KPSS sonuçları belli oldu.. Tıkla öğren

Ana Sayfa » Güncel » SOL GRUPLARIN ÇETEYLE SAVAŞI...!

SOL GRUPLARIN ÇETEYLE SAVAŞI...!

Hasan Ferit Gedik adlı gencin çeteler tarafından öldürülmesiyle manşetlere çıkan Gülsuyu’nda neler oluyor? İşte Hürriyet bu soruyu araştırdı. Hürriyet muhabiri Müjgan Halis ve foto muhabirleri Murat Şaka ile Levent Kulu'nun ''SOL GETTONUN ÇETEYLE SAVAŞI'' başlıklı haberi şöyle:

 
6 Ekim 2013 Pazar 08:22 
Yorum YapYazdır
 
 
SOL GRUPLARIN ÇETEYLE SAVAŞI...!
Aslında Gedik’in ölümü dokuz aydır tırmanan olayların son halkası. Mahallede neredeyse herkesin, çetelerle ilgili anıları var. Anneler çocuklarını okula gönderememekten, esnaf haraçtan, gençler kendilerine uyuşturucu taşıtılmak istenmesinden şikayetçi. Pek çok binada mermi deliklerinin olduğu semtte duvarlar da çeşitli örgütlerin yazı tahtasına dönüşmüş.

 

Deniz nazır Teksas


1950’lerde İstanbul’a gelenlerin ilk yerleştikleri yerlerden biriydi, Gülsuyu. Hiç giremedikleri denize nazır gecekondularında, yıllarca kendi hallerinde yaşadılar. Gülsuyu; Türkiye’nin sağ-sol diye ikiye ayrıldığı 1970’lerde ‘kurtarılmış bölge’ye dönüşürken, değişmeyen tek şey yoksulluktu. Kendi aralarında komiteler kurdular. “Herkese ihtiyacına göre”ydi ilkeleri, bir evi olana fazlası yoktu. Mafya uzun yıllar giremedi Gülsuyu’na bu yüzden. Darbe sonrası, onların da hayatı değişti, artık gecekondularına kat çıkmalarına engel olan ‘devrimci kurallar’ yoktu. Özal’lı yıllarda gecekondularının tapularına da kavuştular. Türkiye’nin dört bir tarafından ama özellikle Sivas, Erzincan, Tokat, Çorum, Tunceli, Elazığ gibi Alevi ya da Kürtlerin yaşadığı bölgelerden yaşanan göçü; Sinop, Ordu, Samsun gibi kentlerden gelenler izledi. Şimdilerde nüfusu 25 bine dayanan bir getto-komüne (*) dönüşse de; parıltılı kapitalizm de lüks yatırımlarla Gülsuyu’nun etrafını sarmaya başladı. 2000’lerin ortalarında ‘kentsel dönüşüm’ kavramıyla tanıştılar ama o kadar yüksek sesle ve organize bir itiraz yükselttiler ki, belediye planı iptal etmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz aylarda CHP’li Maltepe Belediyesi yeni 1/1000’lik planı uygulamak için girişimlerde bulundu. Ancak Gülsuyu halkı, bu plana da müdahil oldu ve Gülsuyu-Gülensu Güzelleştirme Derneği vasıtasıyla belediyeye taleplerini sundu. Bu taleplerde özetle sosyo-ekonomik koşullar göz önüne alınarak, bölgede yaşayanların lehine kararlar alınması konusunda gerekli özenin gösterilmesi istendi.

Deniz nazır Teksas

 

SOL BİR GETTO

Gülsuyu nüfus yapısının da etkisiye BDP’nin yanı sıra, çeşitli sol örgütlerin de kolayca örgütlendiği bir yer. Örgütler, kurdukları yasal dernekler aracılığıyla açık faaliyet yürütüyor. Özellikle Heykel denilen bölgeden sonra, semtin hemen her duvarında örgütlerin isimlerini ve sloganlarını görmek mümkün. Bir duvarda MLKP, hemen karşısındakinde DHKP-C ya da TİKKO gibi örgütlerin isimlerinin yazılı olmasının, hayatın ‘doğal ayrıntısı’ sayıldığı Gülsuyu; bu yılın başından itibaren başka bir gündemle yatıp kalkmaya başladı: Çeteler. Son aylarda kirli işlere bulaşan çete mensuplarıyla sol örgüt mensupları arasındaki gerilim; semtte tıpkı Güneydoğu’ya benzer bir ‘olağanüstü hal’ havası oluşturmuş durumda. Geçen hafta üç gün boyunca bütün kepenklerin kapalı olduğu semtte, zaman zaman yapılan polis operasyonlarına rağmen, çete mensuplarının Emniyet tarafından korunduğu iddiası, Gülsuyu’nda yüksek sesle dile getirilen bir iddia. Bunun en önemli nedeni, çoğu MOBESE kameralarının görüş alanında işlenen suçların faillerinin, şikâyetlere, tanıklara rağmen aylarca yakalanamaması. Sol örgütlerin ‘uyuşturucu sattırmayız’ ısrarı nedeniyle aralarındaki ilişkinin kan davasına dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. Ancak Gülsuyu’nda sadece uyuşturucu değil, haraç da var. Öne sürülenler bunlarla da sınırlı değil. Bir diğer iddia da çetelerin gençlere ve çocuklara zorla torbalar dolusu esrar taşıttıkları.

 

Deniz nazır Teksas

 


GÖZ YUMULUYOR İDDİASI

Gülsuyu sakinlerinin bir iddiası da, çeteye polis tarafından müsamaha gösterildiği. Uyuşturucu satıcılarının araç plakalarını, eşkallerini defalarca Emniyet’e ilettiklerini söyleyen mahalleli, hiçbir önlem alınmadığını ileri sürüyor. Çetenin Mobese’lerin yoğun olduğu yerlerde silahla gezip insan yaraladığını, herkesin gözünün önünde, uyuşturucu sattığını da iddia ediyorlar. “Bizim bildiğimizi polis nasıl bilmez?” diye soruyorlar.


Gülsuyu’nda haraç, neredeyse her esnafın karşı karşıya olduğu bir durum. İşyeri olan ya da minibüs işleten herkes, çeteler tarafından belli bir tarifeye göre haraca tabi tutuluyor. Vermeyenler ayağından kurşunlanıyor. Konuştuğumuz bir esnaf bu olayı gayet doğal bir şeymiş gibi şöyle anlatıyor: “Kömürcü Dursun’un oğlu, yemci Emin’in kardeşi, karşıdaki kuşçu, aşağıdaki kebapçı hepsi kurşunlandı. Bunlar sadece son üç-dört aylık olaylar. Bazıları şikayetçi olmaktan dahi korkuyor çünkü şikayetçi olanlar da ertesi gün ya kendisinin ya da ailesinin öldürülmesi tehdidiyle baş başa kalıyor.”

MAHALLELİ SİLAHLANMAYI KONUŞUYOR

Gülsuyu’nda çetelerin geldiği noktayı kimse tahmin etmiyordu. Mahalleden bazı kişiler, gençlerin uyuşturucuya ve çeteleşmeye kaymasının asıl nedeninin yoksulluk olduğunu söylüyor. Gençlerin çetelere girdikten sonra zenginleştiğini ve ailelerinin de o yüzden bunlara göz yumduğunu söyleyen mahalleli; “Şimdi biz de kendi aramızda silahlanmayı konuşuyoruz” diyor. Halkın artık korktuğunu ve nöbet tutmaya başladığını söyleyen mahalleli, “Kimse üç-beş çeteciye teslim olmaz. Çatışmak gerekirse çatışırız” diyor.

ÜDeniz nazır Teksas

 

Mahallede nöbet tutan gruplardan en önemlisi Halk Cephesi. Semtte polisin baskısının artacağını öne süren Halk Cephelilerle, Gülsuyu’nda buluştuk. Çete saldırılarının karşısında sadece kendilerinin değil, halkın da silahlanacağını söyleyen Halk Cephesi mensupları; “Bu nasıl bir silahlanma olacak, kaos ortamı doğmayacak mı?” şeklindeki sorumuzu şöyle yanıtlıyor: “Herkes kendi güvenliğini alacaktır, kendini koruyacaktır. Biz burada polis istemiyoruz. Çünkü çeteleri onlar besliyor. Gülsuyu bir kentsel dönüşüm alanı ve daha önce Armutlu’da denenenlerin aynısı burada deneniyor.”

Gülsuyu’nda ‘yozlaşmaya hayır kampanyası’ yürüttüklerini ve bu kampanya nedeniyle hedef seçildiklerini öne süren Halk Cephesi mensupları, bu yüzden sürekli gözaltına alındıklarını; çete üyelerininse ‘gizli tanık’ olarak mahkemelere de gittiğini ileri sürüyorlar.

 

(*)  Getto, bir kentin herhangi bir azınlıkça yerleşilen bölümüne genel olarak verilen addır.

Komün: Ortaklaşma ve paylaşma çerçevesinde oluşturdukları belirli değerler doğrultusunda yaşamayı tercih eden ve belirli sayıda üyesi bulunan topluluktur.


KENDİSİ VE 3 YEĞENİ AYNI ANDA VURULDU

Orhan İnalkoç
Karslıyım ve BDP üyesiyim. 17 yıldır Gülsuyu’nda oturuyorum. 16 Temmuz’da önce minibüsümü durdurup oğlumu ve şoförümü tartakladılar. Şoförümün kafasına silahı dayayıp, öldürmekle tehdit ettiler. Amaçları haraç kopartmaktı. Ben ne olduğunu öğrenmek için üç yeğenimle durağa doğru giderken birden etrafımızı çevirdiler, beni ve üç yeğenimi ayaklarımızdan, bacaklarımızdan vurdular. Aradan üç ay geçti, hala ifadelerimiz alınmadı.”

HASTANEYE GİTMEMİZE İZİN VERMEDİLER

Çağdaş Temuroğlu (18) 6 Ağustos sabahı iki arkadaş vurulmuştu. Arkadaşların durumunu sormak üzere derneğin önünde beklerken silahlı birkaç kişinin bize doğru geldiğini gördüm. Silahı çektiler ve küfür ederek kurşun yağdırmaya başladılar. Kurşunlar gelmeye başlayınca, kapının önündekiler derneğin içine kaçabildi ama ben girişteki yükselti yüzünden kaçamadım, kendimi sağa doğru atabildim. Derneğin önünde tek ben kaldığım için bütün kurşunlar bana geldi. Beni vurduktan sonra içeri girdiler, bir de derneğin içinde iki kişiyi vurdular. Daha sonra beni hastaneye götürmek istediler ama aynı çete elemanları yolları tutmuştu, hastaneye gitmemize de engel olmak istediler. Arabaları çevirip, içinde yaralı var mı yok mu diye bakıyorlardı.

ÇOCUĞUMA UYUŞTURUCU TAŞITMAK İSTEDİLER

Birgül Yükselir (41) Evliyim, 18-16 ve 7 yaşlarında üç çocuğum var. 1990’dan beri Gülsuyu’nda oturuyorum. Benim çocuğuma da esrar içirmişler, ‘çiçek tohumu’ diye uyuşturucu taşıtmak istemişler. Benim yaralandığım olay, 6 Ağustos’ta yaşandı. O gün mahallede iki saldırı olmuştu, akşam bir basın açıklaması yaptık ve yürüyüş düzenledik. Tam eylem bitmek üzereydi ki üzerimize ateş açtılar. Dört kişi vurulduk. Ben ayağımdan yaralandım. Şu anda kurşun, ayak kemiğimin içinde duruyor. Sakat kalma riski olduğu için mermiyi çıkarmadılar. Sürekli ağrı yapıyor.

 

 

 
6 Ekim 2013 Pazar 08:22 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık