Seçmen adresini sorgulamak için TIKLA

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Moğolistan gezi yazısı

Moğolistan gezi yazısı

Moğolistan'da iki farklı ülke var gibi. Biri başkent Ulanbator ve çevresi, öteki uçsuz bucaksız bozkırlar, çöller, vahalar. Ve ikisindeki yaşam birbirine hiç benzemiyor. Cumhuriyet'ten Işıl Özgentürk yazdı..

 
24 Ağustos 2014 Pazar 09:27 
Yorum YapYazdır
 
 
Moğolistan gezi yazısı

 

“Ben gidiyorum” dediğimde dostlarım sordular: “Nereye?” Moğolistan’a! “Ne yapacaksın orada, ne var?” “Şimdilik sır dedim ama bir ipucu vereyim, Gobi Çölü’nde bir devenin izini süreceğim.”

Eh artık, sonsuz Gobi Çölü’nden geri döndüğüme göre, sırrımı açıklayabilirim. Bende bir yere gitme isteği çoğu zaman rastladığım bir fotoğraf, gördüğüm film, okuduğum bir hikâyeyle başlar.

Moğolistan için de öyle oldu. Bir belgesel izledim ve bir devenin peşine düştüm.

Filmin hikâyesi şöyle...

İtalya’da okuyan Moğolistanlı bir sinema öğrencisi bitirme sınavı için, Gobi Çölü’nde yaşayan göçebe Moğol deve çobanlarının hikâyesini çekmek için yola çıkar. Ekip Gobi Çölü’nde bir göçebe ailenin yanına yerleşir ve kameralar işlemeye başlar. Ve işte tam o sırada görkemli bir doğa olayı gerçekleşir, bir deve doğum yapar ama o da ne, doğan yavru devenin tüyleri kar beyazdır. Çünkü o albino bir devedir.

Anne, yavrusunu gördüğü an başını çevirir. Yavrunun tüm melemelerine kulak tıkayıp bırakın süt vermeyi yanına bile yanaştırmaz. Bu birkaç gün böyle devam eder. Ailenin güzeller güzeli gelini, anne deveyi okşayarak ikna etmeye çalışır ama nafile. Anne deve Nuh der peygamber demez. Öte yandan anne sütüne kavuşamayan yavru deve sürekli meleyip durur. Deve inadı diye boşuna dememişler.

Aile ne yapacağını şaşırır, bu arada film ekibi sürekli işbaşındadır. Yok, süt yok. Sonunda aile büyüğü yaşlı çoban çok ötelerde yaşayan bir Şaman getirmeye karar verir. Şaman türkü söyleyip anne deveyi ağlatacaktır. Ve deve ağladığı anda yavru yanına yaklaştırılacak, usulca annenin karnına doğru itilecektir. Bu durumda annenin süt vermemesi olanaksızdır. Ama ya vermezse…

Nihayet kilometrelerce uzakta yaşayan bir Şaman gelir. Ve tören başlar. Şaman çok eskilerden bir türkü tutturur. Bu öyle yanık, öyle dokunaklı bir türküdür ki anne devenin ağladığı görülür, o zaman gelin türküyü sürdürerek yavru deveyi anneye yaklaştırır, usulca onu annenin memelerine doğru iter ve anne deve hareketsiz durur ve yavru deve iştahla sütü emmeye başlar.

 

ü

İşte ben bu albino devenin izinden gitmeye karar verdim. Ve şansa bakın, kilometrelerce yol gittikten sonra, bir tepenin ardında diğer develerle birlikte keyif çatan albino bir deve gördüm. Mutlaka o deveydi.

Yarısı göçebe yaşamda Bir devenin izinden gitmek için önce Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’a uçtum. Ne olacak canım on saatlik bir uçuş. Gobi Çölü’ndeki 4x4’lerle yapılan ve 1500 kilometreyi bulan bir çeşit çöl rallisini saymıyoruz. Moğolistan yüzölçümü olarak çok büyük bir ülke (bizim iki mislimiz) ama nüfusu üç milyona yakın.

Ve bu nüfusun bir buçuk milyonu başkent Ulanbator’da yaşıyor. Geriye kalanlar ise her birinin arası en az elli kilometre olan gerlerde (Moğol çadırı) göçebe bir yaşam sürüyor. Ve ülkede tam 38 etnik grup var.

 

Rusya'nın eyaleti gibi

l Cumhuriyetle idare edilen ülkede, tüm etnik grupların kabul ettiği bir bayrak var. Bayrağın rengi ve üstündeki semboller Moğolistan’da hâlâ kıyasıya rekabet eden Şaman ve Budist öğretinin izlerini taşıyor.

Peki yetmiş yıl Sovyetler Birliği’nin en yakın komşusu olan ve komünist partinin çok güçlü olduğu bu ülkede bayrakta neden bir komünist simge yok. Vallahi bu konuda hiçbir şey bilmiyorum. Gobi Çölü’nün ortasına her şeyi kontrol eden muhteşem bir radar yerleştiren, yetmiş yıl boyunca yaptığı yatırımlar ve eğitim politikasıyla okur yazarlığı yüzde yüze ulaştıran Sovyetler Birliği anlaşılan bayrakla pek uğraşmamış. Bir not daha, bağımsızlık kazanıldığından bu yana yani yirmi yılda ne yazık ki, okuma oranı gerilemiş ve yüzde yetmişe düşmüş.

Biraz da mevcut bağımsızlık politikasına girelim. Çünkü ülkenin başkentinde, birkaç küçük kasabasında tüm yazılar Rusça. Budist dualar ise Tibetçe. Moğol alfabesine dönmek için bir referandum yapılmış ama halk böyle kalsın demiş. Ben bir duygumu aktarmak zorundayım, kendimi Rusya’nın bir eyaletinde dolaşıyor gibi hissettim.

 

Hapishanelerini elleriyle örmüşler

 


Ulanbator yeni kurulmuş bir başkent, her yerde Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın dev heykelleri ve hemen yanında Buda! Şaman Moğolistan’a Budizm 800 yıl önce girmiş ama kabul edilmesi 430 yıl önce. Yirminci yüzyıl başlarında komünist idarenin, feodal beylerle kıyasıya mücadelesi sırasında pek çok Budist tapınak tahrip edilmiş ve resmen hiç çalışmadan yaşayan Budist rahipler çalışmaya zorlanmış.

Şamanlar ise hep varolmuşlar. Rahiplerin tam tersi Şamanlar yol gösterici ve doğa koşullarında hayatta kalma becerisini insanlarla paylaşıyorlar. Sağlık hizmetlerinin çok uzağında yaşayan göçebe Moğollar için onlar güvendikleri sağlıkçılar. Ayrıca aralarında oluşan anlaşmazlıkları çözenler de Şamanlar…

Kentin çevresi “gerkondulardan” oluşmuş. 2000, 2011, 2012 yıllarında bozkırlarda müthiş bir kuraklık yaşanmış ve binlerce büyük ve küçük baş hayvan ölmüş. Göçebe Moğolların büyük bir kısmı her şeylerini yitirmişler. Ve Ulanbator’a büyük bir göç dalgası gelmiş. Bu yeni göç dalgasıyla gelenler önce özel mülkiyeti öğrenmişler. Bakmışlar olacak gibi değil, bizdeki gibi kentin varoşlarında, bir toprak parçasına kendi gerlerini kurmuşlar, sonra da bu gerin çevresini tel örgülerle kapatmışlar. Bir çeşit kendi hapishanelerini yapmışlar. Düşünün, çadırınız uçsuz bucaksız bir ovada, hayvanlarınız keyifle otlanıyor, gerin kadınları en güzel kımızları hazırlıyor ve sonra güneş batarken hep birlikte kımız içiliyor ve ayın doğuşu kutsanıyor. İşte öyle bir yerden birden dikenli tellerle çevrili bir hapishaneye düşüyorsunuz.

Ve inşaat sektörü burada da iş başında. Sovyetler zamanında yapılmış geniş alanların çevresi gökdelenlerle dolu. Rehberimize soruyorum, doktorların 400 dolar kazandığı bu ülkede bu gökdelenlerde kimler oturacak?

Yanıtı şu, bakır ve kömür madeninin çok bol olduğu, toprakları henüz kimyasallarla kirlenmemiş bu büyük ülkede elbette birilerinin gözü vardır. Ve şimdiden AVM’ler boy gösteriyor...

 

Ayaklandıran söz

Ulanbator’da sadece bir günümüz var. Hemen sonra 4x4’lerle Gobi Çölü’ne ve öbür Moğolistan’a doğru yola çıkacağız. Öyleyse hedef Moğolistan Ulusal Müzesi. Ulusal Müze’ye girerken kendi geçmişimize ait bilgilerle karşılaşacağım duygusu beni heyecanlandırıyor.

Çünkü Moğol tarihinin önemli bir kısmında Türkler daha doğrusu Göktürkler var. Müze bizi adım adım Moğolistan tarihinin içine sokuyor. Önce İÖ 3. yüzyılda kurulmuş Hun Devleti’yle başlıyoruz. Göçebe kabilelerin ilk kurduğu devlet Hun Devleti.

Hunlar Göktürklerin, Selçukluların, Büyük Moğol imparatorluğunun atası olarak biliniyor. 5. yüzyıldan itibaren Moğol kökenli Avarlar bu geniş coğrafyada hüküm sürmüşler. Yıl 552’ye kadar. Sonra ne olmuş?

Hikâyeye göre, 552 yıllarının başında Avarların egemenliği altında Altaylar bölgesinde yaşayan bir Türk boyunun başında bulunan Bumin, Avar karşıtı bir ayaklanmanın bastırılmasındaki çabasına karşılık Avar hükümdarının kızı ile evlenmek istemiş. Avar hükümdarından şöyle bir yanıt gelmiş: “Siz, bizim demircilik yapan adi kölelerimizsiniz, nasıl böyle bir şeye cüret ediyorsunuz?” Bumin bu sözleri çok onur kırıcı bulmuş ve ayaklanma başlatmış. Saldırı öyle güçlüymüş ki, yenilen Avar kağanı intihar etmiş. Ve Göktürk devleti kurulmuş. Elbette olay bu hikâyedeki kadar çekici değildir. Avarların yıkımına neden olan daha pek çok şey vardır. Olsun hikâye güzel.

Ve Göktürkler 200 yıl boyunca bu coğrafyada arada sırada kesintiye uğrasa da egemenliklerini sürdürmüşler. 745 yılında Uygurlar, Göktürk egemenliğine son vermişler. Ve Göktürkler aşağı doğru ilerlemeye başlamışlar ve ne güzel Anadolu’yu bulmuşlar. Ülkemin toprak zenginliğini, iklimini düşündükçe bu yenilgiye sevinmemek içimden gelmiyor. Bir an bu coğrafyada doğduğumu düşünüyorum; deniz yok, portakal yok, kiraz yok, yok oğlu yok...

Daha sonra Kırgızlar Uygarları bu coğrafyadan sürmüşler. Kitanlar da Kırgızlar ve yıl milattan sonra 1216 olmuş. Bu tarihte Cengiz Han ortaya çıkıyor. Bütün Moğolları birleştirerek Büyük Moğol İmparatorluğu’nu kuruyor. Sonrası daha karışık. Sonuçta Moğollar Rusya’nın da yardımıyla Çin ve Japon tehdidini geçiştirip ayakta kalmayı başarmış.

Çok fazla tarih anlattım. Şimdiye gelelim, 1996 yılına. O yıl ülkeyi yetmiş beş yıl aralıksız yöneten ve bu nedenle Guinness Rekorlar kitabına girdiği söylenen Devrimci Parti iktidarı kaybetmiş.

Ancak son seçimler bu ülkede geçmişi özleyenlerle, gözü kara bir değişimden yana olan liberaller arasında kıyasıya bir mücadele olduğunu gösteriyor.

Bakalım Moğolistan’da kim kazanacak? Müzenin Orhun anıtları bölümünde, üzerinde ilk Türk alfabesinin bulunduğu Orhun anıtlarının kopyaları var ve bu bölüm Türkiye Cumhuriyeti tarafından yeniden restore edilmiş, düzenlenmiş. Orhun anıtlarını daha sonra yerinde göreceğim ve sizlere anlatacağım için şimdilik hikâyemizi burada kesiyorum.

 

Teşekkür

Bu yazı dizisini hazırlarken, bilgilerinden ve gözlemlerinden fevkalade yararlandığım Moğolistan Günlüğü yazarı Yıldırım Büktel’e, Haramiler’den fotoğraf sanatçısı ve rehberimiz Teoman Cimit’e, albino deveyi gören ve resimleyen Nihat Karabiber’e, en güzel fotoğrafları çeken Gül Toparlar’a ve tüm grup arkadaşlarıma özellikle bir teşekkür borçluyum. Sağ olun. Dünyanın tüm renklerinde gene buluşalım.

YARIN: UÇAN ATLILARIN KOMUTANI CENGİZ HAN

 
24 Ağustos 2014 Pazar 09:27 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
20
13
5
2
44
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
7
Trabzonspor
20
9
3
8
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
20
6
6
8
24
14
Kayserispor
21
6
4
11
22
15
Alanyaspor
20
6
3
11
21
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:22
  • Güneş07:02
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:45
  • Akşam18:08
  • Yatsı19:38
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
13.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050717202627282938394244525456606572747578
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık