AKP'lilerden Kılıçdaroğlu'na tekbirli ölüm tehdidi

Ana Sayfa » Siyaset » Putin'i istifaya çağıran Erdoğan'dan tarihi çark

Putin'i istifaya çağıran Erdoğan'dan tarihi çark

Afrika seyahatinin dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, daha önce istifa çağrısında bulunduğu Putin için "Açıklamalarına itibar edilmesi gerektiği kanaatindeyim" dedi.

 
4 Haziran 2016 Cumartesi 12:06 
Yorum YapYazdır
 
 
Putin'i istifaya çağıran Erdoğan'dan tarihi çark

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rus uçağının düşürülmesiyle yaşanan gerilim sürecinde Putin'in "Türkiye IŞİD'e destek oluyor" açıklamasına karşılık  "Böyle birşey ispat edildiği anda, bizim milletimizin asaleti şunu gerektirir, ben bu makamda durmam, ama Sayın Putin’e diyorum: Sen o makamda durur musun?” demişti. 

Afrika ziyaretinin Nairobi durağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, önce açıklamalarının aksine Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in açıklamalarına itibar edilmesi gerektiğini söyledi.
 
Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar ve Verda Özer'in haberine göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yöneltilen sorular ve yanıtları şu şekilde:
 
Alman Parlamentosu da 1915 olaylarına ilişkin malum tasarıyı onayladı. Sizin “Sorunları azaltmak, dostları çoğaltmak lazım” sözünüz var. Almanya’daki son gelişmenin ardından nasıl mümkün olacak bu?
 
Önemli olan niyetin ve gayretin o yönde olmasıdır. Sizin niyetiniz ve gayretiniz bu olmakla birlikte, karşınızdaki dost olmamakta direniyorsa zaten yapılacak bir şey kalmaz. Bizler dostlarımızı çoğaltmanın gayreti içinde olacağız. Ama aksi şekilde davrananlar, önemli bir dostlarını kaybetmiş olurlar. Bizim orada 3 milyonu aşkın insanımız var. Bunların Alman ekonomisinde çok ciddi potansiyeli var. Tabii ki orada parlamento içinde yapılan tartışmaların notları henüz bana ulaşmış değil. O notlar üzerinden bir değerlendirme yapacağız. Alman Parlamentosu’nda alınan o kararın, esasen bir kıymeti harbiyesi yok. Bizim 1915 olaylarıyla ilgili yaklaşımımız ortada. Birileri o tür bir karar aldı diye tarihimiz değişecek değil. Farkında olmadıkları konu şu: Türkiye gibi bir dostu kaybetme riskiyle karşı karşıyalar.
 
'ALMAN EKOLÜ OPERASYON YAPTI'
 
(Daha önce yaptığı ‘Alman ekolü’ yorumunu anımsatarak) Almanya’da bazı kesimlerin son zamanlarda Türkiye konusundaki tavırlarının pek kabule şayan olmadığını ifade etmiştim. Bu ekol, Türkiye üzerinde bazı operasyonların içinde, peşinde. Bu konuda Alman medyası daha aktif. Tüm bu hususları iyi incelemek lazım.
 
Yahudi soykırımını yapan, Holokost’un faili olan Almanya, acaba bu kararla deyim yerinde ise kendine ortak mı arıyor?
 
Holokost ile 1915 olayları arasında herhangi bir benzerlik yok. 1915 olayları ile AİHM’nin aldığı karar da son derece açık. AİHM kararında, Ermeni anlatısının mutlak gerçek olmadığı ve özgürce tartışılabileceği, Ermeni anlatısını sorgulayan görüşlerin ifade özgürlüğünün mutlak koruması altında olduğu, 1915 olayları ile Holokost arasında benzerlik kurulamayacağı açıkça ifade ediliyor. Bu tespitler hukuken de bağlayıcı. AİHM, bunları net olarak söylüyor.
 
'GERİ KABUL ANLAŞMASI'NIN TBMM'DEN GEÇMESİ BU İŞİN BİTTİĞİ ANLAMINA GELMEZ'
 
Alman Parlamentosu’nun kararını, Türkiye’nin mülteci politikasına karşı bir adım olarak yorumlamak mümkün mü?
 
Geri Kabul Anlaşması, vize serbestisi gibi meseleler, AB’yle ilgili konular. Bizim bu konulardaki tavrımızın ne olduğu da belli. Bunu Dünya İnsani Zirvesi sırasında Şansölye Merkel’e de anlattım. Söz konusu iki konu eş zamanlı olarak yapılmak durumundadır. Eş zamanlı olarak yapılmazsa, biz de gerekli adımı atmayabiliriz. Yani Geri Kabul Anlaşması’nın TBMM’den, Bakanlar Kurulu’ndan geçmiş olması bu işin artık bitmiş olduğu anlamına gelmez. O işin bizim Göç İdaresi’nden de ayrıca geçmiş olması.
 
Türkiye, Alman parlamentosunda onaylanan karara karşı ne gibi adımlar atacak?
 
Alman parlamentosunun kararı hayra alamet bir adım değil. Önce gereken değerlendirmeleri yapmamız lazım. Öfke ile kalkıp zararla oturmak bize yakışmaz.
 
'BİZE HANGİ YÜZLE BAKACAKLAR?'
 
Almanya’ya karşı ekonomik tedbirler gündeme gelebilir mi?
 
Bu tür şeyleri konuşmak için erken. Ama enteresan bir şey var. Burada da bir üst akıl var. Niye mi? Düşünebiliyor musunuz, oylamada bir ret, bir çekimser oy, bir de oylamaya katılmamış olanlar var. Almanlar için bu kadar milli bir mesele mi bu? Geçen sene 1915 olaylarının 100’üncü yılıydı. Böyle bir tasarı niye geçen sene oylanmadı da bu sene oylandı? Bunlar düşündürücü tabii! Üst akıldan kendilerine böyle bir talimat gelmiş olmalı ki böyle bir adım attılar. Şimdi merak ediyorum: Alman yöneticiler böyle bir karardan sonra benim şahsıma, Başbakanımıza hangi yüzle bakacaklar acaba?
 
'KEŞKE MERKEL KATILIP OYUNU VERSEYDİ'
 
Merkel’in oylamaya katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 
 
Birkaç gün önce yaptığımız telefon görüşmesinde, elinden geleni yapacağını söylemişti. Ben 40 yıldır siyasetin içindeyim. Grubun ikna edilememesini anlayamıyorum. Keşke katılıp oyunu verseydi.
 
Türkiye-Almanya ilişkilerinin bu noktaya gelmesi, Türkiye-AB müzakerelerini olumsuz etkiler mi? 
 
Hadiseye, Almanya’yla alakalı olarak bakmak lazım. Türkiye-AB olayı gibi görmek doğru olmaz. AB olayını ayrı değerlendirmek lazım.
 
'İSRAİL’LE ANLAŞMADA BİR SARKMA OLDU'
 
Netanyahu geçen günlerde, “Anlaşmaya çok yakınız. Önümüzdeki hafta bir Avrupa ülkesinde görüşmeler olacak” dedi. Detay verebilir misiniz?
 
İsrail ile görüşmeler uzun zamandır devam ediyor. Ben mayıs ayının sonuna doğru görüşmeler neticeye bağlanır diye düşünüyordum. Fakat bazı gelişmeler sebebiyle bir sarkma oldu. Şu anda ilgili arkadaşlar bu işin takibini sürdürüyor. Bizim bu konudaki şartlarımız özür, tazminat, Gazze’ye ambargonun kaldırılması. Özür ve tazminatın ardından, ambargonun nasıl kaldırılacağının netleşmesini bekliyoruz. Malum Gazze’de enerji, su sorunu var. Hastaneler, okullar, bunlarla ilgili inşaat malzemeleri gibi meseleler de var. İsrail tarafı gıda, inşaat malzemesi vesairenin Türkiye üzerinden Gazze’ye götürülmesine “evet” diyor. Enerjiyi, Aşlot Limanı’na yanaştırılacak bir gemi ile çözüme kavuşturmayı önermiştik.  Ama orası o gemiye uygun yer değilmiş. Bize farklı bir çözüm önerdiler. Biz, “O da olur ” dedik. Tabii yeni hükümetin bu hususlarda nasıl davranacağı da önemli. Liberman’ın Savunma Bakanlığı’na gelmesi bu durumu nasıl etkiler? 
 
'MENBİÇ ARAPLARIN'
 
Son zamanlarda sık sık “ABD taahhütlerini yerine getirmezse, kendi göbeğimiz kendimiz keseriz” diyorsunuz…
 
Bizim gerek Suriye’de, gerek Irak’ta, NATO müttefikleri olarak ABD ile ortak çalışmalarımızın olması gerekir. En son Menbiç’i DAİŞ’ten arındırma meselesiyle ilgili görüşmeler oldu. Suriye Demokratik Güçleri’nde 2 bin 500 kadar Arap var. Bunlara 450 YPG’linin de lojistik destek verdiğinden söz ediliyor. Hassasiyetimizi, kararlılığımızı muhataplarımıza söyledik. Kuzey Suriye’de yeni bir sorun yaşamak istemiyoruz. Gerekirse kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Menbiç Kürtlerin değil, Arapların yaşadığı bir yer. Kürtlerin gelip oraya yerleşmeleri gibi bir mantık olmaz. Biz YPG’nin batıya geçmesini istemiyoruz. ABD ise “Lojistik için gelseler de geri dönecekler” diyor. Dedikleri gibi mi olacak, izliyoruz. Ama orası zaten Araplara ait.
 
'PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI-BAŞKANLIK FARK ETMİYOR'
 
Yeni hükümetle birlikte, başkanlık sistemi daha hararetle gündeme girecek gibi görünüyor. Başkanlık sistemi mi partili cumhurbaşkanlığı mı? Hangisi daha olası?
 
Parlamentonun yol haritasında bazı öncelikleri var. Arkadaşlar, “İç tüzüğün mutlaka değişmesi gerekiyor” diyorlar. Başbakanlığımın son 5-6 yıllık döneminde, aslında benim hedeflerimin arasındaydı. Ama şunu halledelim, bunu halledelim derken, iç tüzüğü değiştirmemiz mümkün olmamıştı. Ama zaman zaman görüştüğüm milletvekili arkadaşların da ortak kanaati, iç tüzüğü değiştirmenin şart olduğu. Zannediyorum ilk fırsatta bu değiştirecekler. Derinliği olan çok maddeli bir çalışma, ancak sağlıklı bir iç tüzükle mümkün olabilir. Anayasa Komisyonu’nda yaşanan olayları biliyoruz. O tür olaylar yaşanmamalı. Parlamentonun içinde olan olayları gördük. Bu böyle bir iç tüzükten kaynaklanıyor. İcabında 40-50 kişi, 316 kişinin kullandığı sözle mukayese edilemeyecek zaman kullanıyor. Elbette herkesin belli bir söz hakkı olacaktır. Ama bu makul bir prosedür dahilinde olmalı. Önerge üstüne önerge vererek zaman kaybına yol açılmasına mani olunmalı. Tabii gerek ana muhalefetin gerekse diğer partilerin bu konuda yaklaşımları ne olur, bilemiyorum… Başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı aslında çok çok farklı şeyler de değil.
 
Mevcut koşullarda, partili cumhurbaşkanlığının daha kolay mümkün olabileceğini söyleyenler var…
 
Aslında ben, partili cumhurbaşkanlığı meselesini, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de dillendirmiştim. Ama, bunu anlamak istemeyenler, hadiseye farklı yaklaştılar.
 
Yine de nihai hedefiniz, partili cumhurbaşkanlığından ziyade başkanlık değil mi?
 
Dedim ya çok da fark etmiyor. Bu konu öyle çok çok siyah beyaz değil. O kadar birbirinden kopuk değil. Bütün mesele partili cumhurbaşkanlığının içini neyle nasıl dolduracağınız. Önemli olan bu. Önemli olan bunun içini adil bir şekilde, demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde doldurabilmek. Bu yapıldığı zaman mesele bitmiştir. Ben dünyadaki çeşitli uygulamaları inceleyerek kendi sistemimizi oluşturabileceğimizi de söyledim. Bir arı gibi tüm çiçeklerden nasibimizi almayı, böylece en idealini ortaya koymayı önerdim. Bunu ‘Türk tipi başkanlık’ olarak ifade ettim, ondan da rahatsız oldular…
 
'CIA, TERÖRDEN FET֒YE BAKABİLİR'
 
MGK’da alınan tavsiye kararında paralel yapı, ‘Fetullahçı Terör Örgütü’ (FETÖ) diye nitelendi. Bakanlar Kurulu kararının ardından, bu terör örgütü, Türkiye’nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne de girmiş olacak…
 
Bu, paralel yapıyla mücadele konusunda yargının da elini güçlendirecek. Paralel yapıyla ilgili yargıdan çıkmış olan bazı kararlar var zaten. Bu yeni süreçle belki kararlar da çıkacak. Ama bu terör örgütünün başı ABD’de yaşıyor. Oradaki bazı yetkililer ise ABD’de işlenen bir suç olmadığı için bir şey yapmanın mümkün olamayacağından söz ediyor.
 
ABD’nin tutumunda da değişikliğe yol açar mı?
 
Bunu hep beraber göreceğiz. Terör örgütü söz konusu olduğunda ABD kanunlarında CIA ve FBI’a araştırma yapma talimatı verilmesi mümkün.  Bu çerçevede, oradaki federal hâkimler, savcılar harekete geçebilirler.
 
'RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİN ÖNÜNÜ AÇMAYI ESAS ALMALI'
 
Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili olarak gerek Putin’in gerek sizin pozitif açıklamalarınız oldu. Ama diğer Rus yetkililer, Putin’in yaklaşımından farklı şeylerden de söz ediyorlar. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Ben Putin’in açıklamalarına itibar edilmesi gerektiği kanaatindeyim.
 
Putin ve sizin açıklamalarınızı iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından iyimserlikle değerlendirebilir miyiz?
 
Negatif yaklaşımlar sergilemenin, buna fırsat verecek açıklamalar yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. İyi siyaset, Rusya ile Türkiye gibi iki büyük ülke arasındaki ilişkilerin önünü tıkamayı değil, önünü açmayı esas almalıdır. Dolayısıyla olmayacak taleplerden söz etmek doğru değil. Neler yaşandığını herkes biliyor. Hava sahamıza yönelik ihlaller daha önce zaten konuştuğumuz bir meseleydi. Olay, aidiyeti belli olmayan uçakların hava sahamızı ihlal etmeleri, uyarılara da cevap vermemeleri neticesinde yaşandı. Biz Türkiye-Rusya ilişkilerinin böyle bir hadiseye kurban edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz.

 
4 Haziran 2016 Cumartesi 12:06 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1441 - İngiltere Kralı VI. Henry Eton Koleji'ni kurdu.
1645 - İstanbul'dan 348 harp ve nakliye gemisiyle hareket eden Osmanlı ordusu, Girit adasına çıktı.
1854 - Çarlık Rusyası ordularının, savaş meydanını terk ederek, geri çekilmesiyle Silistre zaferi kazanıldı.
1859 - İsviçre işadamı Jean Henry Dunant, İtalya'da Solferino savaşı sonrası uluslararası Kızılhaç'ı kurmaya karar verdi.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Olimpiyat oyunlarının dört yılda bir yapılması kararını aldı.
1901 - Pablo Picasso'nun eserleri ilk defa sergilendi.
1910 - Japonya Kore'yi istila etti.
1916 - 1. Dünya Savaşı: Somme Muharebesi, Fransa'daki Alman hatlarına yapılan ve bir hafta sürecek topçu ateşi ile başladı.
1917 - Halep'te, Enver Paşa'nın başkanlığında Türk ve Alman komutanlarının katılmasıyla (Mustafa Kemal Paşa dahil) yapılan toplantıda, General Falkenhein'ın komutanlığında "Yıldırım Orduları Grubu" kurulması kararlaştırıltı.
1936 - Türkiye Millî Basketbol Takımı ilk maçını Yunanistan ile yaptı, 49-12 galip geldi.
1938 - Toprak Mahsulleri Ofisi kuruluş kanunu kabul edildi.
1947 - Bir Amerikalı, gökyüzünde uçan nesneler gördüğünü bildirdi, nesnelerin fincan tabağına benzediğini iddia etti. Basın ilk kez uçan daire terimini kullanmaya başladı.
1961 - Almanya'ya gidecek ilk işçi kafilesi yola çıktı. İşgücü göndermeye ilişkin protokol, Türkiye ile Batı Almanya arasında 13 Haziran'da imzalanmış; özel kuruluşların kontratsız işçi göndermelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştı.
1967 - İstanbul'da üniversite öğrencileri, Amerika Birleşik Devletleri 6. Filosunun ziyaretini protesto etti.
1982 - 44 sanıklı Barış Derneği davası başladı.
1983 - Yaser Arafat'ın Şam'a girişi yasaklandı.
1983 - Amerika Birleşik Devletleri uzay mekiği Challenger, uzaydaki görevini tamamlayarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzaya gönderdiği ilk kadın astronot olan Sally Ride ile dünyaya döndü.
1989 - Bulgaristan'ın Türk azınlığa uyguladığı baskılar ve zorunlu göç uygulaması, Taksim Meydanı'nda düzenlenen Bulgaristan'ı Telin Mitinginde protesto edildi.
1992 - Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) kuruldu.
2001 - Polonya'daki Özel Olimpiyatlar Avrupa Futbol Şampiyonası'nda, Zihinsel Engelliler Milli Takımı şampiyon oldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:21
  • Güneş04:43
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
17.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050825284549
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık