, devasa bu yapı için yeni sistemler geliştirilmeliydi. Darbeden sonra Türkiye ve yurtdışında bu yapının terk edilmesi gerekirdi. Devletin mücadele yöntemlerindeki hataları nedeniyle beklenen olmadı.

ORTAK MÜCADELE OLMALI

PKK'ya, Hizbullah'a uygulanan mücadele yöntemi FETÖ'ye de uygulanıyor. Oysa, bunun mücadelesi farklı olmalıydı. 15 Temmuz öncesi ve sonrası farklı mücadeleye girişilmemiş olması nedeniyle örgütün içinin tam anlamıyla boşaltılmasının önü açılamadı. Kitlesel kopuş hızlandırılmalıydı. Bunun için bütün kurumların mücadeleyi ortak yapması lazımdı. Oysa ‘mücadele yapıyoruz' diye herkesi karşısına aldılar. Bankaya para yatıran, okula giden gibi örgütle irtibatı olanlar öncelikli hedef oldu ve asıl kadrolar ihmal edildi, onların üzerine zamanında gidilmediği için yurtdışına kaçmaları da önlenemedi. Yapılması gereken, ufak-tefek suçlara karışanları da devletin yanına çekip, örgüte karşı mücadele edilmeliydi. Kazanılacak olanlar kazanılıp, bunların vereceği küçük küçük bilgiler birleştirilip örgüte karşı ciddi mücadele aracı olacaktı. Oysa, sıradan insanlar farkında olmadan örgüte sığınacak duruma getiriliyor.

İŞLEMLER DENETLENMİYOR

Mücadeleyi yapanlar, onların yaptığı işlemler denetlenmiyor. Suç işleyen, görevini ihmal eden, personel hakkında bile işlem yapılmıyor. Bu konuda keyfilik var. Bununla ilgili de örnekler çok. Örneğin, Hava Kuvvetleri imamı olduğuna ilişkin darbe girişiminden önce bilgiler olmasına rağmen Adil Öksüz, serbest bırakıldı. Oysa bu adamla ilgili her şey biliniyordu. Buna rağmen bırakılması kabul edilemez. Bazı insanlar sahte belge, sahte elektronik postalarla ‘darbecilerle işbirliği' içinde gösterilmesine rağmen, bunu yapanlar hakkında bir şey yapılmıyor. Bunlarla ilgili işlem yapılmayınca adalet duygusu azalıyor, keyfilikler devlete olan güveni zedeliyor.

DEVLETİN ARŞİVİ ONLARDA

Yurtdışında mücadele ihmal ediliyor. Örgüt yurtiçinde tamamen yeraltına inecek, kimse ‘cemaatçiyim' demeyecek. Devletin tüm arşivi onlarda. Bütün kurumların arşivini kullanıp devleti sıkıntıya da sokabilirler. Örgüt, yurtdışı gücüyle mücadelede ihmal edilmemeli. Aksi halde mücadele zorlaşır.
Mücadelenin başarılı olabilmesi için ülkelerle iyi ilişkiler içinde olunması gerekirken, biz de tam tersi bir durum var. Hemen her ülkeyle kavga ediyoruz. İyi ilişkiler kurulursa iadeler olur ya da bu kişiler yurtdışında yargılanır. Tabii, yargılama aşamasından önceki bazı görüntüler de iadelerin önünde engel oluşturdu. Diplomasinin çok iyi kullanılması gerekir.

YARGININ DURUMU VAHİM

Tutuklananların tahliyesi ‘kaçacaklar' diye gerçekleşmiyor. Hakim tahliye kararı verirse, görevden alınacağı endişesi taşıyor. Suçsuzluğuna inandıkları, hakkında tutuklanmasını gerektiren delil olmayanları yine bırakmıyorlar. Hakimler üzerinde baskı var. Yargı, kendi haline bırakılmalı, hukuk üzerindeki ciddi siyasi baskı olduğuna inanılan bu hava ortadan kaldırılmalı. Birkaç olay gösterilip bütün davalar şaibeli hale getiriliyor. Bunlar ilerde çok ciddi sıkıntılar yaratır. Verilen kararların adil olduğuna inanılmalı ve bu konuda tereddütler yaratılmamalı. Hakim ve savcı güvencesi sağlanmalı, yargılamaları da kendi klasik sistemi içinde olmalı.
Halen yargı olağanüstü hal (OHAL) uygulamalarına göre çalışıyor. Zaman geçirilmeden yargı kendi sistemi içinde klasik sistemiyle çalışmasının yolu açılmalı. İnsanların yargıdan beklentisi yargının adil, tarafsız olması, kararları baskı altında olmadan, yargılanan kişinin kim olduğuna bakmadan alabilmesidir. Oysa bugün yargı üzerinde büyük bir baskı olduğu görüşü herkeste hakim. Hakim, savcı güvencesi sağlanmadan, alınan kararların özgür bir biçimde olduğuna kimseyi inandıramazsınız. Darbe girişiminin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, darbe koşulları içinde yargılamalar yapılıyor. Darbe şartları içinde yapılan yargılama da adil olmaz. Kararların adiliyeti çok önemli. Kararlar baskı altında verilmiş olduğuna inanılırsa o zaman ‘adalet var' diyemezsiniz.

TUTUKLU GAZETECİ SAYISI

Basın üzerinde baskılar var. Basına uygulananlar, yapılan iyi şeyleri de kapatıyor. Tutuklu gazeteciler arasında FETÖ'ye sempati duyanlar da olabilir. Fiili eyleme karışmamış olanların durumları gözden geçirilmeli. Sonra, gazetecilerin tutuklanması kabul edilecek bir şey değil. Dünyada en çok gazetecisi tutuklu olan ülkeyiz. Türkiye asla böyle olmamalı.
Mücadele tek boyutlu olarak Savcı ve emniyet tarafından yürütülürken, mücadelenin diğer cepheleri dikkate alınmıyor. Örneğin konunun inanç ve düşünce sistemleri boyutu da var. Diyanet bu konuda bir rapor hazırladı ama bu yetersiz. İnsanların inançlarına hitap edecek konunun uzmanlarından oluşan bilim adamları tarafından inanç ve düşünce sistemleri boyutu irdelenmeli, mücadele boyutu ortaya konulmalı. Örgütle gerçekle mücadele, yanlış olan fikir ve düşüncelerin ortaya konulması, bu yapının taraftarlarına yanlışı gösterip onların kopmaları sağlanmalı. Yoksa, savcıyla, polisle bu iş bitmez.

HERKES HAKKINI ADALET ÖNÜNDE ALIYORSA O ÜLKEDE TERÖR YOKTUR

En çok terör olaylarının yaşandığı ülkelerle, terör olaylarının meydana gelmediği ülkeleri karşılaştırdığımızda ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Herkes hakkını adalet önünde alıyorsa, bütün kurum ve kuruluşlar demokratik kurallar içinde çalışıyorsa, seçimlerde eşit şartlarda propaganda yapılıyorsa; seçimler eşit, adil, insan haklarına saygı varsa o ülkede terör, anarşi yoktur. Ama bu saydıklarımızın olmadığı ülkelerde ise terör mutlaka vardır. Özgürlükler açılırsa terör örgütleri olmaz. Özgürlüklerin olmadığı yerde anarşi ve terör olur. Huzurlu bir ülke yaratılmak isteniyorsa, özgürlüklerin olduğu bir iklim yaratılmalı.
Bu temel şartların yanı sıra tüm olayları önceden öğrenebilecek, tehlike sinyallerini alabilecek güvenlik ve istihbarat sisteminizi de kurmanız gerekir. Olaylar meydana geldikten sonra değil, meydana gelmeden önleyecek sistem kurulmalı. Ülkedeki anayasal tüm kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, hukuk sistemi, basın güçlendirilmeli. Demokrasiyi uygulamadığınız sürece terörü, anarşiyi önleyemezsiniz.

 
4 Eylül 2017 Pazartesi 10:58 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:22
  • Güneş06:03
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:48
  • Akşam18:24
  • Yatsı19:53
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık