Kılıçdaroğlu'ndan çok önemli açıklamalar

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Tarihten günümüze kurban geleneği

Tarihten günümüze kurban geleneği

Azteklerden Sümerlere, Musevilerden Müslümanlara kurban geleneği yüz binlerce yıldır inanılan yüce varlığa ya da varlıklara duyulan kabullenişi, saygı ve takdisi ifade ediyor

 
5 Ekim 2014 Pazar 08:30 
Yorum YapYazdır
 
 
Tarihten günümüze kurban geleneği

Azteklerden Sümerlere, Musevilerden Müslümanlara kurban geleneği yüz binlerce yıldır inanılan yüce varlığa ya da varlıklara duyulan kabullenişi, saygı ve takdisi ifade ediyor
Yeryüzüne gelip geçmiş başlıca dinlerin hepsinde bir kurban geleneği ile karşılaşırız. Bunun gerisinde yatan temel fikir, inanılan yüce varlığa ya da varlıklara duyulan kabulleniş, saygı ve takdis sonucu “yakınlaşma” arzusunun ifadesidir.
15 bin yıllık kutsal Göbeklitepe’ye de ev sahipliği yapan memleketimizde, yüzlerce farklı dinin yaşamış olduğunu düşününce, geçmişte kurban kesme gelenekleri nasıldı diye sormadan edemiyoruz. Gelin son 4000 seneye geri gidelim ve eski hemşerilerimizin ve komşularımızın geleneklerine bir göz atalım.

İSLAM
“Kurban” sözcüğünün dilimizdeki kökeni, adak, hediye, yakın olma, yaklaşma, yakınlık gösterme gibi anlamlar içeren, İbranice “korban”  ve Arapça “K-R-B” sözcüğüne dayanıyor. Ancak dilimize sözcüğün “yakınlaşma” anlamının dolaylı olarak geçtiğini söyleyebiliriz.
İnançsal bir kavram olarak kurban, bir Tanrı’ya ya da bir başka doğaüstü varlığa sunulan “can”a denir. Kabul edilen inanışa göre, kurban, canlılığın kutsanması anlamına gelir.
Hac Suresi’nde ALLAH (CC) “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz, ama sizin takvanız Allah’a ulaşır” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı yani inançlı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz demektir. Aynen, Hz.İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi...

ADEM’DEN İBRAHİM’E EFSANELER
Tarihte ibadet niyetiyle yapılan ilk kurban, Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil’in kurbanlarıdır... Aralarında çıkan anlaşmazlıkta hangisinin haklı olduğunu anlamak için, Allah’a kurbanlarını arz ettiler. Sürü sahibi olan Habil’in hayvan kurbanı kabul olunurken, tarımcı olan Kabil’in sunduğu meyveler kabul edilmemişti. Bunu çekemeyen Kabil, kardeşi Habil’i öldürmüştü.
İnsanlık tarihinde en fazla şöhret bulan kurban olayı ise Hz. İbrahim’inkidir. Ünlü dinler tarihçisi Mircea Elida, şöyle yorumlar: “Morfolojik açıdan İbrahim’in oğlunu kurban edişi eski doğu dünyasında sıkça uygulanan ve İbranilerin peygamberler dönemine kadar sürdürdükleri, ilk çocuğun kurban edilişinden başka bir şey değildir. İlk çocuk, çoğunlukla Tanrı’nın çocuğu olarak görülürdü... Bu, Tanrı’ya ait olanın geri verilmesi demekti... Bir anlamda İshak, Tanrı’nın oğluydu, zira Sara doğurganlık çağını geçtikten çok sonra verilmişti. Ama İshak inançları yoluyla verilmişti onlara. Eski-Sami dünyasının tümünde böyle bir kurban, dinsel işlevine rağmen sadece bir anane, anlamı tümüyle kavranabilir bir ayinken İbrahim’in durumunda bir inanç eylemidir. Bu kurbanın neden istendiğini anlamaz; yine de bunu yerine getirir, çünkü tanrı böyle istemiştir. Görünürde saçma olan bu eylemle İbrahim yeni bir dinsel deneyimi, imanı başlatmaktadır.”
Tek tanrılı dinlerin insan kurban edilmesine nasıl baktığına gelecek olursak; konuyu açıklayan en temel örneği, Hz. İbrahim’in oğlunu tanrının isteği üzerine kurban etmeye hazırlandığı sırada, tanrı tarafından gönderilen bir koçu kurban etmesi öyküsünde görürüz. Bu olay, daha önce Ortadoğu halkları arasında sıkça görülen insan kurban edilmesi pratiğini tek tanrılı dinler için sonlandırmış olur.

YAHUDİLER
Yahudilikte kurban, Kudüs Tapınağı’nın yıkılışına kadar, dinin en önemli unsuru idi. Her ne kadar eski Ahid kurbanın tanımını vermemişse de, Yahudilikte kurban, ister hayvan ister sebze olsun, Tanrı’ya bağlılığın bir işareti olarak teveccühünü kazanmak veya affını sağlamak amacıyla, bir sunak üzerinde yapılan sunum olarak tanımlanmıştır.
Hz. İbrahim’le başlayan kurban geleneği, İshak ve oğlu Yakup tarafından da devam ettirilmiştir. Yahudilerde kurban adeti Kudüs Tapınağı’nın yıkılmasından sonra kaldırıldı; çünkü kurban ibadeti Tapınak’a hastı ve Yahudilere göre Tapınak tekti. Böylece sadece Tevrat’ı okumak ve dua etmek, ibadet olarak kaldı; bunların yeri de sinagoglardı.

HRİSTİYANLAR
Hristiyanlık inancında Tanrı için herhangi bir kurban kesilmez. Çünkü “kurban”, Hz. İsa’nın kendisidir. Hz. İsa, çarmıhta bütün insanlığın günahları için kendisini kurban etmiştir. İnanca göre; çarmıha gerilmesinden önceki akşam, Hz. İsa, “Bu, benim vücudumdur” diyerek öğrencilerine ekmek dağıtır. Sonra da bir kase şarap gezdirerek “Bu, benim kanımdır” der. Hz. İsa, ekmekle şarabı kendi vücudunu ve kanını göstermek için kullanmış ve izleyicilerine kendisini anmak üzere bu kurban törenini sürekli tekrarlamalarını buyurmuştur. Hristiyan toplulukların çoğunda bu emir, pazar günleri yerine getirilmektedir.

CADI AVCILIĞI
13. yüzyılda Papa IX. Gregorius tarafından kurulan engizisyon kurumunun ve 15. yüzyılda kurulan Yüksek Soruşturma Dairesi’nin asıl amacı, kilisenin menfaatlerine karşı tehdit oluşturan inanç sistemlerinin ortadan kaldırılmasıydı. Bu kurumlar, cadılıkla yaftaladıkları, çoğu kadın elli binden fazla insanı ölüme mahkum etmiştir.  Öldürme eyleminin Tanrı adına gerçekleştiriliyor olması, eylemin halka açık, seyirlik bir gösteri olarak gerçekleştirilmesi ve “ruhun arındırılması” bakımından ritüelin önemli bir parçası olan ve pagan kurban ritüellerinden ödünç alınan yakma işlemi kurban kavramıyla önemli bağlar olduğuna işaret etmektedir.

EVRENİ YARATAN KURBANLAR
Eski Hindistan’da kurbanlar, ölenlerin ruhlarını kurtuluşa eriştirirdi. Kurban kesilmediği takdirde, ölenlerin korkunç devlerin arasında ıstırap çekeceklerine inanılırdı. İnanışa göre, insan üç ayrı yoldan kurtuluşa ulaşabilir ki bunlardan biri de kurbanlardır. Kurban, ana akım Hinduizm’de popüler değildir ama, Güney’de, Doğu’da ve bazı bölgelerdeki Hindu inançlarda çok yer tutar. Kutsal kitap Vedaların emrettiği dini yaşam kurbanlar çevresinde yoğunlaşmış olup, tanrılar bile kudretlerini ancak kurbanlar sayesinde gösterirler. Evreni kurbanların yarattığına inanılır. İnsanların tanrılarla iyi ilişkiler içerisinde bulunmalarını sağlayan yine kurbanlardır. Sonraki dönemde tanrılara hayvan kurban etme ve konuklara ikramda bulunma dışında hayvan öldürmek tümüyle yasaklanır. Son olarak sığır eti Hindistan’da yasaklanmıştır.

BOĞANIN GÜCÜNÜ ALMA İNANIŞI
Antik Yunan’da yakarma, şükran ve arınma kurbanları çok yaygındı. En büyük kurbanlarını tanrılar tanrısı Zeus’a adamışlardır. Hayvanları kurban etme yöntemleri inceden inceye saptanarak tapınağın duvarlarına asılmıştı. Tanrılara erkek hayvan, tanrıçalara ise dişi hayvan, gök tanrılara az tüylenmiş ve beyaz, yer altı (öte dünya) ve deniz tanrılarına siyah, ateş tanrılarına ise kızıl/kırmızı renkli hayvanlar kurban edilirdi. Eski Yunan’da ilahi bir güce sahip olan boğanın kurban edilmesi çok yaygındı. Böylece boğanın sahip olduğu kudretin insana geçeceğine inanılırdı.
Romalılar, özel tapımlarda kansız (ilk bitkisel ürünlerin sunulması), devlet törenlerindeyse kanlı (hayvanların sunulması) kurbanlar gerçekleştirilirdi. Flüt çalınır ve tanrı için ayrılan bölümler (karaciğer, akciğer, yürek) sunağın üzerinde kanlı kanlı yakılırdı. Roma Senatosu M.Ö. 97 yılında yasaklayana değin, Roma İmparatorluğu’nda insanlar da kurban edilmiştir. Kurbanların başına tuzlu un serpildikten sonra, kafalarına indirilen yalnızca bir tek balta darbesiyle öldürülürlerdi. Roma’da ayrıca, büyük tehlikelerin belirdiği zamanlarda “ver sacrum” adı verilen bir geleneğe göre, insan ve hayvanların ilkbaharda doğan ilk yavruları tanrılara kurban edilirdi.

ESKİ TÜRKLERDE SAYGI İFADESİ
Eski Türkler, tabiatta bir takım gizli güçlerin varlığına inanırdı. Bu tabiat varlıklarının canlıcılık (animizm) ilkesine göre birer ruhları olduğu tasavvur edilirdi. Dolayısıyla Türkler, bunların ruhlarına, atalara ve Tanrı’ya saygı ve sevgi belirtisi olarak kurban adamayı bir inanç haline getirmişlerdir. Divanü Lugati’t-Türk’te kurban karşılığı olarak “yağış” kelimesi geçer.

YILDA 50 BİN KURBAN
Maya, Aztek ve İnka’larda insan kurban edilirdi. Özellikle Aztekler’in yılda 50 bine yakın insanı kurban ettikleri tahmin edilir. Aztekler’de bununla beraber, köpek, hindi, ördek, geyik, tavşan ve balık da kurban olarak tüketilmiştir. Huitzilopochtli adlı Güneş Tanrısı’nın şefkatini kazanmak için, insan kalplerini yiyen ve kanlarının içilmesine inanan Aztekler, dini törenlerde de tüyler ve kâğıttan yapılan yılanlar ile süslenen çoğu mahkûm olan kişileri kurban seçiyordu. Rahipler, flüt eşliğinde yapılan törende, taş bıçak ile kurbanların kalbini çıkarıyor ve vücudu, piramidin basamaklarına atıyor, kalbin üzerine biber koyarak yiyordu. En büyük kitlesel kurban, 1487’de Mayor Tapınağı’nın açılışında 20 bin kişinin sunaklarda kurban edilmesiyle olmuş ve bu iş 4 gün 4 gece sürmüştü.

TAPINAKLARDAKİ MUTFAKLAR
Sümerler kurban törenlerine büyük önem verir, törenlerini görkemli ve süslü tapınaklarda gerçekleştirirlerdi. Kurban edilecek hayvanın türüne, cinsine ve rengine önem vermezlerdi. Onlar için mühim olan kanın akıtılmasıydı. Sümer ülkesinde kurbanlar, tanrıların besini olarak değerlendirilirdi ve bu nedenle mutfak, tapınakların önemli bir bölümüydü. Mezopotamya’da bir kez 350 bine yakın koyun ve keçi ile bunların onda biri kadar sayıda sığırın kurbanlık olarak tapınaklara geldiği bildirilmektedir. Sümerlerde hayvanların karaciğerleri yaşamın merkezi olarak kabul edildiğinden, bu organın muayene edilip incelenmesi tıpkı bir ayna gibi, sunulan kurbanı kabul eden tanrının fikir ve amacını da göstermekteydi.

MISIR’DA OSİRİS’İN DİRİLİŞİ
Eski Mısır’da, özellikle Nil nehrine insan kurban edilmesi çok yaygındı. Bunun yanı sıra hayvanlar da kurban edilir ve kurban edilen hayvanlar arasında ilkel kabile dinlerinde olduğu gibi totemler bulunurdu. Bu bağlamda tanrı Osiris adına düzenlenen kurban törenlerinde, kutsal bir boğa kurban edilip on dört parçaya bölünür, eti töreni izleyen insanlarca eti tüketilirdi. Kutsal bir boğa ya da öküz şeklinde betimlenen Osiris’in dirilişini sembolize etmek için, yenilen boğanın yerine başka bir kutsal boğa konulurdu. Eski Mısır’da kurban edilen kuzu ve oğlağın kanı, çevreye sürülür ve bu kan tanrının hakkı sayılırdı.

Latif Bolat/Aydınlık

 
5 Ekim 2014 Pazar 08:30 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1904 - FIFA'nın Paris'te kurulması.
1919 - İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketinin hükümetçe satın alınmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
1945 - Nazi liderlerinden Himmler, müttefiklerin eline geçmemek için siyanür kapsülüyle intihar etti.
1949 - Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya'nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.
1960 - İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann'ı Arjantin'de ele geçirdi. Eichmann yargılanmak üzere İsrail'e götürüldü.
1965 - Adalet Partisi Antalya Milletvekili İhsan Ataöv, "milliyetçi öğretmenler ayaklandığı gün içim müsterih olacaktır. Ölenler şehit, kalanlar gazi sayılacaktır" dedi.
1971 - İstanbul'da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis kentte arama yaptı.
1978 - İmralı Cezaevi'nden kaçan ABD'li Billy Hayes'in yazdığı roman 'Geceyarısı Ekspresi' adıyla sinemaya aktarıldı. Türkiye, filmi protesto etti.
1992 - İstanbul'a 117 yıl hizmet eden Galata Köprüsü yerinden sökülerek Haliç'e çekildi.
2002 - Ankara'nın en eski ve en büyük sinemalarından Akün, 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi 'Hababam Sınıfı' ile açtığı perdelerini, yine aynı filmle bir daha açılmamak üzere kapattı.
2006 - Türk-Yunan F-16 uçakları çarpıştı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:39
  • Güneş04:49
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:27
  • Akşam19:47
  • Yatsı21:41
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
17.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050609101401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık