WikiLeaks'ten Berat Albayrak için şok e posta iddiası

Ana Sayfa » Siyaset » Tarhan Erdem'den kritik seçim açıklamaları

Tarhan Erdem'den kritik seçim açıklamaları

“Seçim sonuçlarını bilen adam” Erdem uyardı: Hızla demokrasiye geçilmezse her şey olabilir... İşte Erdem'in Taraf'a yaptığı açıklamalar..

 
10 Şubat 2014 Pazartesi 10:09 
Yorum YapYazdır
 
 
Tarhan Erdem'den kritik seçim açıklamaları
Tarhan Erdem çünkü...

GEÇEN haftanın en çok konuşulan meselelerinden biri anketlerdi. Sızdırılan anket sonuçları halkın büyük bölümünün yolsuzluk yapıldığına inandığını ama aynı zamanda neredeyse her iki kişiden birinin AK Parti’ye oy vermeye devam edeceğini gösteriyordu. Herkes bu sonuçları anlamlandırmaya çalışırken, bir ses kaydı düştü internete. Bu kayıtta bir anketle ilgili “Şu partinin oyundan iki puan alıp öbür partiye verelim” cümlesi geçiyordu. Anketlerin güvenilirliğine bu kez koyu bir gölge düşmüştü.

Tüm bunların ortasında güvenilir anketleri ve başarılı analizleriyle tanınan Tarhan Erdem’le buluştuk. KONDA’nın başkanı Erdem, kendilerine atfedilen anket sonuçları için “Abonelerimizle yaptığımız anlaşma gereği doğru ya da yanlış diyemeyiz” diyor. Anketlerini genel seçim için yaptıklarını söyleyip, yerel seçim için herhangi bir tahmin vermekten de özellikle kaçınıyor. Öte yandan, yıllardır yaptığı araştırmalarla halkın nabzını tutmuş olan Erdem, halkın yolsuzluğa rağmen AK Parti tercihi, Kürt seçmenlerin tavrı, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili son derece önemli değerlendirmeler yapıyor. Bir dönem CHP Genel Sekreterliği de yapmış olan, halen Radikal gazetesinde yazan Erdem’e göre seçmenin herşeye karşın AK Parti’ye oy vermeye devam etmesinin nedeni muhafazakârlık ve seçenek yokluğu.

 






Yolsuzluk olduğuna inanmasına rağmen AK Parti’den vazgeçmeyen seçmen neden vazgeçmiyor? Siz bunu nasıl açıklıyorsunuz?

Muhafazakarlık ve seçenek yokluğu!


Kendi değerlerini savunan bir iktidar, bu seçmen kitlesi için çok önemli, öyle mi?

O kadar doğru bir şey söyledin ki! İktidarın karşısındaki adam, bu seçmene hakkını vereceği konusunda tüm hayatı boyunca tek bir kelime söylememiş ve hâlâ tek kelime söylememekte ısrar ediyor. Demek ki Erdoğan’dan vazgeçtiği zaman dünya o seçmene zehir olacak.


Muhalefet ne söylemeli seçmene?

Çık, de ki “Ey arkadaşlar, ben laik bir adamım, ama laiklik demokrasi içinde olur. Ben demokrasi istiyorum. Demokrasiyi elde ettikten sonra her tartışmayı yaparız” Ama sen bu güvenceyi vermemişsin. Onun için onu bırakamıyor. Seçmenin Erdoğan’ı bırakmamasının sebebini muhalefet kendinde arasın. Bir tek gün laf olsun diye de olsa, benim değerlerime saygı gösterdiğin hakkında bana güvence verdin mi! Şimdi “Yolsuzluk sebebiyle bana gel” diyorsun. Sen yolsuzluğa batmışsın zaten. Söyletme beni!


Söyleyin...

CHP tam tersine yolsuzları tutuyor. Gösterdiği adaylardan belli. Mesela ... Neyse şimdi adamlara birşey söylemeyeyim. Bunlar dedikodu olabilir ama asıl mesele şu: CHP’nin sokaktaki insanı inandıracak laflar söylemesi lazım. Bir programı olması lazım, bir ütopyası, bir hayali olması lazım. Projeleri olması lazım, biz onlara baktığımızda o ütopyayı görmeliyiz. Gevezelik değil. Kürsülere çıkıp sabahtan akşama kadar hakaretamiz laflar söyleyerek olmaz bu iş!


Ankara Büyükşehir adayı Mansur Yavaş mesela... CHP’nin oylarını artırmaz mı?


CHP’yle MHP’li Mansur Bey’in birleşmesi, CHP’nin oylarıyla MHP oylarının birleşmesi demek değildir. Bir adam bir partiden öbür partiye gidip aday olursa geçen seçimde aldığı oyu alamaz. Eskiden oy verenin bir kısmı Mansur Bey’e oy verir, ama önemli kısmı da MHP’nin koyduğu yeni adaya verir.


Neticede CHP’nin oyu artmaz mı?


Diyelim ki geçen seçimde yüzde 26 almıştın, şimdi 35 aldın. Ben demeyecek miyim “Kardeşim o oyun başlangıcı aslında yüzde 26. 4 sen artırdın 5 de Mansur Bey artırdı.” Ama kaybedeceksin yine.


Belediye başkanlığını alamayacak mı CHP?

Onu bilemiyorum. İnşallah alır. Ama neticede halk niye ona versin. Şu karşıdaki bakkalın ona oy vermek için bir sebebinin olması lazım.


Mansur Yavaş, Mustafa Sarıgül, CHP’nin eskisi gibi laiklik vurgusu yapmaması... Eski çizgisinin dışına çıkan, daha kucaklayıcı bir CHP artırmaz mı oylarını?


Halkın oyunu bilerek verdiğine inanmayanlar bunları düşünebilir. Oysa halk bilerek oy verir. Buna inandıramıyorum ben siyaset adamlarını.


“Mış gibi yapıp halkı kandıramazsın” diyorsunuz, öyle mi?

Kandıramazsın.


Özetle CHP’nin seçim politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hüsran!


Seçmen, yerel seçim için verdiği oy kararını bu vakitten sonra değiştirmez mi?

Şimdiye kadar yapılan 16 genel seçimde bir tecrübe kazandı Türkiye. Bu tecrübenin sonucuna göre bir karar veriyor. Benim sizin hakkınızda söylediklerime, sizin benim hakkımda söylediklerinize göre karar vermiyor. Çok az bir kısmıdır seçim dönemindeki sözlere bakarak oyunu değiştiren ya da oyuna karar veren. Tabii çok büyük hadiseler olmazsa...


Yolsuzlukla ilgili kanaatindeki değişimler nasıl etkiler oy kararını?

Seçmen şu anda hangi partiye oy vereceğini biliyor. Bu değişebilir. Fakat ben böyle bir şey görmüyorum. İktidarı değiştirecek ölçüde bir değişiklik görmüyorum. Ama iktidara vereceği oy azalabilir, o azalmanın bir mesajı olabilir.


Ekonomi ne derece önemli seçmenin tercihinde?

Çok önemli. Ekonomik verilere göre önümüzdeki seçimlerde iktidar partisinin alacağı oyu hesaplayan iktisatçılar var. Ekonomik verilerle seçim sonucunu bulan ekonomistler vardır. Bu bana da çok makul gelir. Ekonomi bütün seçim sonucunu belli hale getiren faktör olmayabilir; ama çok etkili olduğu çok açık.



17 Aralık operasyonuyla Gezi olayı aynı şeydir


İktidar partilerinin yarattığı bir “geleneksel tıkanıklıktan” bahsediyorsunuz. Nedir bu tıkanıklık?

Atatürk vefatıyla ayrıldı, İnönü kendini düşürecek mekanizmayı kurarak gitti. Ama bunun dışında 1908’den 2002’ye kadar bütün iktidarlar bir tıkanıklıkla ayrılmışlardır iktidardan.


Ne tür tıkanıklar?

1908 meşrutiyetiyle gelenler memleketi harbe soktu, bir kargaşaya sürükledi. Menderes 1954’ten itibaren basın kanununda, cemiyetler kanununda, seçim kanununda değişiklikler yapıp toplumu sıkıştırdı. Askerlerin ihtilal yapmaması daha doğruydu, ama 1960 ihtilali o sıkışıklık sonunda patlak verdi. 1980’e gelindiğinde, üniversite olayları, ekonomik durum vs...Herkes bir ihtilalin geleceğini biliyordu. Şimdi geldik AK Parti’ye...


AK Parti döneminde ne oldu?

“Tıkanıklık” lafını 2012’de yazdım. Bazı yazar arkadaşlar “eski CHP’li olduğu için ihtilalden yana” dediler. Keşke doğru olsa! O gün belliydi tıkanıklık olacağı. Şu anda Türkiye bir kaosta, ne olacağını kimse bilmiyor.


Erdoğan ne yaparak yarattı tıkanıklığı?


Bakın ne oldu, halk bunu anlamaz değil. 2007’de yapılan anayasa değişikliğinin ardından Cumhurbaşkanı seçimi 2012’de olmalıydı. Ama AK Parti’nin amacı seçimi 2014’e atmaktı. Bu politik bir hileydi. Anlaşıldı ki, Hazret siyasi etik kurallarına uymadan kendi meselesiyle meşgul.


Nedir o mesele?


İktidarını muhafaza etmek. Hem 3 dönem kuralını muhafaza edecek, hem de Cumhurbaşkanı olacak! Halkı rahatsız eden, tıkanıklık yaratan, muhalif grupları ittifaka sürükleyen mesele bu. 2002’den beri AK Parti’ye karşı olan grupla, o grubun tamamen karşısındaki cemaat bugün ittifak haline geldi. Başka ittifaklar da var. Bu ittifakın sebebi Erdoğan’ın kendi meselesi için bir takım değişiklikler yapması. Gayet tabii bunu destekleyen bir konuşma tarzı, basına müdahalesi vs. var. Bu ittifak netice itibariyle bir kriz yarattı. Demokratik gelişmeyi sağlayamazsan olacağı budur. Halk, hukuk dışı çare bulacaktır.


Ne gibi çareler?


Hızla demokrasiye geçilmezse, herşey olabilir. “17 Aralık olmasa böyle olmazdı” diyorlar. Hayır! Gezi olayı da aynı şeydir. Mesele tıkanıklık. Memleketin hukuki müesseselerinin iş yapamaz hale gelmesi. Erdoğan memleketin kurumlarını çalışamaz hale getirdi.


Cumhurbaşkanı olamaz

Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olursa kazanır mı?

İki sene evvel, “Olmayacak” diye yazıldı. Ben hâlâ o kanaatteyim.


Neden?

Çünkü çok muhalefet var karşısında. Sanıyorum ki muhalefetin aklı başına gelir ve oluşan ittifakı değerlendirmek için doğru dürüst bir aday koyar. Ama bu seçimdeki mantıkla davranırlarsa, bu “Sen buyur, ben de bandonu çalayım” demektir. Gösterilecek adayın, MHP’nin de cemaatin de laikçilerin de, “Bu iyi oldu tamam, biz de bunu savunabiliriz” diyeceği birisi olması lazım.


Erdoğan’ın cebinden çıkan anket

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan bir basın toplantısı sırasında cebinden çıkarıp Konda anket sonuçlarını okudu. Buna göre AK Parti’nin oy oranı yüzde 47,7, CHP’nin yüzde 28,5, MHP’nin yüzde 14,4 ve BDP’nin ise 5,9’du.

Daha sonra anketlerle ilgili önemli bir ayrıntı daha kamuoyuna sızdı. “17 Aralık’ta üç bakanın oğlunun ve bir bakanın rüşvet aldığı iddiasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 77’ssi “Bence iddia edilenler doğrudur, rüşvet almışlardır” diye yanıtlamıştı.

Ayrıca, Kasım ayındaki anket sonuçlarıyla karşılaştığında AK Parti oylarında 4,3 puanlık düşüş, CHP’ninkilerde ise 5,9 puanlık yükseliş görülüyordu. Kasım ayında AK Parti’nin oy oranı 52,0, CHP’nin yüzde 22,6, MHP’nin yüzde 13,8 ve BDP’nin ise 7,5’ti. Bir önemli not daha; bunlar genel seçim için yapılmış anketlerdi.

Tarhan Erdem’in söyleşi sırasında anket sonuçlarıyla ilgili sorumuza verdiği yanıt şöyle:

“Biz anketlerimizi abonelerimiz için yapıp onlara rapor ediyoruz. Bu, bazen, sözleşmemize aykırı olarak yayınlanıyor. Bir abonemizin paylaştığı anket bir gazeteciye verilebiliyor.

Benim yayınlanan anket sonuçlar üstüne konuşmam demek “Onları kabul ediyorum” ya da “Etmiyorum” demektir. Oysa biz bunların ikisini de yapamayız. Dolayısıyla ben konumum itibariyle anketlerle ilgili herhangi bir şey söyleyecek durumda değilim.”



BDP, yedi milyon Kürt çocuğun geleceğini düşünüyor


Yolsuzluk operasyonunun ardından, BDP’nin Erdoğan’a çok sert bir muhalefeti olmadı çünkü birlikte barış sürecini götürüyorlar. Bu durum, Kürt seçmenin oyunu nasıl etkiliyor sizce?

Kürt seçmen öyle düşündüğü için onlar da öyle yapabiliyorlar zaten. Abdullah Öcalan’ın son açıklamasını da biliyorsunuz. O da farklı düşünmüyor.


Tabanıyla uyumlu bir politika izliyor BDP, öyle mi?


Tabii hiç şüphen olmasın. Çok da doğru yapıyorlar.


Ama ortada, işbirliği yaptıkları partiye yönelik çok ciddi yolsuzluk iddiaları var...

Siyaset denilen de bir mesele var. Adam 15 milyon Kürdü düşünüyor. Bu 15 milyon Kürdün yarıya yakını da 18 yaşından küçük. Onların geleceğini bir tarafa koyup Türkiye’deki yolsuzlukla uğraşmaz adam. Kendi meselesi var çünkü. Barzani’yle meselesini hallediyor, Türkiye’deki sürecin devamını sağlıyor...

Şimdi bunun karşısına geçip de tekrar teröre bulaşmasının hiçbir mânâsı yok.


BDP’nin yolsuzluklara ciddi tepki vermemesini eleştirenlere ne diyorsunuz?

Türkiye’de bazılarının, şöyle bir politikası var -belki siz de öyle düşünüyorsunuz- “Efendim, Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin!” Böyle politika olur mu!


Toplum büyük ölçüde Öcalan’la müzakereleri kabullendi. Erdoğan giderse barış süreci ne ölçüde etkilenir?

Daha bunu icat eden adamın AK Parti’nin bile ayağı geri geri gidiyor. CHP kaç senedir, sabahtan akşama kadar, bu işin yanlış olduğunu söylemiş. MHP zaten karşı. Sen şimdi diyorsun ki, “Ey Öcalan gel benim yanıma, Erdoğan’a savaş aç.” Bu olacak iş mi? Akıl var mı bunda?


Ergenekon ve Balyoz’da yeniden yargılama tartışılıyor. Seçmen AK Parti’nin askerle ittifakını nasıl karşılıyor?


Sizin gibi tarif etmiyor bence. “Bir problemi çözmeye çalışıyor” diye tarif ediyor.

 
10 Şubat 2014 Pazartesi 10:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:37
  • Güneş07:25
  • Öğlen12:24
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1787 - Delaware, ABD anayasasını onaylayan ilk eyalet oldu.
1836 - Martin Van Buren (1782-1862), Amerika Birleşik Devletleri'nin sekizinci başkanı seçildi.
1917 - I. Dünya Savaşı: ABD, Avusturya-Macaristan'a savaş ilan etti.
1920 - Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası kuruldu.
1921 - Kilis düşman işgalinden kurtuldu.
1923 - İngiltere'de yapılan seçimlerde Muhafazakâr Parti 257, İşçi Partisi 191, Liberal Parti 158 milletvekilliği aldı.
1932 - Muhsin Ertuğrul'un "Bir Millet Uyanıyor" filmi gösterime girdi.
1934 - Türk Kadınlar Birliği, İstanbul'da bir mitingle kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkını kutladı.
1941 - II. Dünya Savaşı: Kanada; Finlandiya, Macaristan, Romanya, ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1941 - Pearl Harbor Saldırısı: Japon uçakları Amerikan deniz üssü Pearl Harbor'u bombaladı. 5 savaş gemisi, 14 gemi, 200 uçak yok edildi, 2400 kişi öldü.
1944 - Reşat Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü çıktı.
1958 - İstanbul sokaklarında "hula-hoop" çevirmek yasaklandı.
1961 - MGK Başbakan İsmet İnönü'nün başkanlığında ilk toplantısını yaptı.
1972 - Apollo 17, ay görevine doğru yola çıktı.
1975 - Endonezya, Doğu Timor'u işgal etti.
1979 - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü. Olay yerine "Anti Terör Birliği" imzalı bir bildiri bırakıldı.
1983 - İber havayollarına ait bir Boeing-727 ile bir DC-9 yoğun siste Madrid havaalanının pistinde çarpıştı: 93 kişi öldü.
1987 - Paso Robles-Kaliforniya'da bir yolcu uçağı düştü: 43 kişi öldü.
1988 - Ermenistan'da 6,9 şiddetinde bir deprem meydana geldi: 25.000'in üzerinde ölü, 15.000'den fazla yaralı, 400.000 kişi evsiz kaldı.
1996 - TBMM'de harçları protesto etmek için pankart açan öğrencilerin yargılanması sona erdi; gençler toplam 96 yıla mahkûm oldular.
1999 - Düzce,Türkiye'nin 81. ili oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık