3 partinin ittifakıyla tezkere kabul edildi

Ana Sayfa » Medya Kritik » Namlı yandaş jöleliye dokununca kovuldu

Namlı yandaş jöleliye dokununca kovuldu

Akşam gazetesi yazarı Gülay Göktürk, “Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi?” başlıklı 9 Ocak tarihli yazı ile yandaş medyanın gündemini sarsmıştı. Bu yazı Göktürk’ün Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Akşam gazetesindeki son yazısı oldu.

 
13 Ocak 2016 Çarşamba 17:24 
Yorum YapYazdır
 
 
Namlı yandaş jöleliye dokununca kovuldu

Gülay Göktürk, yazısında hayli ağır ifadeler kullanmış ve Etyen Mahçupyan ile Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut arasındaki “faiz” tartışmasına dâhil olarak Mahçupyan’a destek vermiş ve Bulut’un cevabı için ‘pespayelik’ ifadesini kullanmıştı.

Göktürk kovulmasının ardından açıklamayı Medyaradar’a yaptı. Göktürk, “bu kadar toleransız olduklarını da hiç bilmiyordum. Benim için çok önemli değil de gidişat açısından önemli. Demek ki artık en ufak eleştiriye bile tahammül ve tolerans yok. Bu çok acı, çok da tehlikeli… Bu gidişat gidişat değil” dedi.

 

İŞTE O YAZI

 

En iyi malı bile şarlatan bir pazarlamacının eline verdiğiniz zaman vitrinde kalmaya mahkûm etmiş olursunuz.

Son zamanda bazı şarlatanlar başkanlık sistemini her derde deva bir kocakarı ilacı gibi prezante etmeye koyuldular.

Kürt meselemiz mi var? Ancak başkanlık sistemi çözer... 
Orta gelir tuzağına mı düştük, büyüme rakamları patinaj mı yapıyor? Başkanlık sistemi gelince çözülür. 
Paralel yapıyı tasfiye etmemiz mi gerekiyor? Onu da başkanlık sistemi çözer. 
Dış politikada sıkışıklık mı yaşıyoruz? Hele bir başkanlık sistemi gelsin, bakın nasıl çözer...

İşin acayip tarafı, bu söylemi tutturanların başkanlık sistemiyle sözünü ettikleri sorunların ne alakası olduğu; başkanlık sisteminin bu sorunları hangi özelliği sayesinde çözeceği ya da bu sorunların parlamenter sistemin hangi özelliğinden kaynaklandığı hakkında tek laf etme gereği duymamaları... Tabii o zaman yaptıkları kof propaganda da kendilerinden başka kimse üzerinde etkili olmuyor. Ama zaten onların dertleri de toplumu etkilemek değil, sadece bazı kişileri etkilemek...

Kariyerlerini sağlama almayı başkanlık savunusunda bütün rakiplerini geride bırakarak en öne geçmeye bağladıkları için, o bazılarına en “inanmış”, en sadık ve en yılmaz savunucu olduklarını gösterebilirlerse amaç da hasıl olmuş olacak. 
Etyen Mahçupyan “Başkanlık ekonomiyi de düzeltir mi?” başlıklı son yazısında gittikçe azıtan bu trendi eleştirme “küstahlığını” gösterdi ya, işte onlardan biri hemen havaya zıpladı. Türkiye’nin en saygın yazarlarından birine “yüzsüz” “sızdırılmış” “küresel sermayenin beslemesi” gibi ifadelerle saldırdı. Sadece Mahçupyan’a saldırmakla kalmadı, ısrarla daha başka “sızdırılmışlar” olduğunun da altını çizerek birilerine de aba altından sopa gösterdi.

Böyle kişiler hep vardı, hep de var olacaklar... AK Parti içinde de varlar, başka partilerin içinde de...

Eğer önemli bir titr taşımasaydı, sütunuma hiçbir şekilde sızamazdı ama ne yazık ki adının başında gülle gibi bir titr taşıyor ve bu durum hem AK Parti’nin itibarı, hem de başkanlık sistemi tartışmalarının selameti açısından ciddi tehdit oluşturuyor.

Düşünün ki, bu saldırı AK Parti’nin başkanlık sistemi tartışmasını en geniş kitlelere yaygınlaştırmak için bir atak başlattığı günlerde yapılıyor.

Bir yandan Sayın Cumhurbaşkanı, bir yandan Sayın Başbakan yüz binleri kapsayan arama konferansları yapmaya hazırlandıklarını söyler ve herkesi açık tartışmaya çağırırken öte yanda taşıdığı titr nedeniyle bağlayıcı konumda olan biri, yaptığı şey sadece bu çağrıya katılmak olan birine en ağır suçlamalarla saldırıyor.

İyi de, hani tartışacaktık?

İnsanlara “tartışın” diyorsak, onlardan daha ilk cümlede “küresel sermayenin beslemesi” suçlamasıyla karşılaşmaya göğüs germelerini bekleyebilir miyiz?

Mahçupyan için sorun yok; o böyle şeylere pabuç bırakmaz. Ama bu McCarthy’ci üslubun söyleyecek sözü olan başkaları üzerinde yaratacağı etkinin de düşünülmesi gerekir. Tartışma platformu daha henüz açılmışken zehirlenmesine, eleştirinin kriminalize edilmesine izin vermemek gerekir. Defalarca yazdım, ama bir kere daha altını çizeyim: Başkanlık sistemi pekâlâ parlamenter sistemden daha iyi bir sistem olabilir. Ama bu, nasıl bir model olduğuna bağlıdır... Ben kendi payıma, bu sistemin - eğer çıkabilecekse - iyi bir modelle çıkması için elimden geleni yapacak, 
aklıma takılan her soruyu soracak, her eleştirimi ortaya koyacağım. Herkese de bu tip göz korkutmalara gülüp geçmelerini salık veririm.

 
13 Ocak 2016 Çarşamba 17:24 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:22
  • Güneş06:03
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:48
  • Akşam18:24
  • Yatsı19:53
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık