Başkanlık teklif paketi meclisten geçti

Ana Sayfa » Medya Kritik » Tayyip ve Fethullah’ın ruh ikizleri

Tayyip ve Fethullah’ın ruh ikizleri

Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in ruh ikizini yazdı.

 
16 Şubat 2014 Pazar 09:38 
Yorum YapYazdır
 
 
Tayyip ve Fethullah’ın ruh ikizleri

17 Aralık Operasyonu’ndan sonra Başbakan Erdoğan ile Fethullah Gülen
arasındaki kavganın dozajı giderek artıyor! Birbirlerine neler demiyorlar ki? Peki hiç düşündünüz mü; Erdoğan ya da Gülen tarihte kime benziyor? Yani Erdoğan ile Gülen’in tarihteki ruh ikizleri kim? Yazayım; bakalım benziyor mu; siz karar verin

 

 

CALİGULA

Doğumu: 31 Ağustos 12.
İmparatorluk adı, Sezar soyundan geldiği için; Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus idi.
Annesi Agrippina tarafından minik askeri üniforma ve sandalet giydirilip silah kuşatılan küçük Gaius’u, Romalı askerler çok seviyor ve ona Latince “Küçük (asker) sandaleti” anlamına gelen “Caligula” diyorlardı.
Babası Roma’nın ünlü generali Germanicus idi.
Caligula, Romalılar tarafından çok seviliyordu. Bu nedenle dedesi imparator Tiberius ölünce, 8 Mart 37’de Roma Senatosu tarafından verilen görevi kabul edip imparator oldu.
Roma’da balkon konuşması yaptı. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar tüm dünya tarafından takdir edilen imparator olacaktı.
Adına 160 binden fazla hayvan kurban edildi.
Roma mutluydu; yeni imparator cömertti; maaşları artırdı. Vatana ihanet kovuşturmalarının geçmişte kaldığını ilan etti.
Sürgüne gönderilenleri geri çağırdı.
Vergi sisteminden zarar görenlere af çıkardı.
Serbest seçimleri yeniden canlandıracağını; yani “ileri demokrasiye” geçileceği sözünü verdi.
Kapatılan Roma İmparatorluk yıllıklarını yeniden açtırdı; ne varsa ortaya çıksın istiyordu! Fakat…
Roma’da mutluluk sadece 7 ay sürdü.
Caligula 37 yılının bir ekim günü, kendinden geçip düştü; ağzından köpükler geliyor ve titriyordu. Bilincini kaybetti.
Halk haberi alınca sokaklara çıktı; sabahlara kadar uyumadı; tanrılarına dualar edip kurbanlar kesti. Senatörler, Roma’nın geleceği için karamsarlığa kapıldı; Caligula’nın yaşaması için kendilerini feda edeceğini açıklayanlar oldu.
Hekimler teşhisi koydu; Caligula sara’ydı. Epilepsi nöbeti geçirmişti.
Romalılar bu nerolojik bozukluğun neye yol açacağını henüz bilmiyordu; Caligula’nın iyileştiği haberini bayram yaparak kutladı. Sara hastalığı Roma’da kutsal sayılmaya başlandı.
Despotik rejim
Oysa…
Epilepsi sonucu ortaya bambaşka; kompleksli bir Caligula çıktı.
Öldürülme korkusuyla yaşamaya başladı. Çevresinde o güne kadar görülmemiş koruma ordusu oluşturdu.
Korktukça küstahlaştı.
Küstahlaştıkça zalimleşti.
Tarih bilgisi yoktu; Cumhuriyeti belleklerden silmek istiyordu.
Mevcut yasaların hiçbiri geçerli değildi. Her şey Caligula’nın iki dudağının arasındaydı. Senato toplanıyor, ama karar alamıyordu. Aldığı kararları da Caligula’ya iletemiyordu.
Zaten Caligula senato toplantılarına gitmiyordu.
Sınırsız bir iktidar istiyordu.
Çılgınlığı o hale geldi ki; Senato’ya gitmek istemediğinden, çok sevdiği atı Incitatus’u konsül olarak Senato’ya sundu! Senato şiddetle reddetti; ama at senatör oldu! Atın yanında bir muhbir bulunuyor ve Senato içindeki tüm konuşmaları Caligula’ya yetiştiriyordu. Senato bu yüzden Caligula’nın arkasından konuşmak şöyle dursun, onunla ilgili tasarrufları tartışmıyordu bile.
Söylediği her şey emirdi; senato sadece onay makamı haline geldi.
İşler karmakarışıktı; hiç kimse ertesi gün için plan yapamıyordu.
Roma’da kayıtsızlık ve sessizlik dönemi başladı.
Sokaklara korku hakimdi.
Yetmezmiş gibi; Caligula kendisini ilahi bir varlık olarak görmeye başladı; Jüpiter’in oğlu olduğunu öne sürdü. Kendisine tanrı gibi davranılmasını istedi; önünde yere kapanmak şarttı.
Roma’da da artık despotizm ile irtica el eleydi.
Tanrı olduğunu düşünen Caligula, Roma toplumunu derin dinselliğe soktu. Siyasete, ticarete ve kültüre irtica hakimdi.
Örneğin:
Kadınlarla aynı havayı bile solumak istemiyordu. Diğer yandan annesi Agrippina’ya aşırı düşkündü. Roma’da büyük bir cenaze töreni yaptırdı. İlahe olarak görülmesini sağladı.
Caligula’nın parmağını sokmadığı yer yoktu. Yarışmalar yüzlerce yıldır Roma’nın en büyük eğlencesiydi. Caligula, Circus Maksimus’ta yapılan tüm yarışmalara müdahale etmeye başladı. Kendine ait yeşil renk giyen yarışmacıların kazanması şarttı. Diğer takım kazanmaya kalkışırsa anında cezalandırdı. Yarışmalara kimse gitmez oldu. Halk bu kez zorla stadyumlara getirildi. Zorla Caligula ve takımı lehine tezahürat yaptırıldı.
Müsrifti. Gösterişli yapılara devlet kasasından çok para harcıyordu. Tiberius’tan kalan hazineyi kısa zamanda tüketti. Bütçe açığını kapatmak için vergileri artırdı.
Servet sayımı yaptırdı; her fırsatta zenginleri halk düşmanı olarak suçladı. Bu suçlama sonucu yargılanan zenginlerin malına el koydu.
Sınırsız bir para hırsı vardı.
Korku ölümün kardeşidir
Caligula ölüm korkusu içinde olduğundan güvenliğe çok önem verdi. Tahta çıktığında Muhafız Alayı Komutanı Naevius Sutorius Macro’ydu; ama Caligula o kadar kuşkucu bir insandı ki, zamanla tüm korumalarını değiştirdi; ve Macro’yu öldürdü.
Koruması Macro’yla işbirliği yaptığını düşündüğü; en büyük rakibi kendinden önceki imparator Tiberius’un torunu Gemellus’u da katletti.
Kinciydi. Babası Gemanicus’un Antakya’da zehirlenip öldürülmesinin intikamını almak istedi. Babalara oğulların ve oğullara babalarının idamını seyrettirmekten zevk alıyor; alay ediyordu.
Yanına aldığı güvendiği muhafızlarla gecenin bir yarısında sokağa çıkıyor, rastgele bir kapı çalıyor ve karşısına çıkanı hemen oracıkta öldürüyordu.
Kendinden nefret edilmesini umursamıyor; halkın kendisinden korkmasını istiyordu.
Caligula’nın dış politikası da akıl dışı bir şiddete dayanıyordu. Örneğin, Deniz Tanrısı Neptün ile savaşmaları için askerlerine Britanya’yı işgal etmelerini emretti ama son dakikada fikrini değiştirip Fransa’nın kuzeyinde deniz kabuğu toplattı! Çevresindeki tüm ülkeler ile kavgalıydı.
Zayıf karakterliydi. Uzun boylu olmasını ve çirkin yüzünü hep dert etti.
Yaşamının sonuna doğru tutkusu aynalar oldu. Çeşitli aynalar yerleştirdiği odasında uzun uzun kendisini seyrediyordu. Kendi gibi vahşi biçimde yetiştirdiği kızıyla dans ediyordu.
Zevksizdi. Müziğe hiç düşkünlüğü yoktu; ama yine de kendisine eşlik etmek üzere müzisyenleri çağırdı ve istediği gibi çalınmadığı zaman onları öldürttü. Bu nedenle bir süre Roma’da kimse müzikle ilgilenmez oldu.
Zamanla sara nöbetleri sıklaştı.
Atlardan korkmaya başladığı için arabaya da binemez hale geldi.
Ve sonunda korktuğu başına geldi:
Circus Maksimus’ta düzenlen Palatine oyunları sırasında, en çok güvendiği ve asla değiştirmeyi düşünmediği koruması Cassius Chaerea tarafından öldürüldü.
Ölüm tarihi: 24 Ocak 41 idi.
Ne diyor-
sunuz:
Caligula, Erdoğan’ın ruh ikizi olabilir mi?

İşte Gülen’in ruh ikizi RASPUTİN

Doğum: 22 Ocak 1869
Adı: Grigori Yefimoviç Novih.
Pokrovskoye adlı Sibirya köyünde büyüdü.
Köyde, “Rasputin” diyorlardı; “uçarı” anlamına geliyordu.
Ailesi çok yoksuldu.
Küçük yaşta manastıra gönderildi; tek eğitimini Vehoture adlı bu manastırda aldı. Arkasından Hlısti mezhebine katıldı. Oradan edindiği bilgi ve etkilerle kendine özgü bir din oluşturup, tarikat kurdu.
15 yıl Rusya’yı dolaşarak vaazlar verdi.
Din dışında düzgün eğitimi olmadı.
Okumayı kendi başına öğrendi.
Hiçbir özelliği olmayan bir adamdı; tek ayırt edici özelliği kurnazlığıydı. İnsanların zayıf noktalarına ulaşmayı çok iyi beceriyordu.
Birçok dua ezberlemişti. Vaazlarındaki dinsel ögelerle karşısındakini etkilemeyi beceriyordu.
Kimi zaman insanların kendi kendilerine bile hatırlamakta zorluk çektiği ayrıntıları, sanki gaipten gelen seslerden duymuş gibi anlatıyordu. Bu da kısa sürede “geleceği gören” kişi olarak ün salmasını sağladı.
Bir keresinde felç geçirmiş bir kızı, bir başka zamanda da ölmek üzere olan bir atı iyileştirdiği öne sürüldü, ancak her ikisinin de mizansen olduğu ölümünden sonra ortaya çıkacaktı.
Petersburg’da cemaat müritleri ile bir toplantı sırasında, Johann von Kronstadt başta olmak üzere Rusya’nın önemli din adamlarıyla tanıştı. Popüler oldu; evi ziyaretçi akınına uğradı.
Eve gelenler arasında Çarlık Sarayı’nın önemli isimleri de vardı. Onlara çok önem veriyordu.
Çarın kışlık sarayından kendisine haber taşıyan Bulgar asıllı müridi vardı; Olga Loçina. Çariçeviç Aleksey’in kan hastalığı/hemofili nedeniyle kraliyet ailesi Romanovların çok zor günler geçirdiğini fısıldadı.
Rasputin, Aleksey’i iyileştirebileceği haberini saraya gönderdi.
Aracıları, Petersburg Akademisi Müdürü Başpiskopos Theophane ve Saratov Piskoposu Hermogen gibi önemli dini isimlerdi.
Çocuğun iç kanamaları durdurulamıyordu. Tıbbi olarak yapılabilecek bir şey olmadığını düşünüyorlardı. Çariçe Aleksandra son umut olarak Rasputin’i çağırdı.
Ve Rasputin hipnotizma tekniğiyle çocuktaki kanamaları durdurdu. Bu başarısıyla Rasputin, Romanov Ailesi için çok önemli biri oldu.
Artık ona “peder” deniyordu; “hocaefendi” anlamına gelen!
Ülke yönetiminde sözü dinlenir olan Çariçe Aleksandra’nın güvenini kazanan Rasputin, hemen saray içinde “paralel yapı” örgütlenmesine girişti.
Yerleştirdikleri tabii ki cemaatinin müritleriydi.
Rasputin sadece “paralel yapıyı” kurmakla kalmadı; bakanlar üzerinde de etkili oldu. Öyle ki, II. Nikolas’ı etkileyerek bakanlar kurulunu oluşturduğu bile söylendi.
1909 yılına gelindiğinde Rasputin devleti neredeyse tamamen ele geçirmiş durumdaydı. Tüm atamaları kendi yapıyor, istemediği adamı Rusya’nın en ucuna sürdürüyordu.
Özgürlük isteyenlere karşı Rasputin’in sertlik yanlısı politikası Çar tarafından da onay buldu. Kurulan “özel yetkili” mahkemelerde binden fazla kişi idam edildi.
Herkes sarayın iplerinin tamamen Rasputin’in elinde olduğunun farkındaydı.
Biri Çar II. Nikolas’tan bir istekte bulunmak isterse, bunun yolunun Rasputin’den geçtiğini biliyordu.
Rasputin, tüm Rusya İmparatorluğu’nun ikinci adamı durumuna geldi.
Bu arada, Petersburg’un zengin tabakasıyla da yakın ilişki kurdu. Herkes ondan randevu almak için sıraya girdi. Görüşmek için servet ödüyorlardı.
Saray’da bunlar yaşanırken, toplumda dini baskılar artıyor; tarikatlar güçleniyordu. Farklı olana; sosyalistlere, liberallere tahammülsüzlük vardı.
Rus yönetimi akıl tutulmasına uğramıştı. Rusya’nın devrime gittiğini görmüyordu.
Bu arada Çar soyundan gelen Prens Feliks Yusupov başta olmak üzere, Rasputin’e karşı hoşnutsuz bir çevre de oluşmaya başladı. 1911 yılında Çar II. Nikolas; Başbakan P.A. Stolipin’in “Rusya MİT”ine hazırlattığı rapora dayanarak, devlet içinde devlet kurmaya çalışan Rasputin’i saraydan uzaklaştırdı.
Bunu öğrenen Çariçe Aleksandra öylesine yaygara kopardı ki, bir süre sonra II. Nikolas, Rasputin’e geri dönmesi için davet gönderdi.
Rasputin dönmedi.
Çariçenin yalvarmalarıyla Rasputin, eskisinden çok daha büyük yetkilerle, 1912 yılı başlarında saraya döndü.
Bu arada Moskova’nın Sesi Gazetesi, Rasputin’in, Hlisti adlı tarikatının devlet içinde nasıl örgütlendiğini yazdı.
Romanovlar önemsemiyordu bu tür haberleri.
Oktobrist Partisi lideri Guçkov sorunu Rus Parlamentosu’na taşıdı.
Ne yazılsa ne konuşulsa boştu.
Fakat:
Birinci Dünya Savaşı, Rasputin’in sonunu getirdi. Rejimdeki ve savaştaki başarısızlıkların nedeni olarak görüldü. Çünkü Rasputin askeri müdahalelere bile karışıyor ve yanlış kararlar sonucu binlerce Rus askerinin ölümüne neden oluyordu.
Kimi çevrelerce Alman yanlısı ve vatan haini olarak damgalandı.
Ortodokslar, Rasputin’in “yeni din” kurmak istediğinden şikayetçiydi. Rus kilisesinin çalışmalarına ve yönetimine karışıp, cemaat mensuplarını yerleştirmesine öfkeliydi.
Monarşinin devamını isteyenler, Rasputin’in ortadan kaldırılmasıyla yönetimin düzeleceğine inanıyordu.
Sonunda Rasputin, Prens Feliks Yusupov tarafından öldürülüp buzlu Moyka Nehri’ne atıldı.
Ölüm: 29 Aralık 1916 idi.
Ne diyorsunuz:
Rasputin, Gülen’in ruh ikizi olabilir mi?

 
16 Şubat 2014 Pazar 09:38 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Konyaspor
18
7
6
5
27
6
Bursaspor
18
8
3
7
27
7
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
8
Antalyaspor
17
7
4
6
25
9
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
10
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
11
Trabzonspor
17
6
3
8
21
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:47
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:08
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık