Perinçek'ten çok tartışma yaratacak açıklama

Ana Sayfa » Güncel » Okumuş ameleler... Üniversite mezunu işsizler...

Okumuş ameleler... Üniversite mezunu işsizler...

İş bulamadıkları için işsiz kalan ya da ne iş bulursa yaşamını sürdürmeye çalışan üniversite mezunu ‘okumuş işsizler’ giderek artıyor. Peki bu gençler üniversitelere girdiklerinde ne hayal ediyorlardı? Hangi koşullarda ve psikolojide yaşıyorlar? Okul sonrasında iş konusunda ne gibi sorunlarla? Geleceğe bakışları ne?

 
3 Şubat 2015 Salı 12:03 
Yorum YapYazdır
 
 
Okumuş ameleler... Üniversite mezunu işsizler...

Trabzon’da bina yalıtımı işinde çalışan üniversite mezunu işsizler, bakın neler anlatıyor:

 

ŞANTİYENİN AMELİÇESİ!

Esen Berber, 25 yaşında. Kırklarelili. İki çocuklu ailenin küçük kızı. KTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden 2013 yılında mezun olmuş. Şuan aynı bölümde yüksek lisans eğitimi alıyor. Üniversiteden üç kız arkadaşımla birlikte yaşıyor. Dördü de farklı bölümleri okuyor. Yani hala öğrenci evinde kalıyor. Okulu kazandığında, her şeyin parayla ölçüldüğü rant dünyasının bir parçası olmadan, başarılı bir plancı olmayı hayal ediyordu. Okulu bitirdiğinde ise ilk düşüncesi, rantla kirlenmemiş bir belediyenin hala olup olmadığıydı. Ama hala küçük ilçe belediyeleri kirliliğe karşı onun için bir umuttu.

İş için Trabzon’daki planlama ofislerini yoklamış. Fakat kentte ofis sayısı bir elin parmağını geçmediği için sonuç alamamış. Trabzon Büyük Şehir Belediyesi’ne başvurmayı hiç düşünmemiş bile.  KPSS’den 95 bile alsa, belediyesinde dışlanacağından emin. Ona göre ‘’Malum, belediyelerdeki herkes birbiri ile akraba’’. Kendi mesleğinde iş arama çabası bu biçimde sona erince başka iş arayışına girmiş. KTÜ Teknokent’te bir 3 boyutlu baskı merkezinde işe başlamış. Kendisinden iki yaş küçük patronunun sosyopatik bir vaka olduğunu fark edip kalp çarpıntıları yaşayınca, “Bu maaşla garsonluk da yaparım” diyerek istifa etmiş.

Şu an bir inşaat şirketinde, su yalıtımı yapan bir ekibin içerisinde, kroki çizimleri yapan bir inşaat işçisi olarak çalışıyor. Aynı kaderi paylaşan arkadaşları gibi harç yaptığı, kürek salladığı da oluyor.  Kendisini “Şantiyenin Ameliçesi” olarak tanımlıyor. Şantiye ve okuldan arda kalan zamanda da çanta, cüzdan tasarımları yaparak gelir sağlamaya çalışıyor.

Bu işi sürekli olarak görmüyor. Hedefi aynı zamanda devam etmekte olduğu yüksek lisans eğitimini tamamlayıp, en azından yeni yetişen plancılara idealist planlama prensibini anlatabilmek.

Esen Berber, okumuş aydın bir işçi olarak ülkedeki işsizlik sorunu konusunda ne düşünüyor? İşte yanıtı: ‘’Pek çok siyasetçiye göre ülkemizde istihdam sorunu yok. Herkes halinden memnun... Herkesin çalışacak bir işi var. Tabi ki gerçek bambaşka. ..Bir de “Deneyimli eleman aranıyor” furyası var. Bir işçi ne şartlarda çalışırmış şimdi çok iyi anlıyorum. Bana çok şey öğretti. Bana sorarsanız özel sektörün bencilliğinin tek avantajı, gerçekten başarılı olanı değerlendiriyor olması. Ha bir de kamunun istihdamı var tabi, KPSS. Bu sınavdan yüksek not almış fakat eğitim hayatında hiçbir şey olamamış bir kimseye deneyim sorulmuyor nedense! Kamu sektörü artık genç beyinleri istihdam etsin, yoksa ilerlemek şöyle dursun kamu kurumları babadan oğula geçen beylikler haline gelecek’’

Bu kadar olumsuz koşullarda geleceğe nasıl bakıyor? İşte Esen Berber’in görüşleri:

‘’Kendi mesleğim açısından bakacak olursam kentsel dönüşüm projeleri sayesinde önüm epey açık. Köysel dönüşüme varana kadar önümüz açık gibi. Yani biz epey bir süre para ederiz. O günler gelene kadar birkaç nesle daha dönüştürme kelimesinin -kavramsal olarak bile- tamamen bozup tekrar yapmaktan ibaret olmadığını anlatabiliriz. Dilerim bir gün uygulamaya geçerler. Ülkeyi yönetenlere de kentsel dönüşümden sonra yapılan toplu konutların önümüzdeki 20 yıl içinde yeni bir kentsel dönüşüm alanı ilan edilecek kadar sağlıksız, asosyal ve estetikten uzak olduğunu söylemek istiyorum. Artık bilime kulak versinler. Avrupa bunu test etti ve hatasını anlayıp vazgeçti. Önümüzde yaşanmış örnekleri varken, aynı süreci tekrar yaşayıp mı ikna etmeliyiz kendimizi?’’

Esen, bitirdiği fakültede okuyanlara, “Pilavcı değil, plancı olun gençler” diye sesleniyor, “Sağlıklı” ve “eşitlikçi” bir ülke özlüyor. Bir çok genç gibi yurtdışına gitmeyi düşünüyor. Çünkü planlama alanında pek çok ülkenin Türkiye’nin önünde olduğunu vurguluyor.  Şöyle diyor Esen: ‘’Yurtdışında kendinizi plancı olarak tanımladığınızda karşıdakiler önünü ilikliyorlar. ‘Bakanım’ kelimesinin verdiği etkiyi yaratıyor yani. Tabi bu durum bakanlarının baktığı yere göre değişir’’

ATANAMAYAN ÖĞRERMEN AMELE

Burak Uzun, 31 yaşında. Bir kardeşi var. Anne ve babası emekli. Ailesiyle yaşıyor. BU yaşa karşın onların dar ekonomik olanakları içinde yaşamaya çalışıyor.  KTÜ Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği’nden mezun. Orta seviyede İngilizcesi var. Okulu isteyerek seçmiş. Hedefi iyi bir eğitimci olup nitelikli sporcular ve öğrenciler yetiştirmek. Atanıp öğretmen olmayı düşünüyor, ama o atanamayan 300 bin öğretmenden biri.

Okuldan sonra birçok iş aramış. İnternetten ve yüz yüze pek çok iş başvurusu yapmış. Fakat olumlu bir yanıt alamamış. Şu anda Esen’le aynı şantiyede su yalıtım işinde çalışıyor. Hedefim tekrar KPSS’ye girip, atanıp öğretmen olmak. Geçici olarak çalıştığını düşünüyor.. İşten elde ettiği gelirin bir kısmıyla KPSS kursu için de para biriktiriyor.

Türkiye’nin geleceğine karanlık bakıyor. Ülkenin geleceği için şöyle diyor Burak Uzun, ‘’Bu ülkenin geleceğini maç sırasında giden elektriğin hiç gelmeyip, maçın iptal olması gibi görüyorum’’

Kendi bölümünde okuyan üniversitelilerden ‘’KPSS gerçeğini hiç akıllarından çıkarmamalarını’’ öneriyor.

Özlemi ‘’Adil ve özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülke’’

SİYASET BİLİMCİ AMELE

Doğanay Hızal, 24 yaşında. Aydın bir ailenin tek çocuğu. Annesi emekli, babası heykeltıraş. Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden 2013 yılında mezun olmuş. Şu an KTÜ Tarih bölümünde yüksek lisans yapıyor. Bu yıl İngilizce hazırlık okuyor. Ailesiyle yaşıyor.

Okulunu isteyerek seçmiş.  ‘’Oldum olası genel olarak bilime, sanata ve felsefeye, özellikle de siyaset ve tarihe çok ilgi duydum. Liseye başladığım zamanlardan beri siyaset bilimi ya da uluslararası ilişkiler okumak istedim.’’ diyor.  KTܒde okuduğu için kendini şansı hissediyor. Çünkü hocalarının çoğu nitelikli insanlarmış.

Okulu kazandığında işinin zor olacağını biliyormuş. Hedefi insanlığa katkısı olan, üretken bir sosyal bilimci, akademisyen olabilmek.  Üniversiteyi bitirince pek çok gence olan şey ona da olmuş, kendi parasını kazanmak ve ailesine yük olmamak! Bu ruh haliyle akrabalarını da alarma geçirmiş. Hiç istekli olmasa da bir çağrı merkezinde bulmuş. Orada, çalışmak zorunda olan gençlerin suyunun sıkıldığını görmüş. Çalışanlar operatör şirketin müşterilerini teskin etmek ve kampanya satabilmek için uğraşıyormuş. ‘’O pandomime iki ay kadar dayanabildim, ki büyük çoğunluğu eğitim dönemiydi’’ diyor Doğanay Hızal.  Ardından bir film ve hediyelik eşya dükkanında 3-4 ay çalışmış.

Şu anda Esen ve Burak’la aynı yalıtım işinde çalışıyor. İşleri de geçici. İnşaat işini sürekli olarak düşünmüyor elbet de. Ancak yeni yalıtım işlerinin, hiç olmazsa bir süre daha kendilerini beklediğini söylüyor.

Ülkenin istihdam ya da işsizlik sorununa bakışı çok derin. Şöyle diyor:

’’Üretime dayalı bir ekonomik model izlemeyen, ufku ekonomik anlamda da dar olan ve sömürgeci güçlerin yol haritalarını izleyen bir hükümete sahibiz. Dolayısıyla istihdam sorununa çözüm bulabilecek, halkın ihtiyaçlarına göre istihdam yaratabilecek bir hükümetle karşı karşıya değiliz. Türkiye’nin önündeki en büyük sorun siyasi yöneticiler. Sömürgeci güçlerin politikalarını Türkiye şubesinde uygulamak için istihdam edilmişler. Yoksa ülkemizin istihdam olanakları ya da bu olanakları artırmak çok çetrefilli bir sorun değil’’

Doğanay Hızal her şeye karşın geleceğe umutla bakıyor. Ülkenin bağımlılık ilişkilerinin, hayal kırıklığına uğramış, üniversiteli işçi ya da işsiz bir kitle yarattığını söylüyor. ‘’Bu kitlenin karma bir niteliği var. Emekçi ama aynı zamanda orta sınıf alışkanlıklara da sahip. Fakat o bahsedilen cenneti bir türlü tadamamış, memnuniyetsiz’’ diyor ve sözü Gezi eylemlerine getirip gelecek adına şu yorumlarda bulunuyor: ‘’Haziran isyanında işte bu kitle tüm gövdesiyle sokaklardaydı. Ben de İzmit’te ve İstanbul’da eylemlere katıldım. Yaşadığım en çarpıcı ve öğretici süreçti. Bu genç kitle, halkın diğer kesimleriyle sağlam bir birliktelik örebilirse  -ki bu kesimler zaten günlük hayatta sürekli temas halinde- Türkiye bağımsız geleceğini avuçlarının içine alır. Che’nin dediği gibi gerçekçi olup imkansızı istemeye devam etmek lazım. Ülkeyi yönetenler bizlerin önerilerini değerlendirecek pozisyonda değiller’’

Doğanay Hızal, ‘’Bağımsız, laik ve sosyalizmi inşa eden bir ülke!’ özlüyor. Dünyayı ve farklı kültürleri tanımak için yurtdışı istiyor. ‘’Nitelikli tezler yazmak, tezlerini ve fikirlerini başka ülkelerde sunmanın en büyük hayali’’ olduğunu söylüyor

 

 
3 Şubat 2015 Salı 12:03 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1827 - Navarin Baskını. İngiliz, Fransız, Rus birleşik filosu, Yunanistan açıklarında Navarin'de Osmanlı donanmasını tahrip etti.
1905 - Galatasaray Spor Kulübü kuruldu.
1921 - Fransızlar'ın Anadolu'dan çekilmesi. TBMM ile Fransa hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Fransa adına Franklin Bouillon'un sürdürdüğü görüşmeler sonrasında, Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi.
1927 - Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı anlattığı 15 20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kongresinde otuz altı buçuk saat süren tarihi konuşması
1935 - Milliyetçi hükümete karşı Mao Zedung'un başlattığı ve bir yıl süren 6.000 millik Uzun Yürüyüş sona erdi. Mao önderliğindeki Birinci Öncü Ordu Yenan'a girdi.
1940 - Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 17.820.950.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman işgalindeki Sırbistan'da binlerce sivil öldürüldü: Kragujevac katliamı.
1942 - Ekmek karneleri dağıtılmaya başladı.
1944 - Sovyet Kızıl Ordu Belgrad'a girdi. Aynı gün Gestapo, Alman anti-faşist ve sosyal demokrat Julius Leber'i kurşuna dizdi.
1945 - Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen yahudilere karşı Arap Cemiyeti'ni kurdu.
1949 - Minik Vali olarak tanınan Ordinaryüs Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine başladı.
1954 - Britanya'da 51 bin liman işçisi greve gitti. Britanya'nın deniz ticareti yarı yarıya durdu.
1954 - Dünya Bankası genel sekreteri Türkiye'ye geldi. Genel sekreter "Türkiye ekonomik geleceği çok parlak bir ülkedir" dedi.
1959 - III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta düzenlendi. Türk grekoromen milli takımı şampiyon oldu. Türkiye 4 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya aldı.
1968 - Meksiko Olimpiyatları'nda serbest güreşte 78 kiloda Mahmut Atalay ve 97 kiloda Ahmet Ayık altın madalya kazandılar.
1968 - ABD'nin öldürülen başkanlarından John F. Kennedy'nin eşi Jacqueline Kennedy Yunanlı armatör Aristotle Onassis ile evlendi.
1978 - İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Ord.Prof. Bedri Karafakioğlu İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.
1980 - Yunanistan, NATO askeri kanadına yeniden girdi.
1982 - Bir gün önce anayasa metnini açıklayan MGK, devlet başkanı Kenan Evren'in anayasayla ilgili konuşmalarını eleştirmeyi yasakladı.
1984 - Bilkent Üniversitesi kuruldu.
1985 - 12. Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 50.664.458. İstanbul'un nüfusu: 5.475.982
1992 - Bingöl'ün Solhan ilçesi Hazarşah köyü yakınlarında, bir otobüsü durduran PKK militanları 19 yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü, 6 kişiyi yaraladı.
2002 - Sırbistan ile birlikte Yugoslavya'yı oluşturan Karadağ'da yapılan genel seçimlerde, devlet başkanı Milo Cukanoviç'in bağımsızlık yanlısı partisi meclis çoğunluğunu elde etti.
2008 - Ergenekon davası'nın ilk duruşması Silivri Cezaevi içindeki Adliye'de görülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:30
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:17
  • Akşam17:42
  • Yatsı19:11
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık