İşte Kılıçdaroğlu-Bahçeli 'nafile' görüşmesinin nedeni

Ana Sayfa » Spor » Trabzon hep üretir, beyinsizler tüketir

Trabzon hep üretir, beyinsizler tüketir

Kuzey Ekspres gazetesinden Adnan Sungur'un tartışılacak tazısı..

 
12 Mayıs 2014 Pazartesi 15:18 
Yorum YapYazdır
 
 
Trabzon hep üretir, beyinsizler tüketir

Tam 30 yıl oldu, Trabzonspor’un kendi değerlerini hiçleştirmeye çalıştığı, çözümü hep pahalı ve paralı insanlarda aradığı dönem ne kadar da çabuk geçiyor. Bordo-Mavili kulübü 1983-84 yıllarında yönetmeye talip olanlar, “Artık bu takımın Türkiye Ligi şampiyonu olması heyecan yaratmıyor, Dünya takımı olmalıyız’ şiarıyla yıla çıktıktan sonra bırakın dünyada söz sahibi olmayı, Süper Lig’de net bir şampiyonluğuna tanık olamadık. Ve yazık ki 3-4 dönem iflasın eşiğine geldi Anadolu Efsanesi!

 

Her iflas döneminde Trabzon kökenli ve altyapı orijinli oyuncular çoğaltılarak çıkıldı girdaptan... Bir yandan da başarı grafiği yükseldi, hatırlayın lütfen... Mesela 1993-1996 ve 2001-2005 dönemleri buna en iyi örneklerdir. Son 1 yıllık 1461 Trabzon politikası da yeni bir ufuk açtı önümüze değil mi?

 

Gelelim meselenin özüne; Bu 30 yıl içinde başkanı paralı ve İstanbul’dan olmasına özen gösterildi. Dışarıdan gelen başkanlar baş tacı edildi, Trabzon’daki yöneticileri tu-kaka edildi. Trabzon’da ikamet eden başkanlar, ağızlarıyla kuş tutsalar yaranamadı. Teknik kadroda da tercih yerli-yabancı ve yabancı oldu. Trabzonlu teknik adamların kısıtlı olanaklarla elde ettikleri başarılar görmezden gelindi hep...

 

Ya futbolcu kadrosu...

 

Trabzon kökenli ve alt yapı orijinli oyuncularla savaş verirken, almadık kupa bırakmayan Trabzonspor, ‘yıldız’ denilerek büyük paralarla topluma yutturulanlarla birlikte hep yerlerde süründü. Ama yine de ders çıkarılmadı. Bir tek mazeretin arkasına sığınıldı, “Artık Trabzon futbolcu üretmiyor, alt yapı işe yaramıyor” şeklindeydi. Oysa bilimin ışığında yürüyenler, genelde Karadeniz, özelinde ise Trabzon’un futbolcu bazında asla ve asla çorak bir toprak haline gelmeyeceğini biliyordu.

 

FİLOZOFLARIN TESBİTİ!

 

Çünkü Aristo’dan günümüze, filozofların tartıştığı iklim ve coğrafi koşulların insanlar üzerindeki etkisi gösteriyordu ki; Trabzon, her anlamda savaşçı, yetenekli, zeki ve çalışkan insanlar üretir. Neden mi? Çünkü, coğrafi koşulları zor olan kent ve köy insanı savaşçı bir ruhu Atalarından almıştır. Bu özellik nesiller boyunca devam eder. Karadeniz’in coğrafyasında denizinin hırçınlığı, arazilerinin engebelerinde hayatını kurmaya çalışanların savaşmaktan başka şansları olamaz.

 

Bir de iklim dedik... Evet, bilim insanları ve filozoflar diyor ki, “Sıcak iklim insanı zeki ama tembel olur. Soğuk iklim insanı çalışkan ama zeka seviyesi düşüktür.’ Bunu Avrupalının düzenli, sistemli ve yılmayan çalışma hayatından ve Arapların, şark kurnazlığına karşın, elini kıpırdatmadan sadece petrolle ayakta durmak istemelerinden anlamamız gerekmiyor mu? Peki ya ılıman iklim insanı... ‘Hem çalışkan, hem de zeki:’ Evet bunu biz demiyoruz, bilim insanları ve filozoflar söylüyor. Karadeniz ve Trabzon ılıman iklime sahip olduğuna göre...

 

Zeki ve çalışkan insanlar diyarında yaşıyoruz yani! Trabzon’un iklimi ve coğrafi koşulları değişmediğine göre 1900’lü yıllardan başlayarak, 1985’lere kadar yetenekli, çalışkan, zeki ve savaşçı futbolcular bugün hangi nedenle yok olmuş olabilir ki? Bu kentin göç verdiğini düşünelim ama buraya gelenler de Gümüşhane, Bayburt, Rize, Artvin, Giresun gibi illerin, yani Karadeniz Bölgesi insanları olduğuna göre, değişen insan yapısı değil, yönetenlerin kafaları...

 

Üç beş lira kazandığı için kendini bir şey sanan ama kendi insanına inanmayan, ona düşman gibi bakan bir mantığın ürünüdür, ‘Trabzon’dan oyuncu çıkmıyor’ sözleri...

 

Çorak denen bu topraklardan Hami’ler, Ogünler, Soner’ler, Metin Diyadin’ler, Hamdi’ler, Lemi’ler, sonra Fatih’ler, Gökdeniz’ler, Hüseyin’ler yetişti. İşte bakın bugün kimsenin beğenmediği Yusuf’lar, Özer’ler, Caner’ler, Zeki’ler, Kadir’ler, Mustafa’larla sahaya çıkan Trabzonspor, Maloudalı, Colmanlı, Zokora’lı, Jankolu ekipten çok daha iyi oynamıyor mu, daha başarılı sonuçlar almıyor mu?

 

1461 Trabzon’da oynayan Barış Memiş kadar kaç tane Türkiye’de yetenekli futbolcu var. Göksu’nun savaşçı ruhunu taşıyan futbolcu var mı? Mehmet Kuruoğlu, Batuhan Artaslan, şans verildiğinde Yusuf’lardan, Mustafa’lardan ve diğerlerinden aşağı kalır mı sanıyorsunuz?

 

Asla...

 

GİDİN OĞUZHAN’I İZLEYİN

 

Ve bir şey daha var. Eğer altyapıdan oyuncu yetişmediğini düşünüyorsanız, gidin U19 takımının idmanını izleyin. Orada birçok yetenekli oyuncu mevcut ama bir Oğuzhan Acar var... İzleyin, bakın, Türkiye’de değil, Dünya’da böyle özel oyuncu kaç tane var diye karar verin. Beş salise içinde 4-5 oyuncu driplingle nasıl geçilir, gol atılır izleyin, mest olun. İdman sahasına gitmeye zamanınız yoksa bilgisayarınızın başına geçin; ‘Oğuzhan Acar’ diye yazın, Fenerbahçe’ye attığı gollerin görüntülerini izleyin. Bakın bakalım Trabzonspor tarihinde bu kadar özel oyuncu kaç tane gelmiştir. Ama ne yazık ki geçmişte yetenekli 17-18 yaşlarındaki futbolcuyu Türkiye vitrinine çıkaran bu camia korkakların elinde, 19 yaşına girmiş harika yeteneklerin sahibi bir oyuncuyu hala alt yapıda tutma gafletini gösterebiliyor. Gördüğüm kadarıyla orta saha ve kanatlarda oynayan bu Oğuzhan, Ali Kemal’ler, Hami Mandıralı’lar, Fatih Tekke’lerle aynı kategoride değerlendirilecek özeliklere sahip, hatta bazı noktalarda daha da önde sayılabilir.

 

Eğer karakteristik bir sorunu yoksa tabii ki!..

 

Trabzonspor’un altyapısının şu andaki sorumlusu Sadi Tekelioğlu’na sorduğumuzda, “Oğuzhan Acar gerçekten çok yetenekli bir futbolcu ama altyapımızın diğer yaş gruplarında da onun kadar çok sayıda yetenekli futbolcu var. Bu oyuncuları ben seçmedim. Özkan Sümer ve ekibinin seçimi... Gerçekten muhteşem isimler var, yeter ki bir göz atılsın” ifadelerini kullanıyor.

 

Altyapıdan oyuncu çıkmadığını savunanlar bir göz atmaya, bilim insanları ve filozofların bilimsel verilerle ortaya koyduğu gerçekleri veri alarak kendi insanımızı yüceltmeye, onlarla birlikte büyümeye varmışınız?

 

Varsanız, bugünden başlayalım yeni bir düzen kurmaya...

Biliyorum yarın çok geç olacak!

***

 

HENRİQUE VE HÜSEYİN TOK

 

Hüseyin Tok, teknik adam olarak Trabzonspor’da sivrilemedi, futbolculuk günlerinin çok gerisinde kaldı. Ancak yıllarca Futbolcu İzleme Komitesi üyeliği yaptı. Birçok futbolcuyu önerdi, kimi alındı, kimi alınamadı. Ama aldırdıklarını da biliyoruz. Öyle çok özel bir tek oyuncusunu göremedik. Onun İzleme Komitesi’nde görev yaptığı dönemde Paulo Henrique alındı. Ali Kemal Denizci, Necati Özçağlayan tarafından izlendi. Beğenildi, transferi gerçekleştirildi. Şimdi Sayın Tok diyor ki; ‘Henrique’ye güvenmeyin, mutlaka forvet alın.’ Bu ifadeleri bir Trabzonspor efsanesine yakıştıramadım.

 

Çünkü birincisi, kendi takım arkadaşları tarafından beğenilen ve transferinin yapılmasına karar verilen bir futbolcuya güvensizlik belirtirken, aslında yakın dostlarının bilgisini sorguluyor. İkincisi, Trabzonspor’un asıl sorununun forvetten çok orta saha ve kanat organizasyonlarında görev yapan oyuncuların yetersizlikleri olduğunu hala daha anlayamamış. Bakın, orta alan biraz canlanınca, Henrique golleri nasıl da leblebi gibi atmaya başladı. Bir de düşünsenize Olcan’ın yerine santraforu daha iyi besleyen bir sol kanat... Yine Caner Erkin ve Gökhan Gönül niteliğinde iki beke sahip Trabzonspor’un nasıl da rakip savunmaları perişan edeceğinin hala farkında değil. Trabzonspor’da Henrique var. Bugün Elazığspor’da harikalar yaratmaya başlayan Batuhan gelecek. Emre Güral mevcut... Janko satılsa bile, Bordo-Mavili takımın öyle çok özel ve pahalı bir forvete ihtiyacı olmadığını bilmek için futbol uleması olmak gerekmiyor.

 

Belki Muhammet Demir türü bir forvet, Barış Memiş’in 1461 Trabzon’dan, Oğuzhan Acar’ın U19 takımından kazanılmasıyla birlikte Trabzonspor hiçbir maliyete gerek duymadan buradaki ufak tefek sıkıntıları atlatır. Asıl önemli olan orta alan ve kanatlar, Sayın Tok!

 

Sizin gibi ömrü futbolun içinde geçmiş bir ismin bu sözleri aslında yönetime, ‘Gidin, yıldız eskilerine 6-7 milyon Euro verin’ anlamına geliyor Hüseyin Hocam...

 

Bunca ekonomik sıkıntıdan sonra hala ders almadık mi yoksa?

 
12 Mayıs 2014 Pazartesi 15:18 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:13
  • Akşam17:28
  • Yatsı19:04
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
11.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020308202608
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık