Türk tarımına büyük darbe vuracak karar

Ana Sayfa » Güncel » Tahliye edilen damat raporu için şok iddia

Tahliye edilen damat raporu için şok iddia

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu iken sağlık dolayısıyla tahliye edilen damadı Ömer Faruk Kavurmacı hakkında dfüzxenlenen raporun, herhangi bir muayene olmadan verildiği iddia edildi.

 
9 Mayıs 2017 Salı 13:09 
Yorum YapYazdır
 
 
Tahliye edilen damat raporu için şok iddia
  Avukat Aslı Kazan Odatv'ye yazdığı makalenin devamı şöyle: Kadir Topbaş’ın FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu olan damadı Ömer Faruk Kavurmacı, avukatları tarafından yapılan itiraz sonucunda 3 Mayıs 2017 tarihinde serbest bırakıldı. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği Kavurmacı’nın Özel Acıbadem Hastanesi tarafından düzenlenen 18 Nisan 2017 tarihli sağlık raporunu esas alarak "epilepsi" ve "uyku apnesi" rahatsızlıklarının "telafisi güç bazı zararlara neden olacağı" gerekçesiyle tahliyesine kararı verdi.

Kişilerin tutuksuz yargılanması esastır. Üstelik kalıcı rahatsızlıkları bulunan kişilerin tutuksuz yargılanması zorunluluktur. Bu hakkın soruşturmaya/davaya konu kişiyle, örgütle veya suçun kendisiyle bir bağ kurularak değerlendirilmesi düşünülemez. Üstelik bu sorun, Kavurmacı’nın üyesi olmakla suçlandığı örgütün geçmişte yarattığı önemli mağduriyetler ve yargıya egemen olduğu dönemde bu meselede ortaya koyduğu anlayıştan bağımsız bir şekilde değerlendirilmelidir.

Ancak mevcut yargı sistemimiz ve uygulamaları bu kararı sorgulamamızı zorunlu kılıyor. Tahliye kararının kişiye özel bir uygulamadan mı, yoksa hukuksal bir bakış açısından mı kaynaklandığını tespit etmek gerekiyor. Hâlihazırda Ceza İnfaz Kurumlarında, sayıları dönemsel olarak çeşitli insan hakları örgütleri tarafından paylaşılan yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü var. Bunun yanında ülkenin hemen hemen tüm adliyelerinde, yargının temel mesaisini belirleyenin FETÖ soruşturma ve davaları olması gerçeği karşısında bu sorgulama büsbütün hayati bir önem kazanıyor.

KAVURMACI’NIN TAHLİYESİ, "KİŞİYE ÖZEL" MİDİR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, Fettullahçı İşadamları hakkında 13 Nisan 2017 günlü iddianame hazırlanarak ilgili Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Fettullah Gülen’in 1 numaralı sanık, TUSKON başkan ve genel sekreterinin 2 ve 3 numaralı sanık olduğu iddianamenin 4 numaralı sanığı Ömer Faruk Kavurmacı, iddianame henüz kabul edilmeden Sulh Ceza Hakimi tarafından tahliye edildi. Böylece ilk 3 sanığının firari olduğu iddianamenin 1 numaralı tutuklu sanığı da bırakılmış oldu.

İstanbul C. Savcısı Ercan Demir iddianamesini 13 Nisan 2017 tarihinde hazırladı. Başsavcılık 15 gün inceledikten sonra iddianameyi İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Artık soruşturma tamamlanmıştı. Sadece 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi kabul kararı bekleniyordu. Fakat inanılmaz bir gelişme yaşandı. Bir soruşturma makamı olan sulh ceza hakimliği, asıl mahkemeyi beklemeden araya girdi ve acil bir şekilde Kadir Topbaş’ın damadı hakkında tahliye kararı verdi. Eşi benzeri görülmemiş bir durumla karşı karşıyaydık. Sulh ceza hâkimliği tahliye kararını sağlık sorunları gerekçesine dayandırıyordu ve bu durum ilk bakışta bir aciliyetin bulunduğunu düşündürüyordu. Peki gerçekte öyle miydi? Hakimlik kararı incelendiğinde bu türden bir aciliyetin bulunmadığı anlaşılıyordu.

MUAYENE ETMEDEN RAPOR YAZAN DAHİLİYECİ

Evet, Kavurmacı 18 Nisan 2017 tarihinde Özel Acıbadem Hastanesi çalışanı bir doktor tarafından düzenlenen raporla tahliye edildi. Ancak rapor tarihinde muayene etmediği tutuklu hakkında “epilepsi” ve “uyku apnesi” gibi sağlık sorunları bulunduğuna ilişkin belge düzenleyen bu doktor bir nörolog değil dahiliye uzmanıydı. Oysa epilepsi ve uyku apnesi, nöroloji anabilim dalının uzmanlık alanına giren sağlık sorunlarıydı.  

Tahliyeye gerekçe olarak gösterilen bu belge muayene yapılmadan / dosya üzerinden düzenlenmişti. Ve 2005, 2009 ve 2012 tarihlerinde hazırlanmış önceki raporların değerlendirilmesinden ibaret olduğu anlaşılıyordu.

Oysa mevzuat, tutuklu ve/veya hükümlünün özel bir hastanede muayene edilmesi ve tedavi görmesi olanaklarını imkansız kılıyordu.

Gerçekten, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından 01 Ocak 2006 tarihinde yayınlanan genelgede tutuklu ve hükümlülerin nerede muayene ve tedavi olacakları ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Söz konusu genelgeye göre hasta tutuklu ya da hükümlü sırasıyla kurum hekimi, devlet hastanesi ve Üniversite hastanesinde muayene ve tedavi edilecektir. Kavurmacı hakkında verilen tahliye kararı, bu zincirin toptan atlandığını ve hastalığın uzmanı olmayan özel hastane hekimi tarafından / tutuklunun muayenesi dahi gerçekleştirilmeden bir rapor düzenlendiğini göstermektedir.

Gerçekten Kavurmacı’nın tahliye kararını incelediğimizde cezaevinde bulunduğu dönemde rahatsızlığını belgeleyen tek bir başvuru yahut raporun olmadığını anlıyoruz.

Ayrıca tahliyeye gerekçe yapılan özel hastane raporu ile tahliye arasında açık bir uyumsuzluk bulunmaktadır.

Kavurmacının rahatsızlığına ilişkin belgede, “kişinin yalnız kalması, oruç veya uzun saatte aç kalması, araç, uzun süre elektronik cihaz kullanmasının sakınca yaratacağı” raporlanmıştır. Oysa kişinin yalnız kalması sakıncalıysa, tutulduğu bölümde yanında başka bir tutuklunun kalmasının önünde bir engel yoktur. Oruç ve uzun süre aç kalamıyorsa, cezaevinde kendisine verilen iaşe arttırılabilinir. Ve bildiğimiz kadarıyla kişinin cezaevi kantininden alışveriş yapma imkanında bir kısıtlama bulunmamaktadır. Araç ve elektronik cihaz kullanma meselesine gelecek olursak,  cezaevinde zaten elektronik cihaz kullanmak yasaktır. Araç kullanma imkânı ise hiç bulunmamaktadır. Dolayısıyla kişinin rahatsızlığına ilişkin bu semptomların cezaevinde kalmasına engel bir durum oluşturduğu söylenemez.

Aynı soruşturma kapsamında iddianamede 20 Numaralı sanık olan Levent Dursun Akın’ın "sarkoidoz" hastalığı bulunmasına ve sevk zincirine uygun sağlık raporları olmasına karşı avukatları tarafından yapılan tahliye başvuruları reddedilirken, Kavurmacı’nın AKP İstanbul il yönetim kurulu üyesi olan avukatının hukuku dolanan talebinin kabul edilmesi düşündürücüdür.

Ve son olarak, tahliye kararını veren hakim hakkında daha önce HSYK tarafından çelişkili tahliye/tutuklama kararları nedeniyle inceleme yapıldığına ilişkin gazete haberlerini de unutmayalım.

Bu gerçekler karşısında ortada normal hukuksal bir sürecin yaşandığını düşünemiyor insan.

Ama yine de bu musibetten hayırlı bir sonuç çıkmasını umut ediyoruz. Cezaevlerinde çok ciddi sağlık sorunları olan yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü var. Bu kişiler salt devleti yöneten kadroyla akrabalık bağı bulunmadıkları için ölüme terk edilmemeli, serbest bırakılmalıdırlar.

Kadir Topbaş’ın damadına uğrayan adaletin, cezaevlerinde bulunan tüm tutuklu ve hükümlülere elini uzatmasını diliyoruz.

 
9 Mayıs 2017 Salı 13:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:24
  • Güneş04:45
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:37
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık