Kıdem tazminatı bakanlar kuruluna geliyor

Ana Sayfa » Güncel » PKK’ya mal taşıyan kamyonu Amerikan askeri kullanıyordu

PKK’ya mal taşıyan kamyonu Amerikan askeri kullanıyordu

Bir dönemin kilit ismi Edip Başer’den çarpıcı iddia:Terörün zirve yaptığı dönemde, “özel temsilci” sıfatıyla PKK ile mücadele içinAmerika’yla pazarlıkları yürüten emekli Orgeneral Edip Başer, sessizliğini SÖZCܒye bozdu. Başer, “Barzani Amerika’nın kontrolünde. PKK’ya silahlar da oradan geliyor. Bu konuda hâlâ bir adım atılmadı. Terörü bu şekilde bitirmek mümkün değil” dedi…

 
1 Şubat 2015 Pazar 09:25 
Yorum YapYazdır
 
 
PKK’ya mal taşıyan kamyonu Amerikan askeri kullanıyordu

Özlem GÜRSES / SÖZCÜ

Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanlığını yürüten Edip Başer, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun yıllar hizmet vermiş bir asker… 2. Ordu Komutanlığı ve Genelkurmay İkinci Başkanlığı görevlerinde bulunan Başer, 2002’de emekliye ayrıldı. Erdoğan 2006 yılında onu “Özel Koordinatör” olarak atadı. 1 yıl süreyle Amerika-Irak-Türkiye arasındaki terörle mücadele çalışmalarını yürüten Başer, bu görevden ayrılmasının ardından kendi hayatını anlattığı “Kanatsız Uçmak” adlı kitabı kaleme aldı. İşte Edip Başer’le, Fenerbahçe Orduevi’ndeki lojmanında yaptığımız o sohbet:
-Kitabınız “Kanatsız Uçmak” yaşam öykünüz. Kolay bir hayat olmamış sizinki, en zor tarafı hangisiydi?İlk ve ortaokul. Çok küçük yaşta kaybettiğim anne babama en çok ihtiyaç duyduğum yıllar yani. O yılları çok zor yazdım.-Askeriyeye koşullar yönlendirdi sanırım…Bilgim bile yoktu, öyle bir askeri lise var, oraya girilir, bir komşumuzun tavsiyesi ile, gazetede ilan çıkınca bizimkilere söylemiş…
BÜYÜKANIT ÇOK YAKIN ARKADAŞIM
-Askerlik için giderek işler zorlaşacak.. Profesyonel ordu, vicdani ret ortaya çıktı.Demokrasi, insan hakları içerisine bu kavramları da soktular. Ama bana göre vicdani ret bir insan hakkı değil. Bazı görevlerden kaçmak insan hakkı olamaz. Profesyonel ordu meselesinde de benim kişisel görüşüm şu; Türkiye için zaman erken. Bedelli kötü karar.-Siz bir dönem çok önemli bir görevdeydiniz terörle ilgili olarak, neden ayrıldınız?Yaşar Büyükanıt benim sınıf arkadaşım ve yakın dostumdur. Bana bu görevi Genelkurmay Başkanı olarak o önerdi. Ben bunu zaten geri çeviremezdim. Ayrıca terörle mücadele konusunda farklı bir yaklaşımın gerektiğini her zaman savundum. Sadece askerle, polisle bu işin hallolmayacağını, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerle de bazı yaptırımlar gerektiğini düşünüyordum. Tünelin ucunda bir ışık zerresi gördüm; ABD’nin Avrupa ülkeleri üzerinde siyasi bir gücü var, bu siyasi gücüyle ABD, PKK’nın uyuşturucu ticareti trafiğine büyük sekte vurabilir. O ülkelerdeki bankalar üzerinden elde edilen ekonomiyi bitirebilir.Bir terör örgütünü yok etmenin en önemli yolu finansal kaynaklarını bitirmektir.
KARŞI ÇIKTIĞIM GÜN GÖREVDEN ALINDIM
-Bu yapıldı mı?Hayır, bu hâlâ yapılamadı… Bu hâlâ devam ediyor. İkinci önemli konu da PKK’nın lojistik kanallarıydı. Silah mühimmat aktarımı. Nereden geliyor bu? Kuzey Irak’taki bazı yollardan geliyor, Barzani’nin kontrolünde. Barzani kimin kontrolünde? Amerika’nın. Amerika’ya baskı yapıp onlarla işbirliği de sağlayarak bu lojistik hattını kestirebiliriz. Lojistik kanalları kesilirse terör örgütü fazla yaşamaz. Ben bu iki temel konu üzerinde odaklandım o görevde.-Nerede aksadı?ABD bu iki alanda da fevkalade gönülsüz davrandı. 9 toplantı yaptık, en son Amerika’da Beyaz Saray’da başkanın güvenlik başdanışmanı ile konuştuk, anlattık. Barzani üzerinde baskı kurmalarını istedik. İşbirliği talep ettik. Bir CD vermiştik onlara, orada PKK’ya ikmal malzemesi taşıyan aracın şoför mahallinde bir Amerikan askeri oturuyordu! “Biz bunu Türk kamuoyuna anlatamayız” dedim. Biz hâlâ Türk halkına “Amerika bizim dostumuz, müttefikimiz diyebilir miyiz?” dedim.Dinledi, beni başdanışman. “General” dedi “Bütün söylediklerinizi çok iyi anlıyorum, haklısınız, ama siz bir Barzani’yle görüşün, onun tavsiyelerini bir alın” dedi! Ben “Bakın biz Barzani’yi 30 senedir çok yakın tanıyoruz, kendisine bizim hiçbir güvenimiz yok, konuşacak bir şeyimiz de yok” dedim. “Barzani’ye sizin PKK’nın bize olduğu kadar ona da tehdit olduğunu anlatmanız gerekir” dedim.-Bu toplatıda mı koptu olay?Bu toplantıdan geldikten sonra biz ABD’ye üç maddelik bir talep raporu hazırladık. Ben de o sırada Amerika’daki muhatabım Orgeneral Ralston’a telefonla bilgi verdim. “15 gün içinde bir cevap alamazsam ben görevi bırakacağım” dedim. Ralston bana “Ben de bırakacağım” dedi! Abdullah Gül ile benim bir tartışmamız oldu, Die Welt gazetesine verdiğim bir demeçle ilgili. Beni o gün görevden aldılar!-Demek ki o günkü siyasi irade ile sizin bakış açınız arasında ciddi bir fikir ayrılığı vardı…Gül bana sık sık “Paşam Barzani ile bir görüşmek lazım” diyordu. Ben de her seferinde “Şahsen ben Barzani ile görüşmem, başka birini bulun, bir fayda sağlamaz” diyordum. Nitekim sağlamadı. Bir büyükelçiyi buldular, Barzani ile görüştürdüler ama sonuç çıkmadı.


Ben bu sürecin Türkiye’ye barış getireceğinden emin olamıyorum
-Bugünkü barış sürecine nasıl bakıyorsunuz?Ben bu sürecin barış içinde bir Türkiye getireceğinden emin olamıyorum. Hiç ümitli değilim. Umarım ve dilerim ki ben yanılmış olayım. Nedeni şu; siz bir terör örgütü ile eğer müzakereye oturduysanız o zaman o terör örgütünün artık taleplerine bağlısınız demektir. Terör örgütü bugünkü oturumda sizden diyelim ki iki madde talep edecektir, siz “eh, olur” diyeceksiniz, bir sonraki oturumda üçüncü bir madde gündeme gelecektir. Niye? Çünkü silah onların elinde. En büyük hata orada olmuştur.-Ülkenin içinde bulunduğu en büyük risk nedir?Beni asıl korkutan Türkiye’de bir iç savaş, bir iç gerginlik çıkması ihtimalidir. Diyelim ki örgütün talep ettiklerinin bir bölümü yapılamadı, o zaman eylemler tekrar başlayacak. Kandil ekibi bunu açıkça söyledi! Her kafadan da ayrı bir ses çıkıyor…Her şeyi oturalım konuşalım, ama bu iş silahların gölgesinde olmaz.-TSK 12 yıldır bir itibarsızlaştırılma yaşadı…Kumpas mağduru arkadaşlarımızı cezaevlerinde hep ziyaret ettik, yakından biliyoruz. Hangi vicdan kabul edebilir? Askeri vesayet TSK’yabu saldırıları haklı göstermek için uydurulmuş bir kılıftır.
Atatürk’e hakaret edildiği için namaz kılmayı bıraktım
-Sizin mütedeyyin biri olduğunuzu biliyoruz. TSK’nın din düşmanı olduğu yönünde yayınlar yapıldı. Doğru mu bu?Derslerde din düşmanlığı yapılması akla ziyan bir düşünce. Askerde olan insanlar subayıyla, astsubayıyla, eriyle, erbaşıyla tamamen bu milletin parçasıdır. Ordu hakkında o kadar halkın yüreğine işleyecek, halkı canevinden vuracak yalanlar söylüyorlar ki…-2002’de sizin kuvvet komutanı olmanızı bekliyordu aslında herkes. Ne oldu da olmadınız, yapılmadınız?Doğal süreç oydu tabii, ama hiç mesele etmedim ben bunu. Karar verme yetkisindeki kişiler farklı düşünmüş, kimisine göre “dinci” demişler benim için, ismim veto yemiş.-Dinciliğiniz mi sebep buna yani?Bilemiyorum gerçekten! Ben Atatürk’e hakaret edildiği için namazı bıraktım, var bu da kitapta. Namaz kılmayı benden öğrenmiş olan bir arkadaşım Atatürk’e edilen hakarete inandığını söylediği için bıraktım namazı.-Büyükanıt yakın dostunuz. Türkiye uzun süre Dolmabahçe görüşmesini konuştu. Sizin de kafanızda hiçbir şüphe var mı o görüşmeyle ilgili?Büyükanıt çok yakın dostum, bana da bu görüşmeyle ilgili hiçbir şey anlatmadı. Demek ki onların arasında kalması gereken bir görüşmeydi. Ama Yaşar’ı tanıyan biri olarak öyle bir şüphem yok.-Yazdıklarınız mı daha fazla, yazmadıklarınız mı?Eşit diyebilirim!

 
1 Şubat 2015 Pazar 09:25 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:31
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:49
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık