Oy kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » Su uyur, kapitalizm uyumaz

Su uyur, kapitalizm uyumaz

Prof. Dr. İzzettin Önder: ''Tarihte hiçbir sistem devamlı değildir. Her refah ya da zulüm dönemi diyalektik gereği bir gün mutlaka sonlanacaktır''... İşte Önder'in odatv'deki yazısı

 
6 Mart 2018 Salı 08:08 
Yorum YapYazdır
 
 
Su uyur, kapitalizm uyumaz

Tarihte hiçbir sistem devamlı değildir. Her refah ya da zulüm dönemi diyalektik gereği bir gün mutlaka sonlanacaktır. Bu yazıda, günümüz açısından iki kapanan sahne olarak reel sosyalizm ve sosyal demokrasi olgularına kısaca bakmayı amaçlamaktayım.

Prof. Dr. İzzettin Önder

Prof. Dr. İzzettin Önder

1917 Devrimi, bir asır dahi yaşamını sürdüremeden tarih sahnesinden çekildi. Kendisi mi çekildi, yoksa dış güçler tarafından mı çekildi tartışması taraflarca yapıldı, daha da yapılacak. Herhalde, büyük bir iştah ve emek ile kurulmuş bir sistem kendi iradesi ile yaşamına son vermezdi, yani sistem ötenazi yapmak durumunda olamazdı. Çünkü sistem olgusu dokunun bütünselliğini vurgular. Söz konusu bütünselliğe rağmen, içinde zafiyet barındıran her sistem, dış etkenle hızlanarak, ya da zaman içinde kendi olumsuz dinamikleri ile çöküşe sürüklenebilir. Sovyet sistemi hakkında geçtiğimiz yıl epey zengin ve doyurucu tartışmalar yaşanmıştır. O tartışmalardan herkesin kendi nasibini almış olduğunu umuyorum. Bu konuyu, bu kadarlık boyutu ile burada bırakıp asıl konumuza geçmeden şu noktayı eklemek istiyorum. Çoğu zaman tartışmalarda, umarım amaçtan bağımsız olarak, “komünizm denendi ve olamadığı görüldü” mealinde ifadelerle karşılaşıyorum. Bu dostlara verilebilecek çok sayıda karşı görüş olmakla beraber, hiç değilse, vurucu hükümlerini dillendirmeden sistemin devam süresini dikkate almalarını salık veririm. Şöyle ki, yetmiş yılı ancak biraz aşmış bir süre dünya sahnesinde kalmış olan bir sistem için başarı testi söz konusu olamaz. Zira, devrim yılında yirmi yaşları dolayında olan bir insanın, Birliğin çözülüşünde 94 dolayında olacağı düşünüldüğünde, sistemin “komünist birey” dahi yetiştirmeye vakti olmadığı görülür. Bu durumda sistem salt dış dünyadaki kapitalist güçle değil, aynı zamanda içte eski dönemden devreden kapitalist artıklarla da boğuşmak zorunda kalmıştır. Şu hale göre, “sistem kuruldu, ama yaşayamadı” hükmünde biraz daha insaflı olmamız gerekir. Şöyle veya böyle bu sahne, umalım ileride açılmak üzere, şimdilik kapanmıştır.

KOMÜNİZM KORKUSU

Tarih sahnesinde henüz kapanmamış olmakla beraber güç yitiren sahne ise, bence, sosyal demokrasi trajedisidir. Bu sahne, reel sosyalizm sahnesi kadar net kapanmadı, çünkü sosyal demokrasiye hâlâ sermayenin gereksinimi olduğu gibi, bazı entel aydınların da, hangi akla hizmet olduğunu anlayamadığım şekilde, sistemin sürdürülmesine desteği var. Detaya girmeden kısaca uygulama tarihine bakarsak, uygulamanın birinci aşamasını kısa süreli Bismarck dönemi, ikinci aşamasını ise İkinci Paylaşım Savaşı ertesinde başlayıp, 1970’lerden itibaren sönümlenmeye yüz tutarak zamanımıza dek sürüklendiği dönem oluşturmaktadır. Ne hazindir ki, iki dönem uygulamasının da hemen aynı odaktan kaynaklanan nedeni olduğu görülmektedir. Malum olduğu üzere, Bismarck dönemi uygulaması Paris Komünü deneyiminin tetiklediği siyasi korunma refleksinin sonucudur. İkinci dönemde ise, çok önemli ana sebep olarak, Paris Komünü benzerinin devasa boyutlu uygulaması karşımıza çıkmaktadır. O kadar ki, İkinci Paylaşım Savaşı henüz sonlanmadan toplanan, önceleri Foreign Affairs Commission ve onu izleyen Bretton Woods konferansında yükselen ve yaygınlaşan komünizm korkusu kapitalistleri harekete geçirerek zecri önlemler almaya yöneltmiştir. Dünya Bankası’nın milyarları ile ABD’nin önemli üniversitelerinden onlarca akademisyen bizim kalkınamamış olma sorunumuza kafa yormuş ve 1950 ile 1955 yılları arasında onlarca kitap ve makale yayınlanmış, bizleri biraz da pohpohlayarak, geri kalmışlık düzeyinden kalkınma aşamasındaki ekonomi düzeyine yükseltmişlerdir. Ne ilginçtir ki, bu büyük profesörlerin eserlerinde çevresel konumlu ekonomilerin geri kalmış olmalarında sömürgecilik ya da emperyalizm sözü edilmemiştir. Kapitalistlerin sevmediği ve kendilerine göre akademik olan açıklamalarında daima gizlediği bu kavramlara ulaşabilmek için Baran-Sweezy ikilisini beklememiz gerekti. Hitler’den kaçıp Türkiye’ye sığınan akademisyenler de bizleri bu konuda irşat edemediler. Bu da işin bir başka yönü! Türkiye’ye sığınan Alman akademisyenlerden ikisi, Röpke ve Rüstow, günümüzün neoliberal akımının ilk konferansı olan Walter Lippmann toplantısında arz-ı endam ederek değer yaratan emeği ezen uygulamanın oluşumuna katkıda bulunmuştur. Bu akademisyenler, belki de kafalarına göre algıladıkları, zamanın başat komünizm uygulaması yanında (her ne kadar yan yana gelemese de!), ürküntü ile algıladıkları faşist Hitler, Mussolini ve Franco etkisi ile devlet karşısında liberalizme yönelmişlerdir.

SERMAYE KAZANCINDAN PAY VERMEYE RIZA GÖSTERDİ

Sovyet Devrimi’nin, Osmanlı’nın paylaşılması eylemine giren emperyalistlere karşı mücadelesinde Türkiye’ye olduğu kadar, sermayenin baskısı karşısında tüm kapitalist dünya emekçilerine de ciddi katkıda bulunmuştur. İşte, sosyal demokrasi hareketinin ikinci aşamasında, savaş sonrası devreye sokulan yeniden inşa ekonomisi kadar, komünizm korkusunun da rolü büyük olmuştur. Dönemin üretim tekniği koşulunda milyonlarca emeğin boğaz tokluğuna istihdam edildiği ortamda, komşuda yükselen yeni sistem ürkütücü oldu. Kapitalizm açısından işler böylesi sarpa sarmaya başlayınca, Marks’ın arz fazlası görüşünü, tersinden talep yetersizliği şeklinde cince yorumlayan Keynes kapitalizmin yaşam süresini uzatmada başarılı oldu. Ancak unutmayalım ki, Marks’ın aşırı üretim görüşü doğru idi ve sermayenin piyasa gereksinimi de sosyal demokrasi uygulamasının çok önemli bir ayağını oluşturuyordu. Özetle, komünizm korkusu yanında, emekçilerin yoğun ve güçlü mücadelesi ve sermayenin piyasa gereksinimi de soğuk savaş döneminde işlerin fazla aksamadan götürülmesi amacıyla sermaye kesimini fedakârlığa itebildi. Diğer bir deyişle, sermaye kesimi kazancının özünü sorgulatma korkusu altında, kazancından pay vermeye rıza gösterdi.

Duruma kuş bakışı yaklaştığımızda, sermaye çektiği ıstırabın telafisi yollarını planlarken, emekçiler ise, dedelerinin kendilerine devrettiği mirası sorgulamadan, tattığı zevkin hazzına kapılıp bilinç erimesine uğradı. Kapitalizmin, bizzat kendi aleyhine de olarak, insan beyni üzerinde yaptığı derin tahribat en önemli doğa yıkımıdır. Emekçiler zevk-ü sefa içinde gününü gün ederken, sermaye gelecekte yüzlerce emekçiyi işsiz bırakacak birikime yöneldi. Artık komünizm de yoktu, emekçiler de sermayeden çok geride kalan işsizlerden korkmaya başladı. Fakat sermayenin piyasa gereksinimi sistemik olduğundan sonlanamazdı ve sonlanmadı da. Bunun çaresi de, bir yandan gelecek dönemi bugüne çeken finans alanının yükseltilmesi, diğer yandan da tüm yerküreyi ucuz üretim ve pazar olarak kullanıma açan küreselleşme idi. Bu süreçler, kimi aymazların söylediği gibi, demokrasi ve yeni olanaklar olmayıp, emeğin ve tüm sermaye dışı kesimlerin sermayenin sömürüsü altına alınma operasyonu idi.

SU UYUR, FAKAT KAPİTALİZM UYUMAZ

Bu hikâye bize şunu söylüyor. Sosyal demokrasinin talep cephesi giderek zayıflamaktadır. Buna karşın, sermaye cephesi ise, hem piyasa ihtiyacı hem de sistem ideolojisini koruma amacı ile, ihtiyacı olduğu kadar sosyal demokrasiye yeşil ışık yakabilir. Fakat günümüzde komünizm dağılmış, emekçiler de çökmüş olduğuna göre, karar gücü ağırlıklı olarak sermaye kesimine geçmiştir. İşte böylesi tarihsel süreç içinde gelişmiş olan sistemi sosyal demokrasi olarak anıyoruz ve irademizi sermayenin başat işleyişine bağlıyoruz. Kısacası, içinde “demokrasi” sözcüğü geçen bu tablo bize, “insan onuru” veya “insan haysiyeti” karşısında “sermaye sömürüsü” dokusunu sergilemektedir.

Siyaset sahnesinde kendilerini sosyal demokrat olarak niteleyen ya da öyle görmek isteyen bir parti bilmelidir ki, sosyal demokrasi, sermayenin gereksinim ve olanaklarına göre kapitalizm içinde şekillenen ara rejimdir. Sosyal demokrasiye bel bağlamadan, geçiş süreci içinde nimetlerinden azami derecede yararlanmak için çaba gösterilmeli, fakat geçmiş dönemde olduğu gibi, rehavete kapılmadan, ana hedef için daima uyanık olunmalıdır. Su uyur, fakat kapitalizm uyumaz!

 
6 Mart 2018 Salı 08:08 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1441 - İngiltere Kralı VI. Henry Eton Koleji'ni kurdu.
1645 - İstanbul'dan 348 harp ve nakliye gemisiyle hareket eden Osmanlı ordusu, Girit adasına çıktı.
1854 - Çarlık Rusyası ordularının, savaş meydanını terk ederek, geri çekilmesiyle Silistre zaferi kazanıldı.
1859 - İsviçre işadamı Jean Henry Dunant, İtalya'da Solferino savaşı sonrası uluslararası Kızılhaç'ı kurmaya karar verdi.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Olimpiyat oyunlarının dört yılda bir yapılması kararını aldı.
1901 - Pablo Picasso'nun eserleri ilk defa sergilendi.
1910 - Japonya Kore'yi istila etti.
1916 - 1. Dünya Savaşı: Somme Muharebesi, Fransa'daki Alman hatlarına yapılan ve bir hafta sürecek topçu ateşi ile başladı.
1917 - Halep'te, Enver Paşa'nın başkanlığında Türk ve Alman komutanlarının katılmasıyla (Mustafa Kemal Paşa dahil) yapılan toplantıda, General Falkenhein'ın komutanlığında "Yıldırım Orduları Grubu" kurulması kararlaştırıltı.
1936 - Türkiye Millî Basketbol Takımı ilk maçını Yunanistan ile yaptı, 49-12 galip geldi.
1938 - Toprak Mahsulleri Ofisi kuruluş kanunu kabul edildi.
1947 - Bir Amerikalı, gökyüzünde uçan nesneler gördüğünü bildirdi, nesnelerin fincan tabağına benzediğini iddia etti. Basın ilk kez uçan daire terimini kullanmaya başladı.
1961 - Almanya'ya gidecek ilk işçi kafilesi yola çıktı. İşgücü göndermeye ilişkin protokol, Türkiye ile Batı Almanya arasında 13 Haziran'da imzalanmış; özel kuruluşların kontratsız işçi göndermelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştı.
1967 - İstanbul'da üniversite öğrencileri, Amerika Birleşik Devletleri 6. Filosunun ziyaretini protesto etti.
1982 - 44 sanıklı Barış Derneği davası başladı.
1983 - Yaser Arafat'ın Şam'a girişi yasaklandı.
1983 - Amerika Birleşik Devletleri uzay mekiği Challenger, uzaydaki görevini tamamlayarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzaya gönderdiği ilk kadın astronot olan Sally Ride ile dünyaya döndü.
1989 - Bulgaristan'ın Türk azınlığa uyguladığı baskılar ve zorunlu göç uygulaması, Taksim Meydanı'nda düzenlenen Bulgaristan'ı Telin Mitinginde protesto edildi.
1992 - Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) kuruldu.
2001 - Polonya'daki Özel Olimpiyatlar Avrupa Futbol Şampiyonası'nda, Zihinsel Engelliler Milli Takımı şampiyon oldu.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
21.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021017253752
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Sayısal Loto
23.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010310192442
 
Şans Topu
20.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu040913212609
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:21
  • Güneş04:43
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık