TMO'dan son dakika FINDIK açıklaması

Ana Sayfa » Güncel » Rehinelerden 3 aydır haber yok.. Aileler yalnız bırakıldı

Rehinelerden 3 aydır haber yok.. Aileler yalnız bırakıldı

11 Haziran’dan beri rehin olan 49 kişinin ailelerinin her şeyden habersiz kaygılı bekleyişi sürüyor. Ailelerin tek haber kaynağı medya. En son çıkan ve daha sonra yalanlanan rehinelerin öldürüldüğü iddiası sonrasında bile kendilerini arayan soran olmamış. Bakanlık üç ayda sadece iki kez ailelerle toplantı yapmış ve hiçbirinde yakınları ile ilgili somut bir bilgi verilmemiş.

 
13 Eylül 2014 Cumartesi 11:56 
Yorum YapYazdır
 
 
Rehinelerden 3 aydır haber yok.. Aileler yalnız bırakıldı

 

Özlem Güvemli / Cumhuriyet 2 Eylül 2014 Cuma

 

3 aydır IŞİD’in elinde rehin tutulan Musul Konsolosluğu’ndaki 49 kişinin yakınları tedirgin. IŞİD’e karşı operasyon kararının alınmasıyla birlikte tedirginlikleri ikiye katlandı, çünkü şimdi yakınları için tek tehdit IŞİD değil. Aileler, rehin olan yakınlarının operasyon sırasında hedef olabilecekleri endişesi taşıyorlar. Rehin alındığında 11 aylık olan ve ilk yaşına bomba sesleri arasında giren Kuzey Deniz’in dayısıMuammer Taşdelen, “Kötü ihtimaller bizi kaygılandırıyor. IŞİD dışında da bir sürü tehdit var orada... YPG’nin, Maliki’nin ya da ABD’nin saldırıları sırasında rehinelerin can kaybı yaşamayacağının garantisini kimse veremez. Elimiz kolumuz bağlı. Yapılan girişimlere güvendiğimden değil, yapacak bir şeyim olmadığı için umudum var” diye özetliyor ailelerin ruh halini. Taşdelen, aileler olarak en çok merak ettiklerinin de konsolosluğun baskından önce neden boşaltılmadığı konusu olduğunu belirtiyor. Perişan durumda olan aileler, bu süreçte çok yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar.

 

AİLELERİN FOTOLARI İÇİN TIKLAYINIZ


Eşi Hakan Yıldız ve artık bir yaşında olan oğlu Kuzey Deniz ile rehin olan Nermin Taşdelen Yıldız’ınağabeyi Muammer Taşdelen, 3 aydır yaşadıklarını gazetemize anlattı. Kız kardeşinin 2.5 yıl önce evlenerek eşi ile birlikte İzmir’e yerleştiğini söyleyen Taşdelen, çocukları olduktan sonra ekonomik olarak sıkıntı çekmeye başladıklarını belirtiyor. Kardeşinin küçük yaşta çalışmaya başladığını, emekliliğe hak kazandığını ancak yaş engeline takıldığını ifade eden Taşdelen, “Eşi kargo firmasında sigortasız çalışıyordu. Epey sıkıntı yaşadılar. Eşinin başkonsolos ile uzaktan akrabalığı vardı. Şubat ayında konsolosluğa eleman arandığını öğrendiler. Musul, kardeşime emekliliğine kadar çalışacak olması ve çocuk okul çağına geldiğinde kendilerine bir gelecek kurmak için cazip geldi. Eşi konsoloslukta güvenlik elemanı, kardeşim hizmetli kardosuna alındı” diyor. Muammer Taşdelen, bölge karışık olduğu için kardeşini gitmemeleri için uyarmış. Ancak Yıldız çifti “Konsolosluk binası bir çeşit kampus gibi, dışarı çıkılmıyor, bütün ihtiyaçları içeride karşılanabiliyor. Çocuk çok fazla problem yaratmayacak” denilerek ikna edildiler. Mayıs ayının başında işlemleri tamamlanan çift, çocukları ile birlikte 1 Haziran’da Musul’a gittiler. Nermin Yıldız ve ağabeyi Muammer Taşdelen her gün telefonla görüştü ve ilk bir hafta sorunsuz geçti.

10 Haziran’da döneceklerdi

İlk kriz haberini 7 Haziran’da aldıklarını anlatan Taşdelen,“Kardeşim durumun karışık olduğunu, dışarıya çıkmadıkları için konsolosluğun güvenli olduğunu söyledi. 9’unda IŞİD’in saldırılarının olduğunu öğrendik. 9 Haziran gecesini saldırılar yoğunlaştığı için sığınakta geçirdiler. 10’una kadar düzenli olarak telefonda konuştuk. Biz de ‘durum çok kritik, dönün’dedik. Konsolos Öztürk Yılmaz’ın Ankara’ya yazısını gönderdiğini gece tahliyenin gerçekleşebileceğini söyleyip‘İstanbul’da bizi karşılayın’ dedi. Biz 10 Haziran’da gelecekler diye bekliyorduk ama 10’unda tahliye olmadı” diyor.

Nermin Taşdelen Yılmaz, en son ablası ile 11 Haziran günü saat 11.30’da görüşüyor. Sesi oldukça tedirgin gelen Nermin, ablasına “Durum karışık, dışarı pek çıkmıyoruz. Hakan geldi galiba...” derken telefon kapanıyor ve bu konuşmadan dakikalar sonra IŞİD konsolosluğu ele geçiriyor.

Taşdelen olayı nasıl öğrendiğini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Baskın 12.30 civarında medyaya yansıdı. Ben öğretmenim, okuldaydım. Arkadaşım televizyonda altyazıda görmüş. Ben olayı okuldan sonra 16.00 civarında öğrendim. Bizi kimse aramadı. Olayı medyadan öğrenince Dışişleri Bakanlığı’na ulaşmaya çalıştım. Telefon numarası bulmakta bile zorluk çektik. Henüz kriz masası oluşturulmamıştı. Sonunda ulaştık, bize ‘durumu araştırıyoruz, size döneceğiz’ dediler. 19.00 civarında bana döndüler ve ‘durumun üzerinde hassasiyetle çalışıyoruz’dediler. ‘Hassasiyetle çalışıyoruz’ sözünü aylardır duyuyorum. Hayatımızda en aşina olduğumuz cümle oldu. 4 aydır bu cümle ile yatıp kalkıyoruz. O gün bugündür bekliyoruz. Yaptığımız başka da bir şey yok.”

Sorularımıza yanıt yok

Taşdelen ailesi 3 ay boyunca sadece bir kez, baskından 2 gün sonra 13 Haziran’da Nermin’den haber almış ve sadece yaşadıklarını öğrenebilmişler. Haber alınca biraz rahatladıklarını dile getiren Taşdelen, “Ama o günden sonra bize hiç bilgi gelmedi. 26 Haziran’da Dışişleri Bakanlığı’ndan babamı aradılar. Naci Koru rehin yakınları ile görüşecek diye bilgi geldi. 27’sinde kalktım gittim Ankara’ya. Bizimle bilgi paylaşacaklarını düşündük. Ama bize hiçbir bilgi vermediler. ‘Nasılsınız, iyi misiniz’demeye çağırmışlar. Bir sürü soru sorduk ama hiçbirine yanıt alamadık” diyor.

Rehinlerin aileleri olarak 3 temel sorunun cevabını beklediklerini belirten Taşdelen, sorularını şöyle sıralıyor:

“Niye tahliye edilmediler? Bülent Arınç açıklama yapıp ‘devlet böyle bir durumda personelini hemen tahliye ederse itibarı kalmaz’ dedi. 49 personel rehin vermişsiniz şimdi itibar mı sağladınız? Bingazi, Basra, Trablus’u niye tahliye ettiniz o zaman? İkinci sorumuz; bu işin sorumluları kimler, biz kimleri muhatap alacağız? Bizim en çok ağrımıza giden, bu işin sorumlusunun ortaya çıkmaması. Suç duyurusunda bulunduk dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında ama takipsizlik kararı çıktı. Üçüncü sorumuz da ne zaman gelecekler? Bugüne kadar hiç sormadık ama o kadar uzun süre geçti ki artık bunun yanıtını istiyoruz.”

‘Hassasiyetle duruyoruz’

Yeni Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile hiç temasa geçmediklerini ifade eden Taşdelen, artık Dışişleri Bakanlığı’nı aramanın da bir mantığı kalmadığını düşünüyor. Çünkü 3 aydır hep aynı yanıtı alıyorlar: “En kısa zamanda gelecekler, konunun üzerinde hassasiyetle duruyoruz.”

Aileler Dışişleri Bakanlığı’nda iki kez toplantı yapmış. Bu toplantılarda hiçbir bilgiye ulaşamamışlar. Taşdelen toplantılarda bakanlık yetkililerine“IŞİD sizin besleyip büyüttüğünüz çocuğunuz” eleştirisini yönelttiklerini ve karşılığında “Doğrudan ya da dolaylı bu örgütle bağlantımız yoktur” yanıtını aldıklarını söylüyor. Taşdelen bu yanıttan tatmin olmadıklarını vurgulayarak “Ama biz her gün yeni bir haber alıyoruz. Türkiye’de tedavi olan IŞİD militanı ya da Türkiye’den örgüte katılanların haberleri geliyor. IŞİD militanlarına Türkiye’den yapılan yardımları görüyoruz. Bütün bunlar varken ‘desteğimiz yok’ açıklaması insanları çok fazla rahatlatmıyor” diyor.

3 ayda Musul’a tünel kazardım

Bakanlığın kurduğu kriz merkezinin 17 Haziran’dan 25 Temmuz’a kadar hep aynı açıklamayı yayımladığını, bunu da toplantıda dile getirdiklerini aktaran Taşdelen, “Bize ‘başka bir şey yok, ne yazalım’ dediler. 3 ay boyunca bir adım atılmaz mı? Ben Ankara’dan tünel açmaya başlasam 85 günde Musul’a ulaşırdım. ‘Adım atıyoruz ama size söyleyemiyoruz’ diyorlar. Tamam bana söyleme ama elinde sunabileceğin bir malzemen olsun. Sağdan soldan bir şeyler duyuyorum. Kimisi diyor rehinler Rakka’ya götürüldü, kimisi aşiretlere dağıtıldılar, kimisi Suriye’de bir bölgede tutuluyorlar diyor. Bana en azından nerede tutulduklarına dair bir bilgi ver. Ben de şu gün gelecekler diye tarih vermelerini beklemiyorum ama bana en azından sağlık durumları ve nerede tutulduklarını söylesinler. Dışişleri bize sadece ‘sağlık durumlarında herhangi bir olumsuzluk yok’açıklaması yapıyor. Sanki IŞİD her sabah rehinelere düzenli sağlık kontolünden geçiriyor. 3 aydır rehinler, ailelerinin sesine hasret, dış dünya ile temasları yok, hangi sağlık durumundan bahsediyorsunuz?”

Aileler neden sessiz?

Bütün ailelerin çok tedirgin olduğunu söyleyen Taşdelen, “Karşımızda korkunç bir yapı var. Bize neden rehine yakınları açıklama yapmıyor diye eleştiri yöneltiliyor. Ne yapabiliriz ki? Yakınlarımızın güvenliği için sessiz kalıyoruz” diyor.

“Biz her gün ölüp diriliyoruz” diyen Taşdelen’in Tekirdağ’da yaşayan 74 yaşındaki annesi yüksek tansiyon nedeniyle hastanede tedavi görüyor. Taşdelen “Allah’tan bu insanlar medyayı bizler gibi takip etmiyorlar. Medyada çıkan haberlerin hepsini görseler şimdiye kadar 50 defa can verirlerdi”diyor. Taşdelen, en son çıkan “49 rehine öldürüldü” haberinden sonra bile hiçbir yetkilinin kendilerini aramadığını vurguluyor.

Erdoğan ile görüşmek isterdim

Bu süreçte Recep Tayyip Erdoğan’ın kendileri ile hiç görüşmediğine dikkat çeken Taşdelen, “Aslında görüşmek ve kendisine ‘neden tahliye etmediniz’ diye sormak isterdim. ‘İstihbaratımız güçlü, tüm Ortadoğu’da sözümüz geçiyor’ diye övünüyorlar. Bu kadar istihbaratınız ne yaptı IŞİD Musul’a girerken? Dicle kıyısında balık mı tutuyorlardı? O süreçte neden tahliye edilmedi? Bunun açıklamasını öğrenmek istiyorum. 49 rehineye bedel olarak biçilen neydi? İnsanlar göz göre göre teslim edilmezler. Ne güvencen var ki insanları geri çekmiyorsun? Bütün alileler olarak en çok merak ettiğimiz bu...” diyor.

Küfrederek girdik, şükrederek çıktık

Diğer alilelerin şu an korkuyu çok daha fazla içlerinde hissettiklerini dile getiren Taşdelen,“Bakanlıktaki son toplantıya giderken herkes birtakım eksikliklerden dem vuruyordu, sürecin takip edilmediğinden, yetkililerin gereken hassasiyeti göstermediğinden endişe ediyorlardı. O son toplantıya küfrederek girdik, şükrederek çıktık. İnsanlar basına açıklama yapmayalım, yakınlarımızın hayatları tehlikeye girer demeye başladılar. Naci Koru,‘basına açıklama yapıyorsunuz, konsolosluk görevlileriyle irtibatımız da kesildi’ diye çıkıştı. Beni konuştuğum için şöhret peşinde koşmakla suçladılar” diye konuşuyor.

Davutoğlu başbakan olunca

Taşdelen, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu başbakan olduğunda aklından geçenleri de şöyle anlatıyor:

“Türkiye’de birtakım şeyler ödüllendiriliyor. 49 vatandaşını rehin ver başbakan olursun, cumhurbaşkanı olursun. Ben anlayamıyorum. Tutarsızlıklar ülkesinde yaşıyoruz. Kara mizah gibi her şey. Çözümsüz bir noktadayız. Duyduğumda inanamadım. 49 insanı rehin alınmış Davutoğlu, Konya’dan Twitter hesabından bayram kutlaması yapıyor. Adam bayram yapıyor, bizim gözümüz yolda elimizde telefon, TV ile yatıp kalkıyoruz. Başbakan olduğunda başımdan aşağı kaynar sular döküldü diyeceğim o da kesmiyor. İnsanın aklı almıyor, mümkün değil diyorsunuz.”

İmza kampanyası

Muammer Taşdelen, Musul’da rehin alınan 49 kişi hakkında sorumluluğu, ihmali olanlar hakkında soruşturma açılması ve rehinelerin bir an önce Türkiye’ye dönmesi talebiyle bir imza kampanyası da başlattı. Kampanyaya destek olmak isteyenler “change.org/musul49” linkinden imza verebilirler.

 
13 Eylül 2014 Cumartesi 11:56 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1349 - Mainz'da 6000 yahudi, veba'dan sorumlu tutularak öldürüldü.
1516 - Mercidabık Savaşı: I. Selim'in ordusu Memlük ordusunu yendi.
1814 - İngiliz birlikleri Washington, D.C.'yi işgal etti, White House ve pek çok başka binayı ateşe verdi.
1851 - Palmer ve Goldschmid şirketleriyle sözleşme imzalayan Osmanlı Hükümeti, borç para aldı.
1858 - Richmond-Virginia'da 90 zenci, eğitim almak suçuyla tutuklandı.
1875 - Matthew Webb, Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk kişi oldu.
1891 - Thomas Edison, hareketli çekim yapan kameranın patentini aldı.
1909 - Panama Kanalı'nın ilk betonları dökülmeye başlandı.
1912 - Alaska, ABD topraklarına dahil oldu.
1919 - Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
1920 - Kurtuluş Savaşı sırasında 2. Milli Aşireti Ayaklanması çıktı.
1929 - Türkiye ve İran dostluk antlaşması imzaladı.
1931 - Fransa ve SSCB saldırmazlık antlaşması imzaladı.
1932 - Amelia Earhart, ABD'yi baştan başa ve durmaksızın (Los Angeles'tan Newark'a) uçan ilk kadın oldu.
1936 - Üçüncü Türk Dil Kurultayı Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1938 - Murgul Bakır İşletmesi, Etibank tarafından satın alındı.
1939 - Nazi-Sovyet Paktı: Adolf Hitler ve Josef Stalin arasında imzalandı.
1949 - Kuzey Atlantik Paktı Antlaşması (NATO) yürürlüğe girdi.
1954 - Brezilya devlet başkanı Getúlio Dornelles Vargas intihar etti.
1958 - Bursa Kapalı Çarşı Yangını
1960 - Vostok'ta (Antarktika) rekor sıcaklık: -88°C
1961 - İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş. (İPRAŞ) törenle üretime başladı. Şirketin %51 hissesinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO), %49'unun ise ABD Şirketi Caltex'e ait olduğu açıklandı.
1963 - 200-metre serbest stil yüzmede rekor: Don Schollander (1:58).
1968 - Fransa ilk hidrojen bombasını kullandı.
1969 - Türk-İş tarafından Ankara'da düzenlenen ve 50 bin işçinin katıldığı gösteride, hükümet ve parlamento protesto edildi.
1981 - Mark David Chapman, John Lennon'u öldürmek suçundan 20 yıl hapse mahkum oldu.
1989 - Voyager 2, Neptün gezegeninin yanından geçti.
1991 - Mikhail Gorbachev, SSCB Komünist Parti başkanlığından istifa etti. Aynı gün, Estonya, Letonya ve Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. SSCB'nin dağılma süreci başladı.
1992 - Çin ve Güney Kore arasında diplomatik ilişkiler başladı.
1993 - Keşmir'de Müslümanlar ile Hindular arasında çıkan çatışmada 20 Müslüman öldü.
1995 - Windows 95 işletim sistemi Microsoft tarafından dünyaya tanıtıldı.
2006 - Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), Plüton'un "cüce gezegen" olduğuna karar verdi.
79 - Vezüv yanardağı püskürdü; Pompeii, Herculaneum, ve Stabiae şehirleri vokanik küller altında kaldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:42
  • Güneş05:32
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:20
  • Akşam19:15
  • Yatsı20:51
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
21.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04051323253137384042435051556162646569727779
 
Sayısal Loto
19.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu111516171840
 
Şans Topu
23.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131921242906
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık