Trump’ın en büyük sorunu: 20 trilyon dolarlık borcu yönetmek

Ana Sayfa » Trabzon Gündemi » Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Trabzon talana uğrar, siyasi iktidarın kucağındaki marjinal gruplara teslim edilirken, ne yazık ki Trabzon medyasının önemli bir kısmı ya buna çanak tutuyor ya da sessiz kalmayı yeğliyor. Medyamız, yazarlarımız, kanaat önderlerimiz 'nedense', gücün ve Trabzon'a zarar veren yanlış işlerin yanında saf tutuyor. Uzun yıllardır Almanya'da yaşayan bir Trabzonlu, Trabzon'a dayatılan çarpıklıkları eleştiren bir yazı kaleme aldı. Kuzey Ekspres gazetesinde, ''Din ve sermaye düşmanlığı'' başlığıyla kaleme aldığı yazı şöyle:

 
24 Mart 2013 Pazar 13:51 
Yorum YapYazdır
 
 
Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Gene en sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemek gereken bir yerden konuya giriyorum.

‘Din’ ve ‘Sermaye Düşmanlığı’ gibi lâfların, Trabzon’da dayatmaya dönüştüğü günlerden geçiyoruz.

Konuya girmek için bazı örnekler vermek istiyorum.

 

Avrupa’nın En Pahalı Camisi

Avrupa’nın en pahalı camisi (40 milyon Euro) Almanya’nın Köln şehrinde yapılıyor. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii, Katolikler için çok önemli sayılan Dom Katedrali‘yle meşhur Köln şehrinde yapılırken buna karşı çıkanlar kimlerdir dersiniz?

Elbette başta Alman muhafazakârları ve sağcıları olmak üzere geniş bir kesim.

Peki bu muhafazakârlar ve sağcıların karşısında kim durmuştur?

Elbette solcular, ateistler, anarşistler, hümanistler ve demokratların bir bölümü.

Almanya’da veya başka bir ülkede gerek yabancı düşmanlığı gerekse ırkçılık eylemlerinin karşısında duranlar da yine yukarda saydıklarımdır.

Peki Müslümanlara karşı bir saldırı yapıldığında kim bu saldırılara karşı durmaktadır? Gene saydığım bu gruplar. Bazılarının aklı bunu almayabilir. Ama durum budur.

Bir dönemler, Almanya’da Essen Üniversitesi’ne bağlı Türkiye Araştırmalar Merkezi’nde çalışmıştım.

Burada zaman zaman Almanya’da yaşayan göçmenlerle telefon üzerinden kamuoyu araştırmaları da yapılır. Araştırmaların sonuçları basında da yer alır.

Hep ilgimi çeken bir araştırmanın sonuçları şöyledir:

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar Almanya’da seçimlere katıldıklarında yüzde 90 oranında sosyal demokrat-sol ve yeşilleri seçeceklerini söylerken, (ağırlık sosyal demokratlar lehinde) aynı kitle (gene ağırlıklı olarak sosyal demokratları seçen kesim) seçimler Türkiye’de olsa neredeyse tam tersi bir oranda sol dışındaki partileri seçeceklerini söylemektedirler.

Yani Almanya‘da Sosyal Demokrat Parti‘ye oy veriyor ama sözkonusu Türkiye olunca büyük bir çoğunlukla AKP ya da MHP tercih ediliyor. Bunun nedeni Almanya’da yabancıların sağı

sevmemeleridir. Ama bu yabancılar kendi ülkelerinde sağı sevmektedirler. Bu çifte standart, tam da milliyetçiliğin kendisidir işte.

Örneğin Almanya’da ayrımcılığa karşıyken Türkiye’de bunu desteklemektedirler.

Kendi ülkesinde milliyetçi ama dışarıda milliyetçilere karşı...

Bir insanın görüşleri nerede olursa olsun değişir mi?

Almanya’da seçimler olacağı zaman, yabancılar özellikle sağ partiler tarafından malzeme yapılır.

Özelikle Türkiye kökenliler ve Müslümanlar aleyhinde çirkin propagandalar yapılır.

Bunlara karşı duranlar da gene bu ülkedeki solculardır. Benim gibi insanlardır.

Çünkü; burada esas prensip „ötekileştirmeye karşı çıkmak“tır. Kim olursa olsun. Bir solcuya da ateist bu ötekileştirmeye karşı çıkıp, Müslümanların yanında yer aldıkları halde, örneğin ben, bunu kendi ülkemde yapmaya kalktığımda çok rahatlıkla „din düşmanı“ gibi algılanabilirim.

 

Almanya’dan Ayasofya’ya Bütün Dinlere Karşı Eşit Mesafede Durabilmek

Şimdi gelelim Ayasofya meselesine…

Ayasofya için Diyanet‘ten kadro istendiğini yazıyor gazeteler. Diyanet İşleri de kadro tahsisini yapmış. Şimdi beklenen Ayasofya‘nın cami olarak açılacağı tarihin belirlenmesi! En geç önümüzdeki ramazanda da cami olarak açılacağı öngörülüyor. Yani yakında, cami sıkıntısı çekilen Trabzon’un nur topu gibi bir camisi daha olacak. Hayırlara vesile olsun. Ne diyelim!

Bu girişim (dayatma) ile birlikte Trabzon‘da kimsenin dilinden düşmeyen „tarih, kültür ve sanat şehriyiz“ masalı da sona ermiştir. Çünkü, artık tarih de, kültür de, sanat da çıplaktır.

Almanya’da, hem de Avrupa‘nın en büyük camisini kuran zihniyet, kendi ülkesinde sıradan sayılabilecek bir esere bile katlanamaz hale gelmiştir.

Bunları yazmakla „hristiyanlara sempati“ duyduğumu-zu,“din düşmanlığı „ yaptığımı-zı düşünenlerin olabileceğini biliyorum. „Aynı şey tarihi bir camiye karşı Avrupa’da yapılsa bunu desteklersin ama“ diyenlerin olacağını da biliyorum. Zaten o kadar girişi de bunlara bir cevap olsun diye yazdım.

Bütün dinlere karşı eşit mesafede duran bir insanım. Hiç birini diğerinden üstün ya da aşağıda görmem. İşte bütün mesele de buradan kaynaklanıyor.

Din düşmanlığı yapıyorsunuz diyenlerin anlayamadığı da budur: Bütün dinlere karşı eşit mesafede durabilmek! Bu tutum geliştirilmiş olunabilse, cami-kilise kavgası zaten olmaz. Bütün bunlar insanlığın mirasıdır. Ayrım yapmaksızın dünya miraslarıdır bunlar.

 

Bir Şey Yapmalı

Bugün Trabzon‘da ya da Trabzon dışında kendisini Trabzonlu, sanatçı, bu şehrin sevdalısı diye görenler, bu şehrin önemini kavramış olanlar, ötekileştirmeyle başka kültürlerin yok edilmesine karşı duranlar, eli kalem tutan, aklı fikir, vicdanı namus üreten herkese, sivil toplum kurumlarına, Halkevi‘nden Sanatevi‘ne, kültür miraslarını koruma derneklerine kadar görev düşmektedir.

Mesele tek başına Ayasofya meselesi değildir;

Mesele geçmişten iz bırakmamak hırsızlığıdır.

Mesele dayatma kültürünün yerleştirilmesidir.

Mesele tahammülsüzlüktür.

Mesele kültürel değerleri tek boyuta indirgemektir.

Yarın daha vahim dayatmalarla karşılaşılacağı çok açıktır.

Çoğu okur-yazar bile olmayan ama kocaman bir yürek taşıyan Tonyalı kadınlardan öğrenecek çok şey var bu konuda.

 

Sermaye Düşmanlığı

Bu da ağzını açana, hakkını arayana, kral çıplak diye parmağını kaldırana, ezilmek istemiyoruz diyene, çevremizin yok edilmesine göz yummayız diyene aba altından gösterilen sopanın diğer adıdır:

„Siz sermaye düşmanısınız!“

Gazetelerde Tonya’da geliştirilmek istenen kumpasla ilgili röportajlar, haberler ve köşe yazılarıyla bir “yandaş bir kamuoyu” yaratılmak isteniyor. Çevreciler, toprağına, bağına bahçesine sahip çıkan onurlu insanlar, kadınlar, “bir avuç terörist”e indirgenmiş durumda.

Tıpkı 30 sene önce PKK için söylenen sözlere ne kadar da çok benziyor: “Bir avuç terörist!”

Bu “bir avuç terörist” şimdi ülkede gündem belirliyorsa demek ki bir yerlerde teşhis hatası var.

Tonya’ya kurulması öngörülen çimento fabrikasını yapacak olan EMBA Çimento’nun yönetim kurulu başkan vekili Mete Bülgün, yaptığı açıklamada aynen şunları söylemiş:

“Bu adamlar Trabzon’a yatırım gelmesin diye çikolata fabrikası yapsak ona da karşı çıkarlar. Sözkonusu insanların derdi doğayı, çevreyi korumak için çimento fabrikasının yapılmasını engellemek falan değildir. Bu adamlar açık ve net olarak söylüyorum sermaye karşıtı, sermaye düşmanı kesimlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu tavırları bizi yıldırmaz, yıldıramaz. Biz yolumuza devam ediyoruz, Mayıs ayında inşaatımıza başlayacağız.”

Ve eklemiş:

„Hukukun dışında bu ülkede hiçbir şey yapılmaz.“

Bir insan bu kadar komik olabilir!

Bu ülkede hukuk en son ne zaman görülmüştür; anımsayan var mı?

İşine geldiği zaman hukuka sığın, hukuku istediğin gibi kendi çıkarların için kullan, hukuksuzluğundan yeni bir hukuk yarat, sonra da böyle sözler söyle.

Ne kadar da hukuk düşkünü insanlar, girişimciler var ülkemde. Gerçekten gurur duyuyorum!

Hukuk, adı sadece fakültelere konan doğmamış bir çocuk benim ülkemde.

Sen insan ve çevre düşmanlığı yapma yeter! Kimsenin senin sermayene düşmanlık yaptığı yok. Ama sen sermayenin arkasına sığınarak insanları hakir görme, küçük görme, aşağı görme, köle ve aptal görme, cahil ve satılık görme. Bu insanları terörize etme.

Kendi düşmanını kendin yaratma! Sermayeni de al da git!

Kısacası gölge etme, kimsenin de senden ihsan beklediği yok.

Umutlu direnişlere…

Gene en sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemek gereken bir yerden konuya giriyorum.

‘Din’ ve ‘Sermaye Düşmanlığı’ gibi lâfların, Trabzon’da dayatmaya dönüştüğü günlerden geçiyoruz.

Konuya girmek için bazı örnekler vermek istiyorum.

 

Avrupa’nın En Pahalı Camisi

Avrupa’nın en pahalı camisi (40 milyon Euro) Almanya’nın Köln şehrinde yapılıyor. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii, Katolikler için çok önemli sayılan Dom Katedrali‘yle meşhur Köln şehrinde yapılırken buna karşı çıkanlar kimlerdir dersiniz?

Elbette başta Alman muhafazakârları ve sağcıları olmak üzere geniş bir kesim.

Peki bu muhafazakârlar ve sağcıların karşısında kim durmuştur?

Elbette solcular, ateistler, anarşistler, hümanistler ve demokratların bir bölümü.

Almanya’da veya başka bir ülkede gerek yabancı düşmanlığı gerekse ırkçılık eylemlerinin karşısında duranlar da yine yukarda saydıklarımdır.

Peki Müslümanlara karşı bir saldırı yapıldığında kim bu saldırılara karşı durmaktadır? Gene saydığım bu gruplar. Bazılarının aklı bunu almayabilir. Ama durum budur.

Bir dönemler, Almanya’da Essen Üniversitesi’ne bağlı Türkiye Araştırmalar Merkezi’nde çalışmıştım.

Burada zaman zaman Almanya’da yaşayan göçmenlerle telefon üzerinden kamuoyu araştırmaları da yapılır. Araştırmaların sonuçları basında da yer alır.

Hep ilgimi çeken bir araştırmanın sonuçları şöyledir:

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar Almanya’da seçimlere katıldıklarında yüzde 90 oranında sosyal demokrat-sol ve yeşilleri seçeceklerini söylerken, (ağırlık sosyal demokratlar lehinde) aynı kitle (gene ağırlıklı olarak sosyal demokratları seçen kesim) seçimler Türkiye’de olsa neredeyse tam tersi bir oranda sol dışındaki partileri seçeceklerini söylemektedirler.

Yani Almanya‘da Sosyal Demokrat Parti‘ye oy veriyor ama sözkonusu Türkiye olunca büyük bir çoğunlukla AKP ya da MHP tercih ediliyor. Bunun nedeni Almanya’da yabancıların sağı

sevmemeleridir. Ama bu yabancılar kendi ülkelerinde sağı sevmektedirler. Bu çifte standart, tam da milliyetçiliğin kendisidir işte.

Örneğin Almanya’da ayrımcılığa karşıyken Türkiye’de bunu desteklemektedirler.

Kendi ülkesinde milliyetçi ama dışarıda milliyetçilere karşı...

Bir insanın görüşleri nerede olursa olsun değişir mi?

Almanya’da seçimler olacağı zaman, yabancılar özellikle sağ partiler tarafından malzeme yapılır.

Özelikle Türkiye kökenliler ve Müslümanlar aleyhinde çirkin propagandalar yapılır.

Bunlara karşı duranlar da gene bu ülkedeki solculardır. Benim gibi insanlardır.

Çünkü; burada esas prensip „ötekileştirmeye karşı çıkmak“tır. Kim olursa olsun. Bir solcuya da ateist bu ötekileştirmeye karşı çıkıp, Müslümanların yanında yer aldıkları halde, örneğin ben, bunu kendi ülkemde yapmaya kalktığımda çok rahatlıkla „din düşmanı“ gibi algılanabilirim.

 

Almanya’dan Ayasofya’ya Bütün Dinlere Karşı Eşit Mesafede Durabilmek

Şimdi gelelim Ayasofya meselesine…

Ayasofya için Diyanet‘ten kadro istendiğini yazıyor gazeteler. Diyanet İşleri de kadro tahsisini yapmış. Şimdi beklenen Ayasofya‘nın cami olarak açılacağı tarihin belirlenmesi! En geç önümüzdeki ramazanda da cami olarak açılacağı öngörülüyor. Yani yakında, cami sıkıntısı çekilen Trabzon’un nur topu gibi bir camisi daha olacak. Hayırlara vesile olsun. Ne diyelim!

Bu girişim (dayatma) ile birlikte Trabzon‘da kimsenin dilinden düşmeyen „tarih, kültür ve sanat şehriyiz“ masalı da sona ermiştir. Çünkü, artık tarih de, kültür de, sanat da çıplaktır.

Almanya’da, hem de Avrupa‘nın en büyük camisini kuran zihniyet, kendi ülkesinde sıradan sayılabilecek bir esere bile katlanamaz hale gelmiştir.

Bunları yazmakla „hristiyanlara sempati“ duyduğumu-zu,“din düşmanlığı „ yaptığımı-zı düşünenlerin olabileceğini biliyorum. „Aynı şey tarihi bir camiye karşı Avrupa’da yapılsa bunu desteklersin ama“ diyenlerin olacağını da biliyorum. Zaten o kadar girişi de bunlara bir cevap olsun diye yazdım.

Bütün dinlere karşı eşit mesafede duran bir insanım. Hiç birini diğerinden üstün ya da aşağıda görmem. İşte bütün mesele de buradan kaynaklanıyor.

Din düşmanlığı yapıyorsunuz diyenlerin anlayamadığı da budur: Bütün dinlere karşı eşit mesafede durabilmek! Bu tutum geliştirilmiş olunabilse, cami-kilise kavgası zaten olmaz. Bütün bunlar insanlığın mirasıdır. Ayrım yapmaksızın dünya miraslarıdır bunlar.

 

Bir Şey Yapmalı

Bugün Trabzon‘da ya da Trabzon dışında kendisini Trabzonlu, sanatçı, bu şehrin sevdalısı diye görenler, bu şehrin önemini kavramış olanlar, ötekileştirmeyle başka kültürlerin yok edilmesine karşı duranlar, eli kalem tutan, aklı fikir, vicdanı namus üreten herkese, sivil toplum kurumlarına, Halkevi‘nden Sanatevi‘ne, kültür miraslarını koruma derneklerine kadar görev düşmektedir.

Mesele tek başına Ayasofya meselesi değildir;

Mesele geçmişten iz bırakmamak hırsızlığıdır.

Mesele dayatma kültürünün yerleştirilmesidir.

Mesele tahammülsüzlüktür.

Mesele kültürel değerleri tek boyuta indirgemektir.

Yarın daha vahim dayatmalarla karşılaşılacağı çok açıktır.

Çoğu okur-yazar bile olmayan ama kocaman bir yürek taşıyan Tonyalı kadınlardan öğrenecek çok şey var bu konuda.

 

Sermaye Düşmanlığı

Bu da ağzını açana, hakkını arayana, kral çıplak diye parmağını kaldırana, ezilmek istemiyoruz diyene, çevremizin yok edilmesine göz yummayız diyene aba altından gösterilen sopanın diğer adıdır:

„Siz sermaye düşmanısınız!“

Gazetelerde Tonya’da geliştirilmek istenen kumpasla ilgili röportajlar, haberler ve köşe yazılarıyla bir “yandaş bir kamuoyu” yaratılmak isteniyor. Çevreciler, toprağına, bağına bahçesine sahip çıkan onurlu insanlar, kadınlar, “bir avuç terörist”e indirgenmiş durumda.

Tıpkı 30 sene önce PKK için söylenen sözlere ne kadar da çok benziyor: “Bir avuç terörist!”

Bu “bir avuç terörist” şimdi ülkede gündem belirliyorsa demek ki bir yerlerde teşhis hatası var.

Tonya’ya kurulması öngörülen çimento fabrikasını yapacak olan EMBA Çimento’nun yönetim kurulu başkan vekili Mete Bülgün, yaptığı açıklamada aynen şunları söylemiş:

“Bu adamlar Trabzon’a yatırım gelmesin diye çikolata fabrikası yapsak ona da karşı çıkarlar. Sözkonusu insanların derdi doğayı, çevreyi korumak için çimento fabrikasının yapılmasını engellemek falan değildir. Bu adamlar açık ve net olarak söylüyorum sermaye karşıtı, sermaye düşmanı kesimlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu tavırları bizi yıldırmaz, yıldıramaz. Biz yolumuza devam ediyoruz, Mayıs ayında inşaatımıza başlayacağız.”

Ve eklemiş:

„Hukukun dışında bu ülkede hiçbir şey yapılmaz.“

Bir insan bu kadar komik olabilir!

Bu ülkede hukuk en son ne zaman görülmüştür; anımsayan var mı?

İşine geldiği zaman hukuka sığın, hukuku istediğin gibi kendi çıkarların için kullan, hukuksuzluğundan yeni bir hukuk yarat, sonra da böyle sözler söyle.

Ne kadar da hukuk düşkünü insanlar, girişimciler var ülkemde. Gerçekten gurur duyuyorum!

Hukuk, adı sadece fakültelere konan doğmamış bir çocuk benim ülkemde.

Sen insan ve çevre düşmanlığı yapma yeter! Kimsenin senin sermayene düşmanlık yaptığı yok. Ama sen sermayenin arkasına sığınarak insanları hakir görme, küçük görme, aşağı görme, köle ve aptal görme, cahil ve satılık görme. Bu insanları terörize etme.

Kendi düşmanını kendin yaratma! Sermayeni de al da git!

Kısacası gölge etme, kimsenin de senden ihsan beklediği yok.

Umutlu direnişlere…

 
24 Mart 2013 Pazar 13:51 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:47
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:08
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık