İşte Almanya seçimlerinin sonucu

Ana Sayfa » Medya Kritik » Milliyet'ten onurlu duruş, Erdoğan'a ders gibi yanıt!

Milliyet'ten onurlu duruş, Erdoğan'a ders gibi yanıt!

Derya Sazak: Haber doğruysa basarız, Başbakan'ın sözlerini üstümüze almıyoruz

 
4 Mart 2013 Pazartesi 11:33 
Yorum YapYazdır
 
 
Milliyet'ten onurlu duruş, Erdoğan'a ders gibi yanıt!

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Çözüme katkıda bulunacaksan, böyle bir haber yapmamalıydın. Böyle yapacaksan, batsın senin gazeteciliğin" tepkisine karşılık verdi. Sazak, yayımladıkları İmralı tutanakları haberini ve haberi yapan gazeteci Namık Durukan'ı savunurak, "Milliyet’in 62 yıllık tarihi böylesine altın sayfalarla doludur. Pusulamız şaşmaz: Haber doğruysa basarız! Sayın Başbakan’ın ‘Batsın böyle gazetecilik’ sözlerini üstümüze almıyoruz!" dedi.

 

Derya Sazak'ın "İmralı zabıtlarıyla tarih yazmak" başlığıyla yayımlanan (4 Mart 2013) yazısı şöyle:


İmralı zabıtlarıyla tarih yazmak

Türkiye gibi ‘haber cenneti’ ülkelerde gündem oluşturmak zor değildir.

Çoğu zaman gündeme konu olan haber ve başlıklar ‘sansasyonel’dir. Ertesi güne kalmaz, uçup giderler. 24 saat sonra kimse hatırlamaz bile. Arşivler böylesine ‘sanal’ yığınla gazeteyle doludur. Eskiden bunlar kâğıt olarak SEKA’ya giderdi. Çağ değişti artık ‘dönüşerek’ daha az ağaç kesimine yol açacak şekilde tasarruflu kullanılabiliyorlar.

Milliyet, 28 Şubat Perşembe günkü ‘İmralı zabıtları’ manşetiyle gerçek anlamda ‘gündem’ oldu.

Daha doğrusu, ‘gündem’de olan bir haberin ayrıntılarını okurlarla paylaşarak gazeteciliğin temeli olan ‘haber verme’, toplumu bilgilendirme işlevini hakkıyla yerine getirdi.

Ertesi gün, 1 Mart’ta ise medyada ‘her gazetecinin rüyası’ olan bir durum yaşadık.

Türkiye’de yayımlanan gazetelerin tamamında, televizyon ve internet sitelerinde tek bir haber vardı:

Milliyet’in ‘manşet’ten duyurduğu, İmralı’da Öcalan’la BDP heyetinin görüşmelerinin ‘notları’ medyanın tamamında yer alıyordu.

Sözcü’den Özgür Gündem’e, Zaman’dan Birgün’e, Cumhuriyet’ten Yeniçağ’a, Star’dan Sabah’a, Hürriyet’ten HaberTürk’e, Radikal’den Posta’ya, Akşam’dan Yurt’a tüm gazeteler ‘sözleşmiş’ gibi Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmenin zabıtlarını yayımladılar.

Neden böyle oldu?

Çünkü haber, basit bir ihtiyacı karşılıyordu. İmralı’da neler olup bittiğini merak eden toplumu bilgilendiriyordu.

30 yılda 50 bin yurttaşımızı kaybettiğimiz Kürt sorununun barışçı çözümünde cesaret verici adımlar atılırken, çatışmaları durduracak, PKK’nın silah bırakmasına ortam hazırlayacak görüşmeler sürecinde İmralı’da hükümlü Öcalan’la doğrudan temas kurulmuştu. Görüşmenin tarafı 3 BDP’li milletvekili adaya giderek Öcalan’la buluşmuşlardı.

Milliyet, 23 Şubat tarihli görüşmenin notlarını ele geçirdi.

Ve yayımladık.

28 Şubat tarihli gazetedeki haberi ise tüm medya Milliyet’ten alıntı yaparak okurlarına duyurdu.

Böylece cuma günkü tirajımız refikimiz olan gazetelerin de katılımıyla Türkiye’de günlük toplam 5.5 milyon adede ulaştı.

Çevreye saygımız adına sevindik.

Daha fazla gazete basmamıza gerek olmaksızın en yüksek okura eriştik.

Öteki gazetelerin kâğıdından yararlanarak yeşili de korumuş olduk.

Muhabirin yükselişi

Aslında böyle zamanlarda ‘gazetecilik adına’ seviniyoruz. Ve biz de başka gazetelerde çıkan, gerçek ve topluma yararlı olacağına inandığımız haberleri ‘kaynak’ göstererek Milliyet’te kullanıyoruz. Ancak bunu yaparken ajans, gazete, televizyon ayrımı yapmadan mesleki saygıyı, muhabir emeğini yücelterek, haber kiminse onun adını veriyoruz. Zaten aksi etik dışı olur. İntihal/çalıntıya girer.

Kimi meslektaşlarımız Milliyet’te başarılarıyla kendisini yıllardır kanıtlamış olan arkadaşımız Namık Durukan’ın haberini ‘gazetecilik’ ürünü saymak yerine ‘kim sızdırdı?’ tartışmasından hareketle Milliyet’i yıpratmaya çalıştılar ama Cumhuriyet gibi geleneği olan kurumlar, özden uzaklaşıp ‘isim vermekten’ neden kaçındılar anlayamadım?!

Haberi, ‘Paris cinayetinden daha büyük bir sabotaj’ olarak gören ‘resmi gazeteciler’ bu olasılıklardan sadece birisine değinmediler:

O olasılık, bütün o komplolar dışında ‘haberin bir muhabir tarafından çıkarılmış’ olduğu gerçeğiydi.

Gazetecilik hayli zamandır dibe vurduğu için doğal olarak ‘haberci’nin adı da, değeri de unutuldu!

Akla her türlü komployu getirenleri, 28 Şubatvari yöntemlerle ‘andıçlayanları’ daha fazla yormamak için basit gerçeği açıklıyorum:

Namık Durukan’ı Ankara Büro’da ve Milliyet’te yayın yönetmenliği yaptığım 1995-98 yılları arasındaki dönemden bu yana tanıdığım için Fikret arayıp, ‘Namık, İmralı görüşmesinin tam metnini almış’ dediğinde sayfayı hazırlamaya başladık.

Milliyet Yayın Yönetmeni Yardımcısı Umut Alphan, Yayın Koordinatörü Tahir Özyurtseven metni okudu ve manşeti attık. Çünkü Namık’a kendim gibi güveniyordum.

Onu 28 Şubat sürecinde generallere karşı korumuştum!

Beni hiçbir zaman yanıltmadı!

Ankara Büro Şefimiz Serpil Çevikcan’a da gazete baskıya girene dek başlık ve spotları, metni noktası virgülüne okuduğu için teşekkür ediyorum.

Namık’ı bir kez daha kutluyorum. Bu yıl ödülleri toplayacak!

İtiraf ediyorum, ‘İmralı Zabıtları’ başlığı bana aittir! Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) üyesi kıdemli bir Meclis muhabiri olarak mesleğe başladığım yıllarda okuduğum İstiklal Savaşı’nı yöneten Birinci Meclis’e ait, ‘Gizli Celse Zabıtları’ kütüphanemde baş köşede durur. Üstadımız Altan Öymen gibi ‘eski Meclis Türkçesiyle’ konuşmayı, ‘Beyefendi’ demeyi severim. O an aklıma ‘zabıtlar’ geldi.

Evrensel ilkeler

Milliyet’in 62 yıllık tarihi böylesine altın sayfalarla doludur.

Pusulamız şaşmaz:

Haber doğruysa basarız!

Sayın Başbakan’ın ‘Batsın böyle gazetecilik’ sözlerini üstümüze almıyoruz!

Milliyet gazetesi, Demirören ailesiyle yeniden doğdu.

Bu grubun ‘ülke ekonomisinin gücüne, iyiliğine ve sevgisine’ olan bağlılığı tartışılmaz.

Yayın politikamızı Abdi İpekçi’den bu yana, ‘Doğru haber, nesnellik ve dengeli gazetecilik’ oluşturur.

Kürt sorununun barışçı çözümünden yanayız.

Milliyet’ten köşesinde bu konuda ‘taraf olduğumuzu’ açıklamıştım.

Tereddüdü olanlar ‘Siyaset Günlüğü’ köşesinde 20 yıldır yazdıklarıma baksınlar. Hasan Ağabey’in (Cemal) ömrü de bu sevdayla geçti.

Bizi hedef gösterenlere evrensel gazeteciliğin en saygın ödülüyle anılan Pulitzer’in ilkelerini hatırlatıyorum:

‘’Korkmayın! Ancak bir dosyaya el atmadan önce, mutlaka haklı olduğunuzdan emin olun! Bir uçtan ötekine geçmeyin ve büyük bir titizlikle tarafsız, bağımsız ve adil davranmaya dikkat edin.’’

Namık’ın haberi doğrudur.

Aksi kanıtlanırsa mesleği bırakmaya hazırım.

Saygılarımla.

 

 
4 Mart 2013 Pazartesi 11:33 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:22
  • Güneş06:03
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:48
  • Akşam18:24
  • Yatsı19:53
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık