Benzin ve mazota dolar zammı; benzin 5 TL'nin üzerinde

Ana Sayfa » Ekonomi » TÜRKİYE'DE İFLAS RİSKİ ARTTI

TÜRKİYE'DE İFLAS RİSKİ ARTTI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran Türkiye ekonomisinin kırılgan bir süreçten geçtiğini söyledi. Oran, "Küresel sermaye otoritelerinin “parasal sıkılaştırma” kararı üzerine gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarının yavaşlamaya başladığı Mayıs ayından bu yana, referans ekonomiler içinde 'ülke riski' en hızlı artan Türkiye oldu. 'Ülke tahvillerinin iflas riski'ni gösteren CDS’de Türkiye’ye ilişkin aylık ortalama değer Haziran-Ağustos döneminde yüzde 87.4 arttı.

 
16 Eylül 2013 Pazartesi 07:48 
Yorum YapYazdır
 
 
TÜRKİYE'DE İFLAS RİSKİ ARTTI


Türkiye’nin Mayıs ayı ortalamasında 119 olan CDS değeri, 242’ye kadar yükseldiği Ağustos ayının ortalamasında 223 olarak gerçekleşti.
Buna göre Türkiye’nin ülke riskini gösteren CDS değeri üç ayda 104 puanlık bir artış gösterdi. Üç ayda Türkiye’den sonra CDS değeri en fazla artan ekonomiler yüzde 59’la Brezilya ve yüzde 53.7 ile Meksika oldu." ifadelerini kullandı.

Oran'ın açıklamasının tamamı şöyle:

Ekonomide kasırga yaklaşırken Başbakan halkı uyutuyor…

EN KIRILGAN TÜRKİYE!..

Gelişmiş ülkelerin parasal sıkılaştırma sürecinden şimdiden en olumsuz etkilenen ekonomi Türkiye… OECD, Türkiye’yi “çürük elma”ların başında sayıyor. Uluslararası kuruluşların raporları yeni süreçte “en kırılgan” ekonominin Türkiye olduğunu gösteriyor. Referans ülkeler içinde, riski en fazla artan, Türkiye oldu. “Ülke tahvillerinin iflas riski”ni gösteren CDS’de Türkiye’ye ilişkin aylık ortalama değer Haziran-Ağustos döneminde yüzde 87.4 arttı. Özellikle ABD’nin tahvil alımlarını durdurarak yeni bir para iklimine geçeceğinin işaretini vermesi ile yabancı yatırımcılar, bulundukları gelişmekte olan ülke borsalardan çıkıyorlar. Bu çıkışlarla yerli paralar hızla değer yitiriyor. Özellikle Türkiye’de döviz hızla yükselişe geçti, 1 dolar 2 TL’yi aştı. Dövizdeki artış Türkiye’nin 360 milyar doları aşan dış borcunun TL cinsinden karşılığını şimdiden 56 milyar lira büyüttü. Başbakan Erdoğan ise “Bizim ekonomimiz artık kırılgan bir ekonomi değildir ” diyor, ama artık kimseyi kandıramıyor. Uluslararası kuruluşlardan Türkiye’nin en kırılgan ülke oluşuyla ilgili değerlendirmeler gelirken, Erdoğan, “faiz lobisinin oyunu” diyerek işin sorumluluğunu üstünden atacağını mı sanıyor? Yeni süreçte yaşanacaklar belli. İktidar sorumlu davranıp önlem almazsa ödenecek fatura çok daha ağır olacaktır. Cari açık hızla büyüyor. Son üç aydır Türkiye’ye dış finansman gelmediği için cari açık Merkez Bankası rezervlerinden karşılanıyor. Açık finansmanı için Mayıs-Temmuz döneminde 10 milyar dolara yakın rezerv kullanıldı. Yıllık cari açığın milli gelire oranı yüzde 10 sınırına doğru ilerliyor. Türkiye’den sermaye kaçarken, Temmuz ayında kaynağı bilinmeyen 4.8 milyar dolarlık bir sermaye girişi yaşandı. Bu, bir ayda giren tutar olarak tarihi bir rekor… Merkez Bankası bunu doğrudan yatırım, portföy yatırımı veya başka legal bir kalemde gösteremiyor. Bu meçhul paranın kaynağı nedir? Ekonomi yönetiminin buna cevap vermesi lazım.

Gelişmiş ülkelerin parasal sıkılaştırma süreci, ekonomisi sıcak para tahakkümü altındaki gelişmekte olan ülkeleri adeta sallarken, Türkiye şimdiden bu süreçten en olumsuz etkilenen ve ilerleyen dönemde çok daha fazla etkilenmesi beklenen ekonomi olarak öne çıkıyor. OECD, Türkiye’yi “ çürük elma ”ların başında sayıyor. Dövizdeki yükselişin önüne geçilemiyor. Ekonomide dengeler hızla bozuluyor. Uluslararası kuruluşların raporları yeni süreçte “ en kırılgan ” ekonominin Türkiye olduğunu gösteriyor. Tüm ekonomik birimler yüreği ağzında yaklaşan kasırgayı beklerken;  teröristlere her türlü yardımı yaparak Suriye yönetimini devirmek ve Ortadoğu’da hayali liderlik yapma peşinde koşan Başbakan, yaşanan süreçten bihaber, sorumsuzca bir açıklama yaptı. Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Uluslararası Kobi Şurası ve TÜMEXPO Genel Ticaret Fuarı’nın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan “ Bizim demokrasimiz artık kırılgan bir demokrasi değildir. Bizim ekonomimiz artık kırılgan bir ekonomi değildir ” dedi.

Başbakan ya halkı kandırıyor, ya da her şeyden habersiz

2008-2009 küresel krizinin ana merkezi olan ABD ve AB ülkelerinin, krizden çıkış için yoğun devlet müdahaleleri yoluyla piyasalara adeta para pompalayarak ciddi boyutlarda “parasal genişleme”ye gitmesi, bir likidite patlamasına yol açmış, Türkiye, ortaya çıkan ucuz finansman koşullarından yoğun biçimde yararlanmıştı. Borsa ve DİBS’te yüklü miktarlardaki yabancı sermaye yatırımları döviz arzını artırarak, TL’yi hızla değerlendirmişti. Şimdi ise bunun tersine bir süreç başladı.

Özellikle ABD’nin tahvil alımlarını durdurarak yeni bir para iklimine geçeceğinin işaretini vermesi ile yabancı yatırımcılar, bulundukları gelişmekte olan ülke borsalardan çıkmaya başladılar. Bu çıkışlarla yerli paralar hızla değer yitiriyor. Fed başta gelişmiş ülke merkez bankalarının “parasal sıkılaştırma”ya gidip gelişmekte olan ülkelerden sıcak parayı çekme kararının netleşmesiyle Türkiye’ye yönelik sermaye hareketleri aleyhe döndü, cari açık finanse edilemiyor, TL hızla değer yitiriyor, rezervler eriyor.  Kurlardaki hızlı artış paralelinde ortaya çıkan kur farkı dolayısıyla Türkiye’nin döviz yükümlülüklerinin maliyeti büyüyor.

Risk artışında Türkiye birinci

Küresel sermaye otoritelerinin “parasal sıkılaştırma” kararı üzerine gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarının yavaşlamaya başladığı Mayıs ayından bu yana, referans ekonomiler içinde “ülke riski” en hızlı artan Türkiye oldu. “ Ülke tahvillerinin iflas riski”ni gösteren CDS’de Türkiye’ye ilişkin aylık ortalama değer Haziran-Ağustos döneminde yüzde 87.4 arttı.

Türkiye’nin Mayıs ayı ortalamasında 119 olan CDS değeri, 242’ye kadar yükseldiği Ağustos ayının ortalamasında 223 olarak gerçekleşti. Buna göre Türkiye’nin ülke riskini gösteren CDS değeri üç ayda 104 puanlık bir artış gösterdi. Üç ayda Türkiye’den sonra CDS değeri en fazla artan ekonomiler yüzde 59’la Brezilya ve yüzde 53.7 ile Meksika olduÜ

 

TL’de hızlı değer kaybı

Merkez Bankası’nın gösterge niteliğinde açıkladığı döviz alış kurlarına göre dolar, 31 Mayıs-13 Eylül arasında 1,8661 liradan 2,0213 liraya yükselerek TL’ye karşı yüzde 8,3 değerlendi. Dış borç stokunda en büyük ağırlığı, dolar cinsinden borçlar oluşturuyor. Stokta ikinci büyük paya sahip Euro da aynı dönemde 2,4208 liradan 2,6869 liraya çıkarak yüzde 11 değer kazandı. Bu dönemde TL’ye karşı en fazla değerlenen döviz ise yüzde 13’le İngiliz Sterlini oldu. Aynı dönemde TL’ye karşı İsviçre Frangı yüzde 11.8, Japon Yeni yüzde 10.2 değerlendi.

 

Dış borçta kur farkı faturası şimdilik 56 milyar TL

Küresel sermaye otoritelerinin “parasal sıkılaştırma” kararının netleşmesiyle Türkiye’ye yönelik sermaye akımlarının yavaşlamaya başladığı Mayıs ayından bu yana dövizde devam eden yükseliş, Türkiye’nin 360 milyar doları aşan dış borcunun TL karşılığını giderek büyütüyor. Büyük bölümü dolar ve Euro cinsinden olan dış borcun kompozisyonundaki dövizlerde 31 Mayıs-13 Eylül arasında yaşanan artışlar, Türkiye’nin dış borç stokunun TL cinsinden karşılığını yaklaşık 56 milyar lira büyüttü. Bu dönemde dövizdeki artışlar kur farkı olarak özel sektöre 38.5 milyar, kamuya yaklaşık 16.5 milyar, Merkez Bankası’na da 1 milyar TL dolayında ek yük getirdi.

En büyük yük özel bankalar ve reel sektöre bindi

Bu dönemde en fazla kur farkı maliyetini, borçtaki payının büyüklüğüyle orantılı olarak özel sektör yüklendi. Özel sektörün 109.4 milyarı kısa vadeli olmak üzere toplam 248 milyar dolara yaklaşan dış borcunun TL karşılığı bu dönemde 38.5 milyar lira artarak 500 milyar lirayı aştı. Özel sektörde en büyük kur farkı maliyeti ise finans sektörü üzerine bindi. Banka ve diğer finans kuruluşlarının toplam 126.3 milyar dolarlık dış borcunun TL karşılığında 19.6 milyar liralık artış yaşandı. Bunun da 17.4 milyarı özel bankaların, 2.2 milyarı bankacılık dışı finans kuruluşlarının borcundan kaynaklandı. Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının, başka deyişle reel sektörün 121.6 milyar dolar olan dış borcunun TL karşılığı da aynı dönemde 18.9 milyar lira büyüdü.

Kamunun 106 milyar dolarlık dış borcunun TL karşılığında yaşanan 16.5 miyar liraya yakın artışın ise 13 milyarı merkezi yönetim borcundan kaynaklandı. Kamuda merkezi yönetim dışında en fazla kur farkı maliyeti 3.2 milyar lira ile kamu bankalarına geldi. Bu dönemdeki kur artışları yerel yönetimlerin dış borcunun TL karşılığını da 564 milyon lira artırdı.

Doların 2 TL’yi aşması, Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olurken, kamu dış borcunun kur farkı faturası bütçe açığını da büyütecek.

 

 
16 Eylül 2013 Pazartesi 07:48 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:26
  • Öğlen12:24
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1808 - Napolyon Bonaparte komutasındaki Fransız ordusu Madrid'e girdi.
1863 - Santiago (Şili)'de bulunan Iglesia de la Compañía kilisesi çıkan bir yangın sonucu tamamen yandı: 2000'den fazla kişi öldü. Yangın sonrasında buraya bir anıt dikildi.
1868 - İlk ışıklı trafik lambaları Londra'da kullanılmaya başlandı.
1869 - Birinci Vatikan Konsili açıldı.
1886 - ABD'de Samuel Gompers başkanlığında Amerikan Emek Federasyonu kuruldu.
1936 - Nikaragua'da Anastasio Somoza cumhurbaşkanı seçildi.
1941 - Pearl Harbor Saldırısından bir gün sonra ABD Kongresi Japonya'ya savaş ilan etti ve II. Dünya Savaşı'na resmen girmiş oldu.
1942 - Vatan gazetesi, Hitler ve Mihver devletleri aleyhtarı yazılar nedeniyle kapatıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler, Güney Kore'nin tanınmasını onayladı.
1953 - Türkiye futbolda İspanya'yı eledi; Dünya Futbol Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı.
1953 - DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) kuruldu.
1962 - Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında "Karşılıklı Sağlık Yardımı Anlaşması" imzalandı. Türkiye'nin de katıldığı anlaşmaya göre, kendi ülkesinde tedavisi mümkün olmayan hastaların bakımı, bu imkânlara sahip ülkelerde yapılacak.
1966 - Dünyanın ilk "işçi şirketi" olduğu söylenen Türksan kuruldu. Şirketin kuruluş amacının yurtdışında çalışan Türkiyeli işçilerin tasarruflarını "değerlendirmek" olduğu açıklandı.
1968 - Tokyo Uluslararası Maratonu'nda İsmail Akçay dördüncü oldu.
1972 - Doğan Koloğlu 7,5 yıl hapse mahkum oldu.
1973 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk yazar Çetin Altan'ın cezasını affetti. Ancak Altan'ın 2 yıllık cezası af kapsamı dışında kaldı.
1980 - John Lennon vurularak öldürüldü.
1985 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, kısaltması KESK olan memur sendikaları konfederasyonu kuruldu.
1987 - Ömer Kavur'un yönettiği Anayurt Oteli 9. Nantes 3 Kısa Film Şenliği'nde büyük ödülü aldı.
1987 - İsrail işgali altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler, intifada haraketini başlattı.
1987 - ABD Başkanı Ronald Reagan ve SSCB lideri Mihail Gorbaçov, orta menzilli nükleer füzelerin karşılıklı imhası için antlaşma imzaladı.
1991 - Boris Yeltsin ile Ukrayna ve Beyaz Rusya cumhuriyetlerinin devlet başkanları Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluşunu ilan ettiler.
1992 - TBMM, Somali'ye asker gönderilmesini kararlaştırdı.
1993 - Sabancı Center açıldı.
1995 - Eralp Akkoyunlu 1987 yılında çıktığı dünya seyahatini tamamlayarak bunu gerçekleştiren 5. Türk oldu. 6 yıl 7 ay süren bu yolculukta Akkoyunlu, 302 gün seyir yaparak dünyayı dolaştı.
1996 - PKK, rehin tuttuğu 6 askeri, Kuzey Irak'taki Zap kampında Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal ve Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Halit Çelik'e teslim etti.
2003 - Erdoğan Teziç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından YÖK Başkanlığına atandı.
2004 - Ohio eyaletindeki Damageplan konserinde Dimebag Darrell (Darrell Lance Abbott), Nathan Gale adlı bir çılgın tarafından sahnede vuruldu.
2007 - Küresel Isınmaya Hayır Mitingi
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık