TMO'dan son dakika FINDIK açıklaması

Ana Sayfa » Trabzon Gündemi » Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Trabzon talana uğrar, siyasi iktidarın kucağındaki marjinal gruplara teslim edilirken, ne yazık ki Trabzon medyasının önemli bir kısmı ya buna çanak tutuyor ya da sessiz kalmayı yeğliyor. Medyamız, yazarlarımız, kanaat önderlerimiz 'nedense', gücün ve Trabzon'a zarar veren yanlış işlerin yanında saf tutuyor. Uzun yıllardır Almanya'da yaşayan bir Trabzonlu, Trabzon'a dayatılan çarpıklıkları eleştiren bir yazı kaleme aldı. Kuzey Ekspres gazetesinde, ''Din ve sermaye düşmanlığı'' başlığıyla kaleme aldığı yazı şöyle:

 
24 Mart 2013 Pazar 13:51 
Yorum YapYazdır
 
 
Trabzon, Ayasofya, din ve sermaye düşmanlığı!

Gene en sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemek gereken bir yerden konuya giriyorum.

‘Din’ ve ‘Sermaye Düşmanlığı’ gibi lâfların, Trabzon’da dayatmaya dönüştüğü günlerden geçiyoruz.

Konuya girmek için bazı örnekler vermek istiyorum.

 

Avrupa’nın En Pahalı Camisi

Avrupa’nın en pahalı camisi (40 milyon Euro) Almanya’nın Köln şehrinde yapılıyor. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii, Katolikler için çok önemli sayılan Dom Katedrali‘yle meşhur Köln şehrinde yapılırken buna karşı çıkanlar kimlerdir dersiniz?

Elbette başta Alman muhafazakârları ve sağcıları olmak üzere geniş bir kesim.

Peki bu muhafazakârlar ve sağcıların karşısında kim durmuştur?

Elbette solcular, ateistler, anarşistler, hümanistler ve demokratların bir bölümü.

Almanya’da veya başka bir ülkede gerek yabancı düşmanlığı gerekse ırkçılık eylemlerinin karşısında duranlar da yine yukarda saydıklarımdır.

Peki Müslümanlara karşı bir saldırı yapıldığında kim bu saldırılara karşı durmaktadır? Gene saydığım bu gruplar. Bazılarının aklı bunu almayabilir. Ama durum budur.

Bir dönemler, Almanya’da Essen Üniversitesi’ne bağlı Türkiye Araştırmalar Merkezi’nde çalışmıştım.

Burada zaman zaman Almanya’da yaşayan göçmenlerle telefon üzerinden kamuoyu araştırmaları da yapılır. Araştırmaların sonuçları basında da yer alır.

Hep ilgimi çeken bir araştırmanın sonuçları şöyledir:

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar Almanya’da seçimlere katıldıklarında yüzde 90 oranında sosyal demokrat-sol ve yeşilleri seçeceklerini söylerken, (ağırlık sosyal demokratlar lehinde) aynı kitle (gene ağırlıklı olarak sosyal demokratları seçen kesim) seçimler Türkiye’de olsa neredeyse tam tersi bir oranda sol dışındaki partileri seçeceklerini söylemektedirler.

Yani Almanya‘da Sosyal Demokrat Parti‘ye oy veriyor ama sözkonusu Türkiye olunca büyük bir çoğunlukla AKP ya da MHP tercih ediliyor. Bunun nedeni Almanya’da yabancıların sağı

sevmemeleridir. Ama bu yabancılar kendi ülkelerinde sağı sevmektedirler. Bu çifte standart, tam da milliyetçiliğin kendisidir işte.

Örneğin Almanya’da ayrımcılığa karşıyken Türkiye’de bunu desteklemektedirler.

Kendi ülkesinde milliyetçi ama dışarıda milliyetçilere karşı...

Bir insanın görüşleri nerede olursa olsun değişir mi?

Almanya’da seçimler olacağı zaman, yabancılar özellikle sağ partiler tarafından malzeme yapılır.

Özelikle Türkiye kökenliler ve Müslümanlar aleyhinde çirkin propagandalar yapılır.

Bunlara karşı duranlar da gene bu ülkedeki solculardır. Benim gibi insanlardır.

Çünkü; burada esas prensip „ötekileştirmeye karşı çıkmak“tır. Kim olursa olsun. Bir solcuya da ateist bu ötekileştirmeye karşı çıkıp, Müslümanların yanında yer aldıkları halde, örneğin ben, bunu kendi ülkemde yapmaya kalktığımda çok rahatlıkla „din düşmanı“ gibi algılanabilirim.

 

Almanya’dan Ayasofya’ya Bütün Dinlere Karşı Eşit Mesafede Durabilmek

Şimdi gelelim Ayasofya meselesine…

Ayasofya için Diyanet‘ten kadro istendiğini yazıyor gazeteler. Diyanet İşleri de kadro tahsisini yapmış. Şimdi beklenen Ayasofya‘nın cami olarak açılacağı tarihin belirlenmesi! En geç önümüzdeki ramazanda da cami olarak açılacağı öngörülüyor. Yani yakında, cami sıkıntısı çekilen Trabzon’un nur topu gibi bir camisi daha olacak. Hayırlara vesile olsun. Ne diyelim!

Bu girişim (dayatma) ile birlikte Trabzon‘da kimsenin dilinden düşmeyen „tarih, kültür ve sanat şehriyiz“ masalı da sona ermiştir. Çünkü, artık tarih de, kültür de, sanat da çıplaktır.

Almanya’da, hem de Avrupa‘nın en büyük camisini kuran zihniyet, kendi ülkesinde sıradan sayılabilecek bir esere bile katlanamaz hale gelmiştir.

Bunları yazmakla „hristiyanlara sempati“ duyduğumu-zu,“din düşmanlığı „ yaptığımı-zı düşünenlerin olabileceğini biliyorum. „Aynı şey tarihi bir camiye karşı Avrupa’da yapılsa bunu desteklersin ama“ diyenlerin olacağını da biliyorum. Zaten o kadar girişi de bunlara bir cevap olsun diye yazdım.

Bütün dinlere karşı eşit mesafede duran bir insanım. Hiç birini diğerinden üstün ya da aşağıda görmem. İşte bütün mesele de buradan kaynaklanıyor.

Din düşmanlığı yapıyorsunuz diyenlerin anlayamadığı da budur: Bütün dinlere karşı eşit mesafede durabilmek! Bu tutum geliştirilmiş olunabilse, cami-kilise kavgası zaten olmaz. Bütün bunlar insanlığın mirasıdır. Ayrım yapmaksızın dünya miraslarıdır bunlar.

 

Bir Şey Yapmalı

Bugün Trabzon‘da ya da Trabzon dışında kendisini Trabzonlu, sanatçı, bu şehrin sevdalısı diye görenler, bu şehrin önemini kavramış olanlar, ötekileştirmeyle başka kültürlerin yok edilmesine karşı duranlar, eli kalem tutan, aklı fikir, vicdanı namus üreten herkese, sivil toplum kurumlarına, Halkevi‘nden Sanatevi‘ne, kültür miraslarını koruma derneklerine kadar görev düşmektedir.

Mesele tek başına Ayasofya meselesi değildir;

Mesele geçmişten iz bırakmamak hırsızlığıdır.

Mesele dayatma kültürünün yerleştirilmesidir.

Mesele tahammülsüzlüktür.

Mesele kültürel değerleri tek boyuta indirgemektir.

Yarın daha vahim dayatmalarla karşılaşılacağı çok açıktır.

Çoğu okur-yazar bile olmayan ama kocaman bir yürek taşıyan Tonyalı kadınlardan öğrenecek çok şey var bu konuda.

 

Sermaye Düşmanlığı

Bu da ağzını açana, hakkını arayana, kral çıplak diye parmağını kaldırana, ezilmek istemiyoruz diyene, çevremizin yok edilmesine göz yummayız diyene aba altından gösterilen sopanın diğer adıdır:

„Siz sermaye düşmanısınız!“

Gazetelerde Tonya’da geliştirilmek istenen kumpasla ilgili röportajlar, haberler ve köşe yazılarıyla bir “yandaş bir kamuoyu” yaratılmak isteniyor. Çevreciler, toprağına, bağına bahçesine sahip çıkan onurlu insanlar, kadınlar, “bir avuç terörist”e indirgenmiş durumda.

Tıpkı 30 sene önce PKK için söylenen sözlere ne kadar da çok benziyor: “Bir avuç terörist!”

Bu “bir avuç terörist” şimdi ülkede gündem belirliyorsa demek ki bir yerlerde teşhis hatası var.

Tonya’ya kurulması öngörülen çimento fabrikasını yapacak olan EMBA Çimento’nun yönetim kurulu başkan vekili Mete Bülgün, yaptığı açıklamada aynen şunları söylemiş:

“Bu adamlar Trabzon’a yatırım gelmesin diye çikolata fabrikası yapsak ona da karşı çıkarlar. Sözkonusu insanların derdi doğayı, çevreyi korumak için çimento fabrikasının yapılmasını engellemek falan değildir. Bu adamlar açık ve net olarak söylüyorum sermaye karşıtı, sermaye düşmanı kesimlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu tavırları bizi yıldırmaz, yıldıramaz. Biz yolumuza devam ediyoruz, Mayıs ayında inşaatımıza başlayacağız.”

Ve eklemiş:

„Hukukun dışında bu ülkede hiçbir şey yapılmaz.“

Bir insan bu kadar komik olabilir!

Bu ülkede hukuk en son ne zaman görülmüştür; anımsayan var mı?

İşine geldiği zaman hukuka sığın, hukuku istediğin gibi kendi çıkarların için kullan, hukuksuzluğundan yeni bir hukuk yarat, sonra da böyle sözler söyle.

Ne kadar da hukuk düşkünü insanlar, girişimciler var ülkemde. Gerçekten gurur duyuyorum!

Hukuk, adı sadece fakültelere konan doğmamış bir çocuk benim ülkemde.

Sen insan ve çevre düşmanlığı yapma yeter! Kimsenin senin sermayene düşmanlık yaptığı yok. Ama sen sermayenin arkasına sığınarak insanları hakir görme, küçük görme, aşağı görme, köle ve aptal görme, cahil ve satılık görme. Bu insanları terörize etme.

Kendi düşmanını kendin yaratma! Sermayeni de al da git!

Kısacası gölge etme, kimsenin de senden ihsan beklediği yok.

Umutlu direnişlere…

Gene en sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemek gereken bir yerden konuya giriyorum.

‘Din’ ve ‘Sermaye Düşmanlığı’ gibi lâfların, Trabzon’da dayatmaya dönüştüğü günlerden geçiyoruz.

Konuya girmek için bazı örnekler vermek istiyorum.

 

Avrupa’nın En Pahalı Camisi

Avrupa’nın en pahalı camisi (40 milyon Euro) Almanya’nın Köln şehrinde yapılıyor. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii, Katolikler için çok önemli sayılan Dom Katedrali‘yle meşhur Köln şehrinde yapılırken buna karşı çıkanlar kimlerdir dersiniz?

Elbette başta Alman muhafazakârları ve sağcıları olmak üzere geniş bir kesim.

Peki bu muhafazakârlar ve sağcıların karşısında kim durmuştur?

Elbette solcular, ateistler, anarşistler, hümanistler ve demokratların bir bölümü.

Almanya’da veya başka bir ülkede gerek yabancı düşmanlığı gerekse ırkçılık eylemlerinin karşısında duranlar da yine yukarda saydıklarımdır.

Peki Müslümanlara karşı bir saldırı yapıldığında kim bu saldırılara karşı durmaktadır? Gene saydığım bu gruplar. Bazılarının aklı bunu almayabilir. Ama durum budur.

Bir dönemler, Almanya’da Essen Üniversitesi’ne bağlı Türkiye Araştırmalar Merkezi’nde çalışmıştım.

Burada zaman zaman Almanya’da yaşayan göçmenlerle telefon üzerinden kamuoyu araştırmaları da yapılır. Araştırmaların sonuçları basında da yer alır.

Hep ilgimi çeken bir araştırmanın sonuçları şöyledir:

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar Almanya’da seçimlere katıldıklarında yüzde 90 oranında sosyal demokrat-sol ve yeşilleri seçeceklerini söylerken, (ağırlık sosyal demokratlar lehinde) aynı kitle (gene ağırlıklı olarak sosyal demokratları seçen kesim) seçimler Türkiye’de olsa neredeyse tam tersi bir oranda sol dışındaki partileri seçeceklerini söylemektedirler.

Yani Almanya‘da Sosyal Demokrat Parti‘ye oy veriyor ama sözkonusu Türkiye olunca büyük bir çoğunlukla AKP ya da MHP tercih ediliyor. Bunun nedeni Almanya’da yabancıların sağı

sevmemeleridir. Ama bu yabancılar kendi ülkelerinde sağı sevmektedirler. Bu çifte standart, tam da milliyetçiliğin kendisidir işte.

Örneğin Almanya’da ayrımcılığa karşıyken Türkiye’de bunu desteklemektedirler.

Kendi ülkesinde milliyetçi ama dışarıda milliyetçilere karşı...

Bir insanın görüşleri nerede olursa olsun değişir mi?

Almanya’da seçimler olacağı zaman, yabancılar özellikle sağ partiler tarafından malzeme yapılır.

Özelikle Türkiye kökenliler ve Müslümanlar aleyhinde çirkin propagandalar yapılır.

Bunlara karşı duranlar da gene bu ülkedeki solculardır. Benim gibi insanlardır.

Çünkü; burada esas prensip „ötekileştirmeye karşı çıkmak“tır. Kim olursa olsun. Bir solcuya da ateist bu ötekileştirmeye karşı çıkıp, Müslümanların yanında yer aldıkları halde, örneğin ben, bunu kendi ülkemde yapmaya kalktığımda çok rahatlıkla „din düşmanı“ gibi algılanabilirim.

 

Almanya’dan Ayasofya’ya Bütün Dinlere Karşı Eşit Mesafede Durabilmek

Şimdi gelelim Ayasofya meselesine…

Ayasofya için Diyanet‘ten kadro istendiğini yazıyor gazeteler. Diyanet İşleri de kadro tahsisini yapmış. Şimdi beklenen Ayasofya‘nın cami olarak açılacağı tarihin belirlenmesi! En geç önümüzdeki ramazanda da cami olarak açılacağı öngörülüyor. Yani yakında, cami sıkıntısı çekilen Trabzon’un nur topu gibi bir camisi daha olacak. Hayırlara vesile olsun. Ne diyelim!

Bu girişim (dayatma) ile birlikte Trabzon‘da kimsenin dilinden düşmeyen „tarih, kültür ve sanat şehriyiz“ masalı da sona ermiştir. Çünkü, artık tarih de, kültür de, sanat da çıplaktır.

Almanya’da, hem de Avrupa‘nın en büyük camisini kuran zihniyet, kendi ülkesinde sıradan sayılabilecek bir esere bile katlanamaz hale gelmiştir.

Bunları yazmakla „hristiyanlara sempati“ duyduğumu-zu,“din düşmanlığı „ yaptığımı-zı düşünenlerin olabileceğini biliyorum. „Aynı şey tarihi bir camiye karşı Avrupa’da yapılsa bunu desteklersin ama“ diyenlerin olacağını da biliyorum. Zaten o kadar girişi de bunlara bir cevap olsun diye yazdım.

Bütün dinlere karşı eşit mesafede duran bir insanım. Hiç birini diğerinden üstün ya da aşağıda görmem. İşte bütün mesele de buradan kaynaklanıyor.

Din düşmanlığı yapıyorsunuz diyenlerin anlayamadığı da budur: Bütün dinlere karşı eşit mesafede durabilmek! Bu tutum geliştirilmiş olunabilse, cami-kilise kavgası zaten olmaz. Bütün bunlar insanlığın mirasıdır. Ayrım yapmaksızın dünya miraslarıdır bunlar.

 

Bir Şey Yapmalı

Bugün Trabzon‘da ya da Trabzon dışında kendisini Trabzonlu, sanatçı, bu şehrin sevdalısı diye görenler, bu şehrin önemini kavramış olanlar, ötekileştirmeyle başka kültürlerin yok edilmesine karşı duranlar, eli kalem tutan, aklı fikir, vicdanı namus üreten herkese, sivil toplum kurumlarına, Halkevi‘nden Sanatevi‘ne, kültür miraslarını koruma derneklerine kadar görev düşmektedir.

Mesele tek başına Ayasofya meselesi değildir;

Mesele geçmişten iz bırakmamak hırsızlığıdır.

Mesele dayatma kültürünün yerleştirilmesidir.

Mesele tahammülsüzlüktür.

Mesele kültürel değerleri tek boyuta indirgemektir.

Yarın daha vahim dayatmalarla karşılaşılacağı çok açıktır.

Çoğu okur-yazar bile olmayan ama kocaman bir yürek taşıyan Tonyalı kadınlardan öğrenecek çok şey var bu konuda.

 

Sermaye Düşmanlığı

Bu da ağzını açana, hakkını arayana, kral çıplak diye parmağını kaldırana, ezilmek istemiyoruz diyene, çevremizin yok edilmesine göz yummayız diyene aba altından gösterilen sopanın diğer adıdır:

„Siz sermaye düşmanısınız!“

Gazetelerde Tonya’da geliştirilmek istenen kumpasla ilgili röportajlar, haberler ve köşe yazılarıyla bir “yandaş bir kamuoyu” yaratılmak isteniyor. Çevreciler, toprağına, bağına bahçesine sahip çıkan onurlu insanlar, kadınlar, “bir avuç terörist”e indirgenmiş durumda.

Tıpkı 30 sene önce PKK için söylenen sözlere ne kadar da çok benziyor: “Bir avuç terörist!”

Bu “bir avuç terörist” şimdi ülkede gündem belirliyorsa demek ki bir yerlerde teşhis hatası var.

Tonya’ya kurulması öngörülen çimento fabrikasını yapacak olan EMBA Çimento’nun yönetim kurulu başkan vekili Mete Bülgün, yaptığı açıklamada aynen şunları söylemiş:

“Bu adamlar Trabzon’a yatırım gelmesin diye çikolata fabrikası yapsak ona da karşı çıkarlar. Sözkonusu insanların derdi doğayı, çevreyi korumak için çimento fabrikasının yapılmasını engellemek falan değildir. Bu adamlar açık ve net olarak söylüyorum sermaye karşıtı, sermaye düşmanı kesimlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu tavırları bizi yıldırmaz, yıldıramaz. Biz yolumuza devam ediyoruz, Mayıs ayında inşaatımıza başlayacağız.”

Ve eklemiş:

„Hukukun dışında bu ülkede hiçbir şey yapılmaz.“

Bir insan bu kadar komik olabilir!

Bu ülkede hukuk en son ne zaman görülmüştür; anımsayan var mı?

İşine geldiği zaman hukuka sığın, hukuku istediğin gibi kendi çıkarların için kullan, hukuksuzluğundan yeni bir hukuk yarat, sonra da böyle sözler söyle.

Ne kadar da hukuk düşkünü insanlar, girişimciler var ülkemde. Gerçekten gurur duyuyorum!

Hukuk, adı sadece fakültelere konan doğmamış bir çocuk benim ülkemde.

Sen insan ve çevre düşmanlığı yapma yeter! Kimsenin senin sermayene düşmanlık yaptığı yok. Ama sen sermayenin arkasına sığınarak insanları hakir görme, küçük görme, aşağı görme, köle ve aptal görme, cahil ve satılık görme. Bu insanları terörize etme.

Kendi düşmanını kendin yaratma! Sermayeni de al da git!

Kısacası gölge etme, kimsenin de senden ihsan beklediği yok.

Umutlu direnişlere…

 
24 Mart 2013 Pazar 13:51 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1349 - Mainz'da 6000 yahudi, veba'dan sorumlu tutularak öldürüldü.
1516 - Mercidabık Savaşı: I. Selim'in ordusu Memlük ordusunu yendi.
1814 - İngiliz birlikleri Washington, D.C.'yi işgal etti, White House ve pek çok başka binayı ateşe verdi.
1851 - Palmer ve Goldschmid şirketleriyle sözleşme imzalayan Osmanlı Hükümeti, borç para aldı.
1858 - Richmond-Virginia'da 90 zenci, eğitim almak suçuyla tutuklandı.
1875 - Matthew Webb, Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk kişi oldu.
1891 - Thomas Edison, hareketli çekim yapan kameranın patentini aldı.
1909 - Panama Kanalı'nın ilk betonları dökülmeye başlandı.
1912 - Alaska, ABD topraklarına dahil oldu.
1919 - Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
1920 - Kurtuluş Savaşı sırasında 2. Milli Aşireti Ayaklanması çıktı.
1929 - Türkiye ve İran dostluk antlaşması imzaladı.
1931 - Fransa ve SSCB saldırmazlık antlaşması imzaladı.
1932 - Amelia Earhart, ABD'yi baştan başa ve durmaksızın (Los Angeles'tan Newark'a) uçan ilk kadın oldu.
1936 - Üçüncü Türk Dil Kurultayı Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1938 - Murgul Bakır İşletmesi, Etibank tarafından satın alındı.
1939 - Nazi-Sovyet Paktı: Adolf Hitler ve Josef Stalin arasında imzalandı.
1949 - Kuzey Atlantik Paktı Antlaşması (NATO) yürürlüğe girdi.
1954 - Brezilya devlet başkanı Getúlio Dornelles Vargas intihar etti.
1958 - Bursa Kapalı Çarşı Yangını
1960 - Vostok'ta (Antarktika) rekor sıcaklık: -88°C
1961 - İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş. (İPRAŞ) törenle üretime başladı. Şirketin %51 hissesinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO), %49'unun ise ABD Şirketi Caltex'e ait olduğu açıklandı.
1963 - 200-metre serbest stil yüzmede rekor: Don Schollander (1:58).
1968 - Fransa ilk hidrojen bombasını kullandı.
1969 - Türk-İş tarafından Ankara'da düzenlenen ve 50 bin işçinin katıldığı gösteride, hükümet ve parlamento protesto edildi.
1981 - Mark David Chapman, John Lennon'u öldürmek suçundan 20 yıl hapse mahkum oldu.
1989 - Voyager 2, Neptün gezegeninin yanından geçti.
1991 - Mikhail Gorbachev, SSCB Komünist Parti başkanlığından istifa etti. Aynı gün, Estonya, Letonya ve Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. SSCB'nin dağılma süreci başladı.
1992 - Çin ve Güney Kore arasında diplomatik ilişkiler başladı.
1993 - Keşmir'de Müslümanlar ile Hindular arasında çıkan çatışmada 20 Müslüman öldü.
1995 - Windows 95 işletim sistemi Microsoft tarafından dünyaya tanıtıldı.
2006 - Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), Plüton'un "cüce gezegen" olduğuna karar verdi.
79 - Vezüv yanardağı püskürdü; Pompeii, Herculaneum, ve Stabiae şehirleri vokanik küller altında kaldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:42
  • Güneş05:32
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:20
  • Akşam19:15
  • Yatsı20:51
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
21.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04051323253137384042435051556162646569727779
 
Sayısal Loto
19.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu111516171840
 
Şans Topu
23.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131921242906
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık