Akşener liderliğindeki parti kuruluşunu açıklıyor

Ana Sayfa » Siyaset » 'Temayülde Davutoğlu yüzde 1, Gül yüzde 76 aldı'

'Temayülde Davutoğlu yüzde 1, Gül yüzde 76 aldı'

Abdullah Gül'ün danışmanı Ahmet Sever'den Cumhuriyet yazarı Selin Ongun'a çok ilgi çekici açıklamalar

 
9 Mayıs 2016 Pazartesi 07:09 
Yorum YapYazdır
 
 
'Temayülde Davutoğlu yüzde 1, Gül yüzde 76 aldı'

Brüksel Üniversitesi’inde uluslararası ilişkiler okuyan Ahmet Sever, gazeteciliğe 23 yaşında Milliyet’te başladı. Uzun yıllar Brüksel temsilciliği yapan Sever, imzası AB ile özdeşleşen bir gazeteci. 12 yıl başdanışmanlığını yaptığı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile tanışması da habercilik mesaisinden kaynaklı. Refah Partisi milletvekili iken, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki Türk parlamento heyetinde yer alan Gül ile Sever’in tanıştığı tarih 1991. Sever’in gazeteci şapkasını çıkarıp, Gül’ün daveti ile “Başbakan Basın ve İletişim Başdanışmanlığı”nı kabul ettiği tarih ise 2002.

Abdullah Gül ile çalıştığı yılları “yaşadım, gördüm, yazdım” şiarıyla kaleme alan Sever’in geçen yıl haziran ayında yayımlanan kitabı sadece tartışma öznesi olmadı, rekor oranda korsan baskı da yaptı. İki yıl önce Gül’ün danışmanlığını noktalayan Sever, söyleşi boyunca not düştü: “Sözlerimin ardında

Sayın Gül’ün olduğuna dair spekülasyon yapılıyor. Artık Sayın Gül ile çalışmadığım için ne söylüyorsam kendi adıma söylüyorum.” Sever ile yaptığımız söyleşinin AK Parti’yi olağanüstü kurultay sürecine götüren gelişmelere dair bölümü için buyrun. Söyleşimiz yarın da devam edecek.

 -Davutoğlu bırakırken, kongreye gidilirken o Pelikan bildirisi ne anlama geldi şimdi?

Davutoğlu’nun çevresi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çevresi arasında perde arkasında yaşanan bir çekişme vardı zaten. O çekişmenin bir kısmı kamuoyuna yansıyordu, bir kısmı ise hiç yansımıyordu. Pelikan hadisesi aradaki çekişmenin geldiği noktayı gösterdi. Fakat bence “o mu yazdı, bu mu yazdı” tartışmasının önemi yok.

Pelikan’a izin en yukarıdan

-Neden önemi yok?

Orada işler talimatla yapıldığı için önemli olan ona yeşil ışık yakılması, yazılanlara izin verilmiş olması, “böyle bir şey yapın” denilmiş olması. Önemli olan kimin yazdırdığı.

-Kim yazdırdı?

 En yukarıdan gelen bir şey, çok bariz.

-Bir yandan da bilmediklerimiz varmış, onları öğrendik Pelikan’dan. Mesela Abdullah Gül’ün temayül yoklamasından birinci çıktığını bilmiyorduk. Acaba Gül kendisi biliyor muydu?

Tabii ki, o dönemde kendisinin yanında çalıştığım için ben de biliyordum. Abdullah Gül’e çıkan destek yüzde 76’ydı. Ahmet Davutoğlu’na çıkan destek de yüzde bir civarındaydı. Arada korkunç bir uçurum var. İşin tuhaf tarafı da orada. Tabanın görüşü bizim için çok önemli, deyip tabanın görüşünü dikkate almadan bildiğini okumak ancak bu kadar olur.

-Pelikan bildirisine Gül nasıl baktı?

Onu kendisi ile konuşmadık. Burada altını çizmek istediğim bir konu var. Evet, 12 yıl Sayın Gül ile çalıştım. Fakat iki yıldır birlikte çalışmıyoruz. Elbette belirli aralıklarla görüşüyoruz. Ancak benim çeşitli vesilelerle sarf ettiğim görüşlerim Sayın Gül ile irtibatlandırılıyor, sözlerimin ardında Sayın Gül’ün olduğuna dair spekülasyon yapılıyor. Ben artık Sayın Gül ile çalışmadığım için ne söylüyorsam bunu kendi adıma söylüyorum. Sözlerime farklı bir anlam yüklememek gerekir.

-12 yıl o harekette yaşananların tanığı olarak soralım size; içinde bulunduğumuz günlerin adı nedir sizce?

Ben AK Parti dönemini ikiye ayırıyorum. Çok başarılı bir ilk dönem var. Peş peşe demokratik reformların yapıldığı, AB’ye üyelik yolunda önemli adımlar atıldığı, Türkiye’nin ilgi ve hayranlıkla izlendiği bir dönem. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman bir Türkiye, İslamın demokrasi, laiklik ve çoğulculukla bağdaştığını gösteren bir model sunuyordu dünyaya. Bu yüzden, sadece Batı değil, İslam dünyasında da umut ve heyecan uyandırıyordu. Bu, küresel anlamda bir fırsattı. Maalesef ikinci dönemde bu fırsat ve model çöktü.

-Bunu nasıl somutlarsınız?

Bugünü AK Parti’nin ilk dönemi ile kıyaslarsak şunları rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugünkü Türkiye, AB ile müzakerelere dahi başlayamazdı. Müzakerelerin önkoşulu olan Kopenhag siyasi kriterlerinden olağanüstü şekilde geriye dönüldü. Hatırlayın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclis Başkanı bugünkü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ydu. Bugün seçim olsa Çavuşoğlu’nun ya da başka bir Türk’ün oraya seçilmesi söz konusu bile olamaz. Yine hatırlayın, Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’ne 153 ülkenin desteğini alarak seçilmişti. Bugün seçilmesi imkânsız. İslam dünyası ile ilişkilerde de bunu görebiliriz.

Ekmeleddin İhsanoğlu İslam Konferansı Örgütü’nde iki kez üst üste genel sekreterlik yaptı. Bugün oraya genel sekreter dahi seçtiremeyecek durumdayız. Türkiye’nin öyle bir gücü ve imajı kalmadı. Bir başka önemli nokta: Türkiye o dönem soft power-yumuşak güç işlevi görüyordu. Dünyada sorunları olanlar “arabuluculuk yapın” diyerek Türkiye’nin kapısını çalıyordu. Afganistan-Pakistan belirli aralıklarla Cumhurbaşkanı düzeyinde Türkiye’nin arabuluculuğunda toplantılar yapıyordu.

Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan aralarındaki sorunların çözümü için Türkiye’ye geliyordu. Çok anlamlı bir örnek daha var. Türkiye, Netahyahu ile Esad arasında arabuluculuk yaptı. Üstelik başarılı olunuyordu, son anda olmadı. Ayrıca Filistin Devlet Başkanı Abbas’ı ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’i Türkiye aynı anda davet edip onların ellerinin birbirine kenetleyip, Meclis’te arka arkaya konuşturabilen bir Türkiye vardı. Böyle bir ağırlıktan bütün dünyayla kavgalı bir Türkiye’ye gelindi. Çok yazık oldu.

Yüzde 99 biat yetmez

-Sadece dünyayla kavgalı değil, kendi içinde de kavgalı bir Türkiye...

Kesinlikle öyle. Kendi içinde herkesi kucaklayan, iç barışı sağlayan, içeride güçlü olan Türkiye zaten o gücü dışarıya yansıtıyordu. Bugün maalesef Türkiye’nin yarısı kendisini, kendi ülkesine yabancı hissetmeye başladı. İktidar, özellikle Kürtlerin, liberallerin, laiklerin ülkelerine olan aidiyet duygusunu yok ediyor. Bu, insanları kendi ülkelerine karşı yabancılaştırıyor. Belki de meselenin en vahim ve tehlikeli kısmı bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yarısını depresyona soktu.

-AK Parti’nin içinde de aidiyet duygusunda zayıflama var mı sizce?

Elbette orada da var. İnsanlar çıkıp açıkça konuşamıyorlar. Bir korku ve çekinme hali var. Bu, bence iki nedenden kaynaklanıyor. 1) Bazı insanlar menfaatlarından, elde ettikleri kazanımlardan, imtiyazlardan dolayı olup bitene kuşkulu ve kaygılı baksalar da bunu dillendiremiyorlar. 2) “Davaya ihanet eden adam, arkadan hançerleyen adam” etiketi yememek için susuyorlar.

-AK Parti’nin dava temasına nasıl bir parantez açarsınız

Dava filan kalmadı. Neyin davası? Menfaat, çıkar davası.

-Başkanlık davası?

Şu anda zaten Tayyip Erdoğan fiilen başkan. Recep Tayyip Erdoğan ne istiyor da bu ülkede olmuyor? Hangi dediğine karşı çıkılıyor? Sözünü nereye geçiremiyor? Başkan olduktan sonra daha ne olacak? Bu sorulara da cevap vermek lazım.

-Davutoğlu’nun başına ne geldi sizce?

Davutoğlu ne bekliyordu ki, az önce temayül yoklamasındaki oranlardan bahsettik. Zaten temayülden yüzde bir almış, bir kişinin iradesiyle ve kendisini seçenin bir dediğini iki etmeme şartı ile o makama gelmiş.

Cumhurbaşkanı yüzde yüz biat istiyor. Yüzde 99 biat yetmiyor. Dediklerinin yüzde 99’unu yapıp birini yapmazsanız bitiyorsunuz gözünde. Davutoğlu bu süreçte pek çok sınavdan geçti ve aslında hepsini kabullendi. MKYK ve Bakanlar Kurulu oluşturulurken, neredeyse tamamını Cumhurbaşkanı belirledi. Dolayısıyla bunları içine sindirip bugün olanlara şaşırması tuhaf.

İstişareden istihareye

AK Parti’nin vardığı nokta, diyerek soralım?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şöyle bir yöntemi var. Eziyor, korkutuyor, bir anlamda karşısındakinin kişiliğini değersizleştiriyor ve sonra kendisine bağlıyor. Temel unsur sindirme ve korkutma. Bu yöntem sadece kendisine oy vermeyen çevrelere yönelik olarak işlemiyor. Sindirme ve korkutma kendi örgütüne, çevresine dönük olarak da çalışıyor. Söyleşinin başında sözünü ettiğim o ilk dönemde herkesin görüşünü anlattığı istişare toplantıları yapılırdı.

Artık iş öyle bir noktaya gelmiş ki, MKYK toplantısına katılan bir kişiden dinledim. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde bir MKYK toplantısında üyelerden biri şunu söylemiş: “Efendim bizim istişareye ihtiyacımız yok bizim istihareye ihtiyacımız var. Siz istihareye yatacaksınız, gelip bize söyleyeceksiniz. Biz de onu harfiyen yerine getireceğiz.” Bu örnek bugün AK Parti’nin geldiği noktayı anlamamız bakımından çok şey ifade ediyor.

-Davutoğlu’nun yetkilerini elinden alan MKYK’deki 47 imzalı önergeden hareketle kitabınızdan alıntılayarak soralım: “Gül’ü ikna etmek için partiden ziyarete gelen bakan ve milletvekilleri çok fazlaydı, ama o ikili oynayanları biliyordu.” Gül’ün kararında ikili oynayanlar nerede durur acaba?

Çekilme kararı almasındaki faktörlerden biri de o zaten. O ikili oynayanları gördükçe güvensizlik oluştu. Haklı olarak “İkili oynayanlarla mı yola çıkacağım” duygusuna kapıldı. Haksız değildi.

-Şimdi o ikili oynayanlar siyasetin sahasında mı?

Öyle.

-Davutoğlu veda ederken “Son MKYK’deki yöntemi yol arkadaşlığıyla bağdaştıramadım” dedi. Doğrudan Erdoğan’ı hedef almadı ama Erdoğan’ın MKYK’sinin yol arkadaşlığına uygun davranmadığını söylemiş oldu. Tarih tekerrürden mi ibaret oldu?

Kendisi zamanında Abdullah Gül’e karşı öyle mi davranmış?

-Burada o soru var: Partinin abileri son Davutoğlu resmine nereden bakarlar?

Partide abi mi kaldı? Kimi tasfiye edildi, kimi de kendi isteğiyle çekildi. O kurmay kadro partide değil neredeyse. Dolayısıyla abiler dışarıdan nasıl bakıyorlar sorusu daha uygun. Orada da “davaya ihanet eden kişi” durumuna düşmemek için çoğu suskun kalmayı tercih ediyor.

Troller ve kurucu abiler

-“İhanet eden” yakıştırmaları abilerin psikolojisinde de etkili oluyor mu?

Tabii ki etkili. Recep Tayyip Erdoğan’ın o sindirme, korkutma yöntemini desteklemek, etkinleştirmek için bir troll sistemi kuruldu. Bülent Arınç’ın, Abdullah Gül’ün, Hüseyin Çelik’in, Sadullah Ergin’in başına gelenlere bakmak gerek. En küçük eleştirinin ardından hemen harekete geçiliyor, bir mitralyöz gibi kurşun yağmuruna tutuluyor. Öyle bir yapı kurulmuş ki, pek çok insan konuşmayı göze alamıyor. Çünkü ağzını açıp tek kelime ettiğinde müthiş bir saldırıya hedef oluyorsun.

-2014 yazında “Abdullah Gül AK trollerin peşinde” haberleri çıkmıştı. Haberler özetle şöyleydi: “Gül hakkında karalama kampanyası yürüten ve AKP içinden yönetildiği iddia edilen Twitter hesaplarını Köşk deşifre etti.” Doğru muydu bu haberler?

Doğru, evet. Şu kadarını söyleyebilirim. Kim oldukları, kimler tarafından yönlendirildikleri belli. Öğrenildi. Bugün de baktığınız zaman AK trollerin İstanbul’da değişik yerlerde büroları var. Merkez olarak oralar kullanılıyor. Ve Saray’dan yönlendiriliyor bu AK troller. Talimatlar oradan geliyor. Edindiğim bilgiye göre de bütün bu operasyonu yürüten Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Varank.

-Bu konu Erdoğan ile Gül arasında masaya getirildi mi?

O dönem bunu Sayın Gül’ün dillendirdiğini söyleyebilirim. Bunu bir şikâyet olarak kendisine ilettiğini biliyorum.

-2014 yazından bahsediyorsunuz. Daha sonra da iletti.

 

[Haber görseli]

 

‘Saray’dan işaret verildiği an troller işbaşında’

-Sadece Gül değil, Bülent Arınç’tan Hüseyin Çelik’e ve son olarak Ahmet Davutoğlu da trollerden nasibini aldı.

Saray’dan işaret verildiği, hedef gösterildiği anda troller gereğini yapıyor. Trollerin başvurdukları yöntem ortada. Yalan, iftira, linç, şantaj, tehdit, hakaret... Dinin yasakladığı her yola dindar adı altında başvuran bir troll şebekesi ile karşı karşıyayız. Ve bundan rahatsız olmayan bir parti yönetimi var.

-Davutoğlu genel başkanlık koltuğuna oturduğu andan itibaren kendi tutarlılık çizgisini koruyan ve çıtayı yükselten bir profil izleseydi akıbeti ne olurdu?

Belki bir süre daha kalırdı. Ama finaldeki resim değişmezdi. Bence Tayyip Erdoğan, Davutoğlu dönemini bir geçiş süreci gibi kurdu. Şimdi yerine kimi getirecek ise onu o zaman getirmenin partide çok kabul görmeyeceğini düşündü.

-27 Ağustos’taki vefa kongresinde Davutoğlu konuşurken neredeyse tüm teşkilatı selamlamıştı...

Bir kişi hariç; Abdullah Gül.

-O kongreden 22 Mayıs kongresine nasıl tecelli etti siyaset oyunu?

Yerine gelen de herkesi selamlayacak ama onu selamlamayacak. Ya da adını laf olsun diye anacak.

-Yerine kim geçecek, kısmında 3B toto oynanıyor Ankara kulislerinde. 1) Bekir Bozdağ 2) Berat Albayrak 3) Binali Yıldırım? Bir de hangisinin olacağı önemli değil, diyenler var?

Ben de ne önemi var, diyenlerdenim. Çünkü gelecek olan yüzde yüz biat ile gelecek.

-Plan ne?

Tek adamlığı sonuna kadar götürmek. Yetkiye ve güce doymayan bir Recep Tayyip Erdoğan var. Tek adamlığını her alanda tamamen ete kemiğe büründürmek

-Erdoğan oyunu MHP’deki gelişmelere göre de kuracak, yorumlarına katılır mısınız?

MHP’deki gelişmeler AK Parti açısından da hayati önemde. O yüzden bu kadar yakından takip ediyorlar. Erdoğan büyük ölçüde Bahçeli çizgisine geldi bugün. Bahçeli’nin açmazı biraz oradan kaynaklanıyor. Kendi görüşlerinin uygulanması politik anlamda onu bir tutarlılık sınavına sokuyor.

YARIN: Abdullah Gül ne düşünüyor? AK Parti’lilerin ve ulusalcıların ortak nefret objesi nedir? Reisçiler ve hocacılar ayrımı ne kadar sahici?

 
9 Mayıs 2016 Pazartesi 07:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1853 - Kırım Savaşı başladı.
1911 - Trablusgarp savaşında İtalyan yüzbaşı Carlo Piazza, Bingazi'deki Osmanlı siperleri üstünde tarihin ilk askeri keşif uçuşunu gerçekleştirdi. Piazza daha sonra ilk askeri amaçlı hava fotoğrafını da çekti.
1912 - Birinci Balkan Savaşı'nda Osmanlı ve Sırp orduları arasındaki Kumanova Muharebesi başladı.
1915 - New York'ta 25-30.000 kadın oy hakları için 5. ci caddede yürüyüş yaptı.
1926 - Sovyetler Birliği'nde Leon Troçki ve Grigoriy Zinoviyev, Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeliğinden çıkarıldı.
1929 - New York Borsasında hisse senetlerinin değerindeki sürekli düşüş yavaş yavaş paniğe yol açmaya başladı (1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ilk işaretleri)
1940 - Efsane futbolcu Pele, Brezilya'da dünyaya geldi
1946 - Birleşmiş Milletler, ilk genel toplantısını New York'ta yaptı.
1954 - Almanya'nın NATO'ya girişiyle ilgili Paris Antlaşması imzalandı.
1956 - Macaristan'da Sovyet egemenliğine karşı ayaklanma başladı. Bütün ülkeye yayılan gösterilerde, isyancılar Sovyet birliklerinin çekilmesini istediler.
1960 - Genel nüfus sayımı: Türkiye'nin nüfusu 27.754.820
1965 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel hükümeti kurma görevini Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'e verdi.
1972 - Zonguldak'ta iki ayrı kömür ocağında grizu patlamasında 20 işçi öldü, 76 işçi yaralandı.
1973 - ABD başkanı Richard M. Nixon, Watergate skandalı ile ilgili Oval Ofis ses kayıtlarını mahkemeye teslim etmeyi kabul etti.
1981 - Danışma Meclisi ilk toplantısını yaptı.
1983 - Beyrut'ta Amerikan ve Fransız barış gücü karargahlarına patlayıcı yüklü kamyonlarla intihar saldırısı yapıldı. 241 Amerikan deniz piyadesi ve 58 Fransız paraşütçü öldü.
1993 - Karun Hazinesi, 28 yıl sonra Türkiye'ye getirildi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:53
  • Güneş06:34
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:14
  • Akşam17:38
  • Yatsı19:07
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
21.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071226293136
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık