ABD'den Türkiye'ye Afrin çağrısı

Ana Sayfa » Dünya » ÜNLÜ FRANSIZ DÜŞÜNÜRDEN ERDOĞAN'A ÇOK AĞIR SÖZLER

ÜNLÜ FRANSIZ DÜŞÜNÜRDEN ERDOĞAN'A ÇOK AĞIR SÖZLER

Erdoğan’ın suçladığı Fransız düşünür Bernard-Henri Levy Cumhuriyet’e konuştu: Sayın Erdoğan sayıklıyor. Fransa’da aklını kaybettiği ve saçmaladığı konuşuluyor. Fransa’da ve ABD’de herkes ona gülüyor artık.

 
24 Ağustos 2013 Cumartesi 08:56 
Yorum YapYazdır
 
 
ÜNLÜ FRANSIZ DÜŞÜNÜRDEN ERDOĞAN'A ÇOK AĞIR SÖZLER

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üç gündür hedefinde yer alan, Mısır’daki darbenin sorumlusu olarak gsöterdiği Fransız düşünür Bernard-Henr Levy, tüm iddialara yanıt verdi.

 

Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan Levy’nin Başbakan Erdoğan’ın suçlamalarına karşı yanıtları şöyle:

 

Mısır’daki yönetim değişikliğinden dolayı neden Erdoğan’ın sizi suçladığını düşünüyorsunuz?

 

Sayın Erdoğan sayıklıyor. Fransa’da aklını kaybettiği ve saçmaladığı konuşuluyor. Fransa’da ve ABD’de herkes ona gülüyor artık.

 

- Bir ülkedeki yönetimi değiştirecek gücünüz var mı?

 

Tabii ki hayır! Zaten bu yüzden bu tutum gülünç ve hatta acınası. Klasik bir şema bu. Anlamadığınız bir fenomenle karşı karşıyasınız. Soğukkanlılığınızı yitiriyorsunuz. Büyük umut ve hırslarınızın olduğu Müslüman Kardeşler de devriliyor. Ve bu sırada basit ve şeytani bir sebep arıyorsunuz. Ve bu nedenler arasından, asla eskimeyen Siyon Tarikatı’ndan başkası da yükselemezdi, ki Sayın Erdoğan’ın rejiminde bu tarikatı bir bestseller olarak görüyoruz. Tüm bunlar içler acısı.

 

- İsrail’in Mısır’da askerleri desteklediği doğru mu?

 

Belki de. Bir bilgim yok. Ama İsrail İsrail’dir, ben de benim. Erdoğan’ın saçma saldırısını yaptığı gün benim Avrupa ve Avrupa dışındaki gezetelere Kahire’deki katliama karşı nasıl bir dehşet içinde olduğumu yazdığım bir yazımın yayımlandığı gündü.

 

- O konferanstaki mesajınız neydi?

 

Benim söylediğim, büyük bir halkın -ki Mısır halkı büyük bir halktır- bir tarafta Mübarek’in generallerinin dönüşü ile diğer tarafta kadınlardan ve tüm özgürlüklerden nefret eden sakallı İslamcılardan başka bir seçeneğinin olması gerektiğidir. Bu benim kişisel konumumdur ve Mısır toplumunun bugünkünden iyi olabileceğini düşünmemden kaynaklanmaktadır.

 

- Bu konferansı hatırlıyor musunuz?

 

Tabii ki hatırlıyorum. Tel Aviv Üniversitesi’nde o zaman daha bakan olmamış olan Sayın Livni ile bir akademik tartışmaydı. Prensipler üzerine bir tartışmaydı.

 

- Konferansta verdiğiniz ana mesaj neydi?

 

Esas mesajım; demokrasilerin Arap Baharı’ndan korkmamaları gerektiğiydi. İsrail de bir demokrasi olduğuna göre mesajım İsrail hükümetine de bir mesajdı aslında. Özgür ülkelerin, başka halkların, hele ki komşu halkların, özgürlük meşalesini ellerine aldıklarını görmeleri her zaman iyidir. İsrail’e komşu bir Filistin devletinin kurulmasından yana birisi olarak hep “Korkmayın; Arap baharlarının sunduğu bu tarihi fırsatı değerlendirin” dedim.

 

- Siz Müslüman Kardeşler’in seçilseler de yönetemeyeceğini söylediniz mi?

 

İdeolojileri göz önüne alındığında, diğer ideolojileri bitirmek için iktidara el koyacaklarının net olduğunu söyledim. Gittikçe totaliterleşen bir din devleti kuracaklarını ve devlete ve yönetim kademelerine sızacaklarını, en sonunda da onları iktidara taşıyan demokrasiyi ortadan kaldıracaklarını söyledim.

 

- Nasıl bildiniz?

 

Saklamıyorlardı ki. Seçimler, demokrasi onlar için iktidara gelmenin bir aracıydı sadece. Müslüman Kardeşler hep böyleydi. İslamcılar hep böyleydi.

 

- Demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığını mı söylediniz orada?

 

Etkileşimli, izleyicilerin de sorularıyla katıldığı heyecanlı bir tartışmaydı. O nedenle ne söylediğimi tam olarak hatırlayamıyorum ama ‘evet’. Demokrasi sadece seçimler demek değil, bir değerler birliğidir. Bunların başında da düşünce özgürlüğü, fikirlerin çokluğu, laiklik, hukukun üstünlüğü gelir.

 

- Seçimler demokrasi için şart mı?

 

Demokrasi tabii ki seçimsiz olmaz. Ancak tekrar ediyorum; demokrasi aynı zamanda açık ve çoğulcu bir toplumun oluşturulması, düşünce özgürlüğü, din özgürlüğü, örf âdet özgürlüğü gibi bireysel özgürlüklere saygıdır. Demokrasi aynı zamanda çatışmaların düzenlenmesi ve çözümlenmesidir. Özellikle sınıf çatışmalarının hukuk kuralları aracılığıyla çözüme kavuşturulmasıdır. Demokrasi yandaş olmayan, mezhebe dayanmayan bir yönetimdir. Ayrıca iktidardaki partinin, muhalefete ve azınlıklara saygı duyduğu bir rejimdir demokrasi. Saydıklarımın Müslüman Kardeşler’e ne kadar pahalıya patlayacağını anlıyor musunuz?

 

- Mısır’daki darbe miydi? İyi darbe ile kötü darbe arasındaki fark nedir?

 

“İyi” darbe fikrini sevmiyorum ama yine de onun da bir örneği var; o da 25 Nisan 1975’teki Lizbon darbesi. Askerler, Salazar sonrası diktatörlüğü devirdiler. Ben de oradaydım, orada yaşananlara birinci elden tanık oldum. Bu darbe kan dökülmeden yapıldı, komutanların halkla el ele olduklarını ve demokrasiyi yeniden kurduklarını gördüm. Bugün Kahire’de olanlar bundan çok uzak.

 

- Sizce Yahudi kimliğinizle Müslüman Kardeşler’i sevmemeniz arasında bir bağ var mı?

 

Evet Yahudiyim, inancım çok derin. Ama sizi hayal kırıklığına uğratmak pahasına söylemem gerekir ki, düşmalığımın temelinde Yahudi olmamın yattığını düşünmüyorum. Müslüman Kardeşler’in tarihini biliyor musunuz? Ortaya çıkışlarını? 1928 yılında bir çeşit Arap Nazizmi olarak ortaya çıkıyorlar. Nazi görüşünün Avrupa’ya özgü olduğu anlatılır fakat bu yanlıştır. Arap Nazizmi de vardı ve ortaya çıkışı ilk Müslüman Kardeşler zamanında El Benna ile olmuştur. Bana göre bu bile Müslüman Kardeşler’e güvenmemem için yeterli bir sebeptir.

 

- Müslümanlar yeterince birlik mi olamadı?

 

Neden birleşilsin? Her ne pahasına olursa olsun birleşmek gerekli midir? Müslüman dünya en az medeniyetten oluşur; Arap, Pers ve Osmanlı. Ve en az iki büyük siyasi özlem vardır: Bir yandan barışa, demokrasiye, insan haklarına özlem; diğer yandan karanlık tarafın çekiciliği. “Birlik” adı altında tüm bunları birleştirmek menfaatimize midir? AKP tarafından paranoyak bir biçimde ifade edildiği gibi düşman bir dünyaya karşı “ulusal birlik” bahanesiyle kendini otoriterleşmeye bırakmak Türklerin yararına mıdır? Türkiye’de, İran’da ve Mısır’daki siyasi savaşta laik güçlerin, aydınlık çağın ve gelişmenin muzaffer olacağına inanıyorum.

 

- Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra İsrail ve Türkiye arasındaki görüşmelerin devam etmesini bekler misiniz?

 

Evet, tabii ki. İki büyük ülke arasındaki ilişkiler kişiler çatışsa bile asla bitmeyecektir.

 

- İlişkiler Erdoğan yüzünden mi bozuluyor yani?

 

Evet, Erdoğan yüzünden. Şimon Peres’in ertesi gün özür dilemesine rağmen. Bakın Türklerin gerçekten de büyük bir sorunudur Erdoğan. Bunu bu kadar net dile getirdiğim için de bağışlayın lütfen. Türkiye’nin doğal ortaklarıyla ilişkilerinin normale dönmesi için, yani demokratik ülkelerle ve özellikle İsrail ile ilişkilerin düzelmesi için Erdoğan sayfasının artık kapanması gerekmektedir.

 

- İsrail istihbaratı ile bağınız var mı?

 

Ciddi misiniz?

 

- Bu soruyu soranlar var?

Bu soruları soranlar Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ı mahkemeye yollayanlardır. Ya da büyük Hrant Dink’i vatan hainliği bahanesiyle öldürenlerdir. Her yerde olduğu gibi Türkiye’de de özgür entelektüellerin var olabileceğini algılayamayan sersem insanlar var. Ben bu entelektüellerden biriyim. Bu bağlamda İsrail’in var olma hakkını savunuyorum, Filistinlilerin devlet kurma hakkını savunduğum gibi. Kendi ülkemde antisemitizme karşı savaşıyorum, hem de SOS Racisme’e (ırkçılıkla mücadele eden bir örgüt) destek veriyorum. Fransa’da, Le Pen’e karşıyım ama esas Libya’da, devrimci Libyalı gençlerle beraber mücadele ederek hayatımı riske atarım. 1971 yılındakı Bangladeş seyahatimden ya da Afganistan’a duyduğum sevgiden, Bosna’da geçirdiğim yıllar ve hizmetlerimden sonra çok da gururlandığım bir şekilde Saraybosna fahri vatandaşı unvanı almış olmamdan ya da Sayın Erdoğan görmezden gelmeyi tercih etse de, Müslüman Kardeşler’e hiçbir sempati beslemesem de, Mısırlı askeri güçlerin yaptığı katliama karşı olan duruşumdan bahsetmiyorum bile.

 

- Mısır’da akan kan nasıl durdurulur?

 

Askerleri, Mısır’a askeri ya da başka yardımların hepsini kesmekle tehdit ederek. Sonrasında bu yardımları uluslararası gözetim altında, en yakın zamanda yapılacak özgür seçimlere yönlendirerek.

 

- Suriye’de olanlara ne diyorsunuz?

 

Suriye ayrı bir konu. Ne sonuç çıkarsa çıksın jenerasyonumuzun utanç kaynağı olacaktır. Uluslararası toplumun şimdiden yüz binden fazla ölüme sebebiyet vermiş olan bu katliama olan sessizliği ve eylemsizliği beni dehşete düşürüyor. Ve halkını yönetme meşruluğunu tamamen kaybetmiş Esad’ı devirecek bir askeri müdahaleyi de destekliyorum. Obama neredeyse günü gününe bir yıl önce kimyasal silah kullanımının aşılmaması gereken bir sınır olduğunu söylemişti. İşte bugün o sınırdayız. O sınır artık geçildi. Gaza maruz kalan, boğulan, acı çeken çocukların resimlerini görüyoruz ve hiçbir şey yapmıyoruz. Bu korkunç.

 

- Türkiye’nin Suriye politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Bizimki, hatta bütün Avrupa’ınki gibi hayal kırıklığı. Bosna’da olduğu gibi barbarlığa karşı özgürlük mücadelesinde liderlik pozisyonunda bir Türkiye bekleyebilirdik. Güçlü Türk ordusunun sınırındaki tampon bölgeleri ve ibadethaneleri Suriyeli siviller için güven altına almasını beklerdik ama bu olmadı. Ve sanki diktatörlerin yüce ortaklığını ortaya çıkarır gibi Erdoğan, demokrat ve sol kesimi cezalandırmayı, hoşnutsuzluğunu dile getirip protesto edenler üzerine ateş açmayı, acı çeken bir ulusa yardım etmeye katkıda bulunmaya tercih etti. Fransız bir entelektüelle uğraşmak yerine Esad’la ilgilense daha iyi yapar. Türkiye’nin düşmanı Bernard-Henri Levy değil, Esad’dır.

 

- Suriye’de Güvenlik Konseyi’nin Rusya ve Çin yüzünden harekete geçememesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

O zaman Güvenlik Konseyi olmadan harekete geçilmeli. Sarkozy, Konsey’in onayını almamış olsaydı Libya için bu şekilde harekete geçecekti. Obama, Hollande, Erdoğan ve Arap Ligi ülkelerinin bugün bu katliamı durdurmak için yapması gereken budur.

 

- Erdoğan ile tanıştınız mı?

 

Hayır. Asla. Ama memnun olurum. Ankara’da ya da başka bir yerde. Tüm bunları onunla konuşmak isterim. Büyük bir ülkenin yöneticisinin “İsrail, Levy vasıtasıyla bu komploların merkezinde yer almaktadır” gibi saçma bir cümle kurmasına sebep olan nedenleri anlayabilmek isterim. Bu saçmalık gerçekten ilginç ve endişe verici. Bu kadar önemli bir insanın Nil kıyılarında yaşananlara sorumlu ararken böylesi çocukça açıklamalara başvurması kaygı verici.

 

- Çocukça doğru kelime mi?

 

Çocukça değilse antisemitik. Ki bu iki kelime iyi bir ikili oluşturuyor. Sayın Erdoğan, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in temelini oluşturduğu bir Osmanlıcılık oyunu oynayan büyük bir çocuk. Aniden oyun bozuldu ve kral tepinmeye başladı ve asla eskimeyen Yahudi komplosu bahanesine sarıldı.

 

- Erdoğan’ı karizmatik buluyor musunuz? Sizce nasıl bir lider?

 

Bu kadar tarihi ve siyasi kültürü olan bir ülkeyi 12 yıl yönettiğine göre bir karizması vardır elbette. Ama sanırım artık onu kaybetti. Tekrar ediyorum kendisiyle tanışmadım. Fakat uzaktan hükümranlığının sonuna yaklaşan bir yönetici gibi gözüküyor, tüm yaptıkları, çalkantıları bunu gösteriyor.

 

- Onu bir diktatör olarak görüyor musunuz?

 

Gazeteci ve entelektüellerin tutuklanması... Kamu yararı bahanesiyle alkol satışlarının düzenlenmesi... Yazarlara, mizahçılara, piyanistlere yönelik hakaret dolu hükümler... Kürtlerin ve diğer azınlıkların baskılanması... Delilik derecesine varacak saplantıyla Ermeni soykırımının inkâr edilmesi ve hatta telaffuz dahi edilmemesi... Bunlar Devlet İslamcılığının, Osmanlılaştırılmış Putinizmin ve modernlikten korkunun harmanlanmış hali. Tüm bunlar göz önünde bulundurulursa, bana göre bir çeşit diktatörlük olarak yorumlanabilir.

 

- Türkiye’nin her geçen gün daha da yalnızlaştığını düşünüyor musunuz?

 

Evet. Fakat bu yalnızlık Erdoğan’ın tercihi. Modernliğe sırtını dönerek, Kemalizmin getirilerini bozarak, Ermeni sorununu inkâr ederek yalnızlaştı Türkiye. Ve bu; ülkenizin tarihi açısından bakacak olursak büyük bir hata.

 

- Bunun, danışmanlarının dediği gibi ‘değerli yalnızlık’ olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Ben olsam bu lafı görmezden gelirdim. Bu cümle de zaten biraz evvel size söylediğimi onaylar nitelikte. Bir Osmanlı nostaljisi ile katı bir milliyetçilik anlayışı sonuçta yalnızlığı getiriyor. Türkiye’yi seviyorum ve daha iyisini hak ettiğini düşünüyorum.

 

- Batı’nın Türkiye’yi terk ettiğini düşünüyor musunuz?

 

Avrupa’nın Türkiye ile bir sorunu olduğu aşikâr. Ancak aşikâr olduğu halde çok bilinmeyen konu Erdoğan’ın Avrupa ile olan sorunu. Bu nedenle 12 yıldır Avrupa’ya sırtını sönmek ve bağlarını koparmak için elinden geleni yaptı. Batılı yöneticiler Erdoğan’a karşı çok düşmanca tavır almadılar. Paradoks da buradan doğuyor ya zaten. Ilımlı İslam konseptini Hıristiyan demokrasileri olan İtalya ve Almanya’ya benzeterek biz Avrupalılar ortaya attık. Fakat bugün görüyoruz ki bu ahlaki açıdan sakıncalı bir illüzyon yaratmış. Peki nasıl oldu da Erdoğan’ın İslamcılığı yanlış analiz edildi? Başta Avrupalı politikacılar, maneviyat ve mantıkla çeşitli uyarlamaların yapılabileceği değerlendirmesinde bulundu. Sonrasında ise gelecekte Orta Asya boru hattı vasıtasıyla enerji konusunda Moskova’ya muhtaç olunmayacağı fikri nedeniyle özgürlüklerin kısıtlanmasına, komşu Ermenistan’ın bastırılmasına, Sovyetler Birliği’nden ayrılan Müslüman cumhuriyetler üzerindeki etkinin artırılması politikalarına, tereddütsüz yerel otoritelere tam destek verilmesine gözlerimizi yumduk. Bu bizim sorumluluğumuz, yani Batı Avrupalıların ve bu iğrenç bir şey.

 
24 Ağustos 2013 Cumartesi 08:56 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1474 - Köping, İsveç'te kent konumuna alındı.
1829 - Johann Wolfgang von Goethe'nin eseri Faust ilk kez sahnelendi.
1853 - Giuseppe Verdi'nin "Il Trovatore" operası Roma'da sahnelendi.
1861 - Georgia, Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrıldı.
1903 - Okyanus aşırı ilk radyo yayını Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasında gerçekleşti.
1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.
1915 - Zeplinlerin kullanıldığı ilk hava saldırısı Almanya tarafından İngiltere'ye yapıldı.
1941 - II. Dünya Savaşı: İngiliz güçleri Eritre'ye saldırdı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Japon askeri birlikleri Burma'yı işgal etti.
1945 - Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank, Türkiye'deki faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.
1950 - Türkiye'de İş Mahkemeleri kurulması kararı alındı.
1950 - Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Mingh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.
1956 - Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek beraat etti. Arcayürek hakkında dava "Kedi gelince fareler kaçtı" başlıklı yazısı nedeniyle açılmıştı.
1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960 - Sosyalist Parti faaliyete geçti. Genel başkanlığa Prof. Atıf Akgüç getirildi.
1960 - İsveç'in başkenti Stokholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü, 42 kişi öldü.
1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor; İpar Davası sanıkları Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldular.
1961 - İstanbul'da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 - Hindistan'da Nehru'nun kızı İndira Gandhi, başbakan oldu.
1969 - Amerikan Büyükelçisi Robert Komer istifa etti. Robert Komer'in makam arabası 6 Ocak günü Ortadoğu Teknik Üniversitesini ziyareti sırasında öğrenciler tarafından yakılmıştı.
1969 - Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.
1977 - Miami-Florida'da kar yağışı: Florida'nın tarihinde ilk kez gerçekleşti.
1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.
1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.
1983 - Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek'i öldürmekten yargılanan iki ülkücü mahkûm edildi.
1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik ara yüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.
1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie Bolivya'da tutuklandı.
1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olaylar çıktı.
1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı; genel başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.
1998 - Kenan Şeranoğlu adlı bir kişi, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8,6 trilyon lira topladı. 15 Haziran'da, Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi.
2004 - Rubia isimli bir köpek Aconcagua dağı zirvesine çıkarak bu alanda bir dünya rekoru kırdı.
2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.
2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.
2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı.
2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
3
3
36
2
Galatasaray
17
11
2
4
35
3
Fenerbahçe
17
9
6
2
33
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
17
9
3
5
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
17
6
4
7
22
11
Kasımpaşa
17
5
4
8
19
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
17
5
3
9
18
14
Osmanlıspor
17
5
2
10
17
15
Antalyaspor
17
4
5
8
17
16
Konyaspor
17
4
3
10
15
17
Gençlerbirliği
17
3
5
9
14
18
Karabükspor
17
2
3
12
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
13.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021427313245
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:14
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:04
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık