Suriye'de Türk askerine saldırı; 5 şehit, 9 yaralı

Ana Sayfa » Ekonomi » TUSİAD neden ihanet etti?

TUSİAD neden ihanet etti?

Prof. Dr. İzzettin Önder, hükümütle, TÜSİAD bağlamında büyük sermaye ilişklerini yazdı.

 
22 Eylül 2014 Pazartesi 15:51 
Yorum YapYazdır
 
 
TUSİAD neden ihanet etti?

Ne hain bir tecellidir ki, hukuk sistemi bozuldukça hukuk fakülteleri ve hukuk kurumları susmakta; sağlık sistemi bozuldukça üniversitelerin sağlık fakülteleri susmakta, parlamenter sistem tek adam yönetimine dönüştükçe herkes yerinde oturmakta ve koltuğundan kıpırdamamaktadır, vs. Bu durum Türkiye'de hemen hiçbir kurum ya da müessesenin tam olarak yerleşip oturmadığını göstermektedir. AKP böyle bir durumda kafasındaki şablonu - ya da kendisine ihale edilen şablonu - oturtmaya çalışmaktadır. Bu da şu demektir ki, aydın dediğimiz zümre de gerçek anlamda aydın değil, ancak ampul aydını imiş. Zira cumhuriyetin ilk dönemlerine toplumu şekillendirici, bir bakıma jakobenci damga vuran bu zevat, şimdi aynı işlevinin tersi yapılırken demokrasi çığlıkları atmaktalar. Üstelik de Cumhuriyet'in ilk dönemlerinin jakobenliği toplumu, bugün aşiret, tarikat ve mezhep kavgaları ile kan gölüne dönen cehennemden uzaklaştırıp, yüzünü daha medeni bir aleme çevirmeye yönelik idi. Üstelik bu iş yapılırken de, bugünkü idarenin yaptığı gibi emperyalizme de teslim olmamışlardı.

TÜRK BURJUVASİSİ GÜCE MUHTAÇ OLDU

Böylesi hazin çöküşün son tablosu TÜSİAD toplantısında yaşandı. Bu kurum toplantısına çağırdığı Erdoğan'dan resmi bir ortamda, haklı veya haksız bir dizi ve böyle bir ortamda söylenmemesi gereken laf işitiyor, konuşma sonunda, askeri disiplinle tüm üyeler ayağa kalkarak alkışlıyor. Diyelim ki, orada söylenenlerin tümü doğru idi. Buna rağmen, şikayet ya da itirazların söylenme yeri böyle bir ortam olamaz. Politik nezaket böyle davranılmamasını gerektirir. Bütün şikayetler karşı tarafın ilgili organlarına geri planda ve özel ortamda söylenir, resmi konuşmada ise birkaç politik nezaket sözcükleri ile davete teşekkür edilir ve her iki taraf için de güzel bir dönem dileğinde bulunularak konuşma tamamlanır. Bu süreç tüm IMF-DB toplantılarında yapılıyorken, nasıl olmuş da öğrenilmemiş. Tüm bu tür IMF ya da Dünya Bankası toplantılarında, kadehler elde, maske gülücükler suratta olarak medyaya ve kamuoyuna oldukça olumlu tablo yansıtılır, ama içeride kan götürüyor olabilir. Kurum çağırdığı konuşmacı misafirini tabiatıyla alkışlar, ama ayağa kalkarak şiddetle değil, sembolik bir alkış gösterisi ile bu nezaket ve protokol işi gerçekleştirilip, geçiştirilir. Böyle olmadı, çünkü burjuvazi de kendisini tedricen bakkallık ve pazarlama işine yönelttikçe zaten sahip olamadığı irtifadan geriye düşmüştür ve topluma güç verecekken, kendisi güce muhtaç olmuştur.

BÖYLESİ ORTAMDA DEVLETİN NİTELİĞİ ŞİDDETE DÖNÜŞÜR

Böylesi iktidarsız bir burjuva ne hukuk sisteminin hallaç pamuğu gibi atılmasına itiraz edebilir, ne de, görevi olmadığı halde eğitim raporları yazmış olmasına rağmen, eğitimin imam hatipleştirilmesine bir tepki verebilir. Vermedi de! Üstelik de küçük ve orta boy sermaye, bir bölümü ile cemaatçi çevrenin, bir bölümü de AKP'nin arka bahçesi olarak palazlanınca, ana burjuvazinin sömürü havzalarının daralması işleri daha da güçleştirdi. Bu tablo, ana sermaye yapısının verimsiz olduğunu, emek sömürüsüne ve devlet desteğine şiddetle ihtiyacını açıkça gösterir. Böyle bir ortamda enflasyon tedavi edilemez, ancak baskılanır; cari açık önlenemez; orta gelir kapanından çıkılamaz; ve küreselleşmede ciddi teknolojik atılım yapılamaz. Böyle bir ortamda gençler yurt dışına kaçar; teknolojide de sermayede de dış bağımlık had safhaya çıkar. Sermaye ve teknoloji bağımlılığı politik bağımlılığı beraberinde getirdiği gibi, ulusal servetin büyük bölümü dış aleme aktartılır. Böyle bir ortamda, sisteme sadık köleler ve kurşun askerler üretimi için imam hatipleşme ya da cemaatleşme tek çıkış yolu olarak görülür. Bu yolda ne gerçek üniversiteye ne gerçek eğitim kurumlarına, ne de gerçek hukuk sistemine ihtiyaç vardır. Böylesi yapılandırılan ulus devlet korunur, ama devletin niteliği şiddete dönüşür, kuvvetler ayırımı gereksiz görülerek "kuvvetler tevhidi" - Batı'ya göstermelik olarak - esasına geçilir, parlamento ise, parti başkanlarının gözüne girip içeri girebilenler için yaşam boyu varsıllık ve güven ortamı işlevine dönüştürülür, vs.

DEMİRYOLLARI KOMÜNİZM UYGULAMASI

Türkiye'de, 1950 yılında emperyalizmine teslim olduğu, ABD'nin Kamu Karayolları Dairesi İkinci Başkanı H.E. Hilts'in raporuna uyularak(!) demiryollarından karayolu projesine geçildiği yıllardan beri, istisnai birkaç yıl hariç, hep sağ iktidarlar hakim oldu. Bu arada, Batı ülkelerinde ve Japonya'da hızlı demiryolu sistemi vızır vızır işlerken, Özal, parlak zekalı politikacı olarak, akıl almaz iddiada bulundu; demiryollarının komünizm uygulaması olduğunu keşfetti! Hepsinin ötesinde, 13 yıllık iktidarı boyunca AKP, tüm özelleştirme gelirleri, serbest fonların Türkiye'ye akımı ve konsorsiyum yoluyla sağlanan fonlarla bazı alt-yapı hariç, inşaat dışında ne yaptı? Bugün kendi bakan da bu gidişattan yakınıyorsa, aynen cemaatle ilişkilerde olduğu gibi, şimdiye dek akıllar nerede idi?

Özet şu ki, 1950 kırılmasından günümüze dek, sağ iktidarların halk dalkavukluğuna dayalı oylarıyla iktidarını sürdürüp, emperyalizmin eteğinde ne gerçek anlamda ekonomik kalkınma yapılabilmiştir ne de sosyal cephede ilerleme! Bunun doğal sonucu olarak da, ne burjuvazi gelişebilmiş, ne de emekçi kesim sınıf bilincine ulaşabilmiştir. Böyle bir sonuç ise, ülke yararına değildir, olamaz! Bu süreç ve sonuç, emperyalizme ve kof oy tabanından oy alarak bu sömürüye destek veren iç siyasi kadroya yaramıştır ve şu anda da yaramaktadır. Halk dalkavukluğu ile gerçek halk yanlılığını - insan yanlılığı - birbirine karıştıran iktidarsız aydın takımının özgürlük ve demokrasiden anladıkları işte böyle bir ucubedir. Burjuvazi olgunlaşamadığı için hükümete dayanmaktadır; üniversite kurumlaşamadığı için siyasete dayanmaktadır; emekçi bilinçleşemediği için sistemi sorgulamamaktadır. Acaba aydın hangi eksik niteliğinin bilinçli ya da bilinçsiz psikolojik baskısı altında halkı aydınlatma işlevini terk etmiş de, halk adını verdiği amorf kütleye dayanmaktadır! Aydın, tabii ki toplumun bir parçasıdır, ama onun ortalaması değildir!

Prof. Dr. İzzettin Önder

Odatv.com

 
22 Eylül 2014 Pazartesi 15:51 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:32
  • Yatsı19:07
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık