15 Temmuz, gerçekler ve FETÖ düzeni!

Ana Sayfa » Spor » Trabzonspor'un kurtuluşu futbolun kurtuluşudur!

Trabzonspor'un kurtuluşu futbolun kurtuluşudur!

Yazarımız Mehmet Polat, Trabzonspor üzerinden Türk futbolunun içinde bulunduğu açmazları ve çıkış yolunu yazdı.

 
29 Ekim 2017 Pazar 13:14 
Yorum YapYazdır
 
 
Trabzonspor'un kurtuluşu futbolun kurtuluşudur!

 Trabzonspor’un 6 şampiyonluğunun 5’i 1975-81 arası, sonuncusu 1983-84 sezonundadır. Son şampiyonluk da öncekilere yakın olduğundan aynı değerlendirme içine alınabilir. Konuya yazının ilerleyen bölümünde tekrar değineceğiz.

***

Futbol ve genel olarak spor, toplumun üstyapısı içinde yeralır. Hukuk, siyaset, kültür, sanat, bilim, ahlak ve dini inançlarla komşudur. Bu alanlardaki değişimlerle sürekli alışveriş içindedir. Örneğin toplumda “ben yaptım oldu” misali başkancı ya da “paran kadar konuş” diyen kalın kafalı zihniyetler egemense, kulüpde de benzer davranışlar görülecektir.

 

Elbette üstyapı toplumun ekonomik gelişmişlik düzeyine dayanır ve onun tarafından belirlenir. Ancak belirleme mekanik biçimde işlemez. Yani bize ne düşüneceğimizi banka hesabımızdaki para söylemez, bunu kendimizin öğrenmesi gerekir. Örneğin bu parayı altyapı  için de harcayabiliriz, pahalı transfer için de… Birbirinin alternatifi gibi gösterilen bu iki yol da, aynı ekonomik gelişmişlik düzeyine dayanır. Ve diyelim ki pahalı transfer gibi bir akılsızlık yerine altyapıya önem vermek gibi bir akıllılık gösterdik; iş orada biter mi?

 

Elbette hayır. Eğer gençler altyapıya genel olarak sporu ve özel olarak futbolu sevdikleri için değil de ileride ünlü biri olmak amacıyla geliyorsa, yalnızca yeni sorunlar üretilecek demektir.Tabi onlara böyle bir anlayışı veren aile, okul, medya, politika…kısacası içinde yaşadıkları toplumdur. Dolayısıyla altyapının eti-kemiği futbol bilgisi ve beden eğitimiyse, ruhu hayata yeni bir bakış açısı kazandırmak olmalıdır.  Peki, bunu kim yapacak?

 

Önce eğiticiler eğitilmeli ki, hayatının başlangıcındakilere doğruyu gösterip, her nasılsa yanlışa düşmüşleri düzeltebilsinler. Spor, bireyin ve toplumun sağlıklı gelişimi için, bedenlerimizi birbirimizle ve çevreyle, yok edici olmayan bir rekabete sokmaktır. Her zaman birinci olmaktan daha önemlisi,  ayaklarımız olmasa bile koşma isteği duymak ve bunun gerçekleşmesi için birbirimizle yardımlaşmaktır. Bu yüzden, sporcunun gücü bedenini ayakta tutmakla sınırlı kalamaz, yarışta geriye düşene destek olmaya da yetmelidir. Tıpkı ekonomi, politika, sanat, inanç, bilim gibi sporun amacının da eşit, adil, mutlu bir toplum düzeni olması gerekir. Ama bütün bunlar, bir futbol takımının sınırlarını aşan işlerdir. Nedenine gelince:

 

Bütün kentlerde şu üç mekânı mutlaka görürsünüz: Yeni yapılmış ihtişamlı camiler, alışveriş merkezleri ve büyük stadyumlar. Buralar, iktidarın topluma egemen kılmaya çalıştığı bir ideolojinin başlıca dayanakları gibidir.  Sanki inanç cami binalarına, ekonomi üretim alanları yerine AVM’lere ve spor ise futbol sahalarına sıkışmıştır. Bunun doğal sonucu, çocuk henüz futbol kulübünün kapısından girerken “Allahın izniyle Messi gibi olacağım, pahalı transferler yapacağım, İzlanda’dan benim gollerimle intikam alacağız” diye düşünecektir.

 

Tabi bunları çocuk düşünmüyor, onu büyüklerin kopyası gibi yetiştiren toplum böyle düşünmeye itiyor. Çocuğunu futbol altyapısına gönderen anne “inşallah Messi gibi olur oğlum” demeyi, medyadan öğreniyor. Büyük medya hiçbir zaman bu okuduklarınıza benzer konulara girmez. Çünkü bu tür yazılar, “köpek adamı ısırdı” misali hayatın olağan akışına uygun bilgiler verir. Oysa büyük medya bilgi vermeye değil, ilgi çekmeye yarar. Bu sayede reyting alıyor, tirajı artıyor ve dolayısıyla daha çok reklâm, daha çok kazanç elde ediyor. İşte bu yüzden “adam köpeği ısırdı” misali, merak uyandırıcı konulara önem veriyor. Politika, sanat, spor alanından yıldızlar bulup çıkarıyor ve her gün onların haberlerini duyuruyor. Toplumun, şöhret basamaklarının tepesine çıkardığı bu kişilere imrenmesini sağlıyor. Ama oralara gelmenin bedelinden hiç söz etmiyor. Kaç çocuğun yıldız olma yolunda acımasız eğitim süreçlerinden geçtiğini ve bunların kaçının genç yaşta yokolup gittiğini, kaçının “başarılı” sayıldığını anlatmıyor. Bazılarının şöhret baskısına dayanamayarak genç yaşta sapıttığını, işi bittikten sonra kenara atılanların ise bunalıma düştüğünü söylemiyor. Çünkü büyük medyanın işi eleştirmek değildir; durmadan küçük pırıltıları överek, geniş hayat alanlarını kaplayan karanlığı görünmez kılmaktır. Çünkü o da bu kokuşmuş düzenin bir parçasıdır ve kazanç için yaptığı yayınlarla sürekli toplumun bilincini çarpıtır.

***

Yazının başına dönecek olursak: Trabzonspor’un şampiyonlukları, ülkemizin bugün içinde yuvanlandığı bu kokuşmuş hayat düzeninin ilk belirtilerinin görüldüğü ve genç kuşakların buna karşı bir şeyler yapmaya çalıştığı bir dönemde yaşandı. Halk, elinden alınmak üzere olan elverişli hayat koşullarını korumak için direniyor ve hakkını savunuyordu. Kokuşmuşluğun zayıf halkaları olan bazı üstyapı kurumları, toplumun talepleri ve mücadelesi doğrultusunda değiştirilebiliyordu. Sıkıyönetimler, örgütlenme ve söz özgürlüğü önündeki  engeller geçici de olsa ortadan kalkıyordu. İşte Trabzonspor’un mütevazı, kendi gençlerinden oluşan kadrolarıyla şampiyonlukları da bu dönemde geldi. “İstanbul Dukalığı” denilen şöhret futbolunun içi kof büyüklüğü, Trabzon’un diriliği karşısında tutunamadı. Trabzonspor, örneği tarihte çok az görülecek biçimde, çürümüş bir futbol düzenine karşı kazandığı başarılarla isyan etti. Bu yüzden hangi İstanbul takımını tutarsa tutsun, dönemin gençlerinin kalbinin bir köşesinde hep Trabzonspor arması yeraldı. Ama tıpkı o gençlerin toplum düzenini değiştirmeye gücünün yetmeyişi gibi, Trabzonspor da başlattığı isyanı sürdüremedi. Parayı bastıran, yıldızlarını transfer etti. Edemese bile kafalarını karıştırdı. Futbolu yönetenler ve İstanbul merkezli medya taraf tuttu, haksızlık yaptı. Trabzonlu bu yaşadıklarını genel bir çürümenin parçası gibi değil de yalnızca kendine kesilen bir ceza gibi gördü ve daha çok içine kapandı. Kurbanı çukura itenler, onu kurtarma vaatleriyle el uzatıp başaramayınca, üstüne kürekle ve hatta kepçeyle toprak attılar. Bugüne böyle gelindi…

 

Bir şehirde futbolun biricik spor olmadığını kanıtlayacak kadar sayıda yüzme havuzu, basket sahası, jimnastik salonu, tenis kortları, oyun alanları, yürüyüş, koşu ve bisiklet parkurları yoksa, bir futbol takımının altyapısına gelen çocuğun kendini Messi gibi görmesinin önüne geçemezsiniz. İleride nasıl olsa Messi olamayacağına göre, yaşamıyla sporcu kişiliği arasında denge kuramayacak ve depresyona düşecektir. Çocuklara, şehirlere, spor kulüplerine sporcu kimliği kazandıracak olan yerel yönetimler ve hükümetlerdir. Buralarda görev üstlenenler, oy almak için varolan toplumsal eğilimleri sömürüyorlar. Bir dahaki seçime kadar göze görünür işler yapmak ve kısa vadeli “başarılar” kazanmak başlıca amaçları oluyor.Bu da paraya ve fanatizme dayalı bir işleyişi besliyor. Bu yüzden devasa statlar yaparken ve bunun adıyla sanıyla uğraşırken, çevre düzenlemesini unutuyorlar. Güvenliğini nasıl sağlayacaklarını hesaplamıyorlar. Buralarda şans eseri gelen sözde başarıları, çalışan bir insanın hayatı boyunca kazanamayacağı kadar büyük ödüllerle taçlandırma görgüsüzlüğüne giriyor ve topluma da böyle bir dengesizlik aşılıyorlar.

 

Oysa hayat Kaf Dağının ardında, geride kalmış başarılarda ya da içi boş gelecek hayallerinde değil, bulunduğumuz yerde ve anda akıyor. Para her şey değil, hatta hiçbir şeydir. Toplumsal dayanışma, ahlâklılık, emeğinle bir yerlere gelmeyi ilke edinme gibi davranışlarımız olmasa, o parasıyla hava atanlar boşlukta kalır. Trabzon futbolda 40 yıl önce yaptığı devrimi, tekrar yapabilir. Hem de çürümüş futbol düzeninin başlangıç yıllarında yaptığını, aynı çürümüşlüğün dibe vurduğu bugünlerde daha iyisiyle ve güzeliyle gerçekleştirir. Süper kahraman, kurtarıcı, günlük başarı aramak, kendi kendini aldatmaktır. Aslında bir takım oyunu olan futbol yeterince yol gösteriyor. Para ve adaletsizlikler bir yere kadar; bu oyun bilinç, irade ve disiplinle oynanıyor. Sonuçta, daha çok emek veren kazanıyor. Eğer ülke futbolundaki bu kötü gidiş tersine çevrilecekse, bunun başlayacağı yer Trabzondur

 
29 Ekim 2017 Pazar 13:14 
Yorum YapYazdır
 
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Mehmet Polat</p> <p>2017-10-29 20:05:23</p> <p>Değerli okur, Viratrabzon’da futbolla ilgili daha önce yayınlanmış yazılarımız var, bu yazıya yazarlar bölümünden bakarsanız görebilirsiniz. Evet, reçete önermiyor, konuyla ilgili bilgi vermekle yetiniyoruz. Durumu değiştirecek olanlar, sorunun içinde bizzat yaşayanlardır. “Endüstriyel futbol”, paranın ve siyasetin bazı takımları öne çıkarıp sürekli şampiyonluğa oynattığı ve geri kalanları “sizi de onlar gibi yapacağız” diye kandırdığı bir işleyişten ibarettir. Bu yalnızca Türkiye’de değil, İspanya, İngiltere, İtalya, Fransa vb. ülkelerde de böyle. Bu durum, futbol oligarşisinin milyonlarca insandan oluşan “taraftar” kitlelerini kandırma, oyalama ve paralarını ceplerinden alma oyunudur. Bunun değişmesi gerekiyor. Bunun dışında bir reçete önermenin ne önemi var ki? Selam ve sevgilerimle</p> <p>iskefiyeli</p> <p>2017-10-29 14:45:43</p> <p>Yazıda Trabzonsporun da türkiye futbolununda kurtuluşuna dair hiç bir recete yok.Recete diye sunulanlar futbolun edütriyelleştiğini görmemektir </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1919 - Müttefik Yüksek Konseyi, işgal bölgeleri hakkında anlaşamayan İtalya ve Yunanistan arasında bölüştürme yaptı ve Aydın'ın İtalyanlara verilmesi kararlaştırıldı.
1920 - Misakı Milli, TBMM'de kabul edildi. Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Milli üzerine yemin etti.
1925 - Adolf Hitler, Nasyonal Sosyalist fikirlerini açıkladığı kişisel manifestosu Mein Kampf (Kavgam)'ı yayımladı.
1930 - Ankara Etnoğrafya Müzesi halka açıldı.
1932 - Ezanın Arapça okunması ülke genelinde resmen yasaklandı. Diyanet dairesi, bu yasağı ilgili mercilere duyurdu.
1939 - Takas Limited Şirketi kuruldu.
1945 - Çok partili demokratik hayatın ilk adımı atıldı: Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Partinin kurucuları arasında Nuri Demirağ, Hüseyin Avni Ulaş ve Cevat Rifat Atılhan gibi isimler yer aldı.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1952 - Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a (Birleşmiş Milletler) 56. üye olarak kabul edildi.
1964 - 10 gündür süren Batman Petrol Rafinerisi işçileri grevi, Bakanlar Kurulu ve Türk-İş'in aracılığıyla sona erdi.
1964 - Türkiye ile Belçika arasında işgücü anlaşması imzalandı.
1964 - Türkiye ile ABD arasında 'pamuklu ihracatına ilişkin' anlaşma imzalandı.
1968 - Intel şirketi, Santa Clara, Kaliforniya'da kuruldu.
1974 - ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in yardımcısı Sisco Londra'ya gelerek Bülent Ecevit ile görüştü. Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit'in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlılar ile görüşmek üzere Atina'ya hareket etti.
1975 - Apollo Soyuz kenetlenmesi televizyondan naklen verildi.
1995 - Daha önce 18 Temmuz'da Türkiye'ye geleceği açıklanan BM Genel Sekreteri Butros Gali halkın tepkisinden çekindiği için ziyaretini iptal etmek zorunda kaldı.
1996 - Paris'e gitmekte olan bir ABD yolcu uçağı Long Island-New York açıklarında havada infilak etti: 230 yolcudan kurtulan olmadı.
1997 - Yücel Yener, TRT Genel Müdürlüğü'ne atandı.
1998 - THY'nin İstanbul-Ankara seferini yapan uçağın motoru yandı. Yolculara korkulu anlar yaşatan yangın nedeniyle uçak Atatürk Havaalanı'na zorunlu iniş yaptı.
656 - Ali bin Ebu Talib halife oldu.
M.Ö. - 390 Roma Cumhuriyeti-Galya arasında gerçekleşen Alia Savaşı'nı Galyalılar kazandı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.Spor
0
0
0
0
0
2
Alanyaspor
0
0
0
0
0
3
Ankaragücü
0
0
0
0
0
4
Antalyaspor
0
0
0
0
0
5
Erzurum BB
0
0
0
0
0
6
Beşiktaş
0
0
0
0
0
7
Bursaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
11
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
12
Kayserispor
0
0
0
0
0
13
Konyaspor
0
0
0
0
0
14
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
15
Sivasspor
0
0
0
0
0
16
Trabzonspor
0
0
0
0
0
17
Malatyaspor
0
0
0
0
0
18
Başakşehir
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
12.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041216303848
 
On Numara
16.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03050810111213151617212434374146515657636667
 
Sayısal Loto
14.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010513202539
 
Şans Topu
11.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu172426333411
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:45
  • Güneş04:57
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:37
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:52
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık