Trabzon Milli Eğitim'de katmerli skandal

Ana Sayfa » Çevre - Sağlık » OHAL'de fırsat, bu yasa da geçirildi

OHAL'de fırsat, bu yasa da geçirildi

15 yıldır adım adım yıkılan, coğrafyası tarumar edilen Türkiye’yi bundan böyle görülmemiş bir yıkım bekliyor. Bugüne kadar yaşanan yıkımlar ülke coğrafyasında büyük yaralar açmıştı ancak bundan sonra olacaklar öldürecek!

 
25 Ağustos 2016 Perşembe 00:54 
Yorum YapYazdır
 
 
OHAL'de fırsat, bu yasa da geçirildi

15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından alınan OHAL kararıyla Türkiye birçok yönden olağanüstü günler yaşamaya başladı. Siyasi ve sosyal yapıdaki savrulmalar ve altüst oluşlar birbirini izledi. Son bir ayda Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı dönüşümünü yaşayan Türkiye’nin yakın geleceğinin nasıl olacağı sorusu toplumun büyük bir kesiminin aklını kurcalamayı sürdürüyor. Belirsizlik ülke insanının zihnini esir almış durumda…

Bütün bunların ortasında yeterince tartışılamadan, üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanmadan Meclis’ten geçirilen yasalar, bu belirsizliği daha da derinleştiren düzenlemeler içeriyor…

Kısacası son 15 yıldır adım adım yıkılan, coğrafyası tarumar edilen Türkiye’yi bundan böyle görülmemiş bir yıkım bekliyor. Bugüne kadar yaşanan yıkımlar ülke coğrafyasında büyük yaralar açmıştı ancak bundan sonra olacaklar öldürecek!

Nasıl mı?

SABAHA KARŞI MECLİSTEN GEÇEN YIKIM TORBASI

Torba yasa olarak bilinen ve günlerdir darbe tartışmalarının toz dumanı arasında yeterince tartışılmadan Meclis’e sunulan “Yatırımların Proje  Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve  KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı” TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 19 Ağustos’ta sabaha karşı kabul edildi.

Tasarının kabul edilen 80 maddesi arasında, Türkiye’nin doğasını hiçbir yaptırım olmadan sermayeye koşulsuzca peşkeş çekecek olan düzenlemeler de yer alıyor.

Torba yasanın maddeleri arasında yer alan ve ülke coğrafyasının gerçekliğini yok edecek olan 75. Maddenin ayrıntılarına geçmeden önce bu konuda doğrudan ilgili olan iki ayrı bakanın son açıklamalarına bir göz atalım:

BAKAN ÖZHASEKİ: ‘ELBETE OTEL DENİZ KENARINA YAPILACAK’

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, geçtiğimiz hafta Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte, ‘Çevreyi put yapmışız. ÇED’de (Çevresel Etki Değerlendirme) milletin canına okumuşlar” dedi ve bundan sonra olacakları şöyle sıraladı:

“ÇED kuralları deyip, zulme dönüştürmüşler. Dünyanın her yerinde çevre korunarak yatırıma izin verilir. Biz put haline getirmişiz çevreyi. Bu taşkınlık da yatırımları engellemiş. Çevre yatırım dengesi lazım. Deniz kenarlarında 100 metre plan yapma yetkisi bize, Tabiat Varlıklarına ait. Elbette otel, deniz kenarına yapılacak. Tatile giden nereyi tercih ediyor, deniz kenarındaki oteli. Ama adamın burnundan getirirseniz kimse yatırım yapmaz. Arkadaşların kayalık yerlere de izin vermedikleri olmuş. Şimdi önünü açacaklarım var, dosyalarına epeyce baktım. İmzalayacağım. Halkın gitmediği, dağların arasından ulaşılabilen yerler var. Gidip yerlerine bakıyorum, helikopterle havadan bakıyorum. Önünün biraz açılması lazım. Ruhsatlarını vereceğim, gidip yapsınlar. Bazen de enerji santrali, kömürden nükleer santral deniz kenarına muhtaç. İstediğiniz kadar kızın ama elektrik üretmek zorundasınız. Bin, bin 300 mw santral projeleri var; köylü teyzeleri dizip bağırtıyorlar. O teyzeler masum ama arkasında başka planlar var. Kömür santrallarının önü açılmalı, ÇED’de sıkıntıları giderip rahatlatmak lazım. İşadamları en çok ÇED sürecinin uzunluğundan şikâyetçi. Önlem alıyoruz. 15 gün içinde yanıt gelmez ise ‘olumlu’ sayılacak. Bunun için yönetmelik ve tüzük değişikliği yeterli. Kapıda süründürmeyeceğiz yatırımcıyı.” (Hürriyet, 17 Ağustos 2016)

ÇEVRE BAKANI ÇED KONUSUNDA YALAN MI SÖYLÜYOR?

Türkiye’nin çevresinin emanet edildiği bir kurumun başında olan Bakan Özhaseki’nin yatırımcının önünde ‘engel’ olarak gördüğü ÇED uygulamasının geçmişine bakıldığında durumun hiç de öyle olmadığı ortaya çıkıyor.

ÇED sürecinin bırakın yatırımcıya engel olmayı, bilakis önüne gelen her projeye “ÇED olumlu” kararı vererek yıkımın önünü açan bir bakanlıkla karşı karşıyayız…

Türkiye’de 1993 yılından beri uygulanan ÇED süreci, 23 yıldır yalnızca ‘göstermelik’ olmaktan öteye gidemedi.

40 BİN PROJEDEN SADECE 32’SİNE ÇED OLUMSUZ VERİLMİŞ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün verilerine göre son 20 yılda ÇED Olumlu kararı verilen proje sayısı 2797. ÇED süreci gerekli görülmeyen projelerin sayısı ise 39 bin 649. 2013 tarihine ait olan bu rakamlara yüzlercesini daha ekleyebiliriz.

Buna karşın Bakanlığın son 20 yılda ‘ÇED olumsuz’ kararı verdiği proje sayısı ise yalnızca 32!

Yani 40 bine yakın projenin yalnızca 32 tanesi, onlar da büyük olasılıkla evrak eksiklikleri ve başvuru sürelerindeki aksaklıktan dolayı ÇED başvurusu “olumsuz” bulunmuş…

516 projeye ise “ÇED gereklidir” kararını veren bakanlık, her türlü tahribata karşın bu projeler için de gereğini yerine getirerek onay üretme yoluna gitmiş…

Yıkımları “büyüme” ve “kalkınma” yalanıyla meşrulaştıran projelerin doğaya ve yaşam alanlarına verdiği telafisi olanaksız zararlar bir yana, kamu kaynaklarının akılsızca heba edilmesi de cabası…

Bakanlığın verilerine bakıldığında, Bakan Özhaseki ya doğrudan yalan söylüyor, ya da olanları çarpıtıyor diyebiliriz…

ORMAN BAKANLIĞININ YABAN HAYATI KÖPRÜSÜ

Bakan Özhaseki’nin bu sözlerinin hemen ardından bir gün sonra bu kez de Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıklamaları geldi.

Bakan Eroğlu, yargı kararlarına rağmen büyük bir orman kıyımına neden olarak yapımı sürdürülen İstanbul’daki üçüncü köprünün bağlantı yollarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Kuzey Marmara Otoyolu’nda inşa edilen ‘yaban hayatı köprüsü’nün, Türkiye’de ilk olduğunu belirterek, “Köprünün tamamlanması ile Rumelifeneri Yaban Hayatı Geliştirme Sahasını ikiye bölen otoyoldan kaynaklanan habitat bölünmesinin önüne geçilecek” açıklamasında bulundu.

DOĞALMIŞ GİBİ YAPILARAK HAYVANLARIN EŞ BULMASI SAĞLANACAK

44 metre genişliğinde olacağı belirtilen ‘yaban hayatı köprüsü’nden, yaşam alanları yok edilen, habitatları parçalanan yaban hayvanlarının geçmesi bekleniyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, proje hakkında “22 metre genişliğinde 2 adet tüpten oluşan ve yaklaşık 12 milyon lira maliyetle inşa edilen ekolojik köprü sayesinde tel örgülerle yörede bulunan karaca, domuz, çakal, tilki gibi daha bir çok yaban hayvanı yönlendirilecek ve otoyolu karşıdan karşıya rahatlıkla geçebilmeleri sağlanacak” açıklaması yaparken, Bakan Eroğlu ise köprüde bitkilendirme çalışmaları yapılarak yaban hayvanlarının beslenme, barınma, eş tutma ve üreme gibi problemlerinin ortadan kalkacağını belirterek, “Ekolojik köprüde bitkilendirme çalışmaları yapılarak hem tabii ortam görüntüsü oluşturulacak hem de gürültü önlenecek. Bunun yanında yaban hayvanlarının yaşam alanlarından geçen yollar trafik kazalarını artırıyor, can ve mal kayıplarına sebep oluyor. Proje ile yaban hayvanlarının sebep olduğu trafik kazalarının da önüne geçilmiş olacak. Ekolojik köprü projelerini diğer otoyol projelerinde de uygulamayı planlanıyoruz” dedi.

DEFNENİN, KEKİĞİN KOKUSUNU UNUTUN, KOLONYA İLE İDARE EDİN

Çevrenin, ormanın, suyun, kısacası bir ülkenin geleceğinin emanet edildiği iki kurumun başındaki isimlerin açıklamaları gelecek açısından dehşet verici…

Son 20 yıldır “Tabii ortam görüntüsü verilmiş” mekânlara tıkıştırılan insanların trajedisini bundan böyle yaban hayvanları da paylaşacak.

Bu, insanlığın binlerce yıldır üzerinde yaşadığı coğrafya ile kurduğu bağın çözülmesi, gerçekliğe dokunmanın sonu demek.

Bu, defnenin, kekiğin, karaçamın, ardıcın, sedirin kokusunun yerine yalnızca kolonyasıyla yetinmek demek…

Bu, dünyanın en güzel alabalığının yaşadığı derelere, yeşil derili kurbağalara, yaşam dolu kuşlara veda etmek demek…

Bu, allı turnaları, yeşilbaşlı gövel ördekleri, kınalı keklikleri, bülbülleri, türküleri, masalları sonsuza kadar unutmak demek…

Bu, koca bir kültürün yaratıcısı, yaşamı gerçek kılan coğrafyaya, ülkeye, vatana, memlekete veda etmek demek…

Peki, gerçek hayata tümüyle veda etmeye hazır mısınız?

Gelelim Meclis’ten geçirilen Torba Yasa’da yer alan yıkım maddesinin ayrıntılarına…

Kabul edilen tasarının 75. Maddesi, Ekonomi Bakanlığı’nın ‘uygun’ gördüğü yatırım projelerine sınırsız teşvik ve birçok alanda denetimsizlik getiriyor.

YIKIMA GÖRÜLMEMİŞ DESTEK

Meclis’i işlevsiz kılacak olan düzenlemeyle, uygun görülen projelere kurumlar vergisi, gümrük vergisi muafiyeti, gelir vergisi stopajı teşviki,hazine arazilerinin 49 yıllığına bedelsiz tahsisi, yatırımın tamamlanması ve 5 yıllık istihdamın sağlanması halinde bedelsiz devri, proje çalışanlarının 10 yıla kadar sigorta primi işveren hissesinin ve 10 yıla kadar tüketilen enerjinin yüzde 50’sinin kamu bütçesinden  karşılanması, sabit yatırım tutarının finansmanında kullanılacak krediler için 10 yıla kadar faiz veya kâr payı desteği ya da hibe desteği sağlanması,nitelikli personel için 5 yıla kadar asgari ücretin aylık brüt tutarının 20 katına kadar ücret desteği,yatırım tutarının yüzde 49’una kadar edinilen payların 10 yıl içerisinde halka arzı veya yatırımcıya satış şartıyla yatırıma ortak alınması ve devletin alım garantisi vermesi mümkün olacak.

GERÇEK HAYATLA VEDALAŞMAYA HAZIR MISINIZ

Yine ‘uygun’ görülen, ‘stratejik gerekliliği ve aciliyeti’ bulunan yatırımlar, hukuki prosedürler, ruhsat, idari izin ve ÇED raporlarından muaf tutulacak.

Bu da bugüne kadar ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını koruma çabası veren insanların bu mücadelesinin önünü kesmeye yarayacak…

Toparlamak gerekirse, dünyanın en güzel coğrafyasının üzerinde binlerce yılda benzersiz bir kültür yaratan Anadolu, bu kültürü yaratan değerlerini sonsuza kadar yitirecek. Yaşamın sınırlı kaynağı, paranın süreli gücüne tahvil edilecek.

Bir zamanlar dağa taşa, suya ırmağa, kısacası yaşamın bereketine tapınan insanların yaşadığı bu güzel coğrafya yerlebir edildikçe,‘Çevreyi put yapmışız’ diyenlerin kendi putları birer dikilecek.

Tamamı bir açık hava tapınağı olan Anadolu coğrafyası, yalnızca paraya tapınanların eliyle yıkılacak…

Bu coğrafyanın insanı, belki de ilk defa elma kokusuna, çam kokusuna, cam gibi koylara, zümrüt yeşili yaylalara; kısacası gerçekliğe veda edecek.

Buna hazır mısınız?

Yusuf Yavuz
Odatv.com

 
25 Ağustos 2016 Perşembe 00:54 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:35
  • Güneş07:23
  • Öğlen12:23
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık