Rus savaş gemisi ile kargo gemisi çarpıştı ve battı

Ana Sayfa » Güncel » TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ, ASKER VE AYDINLARI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN MAHKUM ETTİRMEK İÇİN TANIK!

TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ, ASKER VE AYDINLARI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN MAHKUM ETTİRMEK İÇİN TANIK!

TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ, ASKER VE AYDINLARI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN MAHKUM ETTİRMEK İÇİN TANIK!

 
6 Kasım 2012 Salı 16:14 
Yorum YapYazdır
 
 
TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ, ASKER VE AYDINLARI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN MAHKUM ETTİRMEK İÇİN TANIK!


Ergenekon Davası’nda dinlenen Gizli Tanık Deniz, açık kimliğiyle ifade vermek istediğini söyledi.Mahkeme heyeti talebi oybirliğiyle kabul etti, sanıklar da artık "gizli olmayan" tanık Deniz ile yüzleşleşti sesini duydu.Gizli Tanık Deniz’in, Şemdin Sakık olduğu ortaya çıktı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 65’i tutuklu 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 255. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Gazeteci Tuncay Özkan ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin de aralarında bulunduğu 33 tutuklu sanık hazır bulundu. Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın da aralarında bulunduğu 32 tutuklu sanık duruşmaya katılmadı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese Gizli Tanık Deniz’in dinleneceğini açıkladı.

 

GİZLİ TANIK KİMLİĞİNİ AÇIKLADI

Gizli Tanık Deniz’in sesi ve görüntüsü bozularak duruşma salonunda bulunan ekranlara yansıtıldı. Gizli Tanık Deniz, açık kimliğiyle ifade vermek istediğini ve orijinal görüntüsünün duruşma salonuna yansıtılmasını talep etti. Mahkeme duruşmaya kısa bir ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan Mahkeme heyeti, Gizli Tanık Deniz’in talebini oybirliğiyle kabul ettiğini açıkladı. Gizli Tanık Odası’nda ifade veren Gizli Tanık Deniz’in, Şemdin Sakık olduğu anlaşıldı. Duruşma Şemdin Sakık’ın tanık olarak dinlenmesi ile devam ediyor.

 

ŞEMDİN SAKIK KİMDİR!

Terör örgütü PKK’nın iki numaralı adamı Şemdin Sakık ile kardeşi Arif Sakık, 13 Nisan 1998 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığının "Yarasa Operasyonu" ile yakalanıp, Türkiye’ye getirildi. 20 Mayıs 1999’da Sakık ile kardeşi, ölüm cezasına çarptırıldılar. İdam cezasının kaldırılmasıyla Sakık ömür boyu hapse mahkum edildi.

 

DURUŞMADA NE DEDİ?

”Ergenekon” davasında tanık olarak dinlenilen PKK itirafçısı Şemdin Sakık, terör örgütü PKK’ya katılması, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a ziyareti ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Taraf Gazetesi’ni de eleştiren Sakık, ”Taraf Gazetesi’nin, örgüt bülteni mi yoksa ulusal bir gazete mi o olduğu anlaşılmamaktadır. Öcalan’ın her sözü manşetten veriliyor. 2007’den günümüze kadar süren şiddette her kişinin isminin
altında Taraf Gazetesi vardır” diye konuştu.

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada dinlenilen, ”devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemler yapmak” suçundan hükümlü Sakık’a Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, ”Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek hakkında beyanlarda bulunmuşsunuz. PKK içinde yıllarca bulunduğunuzu söylemişsiniz. PKK ne zaman, nasıl kuruldu, dosyamız sanıklarıyla ilgisi bulunan var mı, PKK’ya nasıl girdiniz anlatır mısınız?” diye sordu.

Sakık da 1979’da terör örgütüne sempati duyduğunu, 12 Eylül darbesinden sonra kendi başına dağa çıkmak zorunda kaldığını belirterek, şunları söyledi:

”Yurt dışına çıkmam nedeniyle PKK’ya bizzat katıldım. 1978’deki kuruluşunu, sonradan aldığım eğitim neticesinde öğrendim. O sürece ilişkin bildiklerim PKK’nın bize öğrettikleriyle sınırlıdır. Doğruluğu konusunda kuşkularım vardır. Hem Abdulah Öcalan kendisi ifade etmiştir. Ancak yapılanları, gelişmeleri değerlendirdiğimde, Öcalan’ın kullandığı ifadeler, sarf ettiği sözler değerlendirildiğinde özgücüne dayanmadığını, gerçek bir Kürt hareketi olarak ortaya çıkmadığını örgütten ayrıldıktan yıllar sonra daha iyi anladım.”

Bekaa Vadisi’nde tanık olduklarının, sonraki süreçte yaşanan bazı konuların aydınlatılmasında ”mahkemeye yarayabileceğini umduğunu” ifade eden Sakık, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in PKK ile ”daha doğrusu Abdullah Öcalan” ile olan ilişkilerinden sonra, Perinçek’in çekilmesi üzerine Yalçın Küçük ile ilişkilerinin geliştirildiğini anlattı.

Perinçek’in ”gazeteci kimliği ile geldim” dediğini bildiren Sakık, Perinçek’in Bekaa’yı ziyaretinde ortaya çıkanların dikkati çekici olduğunu vurguladı.

Şemdin Sakık, şöyle devam etti:

”İnsanlarla tokalaşmayı bile otoritesine bir leke olarak gören Öcalan’ın Doğu Perinçek ile öpüşmesi, günlerce baş başa bir odada görüşmesi, sonra onu kitaplaştırıp, yayınlaması gibi bir çalışma oldu. Barış elçisi olarak, kardeşlik elçisi olarak geldiğini söyledi. O güne kadar pos bıyığı, sesi, ifadeleriyle köylü görümünü ile tanınıyor olmasına rağmen Doğu Periçek ile yayınlanan fotoğrafları sayesinde, elinde çiçek, yüzünde gülücük hoş bir önder kişilik olarak kamuoyuna yansıtıldı. Öcalan, bir lider imajıyla sunularak kabul ettirilmeye çalışıldı.”

 

Örgütten ayrılma süreci

Örgütten ayrılmak istediğini, ayrılmanın da ya öldürülme ya da kaçmakla olduğunu belirten Sakık, ”Beni öldürmek istediler. Kaçıp cezaevine girdim. Bir tane bile örgütçü yakalatmadım” dedi.

Dava sanıklarından Yalçın Küçük’ün kendisine önceden ”kahraman”, şimdi ise ”hain” dediğini ifade eden Sakık, ”Bir insan 2 gün önce kahraman, sonra nasıl hain olur. Bu insanın yaptığı birşey olmalı. O zaman, silahlı mücadeleyi üst noktaya götürmekti. Silahlı mücadelenin devam etmesini istediği için Abdullah Öcalan’a her zaman kardeşim dedi. Bu yaklaşım halen de devam ediyor” dedi.

Taraf Gazetesi’ni de eleştiren Sakık, ”Taraf Gazetesi’nin, örgüt bülteni mi yoksa ulusal bir gazete mi o olduğu anlaşılmamaktadır. Öcalan’ın her sözü manşetten veriliyor. 2007’den günümüze kadar süren şiddette her kişinin isminin altında Taraf Gazetesi vardır” diye konuştu.

Şemdin Sakık, cezaevlerindeki açlık grevlerini de tahlil ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:

”Açlık grevlerinin ölüm grevlerine dönüşebileceğini söyledim. PKK şiddetinin bir boyutunu da böyle algılamamız gerekiyor. Elbette inkar edilen hakların bunda rolü var. Ben çıkışıyla ilgili değil, gelişimiyle ilgiliyim. Bu günlere getirilmesinde dış güçlerin, Amerika, komşu ülkeler hep vardı. Bunların rolü kadar solcu geçinen, liberal solcu etiketi takanlar, Altan’lar buna girer. Bunların hepsinin bir biçimde bu şiddetin sürmesinde katkısı vardır. Bunlar benim yorumun değildir.”

"Öcalan 12 Eylül darbesinden haberdar olduğu için ülkeyi terk etti"

Şemdin Sakık’ın, “Abdullah Öcalan liderliğindeki PKK örgütünün 1980 ihtilali öncesinde Türkiye’yi terk etmesinin nedeni; kendi ifadelerinde de yer aldığı gibi darbenin olacağından haberdar olmasıdır. Ben de sempatizanı olduğum örgüte Bekaa Vadisi’nde katıldım. Örgütün ilk yayınlarında ‘Maraş katliamı üzerine’ başlıklı broşürde de 12 Eylül darbesinin olacağı yazılmıştı. Örgüt ve lideri, bu darbeyi önceden haber aldıkları için en etkin önlem olarak yurt dışına gitmeyi kararlaştırmışlardı.” ifadeleri dikkat çekti.

 

Bahtiyar Aydın cinayeti

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ölümüyle ilgili açıklamalarda bulunan Sakık, şunları anlattı:

”1993’te Mumcu cinayetiyle başlayan Bahtiyar Aydın cinayetiyle son bulan, 1994’e de yansıyan cinayetleri ve Türkiye’de yönetimin değiştiğini dile getirmiştim. Bu cinayetlerin bir sahibi olması gerekir. Bahtiyar Aydın cinayetini örgütün üzerine attılar. Lice’de helikopterden iner inmez vuruldu. O zaman Lice yakınlarındaydım. Etrafımız kuşatılmıştı. Adeta bitiş seviyesindeydik. Telsizler vardı. Askerin telsizleri de vardı. Birbirimizi dinler ona göre hareketlerimizi planlardık. Bir anda telsizden ’paşa vuruldu’ diye bir anons geçti. Telsizden
Lice’deki dağlık grubu aradım. Yapmadıklarını söylediler. Askerin telsizine girerek bizim ilgimizin olmadığını söyledim. Bir tuğgenerali vursak bunu dünyaya yayınlarız. ’Örgütün burada herhangi bir rolü yoktur’, dedim. Bu olay üzerine operasyonu sona erdirdiler. Bunun sayesinde ben o zaman kurtuldum. Olay üzerime yıkıldı. Direkt olarak ben sorumlu tutuldum. Bu olay aydınlatılmadı. Birileri cinayet işliyor, birileri de azabını yaşıyor. Paşayı devletin içinde bir ekip vurdu. Şüphem yok. Paşayı devlet vurdu. Hatta duyduğuma göre vuran asker de öldürüldü. Lice’de çatışma süsü verdiler. Paşa’da helikopterine atlayıp gitmek zorunda kaldı. Derin devlet vardır. Kimi ’Ergenekon’, kimi ’derin devlet’ dedi. Bence ayrımı yok. Öteden beri sol çevreler bütün hayallerini ordu üzerinde kuruyorlar.”

O UÇAKTA 'YEŞİL' DE VARDI

”Ergenekon” davasında tanık olarak dinlenilen Şemdin Sakık, ”2001’de Malatya’da düşen casa tipi uçakta ölenler arasında ’Yeşil’ olarak bilinen Mahmut Yıldırım da olduğunu” iddia etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada konuşan Şemdin Sakık, Gaffar Okkan suikastinden sonra 2001’de Diyarbakır’dan havalanan içinde bordo berelilerin bulunduğu casa tipi uçağın Malatya’da düştüğünü anımsattı.

”Öldürüldüler” diyen Sakık, örgütteyken yanında olan ve cezaevinde görüştüğü gencin kendisine ”İyi ki benim yüzbaşım o uçağa binmedi. İşi çıktığı için binmedi. Binseydi ben de onunla gidecektim. Ben de kurtuldum” dediğini aktardı.

Sakık, bu uçakta bulunan iki kişinin adının üstünün çizili olduğunu iddia ederek, ”O kasa uçakta ölenlerden birisi Mahmut Yıldırım’mış (Yeşil). İsmi çizilenlerden birisi oymuş. Bir devlet bu kadar olayın faili olan kişinin yaşayıp yaşamadığını bilmiyorsa, o artık devlet değildir” dedi.

Şemdin Sakık, Kuzey Irak’tan kendisini getiren 5 kişilik ekibin başında da Mahmut Yıldırım’ın olduğunu ifade ederek, ”Demek ki bu Yıldırım 1998 yılında da kullanılan bir insandı. Bir kişi ’düşman’ denilen adamı getiriyor, JİTEM, MİT, emniyetin haberi yok. Bana, kimin getirdiğini sordular. ’Başıma bir iş gelir’ diye söylemedim” diye konuştu.

”Yeşil kimin emrinde çalıştı?”


Yıldırım’ın, Tunceli ve Bingöl sorumlusu olduğunu iddia eden Sakık, ”Demirel döneminde Yıldırım, Çankaya’ya gitti mi, Çiller ile görüştü mü? Beni getirmek için kimden emir aldı? Kimin emrinde çalıştırıldı? Bilemiyoruz. 1993’te yıldızı parlayan Yıldırım’dır” dedi.

Şemdin Sakık, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından daha önce alınan ifadesi okunduğu sırada da açıklamalarda bulundu.

Kürtler’in bazı hakları olduğunu ve bu haklara saygı gösterilmesi gerektiğini dile getiren Sakık, ”Ama mücadelemiz sırasında bazı güçler tarafından piyon olarak kullanıldığım için utanç duyuyorum” ifadesini kullandı.

Sakık, 18 yıl PKK’da kaldığını, hamal olarak girdiği örgütten birinci komutan olarak ayrıldığını ifade ederek, ”Örgüt liderine en yakın olması gereken isimlerden bir tanesiydim. Ancak benim Abdullah Öcalan ile bütün konuşmalarımı toplasanız Yalçın Küçük’ün bir kere konuşması kadar olmaz. Zaman açısından söylüyorum. Bunun saklanacak bir yanı yoktur. Artık ’Gazeteci sıfatıyla görüştüm, ikna etmek için oraya gittim’ ifadeleri kimseyi inandırmıyor” şeklinde konuştu.

Başkan Özese’nin ”Yalçın Küçük ile Abdullah Öcalan biraya geldiklerinde ne görüşüyorlardı?” sorusu üzerine Sakık, baş başa görüştüklerini, kendilerini yanlarına almadıklarını söyledi.

Sakık, ”Tahminin baş başa iken Yalçın Küçük Türkiye ve Avrupa’daki gelişmeler hakkında Öcalan’ı bilgilendiriyordu. Yalçın Küçük, Avrupa’da örgüt faaliyetinin içindeydi. Hatta, Öcalan’a, Yaşar Kaya hakkında istihbarat getiriyordu” dedi.

PKK’nın gelir kaynağı


Sakık, 1993’te Şam’a, Abdullah Öcalan’ın yanına gittiğini dile getirerek, kendisine Lübnan’daki faaliyetleri denetleme talimatı verdiğini, ardından Lübnan’a gittiğini anlattı.

Orada örgütten Rıza Altun’un bulunduğunu ifade eden Sakık, ”Evinde balya balya, günlerce saysak bitiremeyeceğimiz dolar vardı. Benim gözlerim fal taşı gibi açıldı. O günlerde para sıkıntısı çekiyorduk. Paranın kaynağını sorunca ’Buradaki kaçakçıları gözetliyoruz. Denetliyoruz, bu bizim mücadelemizin amacı değil, aracı’ dedi. Halbuki Kürtler’in kurtuluşunun mücadelesini veriyorduk.

Diyarbakır Lice’de bir köyde uyuşturucu ekimini yasaklamıştım. Döndüğümde olayı Öcalan’a anlattım, o da bana ’Bu örgütü nasıl idare ediyorsun. Arkamızda devlet mi var?’ dedi. Ben de köylüye yasağı kaldırdım. Örgütün geliri, ilk yıllarda Avrupa’daki işçilerin bağışıydı, 1990 sonrası uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı oldu” şeklinde konuştu.

Sakık, İran’ın neredeyse örgüte uçak vereceğini, 1993’te, ateşkes öncesinde örgüte bir kamyon silah veren İran’ın, ateşkesten sonra ”Bunları size yerde çürütesiniz veya bakasınız, satasınız diye değil, kullanasınız diye verdik” dediğini anlattı.


”Birdal suikastinde Yeşil kullanıldı”


Sakık, andıç (gazetecilere yönelik) olayında kendisine aşırı yüklenilerek listeler yapıldığını belirterek, ”Ben de gücüm oranında bunlara direndim. Direnişimin bedeli de 15 yıldır hücrede tek başına kalmamdır. Önüme getirilen listeyi birşey bildiğim için değil, hiçbir şey bilmediğim için reddettim”dedi.

Akın Birdal suikastine de değinen Sakık, ”Bu işte Mahmut Yıldırım kullanıldı. Benim üstlenmemi istediler. Kabul etmedim, hücreye attılar. Yaşar Büyükanıt’ın da haberi vardı. TİT’i yönlendirdiğimi söylememi istediler. Bunu da kabul etmedim. Zaten sonra gerçekler anlaşıldı” iddiasında bulundu.

Duruşma, Sakık’ın tanık olarak dinlenilmesiyle devam ediyor.


 
6 Kasım 2012 Salı 16:14 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1749 - Handel'in Ateş Oyunları Müziği ilk kez Londra Green Park'ta seslendirildi.
1810 - Beethoven, ünlü eseri Für Elise'yi besteledi.
1865 - Sultana isimli ve 2,300 yolcu taşıyan buharlı gemi Mississippi Nehrinde infilak ederek battı: 1.700 kişi öldü.
1908 - 1908 Yaz Olimpiyatları Londra'da başladı.
1909 - II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed tahta geçti.
1927 - Türkiye'de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938'de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
1937 - Adolf Hitler'in İspanya'da ayaklanan Falanjist güçlerin lideri Francisco Franco'ya gönderdiği uçaklar, Guernica'yı bombaladı.
1938 - Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı.
1940 - Köy Enstitüleri'nin kuruluşuna ilişkin kanun kabul edildi. Köylünün eğitilmesini, kalkınmasını ve toprağa bağlanmasını amaçlayan Köy Enstitüleri, 1946'dan sonra klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman birlikleri Atina'ya girdi.
1960 - Togo, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1961 - Sierra Leone, İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1965 - ABD'nin Vietnam Savaşı'na giderek artan şekilde katılması Fransa'da Paris sokaklarında protesto edildi.
1981 - Xerox PARC şirketi ilk bilgisayar faresini tanıttı.
1988 - Cardiff'te yapılan Avrupa Halter Şampiyonası'nda ilk kez Türkiye adına uluslararası bir şampiyonaya katılan Naim Süleymanoğlu, bir dünya rekoru kırdı ve üç altın madalya kazandı.
1993 - Ankara Devlet Tiyatrosu "kamyon tiyatrosu" uygulamasına başladı.
1994 - Güney Afrika'da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
2007 - Türk Silahlı Kuvvetleri basın açıklaması yaptı. (bkz. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması)
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:17
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:20
  • Akşam19:21
  • Yatsı21:02
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
26.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071014181910
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık