Cemaatçiler 'Devletin Valisi'ni tekbir ve sloganla karşıladı!

Ana Sayfa » Medya Kritik » Mustafa Mutlu-Vatan: Uğur Mumcu, otopsi raporuna göre ak saçlı ve mavi gözlüymüş

Mustafa Mutlu-Vatan: Uğur Mumcu, otopsi raporuna göre ak saçlı ve mavi gözlüymüş

 
21 Ocak 2013 Pazartesi 08:25 
Yorum YapYazdır
 
 
Mustafa Mutlu-Vatan: Uğur Mumcu, otopsi raporuna göre ak saçlı ve mavi gözlüymüş

Üç gün sonra, katledilişinin yirminci yılında Uğur Mumcu’yu anacağız…

Bugüne kadar bu suikast hakkında çok şey yazıldı ancak hiçbiri eşi Güldal Mumcu’nun kronolojik bir akışla yazdığı “anı” kitabı kadar gerçekçi ve ışık tutucu olmadı.

Kitabı okurken bu cinayete dair çok şey bildiğimi sandığımı ama aslında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim.

Beni en sarsan bölümler ise, devletin bu konudaki ciddiyetsizliğine dair bölümler oldu.

Evet; devlet, devlet ve hükümet büyüklerinin verdiği “namus ve şeref” sözlerine karşın, bu cinayeti çözmemek için elinden geleni ardına koymadı!

Soruşturmayı yürüten savcılar neredeyse yılda iki kez değişti.

Kimi terfi ettirildi, kimi öldürüldü!

Ancak kitapta soruşturmayı üstlenen ilk savcı olan Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Ülkü Coşkun ile ilgili bir bölüm var ki; okurken, “Bu kadarı da olmaz” diyorsunuz… İşte o bölüm:

***

DGM Savcısı Ülkü Coşkun, bilgime başvurmak için 18 Şubat 1993 tarihinde gelmek istediğini avukatımız Emin Değer’e söylemiş, Emin Değer ve Uğur’un ablası Beyhan Gürson bana ilettiler. Tarihte anlaştık. Onların da bulunmalarını istedim.

Emin Bey ve Beyhan Abla sabah saatlerinde geldiler. Annem, babam ve ablam da bizdeydi. Uzun bir zaman da bizde kaldılar.

Ülkü Coşkun, bir bayan yazıcı ve bir beyle birlikte geldi. Merhabalaştıktan sonra ‘Uğur Bey’i tanıdığını, takdir ettiğini, hatta birlikte içki içerken resimlerinin bile olduğunu söyledi.

Uğur’un seneler önce anlattıklarını hatırladım:

12 Eylül döneminde bir gün, bir görüşme yapmak için sıkıyönetime gittiğinde, sanki geleceğini biliyormuş gibi koridorda karşısına Ülkü Coşkun çıkmış… Onunla bir görüşmesi olmamasına rağmen ısrarla odasına davet etmiş, öğle saati olmasına rağmen içki ikram etmek istemiş, Uğur’un ‘Ben içmem’ demesine rağmen ısrar etmiş ve hatta getirtmiş; nereden çıktığını anlamadığı bir şekilde bir fotoğrafçı gelip fotoğraflarını çekmiş.

Uğur, bütün bu olaylara hiçbir anlam veremediğini, gelince bana hayretle anlatmıştı.

‘Onu tanırdım’ diyen adamın yüzüne baktım. Sabırla konuşmasını dinledim. Uğur’u ne kadar çok tanıdığını, içki bile içmişliğini anlatırkenki yüz ifadesini izledim.

Ayakta yapılan bu konuşmalardan sonra masaya geçtik. Yazıcı bayan masanın başına daktilosunu yerleştirdi ve oturdu. Karşıma Ülkü Coşkun geçti, benim yanıma Beyhan Gürson, onun yanına Emin Değer oturdu.

Bana soru sormaya başlamadan önce Coşkun’a döndüm ve ‘Uğur’u tanıdığınızı söylediniz. Saçının rengini de biliyorsunuzdur. Saçları ne renkti? Beyaz mıydı, siyah mıydı?’ diye sordum.

‘Siyah saçlıydı’ dedi.

Öyleyse ne demeye saçlarını ak, gözlerini mavi yapan otopsi raporunu imzaladığını sordum.

‘Raporun altında üç kişinin daha imzası var. Onlara neden sormuyorsunuz?’ dedi.

‘Bu rapor sizin yönetiminizde ve sorumluluğunuzda düzenlendiği ve siz burada olduğunuz için size soruyorum. Gerekirse onlara da sorarız. Ayrıca üç kişinin daha imzasının olması siyah saçları ak, ela gözleri mavi yapmaz’ dedim.

‘Hanımefendi, insanların öldükten sonra nasıl değiştiğini bilemezsiniz. Ölüm insanı çok değiştirir’ diye yanıt verdi.

‘Otopsiyi o akşam yaptınız değil mi?’ diye ısrar ettim.

‘Yapmasa mıydık?’ dedi sinirli bir şekilde.

‘Yapıp yapmamanızı tartışıyor değilim. Ölümünden yaklaşık altı saat sonra bir rapor düzenlenmiş. Söyler misiniz bana hangi biyolojik olay, ölümden sonra saçları ak, gözleri mavi yapıp bir kişiyi böyle bir değişikliğe uğratır?’ diye sordum bu kez.

‘Bu bir ayrıntıdır.’

‘Ayrıntı önemlidir. En iyi bildiğimiz bir konuda bile yanlış yapılan bir raporun öbür satırlarına nasıl güveneceğiz?’

‘Hanımefendi, bu hususları ve güvensizliğinizi ifadenizde belirtirsiniz; ben de derhal istifa ederim.’

‘İstifa lafını ben değil, siz söylediniz. Ben sadece bizi rahatsız eden unsurları söylüyorum. Gerisi size kalmış bir şeydir. Ayrıca, bundan sonra okumadığınız raporların altına imza atmayın.’

‘İtimatsızlığınız varsa, diğerlerine de sorun.’

(../..)

Ülkü Coşkun tam çıkarken geri döndü ve masanın başına oturdu:

‘Güldal Hanım, üstüme gelmeyin. Namus borcumuz dediler, bugüne kadar hükümetin hiçbir üyesi dosyanın ne olduğunu bana sormadı. Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözer…’

‘Nasıl yani? Hani Amerikan filmlerinde izliyoruz, onun gibi mi?’

‘Evet.’

‘Ama bu söylediklerimi basına açıklarsanız yalanlarım Güldal Hanım.’

Hiçbir şey söylemedim. Sadece yüzüne baktım. Karşılıklı nezaket cümleleriyle Ülkü Coşkun’u yolcu ettik.”

***

Güldal Mumcu’nun bu kitabının yayınlanmasının üzerinden aylar geçti; ne ilginçtir ki devlet, tek satırını bile yalanlamadı!

Ve sonuçta üç gün sonra saygıyla anacağımız Uğur Mumcu’yu öldürtenler hâlâ bulunmadı!

Gelin, bu “devlet”e saygı duyun ve güvenin…

 
21 Ocak 2013 Pazartesi 08:25 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1784 - Erzincan'da meydana gelen depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
1821 - Mora İsyanı sırasında Monevasia şehrini ele geçiren Yunanlılar 3.000 Türk'ü katlettiler.
1829 - William Austin Burt, daktilonun ilk hali olan tipografı buldu.
1888 - Enternasyonal marşı, ilk kez Fransa'nın Lille kentinde işçiler tarafından söylendi.
1894 - Japon güçleriSeul kraliyet sarayını işgal etti ve Kore kralını tahttan indirdi.
1903 - Ford şirketi, ürettiği ilk arabanın satışını yaptı.
1908 - II. Meşrutiyet'in ilanı.
1911 - İstanbul'da, Aksaray Yeşiltulumba'da çıkan büyük yangında yaklaşık 300 ev hasar gördü.
1919 - Erzurum Kongresi yapıldı.
1919 - Mimar Muzaffer Bey'in eseri olan Hürriyeti Ebediye tepesi açıldı.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.
1932 - Alman mimar Hermann Jansen'in hazırladığı Ankara Planı onaylandı.
1939 - Hatay anavatana katıldı.
1951 - Paris Antlaşması (1951) yürürlüğe girdi.
1952 - Mısır'da Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Hür Subaylar Hareketi Kral Faruk'u devirdi ve monarşiye son verdi.
1960 - Türk Edebiyatçılar Birliği olağanüstü [toplantı] yaptı. Toplantıda Peyami Safa, Samet Ağaoğlu ve Faruk Nafız Çamlıbel, 27 Mayıstan önce baskı rejimi taraftarı oldukları gerekçesiyle birlikten çıkarıldılar.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.
1963 - Fransa nükleer denemeleri sınırlandırmak üzere Moskova'da yapılan "Deneme Yasaklama Antlaşması"na katılmayı reddeder.
1967 - Detroit, Michigan'da ABD tarihinin en kanlı ayaklanmalarından biri başladı. Olaylar sona erdiğinde, geride 43 ölü, 342 yaralı ve yaklaşık 1400 yanmış bina kaldı.
1974 - Kıbrıs'ta üç günlük harekatta 57 şehit, 184 yaralı ve 242 kayıp verildi.
1976 - Sismik-1 araştırma gemisi (Hora), İstinye Tersanesi'nden törenle Ege'ye açıldı.
1983 - Sri Lanka'daki Budist çoğunluk, yaklaşık 3.000 Tamili katletti. 400.000 civarında Tamil komşu ülkelere kaçtı. Olay Sri Lanka tarihine Kara Temmuz olarak geçti.
1986 - Prens Andrew ile Sarah Ferguson evlendiler.
1995 - Hale-Bopp kuyrukluyıldızının keşfi.
1996 - Aydın İdare Mahkemesi, Gökova, Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin çevreye zarar verdiği gerekçesiyle faaliyetlerinin durdurulması istemini kabul etti.
2000 - Yasemin Dalkılıç, sualtı sporları limitsiz dalışta 120, limitli değişken ağırlıkla serbest dalışta ise 100 metre ile iki dünya rekoru kırdı.
2005 - Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinin üç ayrı noktasında patlayan bombalar 88 kişinin ölümüne yol açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:52
  • Güneş05:01
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:45
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık