İran'da facia; çok sayıda ölü

Ana Sayfa » Güncel » Teslim olan firari savcıdan flaş açıklamalar

Teslim olan firari savcıdan flaş açıklamalar

Gülen Cemaati'nin firari savcılarından olan Hüseyin Kaplan AHaber'e konuştu. 30 yıldır örgüt içerisinde olduğunu ancak çok pişman olduğunu ifade eden firari savcı Kaplan bu açıklamalarından sonra teslim oldu. Firari savcı, Metro'nun yurtdışında yaşayan patronu Galip Öztürk'e ilişkin çarpıcı iddialarda da bulundu, ağır cezaya çarptırılmasının cemaat karşıtlığından olduğunu savundu.

 
21 Ağustos 2016 Pazar 07:34 
Yorum YapYazdır
 
 
Teslim olan firari savcıdan flaş açıklamalar

Bir süre önce pişmanlığını dile getirdiği mektubu medyaya yansıyan Balyoz Planı davasının savcısı Hüseyin Kaplan, A Haber'e verdiği röportajında, paralel yapının işleyişiyle ilgili itiraf ve açıklamalarda bulundu. Savcı Kaplan, teröristbaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye gelip hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Kendisinin de kaçak olduğunu, bir aydır kaçtığını, daha önce kamuoyuna yansıyan mektubunda belirttiği gibi darbeyi yaptığı bahsedilen paralel yapıyı lanetlediğini ifade eden Kaplan, "Gelmesi gerekir, hesap da vermesi lazım. Herkesin hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum bir yargı mensubu olarak. Tabii kaçan yargı mensubu arkadaşlar. Suç işlemediğine inanan herkesin gelmesi lazım" dedi.

15 Temmuz darbe girişi akşamı arkadaşlarıyla maç yapmaya gitmeyi planladığını anlatan Kaplan, şunları söyledi:

"Boğaziçi Köprüsü'nü askerler kesmiş. Adliye lojmanları önünde hakimler savcılar toplanmış polis anonslarını izliyorduk beraber. 'Böyle bir salak darbe olmaz, inşallah kimseye zarar gelmeden bastırırlar' diye düşündüm. Şimdi ben cemaat içinde bir insanım. Bana 14 Temmuz'da darbe yapacaklarını söyleseler, en salak askerin bile ülkede zemin hazırlamadan bunu yapmayacağını söylerdim. Türkiye'de yüzde 50 oy almış bir iktidar var. Halk desteği olmadan bir darbe yapsanız, daha da kötüsü başarılı olsanız her gün yüz bin kişiyi mi öldürecektiniz? Suriye gibi Irak gibi milyonlarca insan ölecekti."

Hükümet ile cemaat arasındaki kırılmanın muhtemelen 2011’de başladığını düşündüğünü belirten Kaplan,"HSYK atamaları yapıldığından itibaren cemaatin tasfiye sürecinin başlatıldığı duyumlarını alıyorduk. AK Parti tabanı değil ama üst yönetimle gizli soğuk bir savaş vardı zaten. Elimizde imkan var onu harcamaya çalışabiliriz düşüncesi vardı. Seni tasfiye etmeye çalışıyorsa sen de onu tasfiyeye çalışırsın." dedi.

Dershaneler olayı ve MİT krizinin kamuoyunda kırılmanın duyulmasını sağlayan hadiseler olduğunu ifade eden Kaplan, özelde kulis bilgilerine sahip olan kişilerin, paralel yapı açısından tasfiye sürecinin başladığını bildiğini, hükümeti destekleyen kişilere karşı tedbir alındığını anlattı.

MİT krizinin yaşandığı dönemde Balyoz davasıyla ilgili Silivri'de yargılama yaptıklarını anımsatan Kaplan, şöyle konuştu:

"Sadrettin'in (Hakan Fidan'ı ifadeye çağıran cumhuriyet savcısı Sadrettin Sarıkaya) telefonla davet ettiğini duydum. O gün için Beşiktaş'taydım. Zannedersem Sadrettin'in odasına uğradım. 'Önemli birileri' dedi. Telefonla ifadeye çağırmış. Zannedersem Hakan Fidan'ı. Bu tür bir soruşturma duyulmaz zaten. Hakan Fidan'ı telefonla herhalde 3 kişi daha mı vardı beraberinde... Onların hepsini telefonla çağırmış, polise yazmadığını söylemişti. Tabii aradıktan sonra bana söylemişti. En kritik kişi tabii Hakan Fidan."

 

Firari savcı, Metro'nun yırtdışında yaşayan patronun ilişkin çarpıcı iddialarda da bulundu. işte o iddialar

GALİP ÖZTÜRK İTİRAFI TIKLA VE DİNLE

 

"Fidan gelseydi tutuklanırdı"

Kaplan, cemaatle mücadele altyapısını Hakan Fidan'ın hazırladığını vurgulayarak şöyle devam etti:

"Cemaatle mücadele için ekipleri hazırladığı veya bilgileri hazırladığı belliydi. Hakan Fidan gelseydi, bunu engellemek için muhtemel adliyedeki hava, tutuklanırdı. Çünkü bunun yapmak istediği şeylere bir engel koymak lazım. Bahanesi de Diyarbakır'da bir yerde anlaşma belgesi de bahane olarak bulunmuş. Muhtemel tutuklanırdı, sonrasında belki Başbakana kadar uzanabilirdi."

HSYK’nın belli kişileri görevden almasının, soruşturmaları engellemeye çalışmasının hükümetle bir çatışmanın başladığını gösterdiğini savunan Kaplan, "Gezi olayları, bu gizli çatışmanın devamı sürecinde oldu. Cemaat dışında, bu çatışmayı bilen kişiler Gezi olaylarında hükümetin yıkılmasını ciddi şekilde istiyordu. Hatta belki alttan destek bile verilmiştir." diye konuştu.

15 Temmuz'da cumhuriyet savcısı iken şu anda terörist olarak arandığını belirten Kaplan, nasıl pişmanlık duyduğunu Balyoz Davası sürecinde kendisinden yardım isteyen insanların durumuyla kıyaslayarak anlattı.

Kaplan, şöyle devam etti:

"O süreçte yargılanan sanık ailelerinden yardım isteyenler olmuştu. Üzülüyorsun, şu anda benim düştüğüm pozisyonda onlardı o zaman. Suçu var da işlem yapıyorsan tamam, ama bir liste oluşturuyorsun, suçsuz insanları dahil ediyorsun. Yani hep masum değilim. Balyoz'da listelerde 3 bin kişi vardı subay astsubay... Bunların içinden 360'ına dava açılmıştı. O 3 bin kişi içinde isim olarak bilmiyorum belki korunması gereken adamlar vardı, onlara dava açılmadı."

Maaşların bir kısmı himmet olarak cemaate

Paralel yapının adliye yapılanmasına ilişkin de açıklamalarda bulunan Kaplan, "İstanbul Adliyesi'nde değil, Türkiye'de her sahada paralel yapı var. Adliye imamı değil ama, 4- 5 kişi olur, bir araya gelir, bir yapılanma söz konusudur. Sohbette bulunan kişiler, maddi olarak destekte bulunmak ister, maaşlarının durumuna göre belli oranda yardımda bulunurlar. Himmet verirler abilere. Bunlar da parayı belli yerlerde kullanır." dedi.

Bu tür sohbetlerde adliye imamlarının, Pensilvanya'dan ya da abilerden direktif değil ama, anekdot şeklinde notlar aktardığına işaret eden Kaplan, şöyle devam etti:

"Özel bir ilginiz yoksa, aynı mahkemede çalışıyorsundur, özel bir yerde beraber çalışmışsındır, insanları tanırsın. Ama adliyede hakim savcı listesi yapılıp herkese dağıtılmaz. Hiç görüşmediğin hakimler vardır belki de paralel yapıdan."

Paralel yapının Balyoz, Ergenekon, 17- 25 Aralık, Askeri Casusluk davalarında hakim ve savcı atamalarını HSYK üzerinden yapmış olabileceğini ifade eden Kaplan, "Yani muhtemel. Ben kendim o yapının adamı olabilirim. Ankara'da olan işlemlerle ilgili o dönemde bizim atamamızı HSYK yaptı. Oradaki insanlara belli bir talimat verilmiş olabilir. Benim görevlendirmem de oldu. Yani sadece cemaat bağlantısından değil kişisel ilişkilerden dolayı da insanlar çalışırken sadece cemaatten olsun demez. Çalışabileceği insanları seçer heyettekiler." dedi.

Kaplan, "Yargıda temiz insanların olması gerektiğini düşünüyorduk, darbe yapacakları değil. Bizim davalardan 2048'e kadar gelecek general, amiral listeleri diye bir liste vardı. '2003'te darbeye teşebbüs etmişler, yine kötü niyetli olabilirler' diye düşündük. Ülkede darbelerin önü artık kesildi, bitti diye seviniyordum. İlk defa belki yargılamayla darbeye ceza verdik, ama kim diyebilir belki de darbeye zemin hazırlamışız. Darbeye zemin hazırlamak için sen mahkemeyi kullan." diye konuştu.

"Kumpas kurulacaksa örgütlü yapılmak zorundadır"

Akrabası olduğunu belirttiği iş adamı Galip Öztürk'e mektubu kendisinin yazdığını da anlatan Kaplan, şöyle devam etti:

"Benim savcı olarak takipsizlik verebileceğim bir silahtan 2 yıl hapis cezası aldı. Nasıl aldı? Başka bir adliyedeydi. Hakimi tanımıyorum, ama Galip Öztürk'ün cemaat aleyhine konuşmaları olduğunu düşünüyorum. Çünkü silahtan adliyede 2 yıl hapis çıkmaz ve hızlıca Yargıtay'dan geçti. Şüphelendim, böyle bir şey olmaması lazım. Tabii dosyaları görünce paralel yapının hedefi olduğunu anladım."

Polisin her şeyi bildiğini ifade eden Kaplan, "Evrakı imzalamayacak, kendisini tersleyecek, o işi takip edecek savcıyı bilir. Kumpas kurulacaksa bu iş profesyonel yapılmalıdır. Kendi savcısı bellidir, öyle yürütür. 17 Aralık dosyaları örgütlü suçlarda değildi. 25 Aralık dosyası örgütlü suçlardaydı. O dönem kumpas kuracaksa örgütlü yapılmak zorunda. Hakim savcı bilmeden o iş olmaz." diye konuştu.

Geldiği noktada 3 kız sahibi bir baba olarak çok pişmanlık duyduğunu dile getiren Kaplan, şunları söyledi:

"Hayatım bitmiş durumda. Ağırlaştırılmış müebbet, darbeye iştirak, terör örgütü üyesi olmak. Bunların her biri ağır sonuçları olan şeyler. Mal varlığım yok, 3 genç kızım var, onlara bakacak kimse yok, o yüzden kaçmak zorundaydım. Bir arkadaşımın yakını şehit olmuştu darbe gecesi. Şahsen gidip millet için ölen bu insanların kabrinde fatiha okumak isterim. İdeallerim hayallerim bu değildi. Ben vatana ihanet etmek için bu yapı içinde bulunmadım. Çocuklarımı büyütmek, onları okutmak, yaşamak istiyordum. Biz İslam'ın şiddet içermeden anlatılması gerektiğini düşünüyorduk. Ama belli bir noktaya gelinmiş ve şiddete teslim olunmuş."

Savcı Ferhat Sarıkaya'nın meslekten ihraç edildiğinde cemaatin kendisini yurt dışına götürdüğünü, maaş bağladığını söylediğini televizyondan izlediğini de belirten Kaplan, "Benim şu anda öyle bir şansım yok. Yurt dışına götürülme şansım yok. Çoluk çocuğum perişan olmasın diye yurt dışına da gitmek isterim." dedi.

Öte yandan etkin pişmanlıktan yararlanarak, millete daha fazla zarar vermeme adına teslim olmak istediğini de söyleyen Kaplan, son olarak ailesine şöyle seslendi:

"Bir meçhuldeyiz kızım, ailem. Hayatım şu anda bir meçhul nereye açıldığını bilmiyoruz ama her şeye rağmen namuslu, iffetli ve başınız dik yaşayın. Ben sizin yüzünüzü kara çıkartacak hiçbir şey yapmadım, yapamam da. Örgütün bir parçasıyım ama suç işlemedim. Suça aracılık ettiysek bu işlere zemin hazırladıysak Allah affetsin."

 
21 Ağustos 2016 Pazar 07:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:14
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:05
 
Tarihte Bugün
1474 - Köping, İsveç'te kent konumuna alındı.
1829 - Johann Wolfgang von Goethe'nin eseri Faust ilk kez sahnelendi.
1853 - Giuseppe Verdi'nin "Il Trovatore" operası Roma'da sahnelendi.
1861 - Georgia, Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrıldı.
1903 - Okyanus aşırı ilk radyo yayını Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasında gerçekleşti.
1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.
1915 - Zeplinlerin kullanıldığı ilk hava saldırısı Almanya tarafından İngiltere'ye yapıldı.
1941 - II. Dünya Savaşı: İngiliz güçleri Eritre'ye saldırdı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Japon askeri birlikleri Burma'yı işgal etti.
1945 - Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank, Türkiye'deki faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.
1950 - Türkiye'de İş Mahkemeleri kurulması kararı alındı.
1950 - Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Mingh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.
1956 - Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek beraat etti. Arcayürek hakkında dava "Kedi gelince fareler kaçtı" başlıklı yazısı nedeniyle açılmıştı.
1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960 - Sosyalist Parti faaliyete geçti. Genel başkanlığa Prof. Atıf Akgüç getirildi.
1960 - İsveç'in başkenti Stokholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü, 42 kişi öldü.
1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor; İpar Davası sanıkları Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldular.
1961 - İstanbul'da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 - Hindistan'da Nehru'nun kızı İndira Gandhi, başbakan oldu.
1969 - Amerikan Büyükelçisi Robert Komer istifa etti. Robert Komer'in makam arabası 6 Ocak günü Ortadoğu Teknik Üniversitesini ziyareti sırasında öğrenciler tarafından yakılmıştı.
1969 - Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.
1977 - Miami-Florida'da kar yağışı: Florida'nın tarihinde ilk kez gerçekleşti.
1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.
1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.
1983 - Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek'i öldürmekten yargılanan iki ülkücü mahkûm edildi.
1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik ara yüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.
1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie Bolivya'da tutuklandı.
1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olaylar çıktı.
1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı; genel başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.
1998 - Kenan Şeranoğlu adlı bir kişi, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8,6 trilyon lira topladı. 15 Haziran'da, Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi.
2004 - Rubia isimli bir köpek Aconcagua dağı zirvesine çıkarak bu alanda bir dünya rekoru kırdı.
2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.
2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.
2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı.
2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık