Akit'ten Atatürk ve Kemalizm üzerinden büyük kışkırtma

Ana Sayfa » Ekonomi » Ünlü iktisatçıya göre Merkez Bankası faizi neden artırdı?

Ünlü iktisatçıya göre Merkez Bankası faizi neden artırdı?

Ünlü ekonomist Mahfi Eğilmez Merkez Bankası’nın dün gerçekleştirdiği faiz artırımını değerlendirdi. Merkez Bankası'nın neden bu kadar yüksek bir faiz artırdığını değerlendiren Eğilmez, faiz artışının çözüm getirip getirmeyeceğini de söyledi.

 
14 Eylül 2018 Cuma 12:53 
Yorum YapYazdır
 
 
Ünlü iktisatçıya göre Merkez Bankası faizi neden artırdı?

Ünlü ekonomi yazarı Dr. Mahfi, Eğilmez, Merkez Bankası’nın dün aldığı faiz kararını değerlendirdi. BBC Türkçe’ye değerlendirmeler yapan Eğilmez, faiz artışının nedenleri ve ekonomi sorunlarına çözüm getirip getirmeyeceğini açıkladı.

Merkez Bankası son dönemde bazen TL likiditesini sıkıştırmaya, bazen döviz likiditesini gevşetmeye ve bu yolla para politikasını yürütmeye yönelik çeşitli adımlar attı.

Bu adımlara destek olmak üzere Hazine ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da (BDDK) çeşitli düzenlemeler yaptı. Faiz cephesinde ise Merkez Bankası, bankaları fonlamada bir süredir yalnızca gecelik borç verme yöntemini kullanarak ortalama faizi (Merkez Bankası Ortalama Fonlama Maliyeti) yüzde 19,25 olarak uyguladı.

Böylece adı politika faizi olan ve aslında o konumda çok kısa sürelerle kalabilen haftalık repo ihalesi faizini uygulamaz oldu.

Merkez Bankası'nın yüzde 19,25 olarak uyguladığı faize karşılık piyasada faizler 2 yıllık tahvil için yüzde 24,5 düzeyinde 10 yıllık tahvil için yüzde 20 düzeyinde oluşuyordu.

Bankalar mevduata yüzde 20'nin üzerinde faiz verirken kredi faizlerini yüzde 35'e kadar yükseltmişlerdi.

Bunun temel nedeni TL'nin dış ve iç değerindeki hızlı değer kaybı ve geleceğe ilişkin risklerdeki artış eğilimiydi.

Ocak ayındaki Merkez Bankası Beklenti Anketine göre 2018 sonu için Dolar/TL kuru beklentisi 4,12, enflasyon beklentisi yüzde 9,55 idi.

Eylül ayında yapılan ankette bu beklentiler kur için 6,59'a, enflasyon için yüzde 19,61'e yükselmiş bulunuyordu.

Riskleri ölçmekte kullanılan CDS primi yılbaşında 161 iken Merkez Bankası'nın kararı öncesinde 523 dolayında seyrediyordu.

MERKEZ BANKASI FAİZLERİ NEREDEN NEREYE GELDİ?

Merkez Bankası, sadeleştirme adımı çerçevesinde yaptığı düzenlemeyle bir süredir yalnızca politika faizi oranını belirliyor, öteki faizler buna bağlı tanımlara göre kendiliğinden oluşuyor.

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu kararıyla politika faizi yüzde 17,75'den yüzde 24'e yükseltildi.

Buna göre Merkez Bankası'nın faizi 6,25 puan artırdığı izlenimi doğdu. Başta yabancı fonlar olmak üzere piyasanın faiz artışı beklentisi 5 puandı. Bu artış piyasanın beklentisinin üzerinde olduğu için Dolar/TL kuru bir anda düşüşe geçti ve 6 seviyesinin altına indi. Bir süre sonra tekrar yükselerek 6'nın üzerine çıktı.

MERKEZ BANKASI GERÇEKTE FAİZİ KAÇ PUAN ARTIRDI?

Merkez Bankası'nın gerçek faizi gecelik borç verme faizi ile politika faizinin ağırlıklı ortalamasına göre belirlenen ve adına TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti denilen faiz.

Bu karardan önce Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalesi yapmıyor ve bankaları yüzde 19,25'lik gecelik borç verme faiziyle fonluyordu.

Bir başka ifadeyle TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası'nın gerçek faizi) yüzde 19,25 idi.

Merkez Bankası, politika faizinin artırılmasına ilişkin Para Politikası Kurulu kararının ardından Türk Lirası Likidite Yönetimine İlişkin bir duyuru yaptı.

Duyuruya göre Merkez Bankası, karar öncesi gecelik vadede gerçekleştirilen fonlamayı 14 Eylül 2018 tarihinden itibaren politika faiziyle yapacak.

Bu durumda TCMB Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası'nın gerçek faizi) yüzde 19,25'den yüzde 24'e çıkmış, 6,25 puan değil 4,75 puan artmış oldu.

MERKEZ BANKASI FAİZİ NEDEN BU KADAR YÜKSEK ORANDA ARTIRMAK ZORUNDA KALDI?

Merkez Bankası'nın son açıklanan beklenti anketine göre ankete katılanların 2018 yılsonu enflasyon beklentileri yüzde 19,61 idi.

Bu ankete katılanlar, kararları alanlar ya da karar alıcılara tavsiyede bulunan kişiler.

Dolayısıyla bu beklenti büyük ölçüde gerçekleşecek olanı yansıtıyor. Bu aşamada Merkez Bankası'nın bu olumsuz beklentiyi kırması gerekiyordu.

Merkez Bankası bu aşamaya kadar faiz artışı dışındaki yolları denedi ve bu beklentiyi kıramadı ve sonuçta faizi artırmaktan başka çaresinin olmadığını gördüğü için faizi artırma yoluna gitti.

Gecikmiş de olsa kısa vade açısından doğru bir adımdır.

Grafik, Merkez Bankası'nın enflasyon hedefini yıllardır tutturamadığını, son iki yılda hedeften iyice uzaklaştığını gösteriyor.

Merkez Bankası bir kur politikası izlemiyor. Ama enflasyon, kuru izliyor.

Bu durumda Merkez Bankası'nın enflasyon yaratan kuru denetim altına alması için de bu faiz artırımına ihtiyacı vardı.

4,75 puanlık bir faiz artışı yüzde 27 dolayındaki bir artışa karşılık geliyor.

Buradaki en ciddi soru şudur: Bir önceki toplantıda niçin faiz artışı yapılmadı? Durumun buraya gittiği görülememiş miydi? Çünkü bu kadar sorun biriktirmek yerine önceki toplantıda 2 puanlık bir faiz artışı yapılsaydı büyük olasılıkla bu toplantıda bu kadar dramatik bir artışa gerek olmayacaktı.

FAİZİ ARTIRMAK SORUNU ÇÖZER Mİ?

Faiz artışı öncelikle kurlardaki tırmanışı tersine çevirip enflasyon beklentisini kırabilir mi?

Bu soruya vereceğimiz yanıt kısa vade için olumlu. Buna karşılık orta - uzun vadede beklentiyi değiştirebilmek ekonomi politikasının yalnızca para politikası tarafında değil maliye politikası tarafında da sıkılaştırılmasıyla gerçekleştirilebilir.

O halde faiz artışıyla sıkılaştırılan para politikasına sıkı maliye politikasının eşlik etmesinin sağlanması gerekiyor.

Bunun da yolu harcama artırıcı projelerin tamamından vazgeçilmesinden geçiyor. Bir yandan faizi yüzde 24'e çekerken bir yandan harcamaları artırıcı projelere devam edilirse kısa bir süre sonra piyasa yeni bir faiz artırımı talebini gündeme getirir.

Arabayı çeken iki atın da aynı yöne koşmasının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde araba doğru gidemez.

Ünlü ekonomi yazarı Dr. Mahfi, Eğilmez, Merkez Bankası’nın dün aldığı faiz kararını değerlendirdi. BBC Türkçe’ye değerlendirmeler yapan Eğilmez, faiz artışının nedenleri ve ekonomi sorunlarına çözüm getirip getirmeyeceğini açıkladı.

Merkez Bankası son dönemde bazen TL likiditesini sıkıştırmaya, bazen döviz likiditesini gevşetmeye ve bu yolla para politikasını yürütmeye yönelik çeşitli adımlar attı.

Bu adımlara destek olmak üzere Hazine ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da (BDDK) çeşitli düzenlemeler yaptı. Faiz cephesinde ise Merkez Bankası, bankaları fonlamada bir süredir yalnızca gecelik borç verme yöntemini kullanarak ortalama faizi (Merkez Bankası Ortalama Fonlama Maliyeti) yüzde 19,25 olarak uyguladı.

Böylece adı politika faizi olan ve aslında o konumda çok kısa sürelerle kalabilen haftalık repo ihalesi faizini uygulamaz oldu.

Merkez Bankası'nın yüzde 19,25 olarak uyguladığı faize karşılık piyasada faizler 2 yıllık tahvil için yüzde 24,5 düzeyinde 10 yıllık tahvil için yüzde 20 düzeyinde oluşuyordu.

Bankalar mevduata yüzde 20'nin üzerinde faiz verirken kredi faizlerini yüzde 35'e kadar yükseltmişlerdi.

Bunun temel nedeni TL'nin dış ve iç değerindeki hızlı değer kaybı ve geleceğe ilişkin risklerdeki artış eğilimiydi.

Ocak ayındaki Merkez Bankası Beklenti Anketine göre 2018 sonu için Dolar/TL kuru beklentisi 4,12, enflasyon beklentisi yüzde 9,55 idi.

Eylül ayında yapılan ankette bu beklentiler kur için 6,59'a, enflasyon için yüzde 19,61'e yükselmiş bulunuyordu.

Riskleri ölçmekte kullanılan CDS primi yılbaşında 161 iken Merkez Bankası'nın kararı öncesinde 523 dolayında seyrediyordu.

MERKEZ BANKASI FAİZLERİ NEREDEN NEREYE GELDİ?

Merkez Bankası, sadeleştirme adımı çerçevesinde yaptığı düzenlemeyle bir süredir yalnızca politika faizi oranını belirliyor, öteki faizler buna bağlı tanımlara göre kendiliğinden oluşuyor.

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu kararıyla politika faizi yüzde 17,75'den yüzde 24'e yükseltildi.

Buna göre Merkez Bankası'nın faizi 6,25 puan artırdığı izlenimi doğdu. Başta yabancı fonlar olmak üzere piyasanın faiz artışı beklentisi 5 puandı. Bu artış piyasanın beklentisinin üzerinde olduğu için Dolar/TL kuru bir anda düşüşe geçti ve 6 seviyesinin altına indi. Bir süre sonra tekrar yükselerek 6'nın üzerine çıktı.

MERKEZ BANKASI GERÇEKTE FAİZİ KAÇ PUAN ARTIRDI?

Merkez Bankası'nın gerçek faizi gecelik borç verme faizi ile politika faizinin ağırlıklı ortalamasına göre belirlenen ve adına TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti denilen faiz.

Bu karardan önce Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalesi yapmıyor ve bankaları yüzde 19,25'lik gecelik borç verme faiziyle fonluyordu.

Bir başka ifadeyle TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası'nın gerçek faizi) yüzde 19,25 idi.

Merkez Bankası, politika faizinin artırılmasına ilişkin Para Politikası Kurulu kararının ardından Türk Lirası Likidite Yönetimine İlişkin bir duyuru yaptı.

Duyuruya göre Merkez Bankası, karar öncesi gecelik vadede gerçekleştirilen fonlamayı 14 Eylül 2018 tarihinden itibaren politika faiziyle yapacak.

Bu durumda TCMB Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası'nın gerçek faizi) yüzde 19,25'den yüzde 24'e çıkmış, 6,25 puan değil 4,75 puan artmış oldu.

MERKEZ BANKASI FAİZİ NEDEN BU KADAR YÜKSEK ORANDA ARTIRMAK ZORUNDA KALDI?

Merkez Bankası'nın son açıklanan beklenti anketine göre ankete katılanların 2018 yılsonu enflasyon beklentileri yüzde 19,61 idi.

Bu ankete katılanlar, kararları alanlar ya da karar alıcılara tavsiyede bulunan kişiler.

Dolayısıyla bu beklenti büyük ölçüde gerçekleşecek olanı yansıtıyor. Bu aşamada Merkez Bankası'nın bu olumsuz beklentiyi kırması gerekiyordu.

Merkez Bankası bu aşamaya kadar faiz artışı dışındaki yolları denedi ve bu beklentiyi kıramadı ve sonuçta faizi artırmaktan başka çaresinin olmadığını gördüğü için faizi artırma yoluna gitti.

Gecikmiş de olsa kısa vade açısından doğru bir adımdır.

Grafik, Merkez Bankası'nın enflasyon hedefini yıllardır tutturamadığını, son iki yılda hedeften iyice uzaklaştığını gösteriyor.

Merkez Bankası bir kur politikası izlemiyor. Ama enflasyon, kuru izliyor.

Bu durumda Merkez Bankası'nın enflasyon yaratan kuru denetim altına alması için de bu faiz artırımına ihtiyacı vardı.

4,75 puanlık bir faiz artışı yüzde 27 dolayındaki bir artışa karşılık geliyor.

Buradaki en ciddi soru şudur: Bir önceki toplantıda niçin faiz artışı yapılmadı? Durumun buraya gittiği görülememiş miydi? Çünkü bu kadar sorun biriktirmek yerine önceki toplantıda 2 puanlık bir faiz artışı yapılsaydı büyük olasılıkla bu toplantıda bu kadar dramatik bir artışa gerek olmayacaktı.

FAİZİ ARTIRMAK SORUNU ÇÖZER Mİ?

Faiz artışı öncelikle kurlardaki tırmanışı tersine çevirip enflasyon beklentisini kırabilir mi?

Bu soruya vereceğimiz yanıt kısa vade için olumlu. Buna karşılık orta - uzun vadede beklentiyi değiştirebilmek ekonomi politikasının yalnızca para politikası tarafında değil maliye politikası tarafında da sıkılaştırılmasıyla gerçekleştirilebilir.

O halde faiz artışıyla sıkılaştırılan para politikasına sıkı maliye politikasının eşlik etmesinin sağlanması gerekiyor.

Bunun da yolu harcama artırıcı projelerin tamamından vazgeçilmesinden geçiyor. Bir yandan faizi yüzde 24'e çekerken bir yandan harcamaları artırıcı projelere devam edilirse kısa bir süre sonra piyasa yeni bir faiz artırımı talebini gündeme getirir.

Arabayı çeken iki atın da aynı yöne koşmasının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde araba doğru gidemez.

Kaynak Yeniçağ: Merkez Bankası faizi neden artırdı?

 
14 Eylül 2018 Cuma 12:53 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1558 - İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth tahta çıktı.
1869 - Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı görkemli bir törenle açıldı.
1877 - Rus birlikleri Kars'a saldırdı.
1913 - Panama Kanalı'ndan ilk gemi geçiş yaptı.
1918 - İngilizler, Bakü'yü işgal ettiler.
1922 - Şarköy'ün 2,5 yıllık Yunan işgalinden kurtuluşu.
1922 - Abdülmecit halife oldu.
1922 - Son Osmanlı padişahı VI. Mehmet (Vahdettin) İstanbul'u terk etti.
1922 - Sibirya, Sovyetler Birliği'ne katıldı.
1924 - İlk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1930 - Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetti.
1933 - Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ile ticari ve diplomatik ilişkiler kurmaya başladı.
1942 - Mısır Kralı Faruk sürgüne gönderildi, yerine Albay Cemal Abdul Nasır geçti.
1963 - Yerel seçimleri Adalet Partisi kazandı.
1967 - TBMM ikinci kez yaptığı gizli oturumda, 18 saat 20 dakika Kıbrıs'taki son gelişmeleri görüştü.
1972 - Türkiye'de ilk kadın partisi olan Türkiye Ulusal Kadınlar Partisi kuruldu.
1972 - Juan Peron 17 yıllık sürgünden sonra Arjantin'e döndü.
1973 - Atina'da üniversite öğrencileri cunta rejimine karşı ayaklandılar. Askerlerin ateşi sonucu üç öğrenci öldü.
1976 - Türkiye İşçi Partisi'nin davetlisi Şilili sanatçılar sınırdışı edildi.
1977 - Dr. Cahit Karakaş TBMM'nin 13. Başkanı oldu. Görevi 12 Eylül 1980'de sona erdi.
1988 - Azerbaycan'da milli dirçeliş günü.
1993 - Güney Afrika siyasi liderleri, ırk ayrımına son veren yeni anayasayı kabul ettiler.
1995 - Osman Hamdi Bey'in "Yeşil Türbe" tablosu İngiltere'de 37 milyar liraya satıldı.
1999 - İrlanda'yı yenen Türk Milli Futbol Takımı Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılma hakkı kazandı.
2006 - 1994 yılında keşfedilen 111 atom numaralı yapay elemente resmen Röntgenyum (Rg) adı verildi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
8
3
1
27
2
Galatasaray
12
7
2
3
23
3
Kasımpaşa
12
7
1
4
22
4
Malatyaspor
12
6
3
3
21
5
Antalyaspor
12
6
2
4
20
6
Ankaragücü
12
6
1
5
19
7
Beşiktaş
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
6
0
6
18
9
Konyaspor
12
4
5
3
17
10
Trabzonspor
12
4
4
4
16
11
Sivasspor
12
3
5
4
14
12
Bursaspor
12
2
7
3
13
13
Fenerbahçe
12
3
4
5
13
14
Akhisar Bld.Spor
12
3
3
6
12
15
Kayserispor
12
3
3
6
12
16
Alanyaspor
12
4
0
8
12
17
Erzurum BB
12
2
5
5
11
18
Çaykur Rizespor
12
1
5
6
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
15.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu313437394850
 
On Numara
12.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07132023293234384142444653596263697074767779
 
Sayısal Loto
14.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050814174546
 
Şans Topu
14.11.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131423262714
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:18
  • Güneş07:03
  • Öğlen12:17
  • İkindi14:52
  • Akşam17:10
  • Yatsı18:43
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık