İkinci el otomobil satışında flaş karar

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » Sanık özel kuvvetçi Aksakallı için flaş iddia

Sanık özel kuvvetçi Aksakallı için flaş iddia

Ankara'da devam eden Akıncı davasının 16.celsesi başladı. Bugünkü celsede savunmasını dün akşam saatlerinde tamamlayan eski Özel Kuvvetçi Fatih Yarımbaş'ın çapraz sorgusuna geçildi.

 
22 Ağustos 2017 Salı 12:55 
Yorum YapYazdır
 
 
Sanık özel kuvvetçi Aksakallı için flaş iddia

Ankara'da devam eden Akıncı davasının 16.celsesi başladı. Bugünkü celsede savunmasını dün akşam saatlerinde tamamlayan eski Özel Kuvvetçi Fatih Yarımbaş'ın çapraz sorgusuna geçildi.            

Başkan Selfet Giray, “Zekai Aksakallı hakkındaki iddialarını daha önceki ifadelerinde neden dillendirmediği” sorusu üzerine Yarımbaş şunları söyledi: "Kıbrıs'tan erken gelmem için telefon edildiğinde 'vatan millet hassasiyeti varsa erken gel' denildi. Hanımefendi, Zekai Paşa’nın eşi Kıbrıs'tan bir şey istemişti. Gelince götürüp verdik. Bu zamana kadar bekledim durdum, kendisi açıklar, söyler diye bekledim. İfadesini görene kadar bekledim. İfadeyi görünce şok. İnanılmaz suçlamalar var. Ben Zekai Aksakallı düşmanı değilim, hiç husumet yoktu, ama bu ifadelerini gördükten sonra çok kırıldım."    

Başkan Giray, "Husumet vardır yoktur, onlar beni ilgilendirmiyor" dedikten sonra Yarımbaş'a diğer sorularını yöneltti.

"SABIR TAŞI MIYIZ, ÇATLAYACAK MIYIZ?"

Başkan Giray o gece yanında olan diğer isimlerin ifadelerini okuyunca Yarımbaş, şöyle konuştu:    "Bu personel epey sonra gözaltına alındı. Niye böyle bir ifade verdi bilmiyorum. Bir kişiye 'derdest edeceğiz, kaçıracağız' demiş miyim, çıkıp anlatsınlar." 

Başkan Giray, Semih Terzi'nin cep telefonundaki, "Zekai'yi alamadılar. Fatih takipte" şeklindeki mesajını sorunca da Yarımbaş, "Bu mesajın benimle hiçbir ilgisi yok. Bu Fatih ben olmak zorunda değilim" dedi. Yarımbaş, Başkan Giray'ın bir başka sorusuna, "Alsam nereye götürecektim, ben de merak ediyorum" karşılığını verince mağdur müştekiler tepki gösterdi. Başkanın uyarısı üzerine bir mağdur, "Sabır taşı mıyız, çatlayacak mıyız?" diye bağırdı. Başkan Giray da, "Ben sabır taşı mıyım? Şurada sorgulama yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Fatih Yarımbaş, "1-2 saat ayıramıyor mu? Gelsin, izah etsin. Ne kaybeder ki?" sözleriyle Zekai Aksakallı'nın mahkemeye gelmesini talep ederken, Aksakallı'nın şoförünün ifadesi için, "Siyah renkli Vito görmüş. Gece farlarını yakmış geliyor, anlamak mümkün mü? İkinci beyaz bir Toyota da varmış. Tam bir macera filmi gibi anlatmış. Hangi Toyota? Böyle bir araç olsa arkalarına yaslardım, geri vitese de takıp, çıkamazdı. Ben size neyi anlatayım" dedi.

“BENİ TEHDİT EDİYORSUN”

Yaşar Güler'in avukatı Alaaddin Varol'un Zekai Aksakallı'nın kendisi hakkındaki "FETÖ'cü" ifadesini okuması üzerine Yarımbaş şunları söyledi: "Hakkında suç duyurusunda bulundum. Tayini Gelibolu'ya çıkmış zaten, zamanı bol gelsin, anlatsın." 

Avukat Varol'un, "Her halinizle FETÖ'cü olduğunuz belli" demesi üzerine salon karıştı. Mağdur müştekiler Varol'u alkışlarken, Yarımbaş ve Avukatı Varol'a tepki gösterdi, Başkan Giray herkesin mikrofonlarını kapattı. Avukat Varol'un sorularını cevaplamayan Yarımbaş, "Bana FETÖ'cü diyene ne anlatayım. Önce FETÖ'cü nasıl olur tarif etsin. Bunaldım ya" dedi. Avukat Varol, "Hiç bunalmış hali var mı? Şu bana bakışına bakın. Beni tehdit ediyorsun. Kralı gelse beni tehdit edemez. Bana nasıl baktığını görüyor musunuz?" şeklinde tepki gösterince Başkan Giray, "Sizin şahsi diyaloglarınızın mahkeme için bir anlamı yok. Yetişir ya, böyle devam ederse ara veririm" uyarısında bulundu.

FATİH YARIMBAŞ’IN SAVUNMASI

Fatih Yarımbaş, dün başladığı savunmasında şunları anlattı:

“Bir çok TSK mensubu 15 Temmuz günü aldıkları emir gereği birliklerine katılmıştır. Bu personelin o gece darbe yapmak için birliklerine gittiğini düşünmüyorum. O gece yaşanan olağanüstü durumlara rağmen birliklerini aramayan, birliklerinin başına gidip personeline sahip çıkmayan, vatan savunmasında sorumlu olduğu halde, hiçbir şey yokmuş gibi evlerinde oturanlar, bir yerlerde saklananlar aslında TSK'nın temel prensiplerini ihlal etmişlerdir. En üst seviyedeki komutanlarımız çok basit bir kaç emir verselerdi darbe girişimi engellenir, bu acılar yaşanmaz ve birçok TSK personeli de maksatlarının tam aksiyle itam edilmiş olmazlardı. Bu emirlerin verecek yeterince sebep ortaya çıkmışken, en başta Genelkurmay Başkanı seviyesinde gerekli emirler verilmeyerek felaketin başlangıcına neden olunmuştur. Genelkurmay Başkanı kuvvet komutanlarını yanına çağırıp birliklerine sahip çıkmaları yönünde emirler vermeliydi. Eğer bu tedbirler alınsaydı birçoğumuz buralarda olmayacaktık. En üst seviyedeki komutanlarımızın o gün komutanlık görevlerini yerine getirmediklerini üzülerek ve çok ağır bir bedel ödeyerek görmekteyiz.

Darbenin haber alınmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını ve sessiz kalındığını iddia eden Yarımbaş, "Görev bilinciyle hareket eden birçok TSK mensubu tuzağa düşürüldü. Tarihte hiç olmadığı şekilde ordumuz ile milletimiz karşı karşıya getirildi. Ordumuz yıpratıldı ve zayıflatıldı. Vatanı ve milleti için her şeyini feda ederek, yıllarca terörle mücadele eden benim de içinde bulunduğum birçok vatansever ve fedakar TSK mensubunun bir gecede terörist ilan edilerek TSK'nın dışına itilmesinin ve her türlü zulme maruz bırakılmasının başka türlü bir izahını bulamıyorum.”

“DARBENİN İÇİNE İTİLMEMİN YEGANE SEBEBİ, ZEKAİ AKSAKALLI”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görevinden Zekai Aksakallı’nın emri ile ayrılıp 12 Temmuz'da Ankara'ya geldiğini belirten sanık, "Kıbrıs'ta 18 Temmuz günü ayrılmak için hazırlık yaparken, Zekai Aksakallı kendisinin kurmay başkanı olan Kurmay Albay Erdinç Kocayanak ile bana bir mesaj gönderdi. Kocayanak bana telefonda 'sana komutanın mesajını iletiyorum' diyerek, 'Fatih 12 Temmuz 2016'da orada ilişiğini kessin ve geç 18 Temmuz 2016'da birliğe gelsin. Vatan millet hassasiyeti varsa daha erken gelsin' dediğini iletti. Ben bu mesaja bir anlam veremedim. İç güvenlik bölgesini arayıp bir operasyon var mı diye sordum. Herhangi bir operasyonun, herhangi acil bir durumun olmadığını öğrendim. Emrin gereği olarak hazırlıkları yaptım ve komutanı arayarak emrini aldığımı ve gereğini yapacağımı kendisine arz ettim. O da bana teşekkür ederek ülkemizin zor, kritik bir süreçten geçtiğini, beni de bu yüzden çağırdığını söyledi. Bahsettiği kritik ve önemli görevin ne olduğunu anlayamadım ama şunu söyleyebilirim ki; benim bu darbe girişiminin ortasında kalmamı ya da darbenin içine itilmemin yegane sebebi, Zekai Aksakallı'nın anlam veremediğim bu emridir" dedi.

Emrin gereği 12 Temmuz'da Ankara'ya gelmek zorunda kaldığını belirten sanık, "15 Temmuz günü akşam saatlerinde orduevinde odamda bulunurken, odamdaki askeri hattan özel kuvvetler harekat birliğinden arandım. Bana ÖKK komutanı Zekai Aksakallı'nın Gazi Orduevi'nde düğünde olduğu, güvenliği ile ciddi bir sorun olduğu ve komutanın acil olarak beni yanına çağırdığı, beklediği bildirildi. Tehdidin ne olduğunu sorduğumda, beni arayan personel kendisinin de tam olarak bilmediğini ancak, Genelkurmay’dan aldıkları bilgiye göre, MİT'ten normal olarak değerlendirilemeyecek yakın bir tehdit istihbaratın alındığını, bu kapsamda komutanlara yönelik açık bir tehdidin olduğu bilgisinin ve ÖKK'da da bir karışıklığın olduğunu bildirdi. Yıllarca ÖKK'da bu tür acil emirler alan bir subay olarak bu emri hiç sorgulamadım. Daha önce de komutan bu şekilde emniyeti için beni bu şekilde acil olarak çağırmıştı. 15 Temmuz akşamı da aynı hassasiyetle hareket ederek, emri yerine getirdim."

ÖKK'daki karışıklık ile ilgili aradığı yerlerden tam anlamıyla bilgi alamadığın belirten sanık, "Bu emri yerine getirmek için yeterli personelim yoktu. Ancak durum acildi. Bu nedenle Cengiz Başçavuşu arayıp müsait personeli var ise orduevine göndermesini istedim. O da birkaç kişi hariç kimseye ulaşamadı. Onlarda bir süre sonra orduevine geldiler. Bu personelle komutanın emniyetini sağlayabileceğimi düşündüm" dedi.

Hazırlık yaptıktan sonra personelle komutanın yanına gittiklerini anlatan sanık, "Komutan anlayamadığım bir şekilde personele küfür edip, tekme attı. Araca personeli tehlikeye düşürecek bir şekilde manevra yaptırarak, hiç bir engelle karşılaşmadan bölgeden uzaklaştı. Kendisine 'komutanım' diye bağırdım ancak beni dikkate almadı. Hiç beklemediğimiz şekilde bir davranışla karşılaştığımız için hepimiz şok olduk. Ne olduğunu anlayamadık ve moralimiz bozuldu. Normal olmayan bir şeyler vardı. Yaptığımız değerlendirme sonucunda en iyi davranışın kendi birliğimiz olan ÖKK'ya gitmek olduğuna karar verdik" dedi.

Ancak iki kez denemelerine rağmen ÖKK'ya giremediklerini iddia eden sanık, şöyle devam etti:

"Komutanımız kendi ifadesinde anlayamadığım bir şekilde kaçırılmak istendiğini ifade etmektedir. Oysa 15 Temmuz günü verilen emir gereği kendi güvenliği için oraya gittik. Koruma olarak gittiğimiz ekip, durumun aciliyeti nedeniyle o gün rast gele irtibat kurulan personeldir. Silahları ve teçhizatları yoktur ve kaçırma görevi için vasıfları uygun değildir. Eğer kaçırma planı olsaydı silah ve teçhizatı olan daha kalabalık bir ekibin seçilmiş olması gerekirdi. Kaçırma teşebbüsü olsaydı, herkesin çok iyi bildiği nizamiye kameralarının gördüğü yer tercih edilmezdi. Olayda hiçbir şekilde kullanılmadığı gibi komutanı yönelik kötü bir söz, şoförün tehdit edilip araç dışına çıkarılması ve darp gibi olaylar olmamıştır. Kaçırma olsaydı bunların hepsi olur ve komutan aracıyla manevra yaparak, oradan kolayca uzaklaşamazdı. Yanına giden karargah personeline küfür eden, onları darp ederek bölgeden rahatça giden komutanın kendisidir. Eğer kaçırma niyetimiz olsaydı kendisini takip eder ve rahatça yetişirdik. Kendi ifadesinde evinin etrafının darbeciler tarafından çevrildiğini söylüyor. Eğer biz darbeci olsaydık, kendisinin ifade ettiğimi gibi nizamiyeyi kapatan darbecilerin arasından geçip kolayca evine gidemezdi. Durum bu kadar açıkken komutanın bizi kendisini kaçırmaya çalıştığımızı hangi psikolojiyle söylediğini anlamakta güçlük çekiyorum.”

“VUR EMRİ YAKLAŞIK 40-50 KİŞİYİ KAPSIYOR”

Komutanın ifadelerinde bir korku ve tedirginlik içinde olduğunun anlaşıldığı belirten sanık, "Belki de bizim o gece orada olmamız gerçek bir kaçırma planına engel oldu. Zekai Aksakallı, ifadelerinde beni FETÖ'cü olarak suçluyor. FETÖ ile mücadele ettiğini ve 2016'daki atamalarda benim grup komutanı olmamam için elinden geleni yaptığını söylüyor. 2011 yılında beri birlikte çalıştık. Ben bu dönemde kendisinin istihbarat şube müdürlüğünü yaptım. Ancak FETÖ ile mücadele konusunda bir faaliyetini görmedim. Bu dönemde kendisi bana kritik görevler vermiş ve önemli toplantılara beni göndermiştir. MİT'in Suriye konusunda yaptığı toplantılara özellikle benim katılmamı istemiş ve Genelkurmay Başkanı ve Genelkurmay 2. Başkanına arzlar yaptırmıştır. Bütün hassas görevlerde verdiği görevlerle bana olan güvenini ortaya koymuştur. Bu durumu ÖKK'da herkes bilmektedir. Kime sorarsanız sorun Zekai Aksakallı'nın en güvendiği personel benim, herkes bunu söyler ve bu zamana kadarda öyle olduğunu sanıyordum. Zekai Aksakallı maalesef kendisin de inanmadığı şeyleri söylemektedir” iddialarını ortaya attı.

Kıbrıs'ta görev yaparken Aksakallı'nın kendisine 'hazırlan seni grup komutanı yapacağım' dediğini iddia eden sanık, "İfadesinde grup komutanı olmamam için uğraştığını söylediği dönem bu döneme denk gelmektedir. Görüşmelerimizde beni grup komutanı olarak atayacağını söylerken, aynı anda bu atamamı engellemeye çalıştığını ifade etmesi nasıl bir ruh haliyle izah edilir ben çözemedim. Bu ifadeleri oldukça çelişkilidir. Benim FETÖ'cü olmadığımı en iyi Zekai Aksakallı bilir” dedi.

Aksakallı'nın ifadelerinde bir çok çelişki olduğunu, o gece askeri personelin dışında birçok kişiyle görüşmeler yaptığı dile getiren sanık, şunları söyledi:  

"00.55'de şehit Ömer Halisdemir'le irtibat kuruyor ve bundan sonra vur emirleri başlıyor. İşte oradaki Mehmet Ali Çelik'i vur diyor, harekat şube başkanını vur diyor. Ve bu vur emirleri çok yerde devam ediyor. Zırhlı Birlikleri arıyor. Orada ne olduğunu bilmesi imkansız ama oradaki Tuğgenerali vur diyor. Genelkurmaydaki bir koruma astsubayını arıyor. astsubay diyor ki; 'komutanım burada birçok insan var ÖKK personeli geldi. Ne yapalım’ diyor. ‘Hepsini vur’ diyor. Astsubay ‘ama yanlarında Genelkurmay Başkanı ve ikinci başkan var’ diyor. Aksakallı ‘olsun sen hepsini vur’ diyor. Yani böyle bir karışık ortama ‘herkesi vur’ diyor. Bu olayları daha çok büyütür. Tutuklatma imkanı varken ve tutukladığınız zaman o insandan her şeyi öğrenme imkanın varken, vurdurulması benim uygun bulmadığım bir davranıştır. Vur emri yaklaşık 40-50 kişiyi kapsıyor.

Diyarbakır'dan Semih Terzi'nin geleceği uçağın uçuş izninin alındığını iddia eden sanık, "Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Hareket Merkezi'ndeki General Zekai Aksakallı'yı arıyor. 'Uçakların gelmesi isteniyor' diyor. O da karşılığında, 'Türkiye Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir general öldüreceğiz' diyor. Karşısındaki 'ne oldu' diyene kadar telefonu kapatıyor. Bunların önceden planlanmış bir görüntüsü var. Silopi'yi arıyor orada görev yapan bir astsubaya Kurmay Başkanın vur diyor.”

Aksakallı'nın darbe gecesi ÖKK'ya sahip çıkmadığını öne süren sanık, Aksakallı'nın darbe girişiminden sonra darbeci diye ÖKK personeline işkence yaptığını ileri sürdü. Diyarbakır'dan gelen bir timin de yaklaşık iki hafta bu işkencelere katıldığını ancak 2 hafta sonra bu birlik personelin de darbeci oldukları gerekçesiyle tutuklandığını söyledi.

Sanık, o gece Akıncı Üssü'ne gitmelerini de, "Kendi birliğimize giremeyeceğimizi öğrendik. Aksakallı General gelse bile almayın emrini vermiş. Olağanüstü durumlarda rütbeli personelin yapması gereken daha emniyetli başka bir birliğe katılmaya karar verdik. Tüm yolların kapatıldığını öğrendiğimiz için şehir içinde bir birliğe katılma imkanımız olmadığını tespit ettik. Genelkurmay Başkanının Akıncı Üssü'nde olduğunu öğrendik. Havada uçan uçak ve helikopterleri terör saldırısına karşı alınan önlemler karşısında uçtuklarını düşündük. Ve operasyonun da Genelkurmay Başkanının komutasında Akıncı Üssü'nde yürütüldüğün düşündük. Buranın emniyetli olduğunu düşünerek Akıncı Üssü'ne saat 02.00 sıralarında ulaştık. Burada muhatap bulamayınca sosyal medyadan olayları takip ettim. Bir darbe girişiminin olduğunu anladım ama kim hangi tarafta bunu anlamam mümkün değildim. Burada geçirdiğim birkaç saat içinde ne bir emir verdim. Sabah olduktan sonra gözaltına alındık" diye anlattı.

Sanık savunmasının sonunda, iddianamede kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddetti.

Odatv.com

 

 
22 Ağustos 2017 Salı 12:55 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.
1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.
1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.
1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.
1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.
1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.
1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.
1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün çinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.
1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.
1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.
1969 - John Lennon, The Beatles'dan ayrıldı.
1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.
1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.
1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülent Ulusu atandı.
1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.
1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.
1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.
1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.
2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.
622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:17
  • Güneş05:59
  • Öğlen12:26
  • İkindi15:53
  • Akşam18:31
  • Yatsı20:00
 
Süper Loto
14.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121520253053
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
13.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030923273207
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık