Trabzon'a kim ihanet etti?

Ana Sayfa » Medya Kritik » TÜRK MEDYASINA NEWYORK TIMES'TA TÜRKÇE AĞIR ELEŞTİRİ

TÜRK MEDYASINA NEWYORK TIMES'TA TÜRKÇE AĞIR ELEŞTİRİ

Gazeteci Yavuz Baydar'ın köşe yazısı New York Times tarafından Türkçe olarak yayımlandı... ‘Türkiye’de ana-akım medyanın sahipleri, temel sektörlerde de yatırımları olan büyük patronlar. Sadece büyük televizyon ve gazetelerin kar yapabildiği bu ortamda, patronlar bu işletmeleri hükümetler için yem olarak tutuyorlar’

 
20 Temmuz 2013 Cumartesi 12:12 
Yorum YapYazdır
 
 
TÜRK MEDYASINA NEWYORK TIMES'TA TÜRKÇE AĞIR ELEŞTİRİ

Gazeteci Yavuz Baydar, Gezi Parkı eylemlerinin takiben yaşanan tasfiye ve istifaların ardından Türkiye medyasının mevcut durumuna ilişkin öneri ve değerlendirmelerini içeren bir yazı kaleme aldı. Baydar’ın yazısı New York Times’da yayımlandı. Ancak yazı, bu saygın gazetenin her zamanki uygulamalarının dışında istisnai bir durumla, hem Türkçe he İngilizce yayımlandı.

 

Yavuz Baydar’ın New York Times’ın “yorum” bölümünde yayımlanan, “Türkiye’de medya patronları demokrasinin altını oyuyorlar” başlıklı yazısı şöyle:

 

Geçtigimiz ay boyunca İstanbul’u ve diğer kentleri sarsan eylemler, bir dizi gelişmenin yanı sıra, Türkiye’deki büyük medya holdinglerinin basın özgürlüğünü ayaklar altına almadaki utanç verici rollerini gözler önüne serdi.

 

Sosyal huzursuzluk 31 Mayıs günü biber gazına eli fazlasıyla kolay giden polisler ile genç eylemciler arasındaki çatışmaların kent merkezine yayılmasıyla birlikte zirveye çıkarken, bu olayların görünürde pek profesyonel olan özel haber kanallarında düşük düzeyde bile haber yapılmaması, Taksim meydanı civarındaki varlıklı semt sakinlerini gerçeklerle yüz yüze getirdi. Gerçekleri pencerelerinden görebiliyor, duyabiliyor ve koklayabiliyorlardı, ve hızla kendi televizyon kanallarının nasıl onlardan gerçekleri sakladığını, yalan söylediğini anladılar.

 

Şehir merkezi bir muharebe alanına dönmüşken, 24 saat yayın yapan haber kanalları penguen belgeselleri yayınlamayı ya da tartışma programlarına devam etmeyi tercih ettiler. Gezi Parkına sadece 200 metre uzakta olan HaberTurk kanalında üç tıp uzmanı, Türkiye’de şizofreni konusunu tartıştı — Turkiye’de gazeteciliğin durumuna çok da uygun bir metafor.

 

Aslında bunlar yeni değil. Yıllardır bütün ciddi konularda, ve bilhassa Kürt sorununda, gerçekleri örtbas etmek ve haber karartmak büyük haber kuruluşlarının siyaseten işine geliyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile büyük medya sahiplerinin katılımıyla Ekim 2011’de yapılan “terör haberlerinin nasıl işlenmesi gerektiği” konulu toplantıdan sonra sindirilen “ana-akım” televizyon kanalları habercilikte aşırı ihtiyatlı davranmaya başladı. İki ay sonra, Irak sınırı yakınlarındaki Uludere köyünde 34 Kürt köylü Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürüldüğünde, bu kanallar haberi çok etkin bir şekilde sansürlemişti.

 

Medyanın haber filtreleme-ayıklama musibeti Türkiye ötesinde de büyük bir sorun.

 

Dünyanın birçok yerinde, ve özellikle Arjantin, Venezuela, Brezilya, Filipinler, Güney Afrika, Macaristan ve Arnavutluk gibi genç ya da çalkantılı demokrasilerde, medyanın bağımsız olmayışı önemli hasarlara yol açıyor. Kendi başka ticari çıkarlarını korumak için hükümetlere yaltaklanırken gazetecileri sansürleyen veya korkutan medya patronları, demokratik siyasi kültürün yerleşmesi ve kök salması için hayati olan medya özgürlüğünü ve bağımsızlığını baltalıyorlar.

 

Hükümetler ve medya şirketleri arasındaki kirli ittifaklar, kapalı kapılar ardında gizli kapaklı el sıkışmalar gazetecilerin kamusal bekçilik rollerine zarar veriyor, onların yandaşlığa dayalı ilişkileri ve iktidarın kötüye kullanılmasını sorgulamalarını engelliyor. Ve bu yozlaşmış ilişkilerin devamından çıkarı olanlar aynı zamanda ciddi ve sorgulayıcı araştırmacı gazeteciliğin yapılmasını engellemek için de sistematik olarak uğraşıyorlar.

 

Aslında mesele çok basit; parayi takip etmek yeterli.

 

Türkiye’de ana-akım medyanın sahipleri, telekomünikasyon, banka ve inşaat gibi ekonominin diger temel sektörlerinde de yatırımları olan büyük patronlar. Sadece birkaç büyük televizyon kanalı ve gazetenin kar yapabildiği bu ortamda, patronlar bu işletmeleri, siyasetçilerin iradesine tabi medya yöneticilerine ihtiyacı olan hükümetler için yem olarak tutuyorlar.

 

Bu durum havuç ve sopa politikaları için verimli bir zemin oluşturuyor. İşletme sahipleri ne kadar laf dinlerlerse, hırsları da o kadar doyuruluyor. Türkiye’deki büyük medya patronlarının bazıları, İstanbul’da büyük kentsel dönüşüm projeleri de dahil olmak üzere, kamu ihaleleri üzerinden kapsamlı bir şekilde lütuflandırıldılar.

 

Bu kadar kirlenmiş bir sistemde ciddi gazetecilik yapmak mümkün değil. Bu çıkar çatışmaları Türkiye’deki büyük haber kuruluşlarının yazı işlerini birer tür “açık hava cezaevine” çevirdi: bugün Türkiye’de ekonomik yolsuzluklarla ilgili neredeyse hiçbir haber yapılamıyor. Hükümeti eleştiren haber yapan birkaç küçük, cesur, bağımsız yayın organı var ama bu haberler ana-akım medya tarafından neredeyse hiçbir zaman görülmüyor, yayınlanmıyor ve dolayısıyla etkili olamıyor.

 

Dünya, hemen hemen hepsi Kürt olan, Türkiye’deki cezaevindeki gazeteciler konusuna odaklanmışken, bizim mesleğimiz bilerek yazı işlerininin bağımsızlığını yokeden, kuşkularını veya eleştirilerini dile getiren gazetecileri işten atan, araştırmacı gazeteciliği engelleyen medya sahipleri tarafınan öldürülmekte.

 

Türkiye’nin hızla büyüyen ekonomisi öyle bir açgözlülüğe yol açtı ki, medya sahipleri kamu yararı esasına dayalı görevlerini yerine getirmeye çalışan profesyonel gazetecilerin editoryal muhakemelerine düzenli bir şekilde karşı çıkıyorlar. Haber ve yorumların içeriği medya dışında ticari çıkarları olan ve hükümete boyun eğmiş medya patronları tarafından katı bir şekilde kontrol ediliyor. Bazen doğrudan hükümet müdahelesiyle, ama çoğunlukla buna gerek bile duyulmaksızın, günlük olarak oto-sansür uygulanıyor ve temel gazetecilik ahlakını savunan meslektaşlar susturuluyor. Sendikaların neredeyse hiç olmadığı bu yayın organlarında iş güvenliği yok denecek kadar az.

 

Bir zamanlar iyi gazeteciğin önde gelen örneklerinden sayılan Milliyet gazetesi 2012 yılında, diğer girişimleri arasında aynı zamanda LPG sektöründe de çalışan Demirören ailesi tarafından satın alınmıştı. Şubat 2013’te Milliyet bazı Kürt politikacıları ile hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan ile arasındaki görüşmelerin tutanaklarını yayınladı. İki gün sonra, Milliyet’in kıdemli köşe yazarı Hasan Cemal bu tutanakların yayınlanmasını savundu ve “gazete yapmak ayrıdır, devlet yönetmek ayrıdır. İkisi birbirine karıştırılmasın. Kimse de kimsenin işine karışmasın” diye yazdı. Bu “flaş” haber ve Cemal’in köşe yazısı Başbakan Erdoğan’ı çok kızdırdı ve Başbakan hem özel olarak gazeteyi hem de genel olarak gazeteciliği kınadı. Bunun üzerine Hasan Cemal iki hafta zorunlu izne çıkarıldı. Hasan Cemal’in geri döndüğünde yazdığı basın özgürlüğü ve bağımsızlığı hakkındaki yeni makale gazete sahibi tarafından reddedildi ve Hasan Cemal istifa etti.

 

Kötü haberciliği yüzünden eylemciler tarafından hedeflenen NTV haber kanalının aylık tarih dergisi “NTV Tarih” Temmuz sayısının kapak konusunu Gezi Parkı‘nın tarihine ayırmıştı. Şirketin yönetimi derginin içeriğini basılmadan bir gün önce görmeyi talep etti. Yönetim sadece o sayıyı iptal etmekle yetinmedi, dergiyi yayından tamamen kaldırdı. NTV Tarih’in aylık 35,000 tirajı vardı ve Türkiye’nin ticari olarak en başaralı dergilerinden biriydi. NTV kanalının sahibi olan Doğuş grubu tam da çok yakın zamanda İstanbul’un merkezindeki eski bir limanı modern bir turizm, alışveriş ve emlak merkezine çevirecek 700 milyon dolarlık büyük Galataport ihalesini kazanmıştı.

 

Habertürk televizyonu gibi medya kanallarına sahip olan Ciner grubu geçtiğimiz yıllarda enerji ve elektrik dağıtımı ile ilgili ihaleler aldı. O zamandan beri Ciner grubunun giderek artan hükümet yanlısı habercilik politikası gözle görünür halde.

 

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde merkezi Gezi Parkının hemen yakınlarında olan Habertürk kanalı, polis müdahelesinin en yoğun olduğu günlerde Başbakan Erdoğan ile dalkavukça bir röportaj yayınlamasına kızan eylemcilerin hedefi haline geldi.

 

Türk medyasının hastalıklı düzeydeki bozukluğu aslında daha geniş bir olgunun tekil bir örneği. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden bağımsız medya uzmanları ve gazeteciler tarafından Avrupa Birliği için hazırlanan kapsamlı bir rapor benzer sorunların Doğu Avrupa’da da yaygın olduğunu vurguluyor

 

Bu rapora göre “birçok medya sahibi ve önde gelen gazetecininin yerleşik siyasi ve iktisadi çıkarları var, ve onlar konumlarını siyasi rakiplerine karşı acımasız ‘medya savaşları’ açmak için kullanıyorlar.”

 

Bu itaatkar medya tarafından demokrasiye verilen zararın önüne geçmenin yolu, seçmenler tarafından yetkilendirilmiş hükümetlerin, devlet yayın kuruluşlarını özerk veya bağımsız kamu hizmeti sunar hale dönüştürmesi ve özel mülkiyetteki medyanın da adil rekabet ve çeşitliliğe sahip olmalarını sağlayacak yasal zeminin hazırlanmasıyla olur. Bunun İngiltere, Almanya, İsviçre, Kanada ve Avustralya gibi bazı örnekleri mevcut — bunlar hukuki çerçevede kurulmuş ve ticari çıkarlardan bağımsız olarak halkın haber alma hakkını garanti altına alıyorlar. Kuruluş yapıları olarak da kendi toplumlarındaki çeşitli sektörleri temsil ediyorlar ve partizan bürokratlar yerine bağımsız profesyoneller tarafından yönetiliyorlar.

 

Ticari kaygılardan ve iktidarın etkisinden uzak, iyi gazetecilik için önemli bir odak noktası olarak çalışan özerk bir kamu kanalı hem Türkiye’de, hem de Güney Afrika ve Filipinler gibi bir çok genç demokraside, kamusal tartışmaların içeriğinin gelişmesini sağlayacaktır.

 

Demokrasiye geçişlerde çoğulculuk ve çeşitlilik sadece hükümet yanlısı medya ile partizan muhalefet yayınları arasında bir rekabet alanına sıkışırsa, bu pek anlamlı olmaz. Medya sektöründeki özel mülkiyet inandırıcılığı yüksek, bağımsız, canlı ve yüksek kaliteli bir “Dördüncü Kuvvet”in varolmasına izin verecek bir şekilde yapılandırılmalı.

 

Türkiye’deki medya kuruluşlarının Gezi Parkı eylemlerini haber yapma konusundaki olağanüstü başarısızlıklarının ve Antarktika’da buzlar üzerinde yuvarlanan penguenlerin yerine İstanbul sokaklarında yürüyen Türklerin haberini yapan uluslararası medya kuruluşlarına karşı saldırgan çıkışlarının altında yatan en önemli dersin özü tam da bu.

 

Medya sermayedarları kendi hükümetleri ile ne kadar çok karanlık ilişkilerin içine girerlerse, açgözlülükleri meslek ahlakına dayalı gazeteciliği o kadar engelliyor ve onların hükümetten hesap sorma kapasitelerini yokediyor.

 

Yozlaşmış bir medya, yolsuzlukları inandırıcı bir şekilde asla ortaya çıkaramaz.

 
20 Temmuz 2013 Cumartesi 12:12 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Kazım DEMİR
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1583 - Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtılar.
1601 - Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.
1912 - İstanbul'da kolera salgını başladı.
1913 - Belkıs Şevket Hanım, tek motorlu üstü açık tayyareye binme cesareti gösteren ilk kadın oldu. Belkıs Hanım İstanbul üzerinde uçarken aşağı attığı kartlarda Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Derneği üyelerine selam yolluyordu.
1927 - Ankara Radyosu yayına başladı.
1928 - Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mouse'un (Miki Maus) ilk gösterimi yapıldı.
1931 - Japonlar, Mançurya'yı işgal ettiler.
1933 - İstanbul Darülfünunu İstanbul Üniversitesi olarak açıldı.
1936 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini,General Franco'nun İspanya'da kurduğu geçici hükümeti tanıdı.
1937 - Dersim İsyanı bastırıldı.
1940 - Bakanlar Kurulu, hava saldırılarına karşı bütün kent ve kasabalarda geceleri karartma yapılması kararı aldı.
1945 - Bulgaristan'da seçimleri Komünist Partisi öncülüğündeki Yurtsever Cephe kazandı.
1945 - Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ilki Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu'nda yapıldı.
1951 - Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.
1953 - İngiliz yazar ve karükatürist Alan Moore doğdu.
1967 - Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.
1976 - İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.
1983 - BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.
1990 - Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı; Paris Sözleşmesi imzalandı.
1992 - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.
1999 - İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar, ilgili ülkelerin devlet başkanlarınca imzalandı.
2007 - Zasyadko maden felaketi
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
11
8
2
1
26
2
Başakşehir
11
7
2
2
23
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
11
5
4
2
19
5
Sivasspor
11
6
1
4
19
6
Akhisarspor
12
5
3
4
18
7
Bursaspor
11
5
2
4
17
8
Fenerbahçe
11
4
5
2
17
9
Göztepe
11
5
2
4
17
10
Aytemiz Alanyaspor
11
4
2
5
14
11
Malatyaspor
11
4
2
5
14
12
Trabzonspor
11
3
4
4
13
13
Kasımpaşa
11
3
3
5
12
14
Antalyaspor
11
3
3
5
12
15
Konyaspor
11
3
1
7
10
16
Karabükspor
11
2
2
7
8
17
Osmanlıspor
11
2
2
7
8
18
Gençlerbirliği
11
2
2
7
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
13.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu10121315202532414344454653565759626465676874
 
Sayısal Loto
11.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121420264048
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:20
  • Güneş07:05
  • Öğlen12:18
  • İkindi14:51
  • Akşam17:09
  • Yatsı18:42
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık