Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Medya Kritik » Oray Eğin. Dışrıda kötülük var

Oray Eğin. Dışrıda kötülük var

Sözcü yazarının, ABD'de 50 kişinin öldüğü katlim ve Türkiye'nin tutumuna ilişkin değerlendirmesi.

 
19 Haziran 2016 Pazar 08:29 
Yorum YapYazdır
 
 
Oray Eğin. Dışrıda kötülük var

Yaklaşık 20 sene önce New York'ta 10. Sokak'ta açılan G Lounge isimli bar gaylerin tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. Eşcinsellere hizmet veren diğer kulüplerin aksine karanlık yeraltlarından, korunaklı sokak aralarından çıkıp camlarını sokağa açmış, saklanmaya gerek olmadığına karar vermişti. Görünürlük özgürlük yolunda önemli bir adımdır; son 20 yılda özellikle ABD'de eşcinsel haklarında alınan mesafenin eşi benzeri yok.
Epey bir zamandır Post-Gay bir dünyada yaşadığımızı iddia edebilirdim. Dünyanın en büyük şirketinin başında eşcinsel bir erkek var (Tim Cook), Amerika'nın en güvenilir habercilerinden biri (Anderson Cooper) ve gündüz kuşağının kraliçesi (Ellen DeGeneres) eşcinsel. Birçok şehrin eşcinsel belediye başkanı var. ABD'de eşcinsel evliliğine Cumhuriyetçilerin bir kısmı da destek verdi; çünkü kendi akrabaları, çocukları eşcinseldi. Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin muhafazakar kanadından Yargıç Kennedy'nin oyu eşcinsel evliliğinin kanunlaşmasında belirleyici oldu. Donald Trump bile geçtiğimiz gün eşcinseller için mücadele edeceğini açıkladı.
Kanada'da eşcinsel çiftlere halkın yüzde 80'i, ABD'de yüzde 60'ı destek veriyor. Modern dünya tarihinde eşcinsel olmak için daha iyi bir zaman olamaz.
Advocate'in haberine göre 2016'da Los Angeles, San Francisco ve New York'ta toplam 26 gay bar ya kapandı, ya da kapanmanın eşiğine geldi. Post-Gay dünyada atık eşcinsellerin tehlikeden uzak, güvenle sığınabilecekleri, kendilerini rahat hissedebilecekleri ayrılmış özel alanlara ihtiyaç ortadan kalktı.
Ta ki Cumartesi gününe kadar.
Amerika'nın 11 Eylül'den sonra yaşadığı en büyük terör saldırısı Orlando'daki Pulse isimli gay kulüpte son anda İŞİD'e bağlılığını bildiren terörist tarafından gerçekleştirildi. Afgan asıllı terörist iki erkeğin birbiriyle öpüşmesinden rahatsızlık duyduğunu söylemiş daha önce babasına.

Katliamın yaşandığı Pulse adlı kulüp Orlando gece hayatının en popüler duraklarından biriydi.

Katliamın yaşandığı Pulse adlı kulüp Orlando gece hayatının en popüler duraklarından biriydi.

Teröristin gizli bir eşcinsel olduğu, Pulse'a da sık sık gittiği iddiaları ortaya atıldı. Hatta kimi app'lerde profili olduğu da. Time dergisinin haberine göre Pulse'la teröristin evinin mesafesi 2 saat; git-gel dört saat. Evinin yakınındaki bir başka gay kulübe hiç gittiğini gören olmamış. Jack'd isimli app.'in yaratıcıları da henüz teröristin profilini tespit edememişler.
Nefret saldırısı olduğuna şüphe yok, ama başkalarından mı yoksa kendisinden de mi nefretin sonucu henüz bilmiyoruz.
Gay bar, kuşkusuz bir simge. Yıllarca yeraltında, gizli saklı köşelerdeki gay barlar kendi kimliğiyle barışmaya çalışan, kendini bulmak isteyen gençlerin huzur içinde gidebilecekleri, cinsel yöneliminden dolayı yargılanmadan kendileri gibi insanlar arasında kalabilecekleri güvenli mekanlardı. “Benim gibi başkaları da varmış” demek için. Eşcinsel hareketinin New York'taki Stonewall Inn adlı bir barın polis tarafından basılmasının ardından hız kazanması da tesadüf değil.
Belki büyük bir yanılsama içindeydik ve Cumartesi gecesinden sonra gerçeklikle yüzleşmek zorunda kaldık.
Hayat tarzımız, özgürlüğümüz, yaşamımız hiç olmadığı kadar tehdit altında. Öldürülen 49 kişi bu tehdidi davet edecek, kötülüğü üzerlerine çekecek hiçbir şey yapmadı.
Türkiye'de saldırının eşcinsellere yönelik olduğunu bir türlü dile getirmeyen politikacılar Orlando'daki terörün asıl hedefini de kaçırıyor: Yıllarca büyük mücadeleler sonucunda elde ettiğimiz özgürlüklerimiz elimizden alınmak isteniyor ve hiçbir zaman olmadığı kadar kendi kaderimiz başkalarının tehdidi altında.
Ölen 49 kişi arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, akrabalarımız, yakınlarımız ama aynı zamanda hepimizin birer yansımasıydı. Eşcinsel ya da değil, hep birlikte inşa ettiğimiz ve bir şekilde iyi bir yere gittiğini düşündüğümüz bu dünya yıkılmak isteniyor. Ve bana bu savaşı kötü adamlar kazanacakmış gibi geliyor.

TÜRK SİYASETİNİN ORLANDO SESSİZLİĞİ KAÇAN BÜYÜK FIRSAT Orlando anmalarına keşke Türk siyasetiler de katılsaydı İslam'ın ılımlı yüzünü göstermek için.

Orlando anmalarına keşke Türk siyasetiler de katılsaydı İslam'ın ılımlı yüzünü göstermek için.

Sadece birkaç cümle… Hükümetten, ya da Saray'dan Orlando katliamına yönelik ciddi bir kınama mesajı gelseydi ve eşcinsel kelimesini ağızlarına almaktan kaçınmasalardı. Öyle ya da böyle işleyen bir İslam demokrasisi olan Türkiye'yi yönetenlerin giderek yıpranan imajlarını tamir etmek için bundan iyi bir fırsat olabilir miydi?
Ne yazık ki her şeyi Türkiye'den oy alabilecekleri kahvehanede oturan seçmene yönelik tasarlıyor büyük siyaset ustaları. Zannediyorlar ki eşcinsellere yönelik saldırıyı kınasalar tepki toplayacaklar. İçten içe eşcinsellerin hedef olmasına da sevinenler var; paçavra İslamcı gazetelerin manşetlerinde yansıdığı gibi.
Türkiye'deki siyasetçilerin, başta da Erdoğan'ın dünyada imajı ayaklar altında. Uluslararası basın ona bir zamanlar Kaddafi'ye davrandıkları gibi yaklaşıyor; kibarcası ‘olağandışı bir figürmüş' gibi. Sözleriyle dalga geçiliyor, sürekli olarak en absürt yorumları büyütülüyor. Erdoğan da kadınlara yarım demek gibi demeçleriyle malzeme konusunda hiç sıkıntı vermiyor zaten.
Ancak bu süreçte daha beş-altı sene öncesinde konuşulan Türkiye'nin ılımlı İslam ülkesi, model demokrasi rolü de iyice unutuldu.
Ne olurdu “Eşcinsellere yönelik bu katliamı kınıyoruz” deselerdi. Herhangi bir sansüre gerek duymadan.
Rüzgar öyle bir dönerdi ki… Erdoğan bile şaşırırdı, bir an kendisini demokrat sanırdı. Ama daha da önemlisi bir İslam ülkesinden böyle bir çıkış İslamofobi tartışmalarının seyrini de değiştirirdi. Ama Türk siyasetinin benzini demokrasi ya da özgürlük değil işte.

OSMANLI NOSTALJİSİNE TEPKİ TAKİP EDİLESİ BİR SANATÇI

 

Sarp Kerem Yavuz geçen pazartesi Los Angeles'ta konuşma yaptı.

Sarp Kerem Yavuz geçen pazartesi Los Angeles'ta konuşma yaptı.

Pa­zar­te­si ak­şa­mı Los An­ge­le­s'­ta­ki So­ho Ho­use'­da son yıl­lar­da genç sa­nat­çı­lar ara­sın­da en faz­la öne çı­kan isim­ler­den Sarp Ke­rem Ya­vu­z'­un ko­nuş­ma­sı var­dı. Ya­vuz cin­sel ka­lıp ez­ber­le­ri fo­toğ­raf­la­rın­da yer­le bir eden, ama sa­de­ce bu­nun­la sı­nır­lı kal­ma­yıp Do­ğu-Ba­tı ara­sın­da kal­mış­lı­ğı da iş­le­yen bir sa­nat­çı.
Te­sa­dü­fen in­ter­ne­t­te ge­zer­ken bir fo­toğ­ra­fı­na ba­yıl­mış ve sa­hip ol­mak is­te­miş­tim.
Cem Yıl­maz ve Ömer Ko­ç'­un da Ya­vu­z'­un ba­zı iş­le­ri­ni ko­lek­si­yon­la­rı­na kat­tı­ğı­nı duy­dum en son.
Fran­sa'da do­ğup Tür­ki­ye'de bü­yü­yen, da­ha son­ra AB­D'­ye ta­şı­nan bir sa­nat­çı ola­rak So­ho Ho­use'­da yap­tı­ğı ko­nuş­ma­nın baş­lı­ğı “Ba­ba so­run­la­rı ve Or­ta­do­ğu Po­li­ti­ka­sı­”y­dı.
Ni­te­kim ko­nuş­ma­sın­da ağır­lık­lı ola­rak ata­er­kil bir top­lum­da bü­yü­me­nin ya­rat­tı­ğı bas­kı­lar­dan, la­ik Tür­ki­ye'nin yok olu­şun­dan ve Tür­ki­ye'nin to­ta­li­ter­leş­me­sin­den bah­set­ti.
Özel­lik­le Chi­ca­go'da ha­zır­la­dı­ğı “Ma­şal­la­h” se­ri­si il­gi çe­ki­ciy­di. Fo­toğ­raf­lar özel­lik­le Tür­ki­ye'de son yıl­lar­da Os­man­lı İm­pa­ra­tor­lu­ğu'na yö­ne­lik ya­ra­tı­lan nos­tal­ji al­gı­sı­nı eleş­ti­ri­yor; ge­le­nek­sel Os­man­lı de­sen­le­ri­ni çıp­lak er­kek be­den­le­ri­ne yan­sı­tan bir­den faz­la ta­bu­yu yer­le bir edi­yor.
Ame­ri­ka­lı sa­nat­se­ver­ler için de il­gi çe­ki­ciy­di Sarp Ke­rem Ya­vu­z'­un ko­nuş­ma­sı ve iş­le­ri. Zi­ra, Or­ta­do­ğu kö­ken­li pek çok sa­nat­çı ko­lay yol­dan isim yap­mak için şar­ki­yat­çı yön­tem­le­re baş­vu­ru­yor. Do­ğu'yu Ba­tı'nın is­te­di­ği gi­bi on­la­ra yan­sı­tı­yor. “Ma­şal­la­h” ise dün­ya­nın da ro­man­ti­ze et­ti­ği bir Os­man­lı nos­tal­ji­si­nin tam ak­si.
Da­ha ön­ce Ame­ri­kan üni­ver­si­te spor­cu­la­rı­nın ken­di­le­ri­ni su­nuş bi­çim­le­ri­ni ye­ni­den yo­rum­la­dı­ğı “In the Clo­se­t” di­ye bir se­ri­si var­dı. Ben de Ya­vu­z'­un iş­le­ri­ni bu sa­ye­de keş­fet­miş­tim. Bu fo­toğ­raf­lar­da da dı­şa­rı­dan bir gö­zün er­kek­le­rin bas­kın ol­du­ğu or­tam­la­rı na­sıl fark­lı yo­rum­la­ya­bi­le­ce­ği­ni gös­te­ri­yor­du.

 
19 Haziran 2016 Pazar 08:29 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
1911 - III. Hiram Bingham, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
1915 - Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
1931 - Pittsburgh'da (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
1936 - İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
1950 - Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
1952 - Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.
1955 - Ekrem Koçak 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
1958 - Türkiye'nin Kıbrıs'a asker gönderme önerisini İngiltere reddetti.
1959 - Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.
1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
1963 - Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı.
1967 - 11 Mayıs'ta greve giden ve haklarını almak için Ankara'ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi 930 kilometre kat ederek Ankara'ya vardı.
1967 - Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu'nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
1974 - Yunanistan'da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis hükümeti kurmak üzere geri döndü.
1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
1986 - Kartal, İstanbul'da tren kazası: 9 ölü, 18 yaralı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:54
  • Güneş05:02
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:54
  • Yatsı21:44
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık