SEÇMEN ADRESİNİ SORGULAMAK İÇİN TIKLA

Ana Sayfa » Güncel » ''Milli eğitim şura kararları cumhuriyete karşı darbedir!''

''Milli eğitim şura kararları cumhuriyete karşı darbedir!''

Eğitm >iş Sendikası tarafından yapılan Milli Eğitim Şurası değerlendirmesinde, ''Şura kararları demokratik, laik, bilimsel eğitim devrimlerini tasfiye edici niteliktedir. 19. Milli Eğitim Şurası yandaş sendika, yandaş örgütlerin delegasyon hâkimiyetiyle çağdaş ve bilimsel eğitimden geriye kalan kazanımları baltalamaya yönelik olmuştur'' denildi. Açıklamada, '' Din dersinin ilkokul 1-2 ve 3. sınıfta zorunlu hale getirilmesi, zorunlu Osmanlıca dersi, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin yeniden düzenlenmesi gibi kararların Cumhuriyet devrimlerine bir darbe girişimidir'' görüşü savunuldu.

 
13 Aralık 2014 Cumartesi 11:33 
Yorum YapYazdır
 
 
''Milli eğitim şura kararları cumhuriyete karşı darbedir!''

19. MİLLİ EĞİTİM ŞURASININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Antalya’da geçtiğimiz hafta sonunda tamamlanan 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan birçoğunun demokratik, laik, bilimsel eğitim devrimlerini tasfiye edici niteliktedir. 19. Milli Eğitim Şurası yandaş sendika, yandaş örgütlerin delegasyon hâkimiyetiyle çağdaş ve bilimsel eğitimden geriye kalan kazanımları baltalamaya yönelik olmuştur.

MEYDAN OKUMA VE DARBE GİRİŞİMİ
Din dersinin ilkokul 1-2 ve 3. sınıfta zorunlu hale getirilmesi, zorunlu Osmanlıca dersi, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin yeniden düzenlenmesi gibi kararların Cumhuriyet devrimlerine bir darbe girişimidir. “Bu Cumhuriyet’e cumhuriyetçilere, Atatürk’e ve O’nu savunanlara bir meydan okuma ve ‘Biz kademe kademe bunu yaparız’ mesajıdır.


İTAATKAR NESİL, ATATÜRK’E TIRPAN
Din dersinin ilkokul birinci sınıftan itibaren zorunlu hale getirilmek istenmesinin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.sorgulayan, yargılayan, takip eden, baş kaldıran bir anlayışın oluşmaması için bir dayatma yapılarak itaatkar bir nesil yaratılmaya çalışılıyor.Osmanlıca dersinin zorunlu hale getirilerek harf devriminin yumuşatılmaya çalışılıyor.İnkılap Tarihi dersinin yeniden düzenlenmesiyle Atatürk’de tırpanlanmaya çalışılıyor.


BİLİMSEL EĞİTİM TEMELLİ KARARLAR UYGULANMIYOR
19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan ve uygulanıp uygulanmayacağına Milli Eğitim Bakanlığı’nın karar vereceği kararları 17 ve 18. Milli Eğitim Şuralarının 19. Şura’da alınan kararların altyapısı niteliğindedir.. Gerici, rantçı, dayatmacı eğitim sisteminin tohumları 17. şurada itibaren atıldı şuralarda alınan kararlardan bilimsel olmayan, din temelli konular yaşama geçirildiği, bilimsel eğitimi temel alan kararların ise uygulanmadı.Günümüzde uygulanan 4+4+4 eğitim sisteminin 18. Şura’da alınan bir karardır. 18. Milli Eğitim Şurası“28 Şubatın rövanşını alma, demokratik, çağdaş, laik, eğitim sistemini dinamitleme, ilk dinamiti patlatma” dır.

 


BİLİMSEL DAYANAĞI OLMAYAN KARARLAR
Türkiye’de siyaset dini temeller üzerinden götürülürken, eğitim de dinselleştirildi.  Manevi değerler üzerinden kirli politikalar ve rant kaygısı taşıyan AKP ve onun taşeronları ciddi anlamda mazlum halkın inanç değerleri üzerinden sömürü yapıyor. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin 1-2 ve 3. Sınıflarda okutulmasında, somut öğrenme dönemindeki çocuklara soyut kavramlar öğretmeye kalkmanın hiçbir bilimsel dayanağı yok. Milli Eğitim Bakanlığı ve onun taşeronluğunu yapan sendikalar ve oradaki delege arkadaşlar maalesef iradelerini birilerine teslim etmiş görünüyorlar. Aslında doğruyu onlar da biliyorlar ama burada ciddi anlamda bir dayatma, çocukları kuşatma var.

İTAATKÂR NESİL YARATMA ÇABASI
Bilim insanları “O yaştaki çocuklara bu eğitimi verdiğinizde bir kaygılanma süreci yaşarlar ve dönem içerisinde paranoya dediğimiz sürece girerler” diyor. Çocuğa nasıl anlatacaksınız? Sofraya otur ekmek dökme, ekmek nimettir, dökersen ellerin yanar, cehennemde yanarsın, günahtır. Allah seni her yerde izliyor, kötü şeyler yapma gibi… O yaştaki çocuk her hareketinin çok yüce bir gücün izlediği düşüncesine kapıldığında kendini kuşatılmış hissedecek. Bu büyük bir sıkıntıdır. 
Gezi direnişini yaratan o ruhu küçük yaşlarda hapsetmek, mahkum etmek için,  sorgulayan, yargılayan, takip eden, baş kaldıran bir anlayışın oluşmaması adına bu sistem dayatılmıştır. İtaatkar bir nesil yaratılmaya çalışılıyor. Şura’da matematik, fen bilimleri gibi alanlara ciddi anlamda uzak kalınmış, sayısal değerlerle ilgili olarak çocukların fobisini yenmekle ilgili hiç önerge verilmemiştir. Buna karşılık birinci sınıfta din eğitiminin zorunlu hale getirilmesi, itaatkar bir nesil yaratma çabasının ürünüdür.


HARF DEVRİMİ YUMUŞATILIYOR
18. Milli Eğitim Şurası’nda Türkçenin ciddi anlamda öğrenilmesi, öğretilmesi ve kullanılmasına vurgu yapılırken, 19. Şura’da Osmanlıca dersini zorunlu hale getirmeye çalışıyorsunuz.  Önce gündeme almayalım deniyor, sonra oylanıyor ve reddediliyor. Buna rağmen tekrar oylanıyor. Garip şeyler oluyor. Kurul başkanına bloknotla bir yazı geliyor. Tekrar gündeme taşınarak hayata geçiriliyor. Bunların talimatla gerçekleştirildiği, arkasında hiçbir bilimsel gerçeğin olmadığı ortada. Arapça din eğitimini tamamlama ve bir anlamda Türkçeyi yozlaştırma adına Osmanlıcanın konulduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen harf devriminin yumuşatılması, devrim yasalarına yoklama çekilmesi olarak da değerlendirebiliriz.  Karma eğitimin kaldırılması gündeme alınmadı ama ciddi anlamda tartışıldı, önerge verildi.  Bunun düşünülmesi dahi bugün demokratik, laik, çağdaş, bilimsel eğitimle bağdaşmayan olaylardan birisidir.

BİLİMSEL EĞİTİM DEVRİMLERİ TASFİYE EDİLİYOR
Önceki Milli Eğitim Şuralarında alınıp uygulanan kararları incelediğimizde, bilimsel eğitimden uzak kararların uygulandığı gibi bir tablo var önümüzde. Bunu, “bakanlık şura kararlarından cımbızlama yaparak karar seçip uyguluyor” şeklinde değerlendirebiliriz. Şura kararları tavsiye niteliğindedir ama cumhuriyet değerlerini, demokratik değerleri tasfiye etme yeri değildir orası. Ne yazık ki 18. ve 19. şuralar ne yazık ki böyle olmuştur. Şura’dan çıkan tavsiye kararları demokratik, laik, bilimsel, eğitimde yapılan devrimleri tasfiye edici nitelikte olmuştur.

BAKAN TALİMATLA HAREKET EDİYOR
Şimdi Milli Eğitim Bakanı elbetteki danışacak. Yerine göre talimatlar alacak ve ona göre hareket edecek. Bazı ifadelerinden anlıyoruz ki içine sinmiyor fakat talimatla hareket ettiğinden bunların hayata geçeceği anlaşılıyor.  Öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin biraz daha soluk alacağı konularda ‘Bu zaten tavsiye kararıydı, ekonomide de sıkıntılar var. Bunları hayata geçiremiyoruz’ denilecek ama Osmanlıca dersinin zorunlu hale getirileceğine ve turizm meslek liselerindeki kokteyl hazırlama dersinin kaldırılacağına inanıyorum. Hayata geçirilmesini coşkuyla istedikleri konular kısa vadede hayata geçecek. Çünkü bu kendi tabanlarına verdikleri bir mesajdır.


“ATATÜRK’ÜN LİDERLİĞİNİ TIRPANLAYACAKLAR”
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin yeniden düzenlenmesi yönünde alınan karar da yine bazı konuları yumuşatma, esnetme ya da kendi istedikleri gibi yorumlama isteğinin ürünüdür. Kuvayı milliye ruhunu, emperyalizme karşı verilen mücadeleyi, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğini, okun ikinci adamı İsmet İnönü’nün liderliğini mutlaka tırpanlayacaklar ve bunun adına da düzenleme diyecekler. Ya da “Bilgi kalabalığı oluyor, böyle şeylerle doldurmayalım çocuklarımızın aklını, sınavlar var” diyecekler. Orada da bir esnetme, yumuşatma, tırpanlama, yapacakları aşikar.


İKTİDAR KENDİ DİN ANLAYIŞINI ÇOCUKLAR ÜZERİNDEN DAYATIYOR
İktidarın örtülü gündemi seçmeli dersler üzerinden kendini göstermiştir. İktidar, eğitim ordusu, geleceğimizin teminatı çocuklarımız üzerinden kendi anladığı gibi din anlayışını dayatmakta ve derinleştirip yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Osmanlıca dersinin zorunlu hale getirilmesinin,  turizm meslek liselerinde kokteyl hazırlanışının kaldırılmasının, özellikle de din dersinin birinci sınıftan itibaren zorunlu okutulmak istenmesinin temelinde hep bunlar vardır.


BİLİMSEL EĞİTİMİ BALTAMAYA YÖNELİK BİR ŞURA
Kendisini sendika, demokratik kitle örgütü yerine koyan kurumlara da bir serzenişte bulunmak gerekiyor. İktidara yaslanmış kimliklerini dayatarak kendi kafalarındaki düşüncelerini ortaya koyuyorlar. Bu sendikacılığa ve demokratik kitle örgütü olma vasfına önemli derecede haksızlık ve hakaretti. Yandaş sendika, yandaş örgütlerin delegasyon hâkimiyetiyle çağdaş ve bilimsel eğitimden geriye kalan kazanımları baltalamaya yönelik bir şura olmuştur. 18. Milli Eğitim Şurası, iktidarın ve iktidara yakın örgütlerin 19. Milli Eğitim Şura kararlarının ön sayfasıdır diye düşünüyoruz. Bu da hakikaten somut bir şekilde ortaya çıkmıştır. Biz Eğitim-İş ve Birleşik Kamu-İş olarak hem sınıfsal çıkarlarımızı hem cumhuriyetimizin eğitim devrimlerini ve kazanımlarını savunmaya devam edeceğiz.


TEKLİ EĞİTİM HAYALİ
Yine tekli eğitime geçişten söz ediliyor. Böyle bir hayal kuruluyor. Oysa 8 yıllık kesintisiz eğitimde bu düzene geçmeye ramak kalmıştı. Her şey yolundaydı ama 28 Şubat kararlarıyla rövanş hırsı bunu baltaladı. 4+4+4’ün gelmesiyle tekli eğitime geçiş süreci baltalandı. Çünkü şu anda 4+4+4’ten kaynaklı olarak tekli eğitim veren okullarımızda da ders yükü ve öğrenci sayısının fazlalığı nedenleriyle ikili eğitime geçmek zorunda kalındı. Milli Eğitim Bakanlığı bilimsel, çağdaş eğitim için strateji mi yaratmaktadır yoksa mazlum halkın inanç değerleri üzerinden yine o halkın çocuklarını mı şekillendirmek istemektedir? Bunu sorguluyor ve ciddi anlamda buna bir yanıt bekliyoruz. 
Demokratik haklarını kullanan çocuklarımıza müdahale ediliyor, bir basın açıklaması dahi yaptırılmıyor. Halkın çocuğunun ağzına gem vuruyorsunuz, iktidar sahiplerinin çocuklarına ise gemi alıyorsunuz. Bu da herhalde ne kadar ahlaklı siyaset yapıldığının, yönlü tutum izlendiğinin göstergesidir diye düşünüyoruz.


CUMHURİYET DEVRİMLERİNE DARBE GİRİŞİMİ
Din dersinin ilkokul 1-2 ve 3. sınıfta zorunlu hale getirilmesi, Osmanlıca dersinin zorunlu olması, inkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin yeniden düzenlenmesi gibi kararlar Cumhuriyet devrimlerine bir darbe girişimidir. Keşke “Bu ifade ağır oldu, haksızlık ediyoruz” diyebilsek.  Bunlar hem Tevhidi Tedrisat yasalarına hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne hem hukuk içtihatlarına hem de demokratik kitle örgütlerinin yapısına aykırıdır. Aykırı olmayan hiçbir yeri de bilimsel yanı da yok.


CUMHURİYETE, ATATÜRK’E MEYDAN OKUMA
Biz sendika olarak orada İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin adının  “Atatürk’ün İlke ve Devrimleri” diye değiştirilmesini istemişken, bunu sert bir şekilde laf kalabalığına getirip “Siz bunu mu istiyorsunuz. O zaman bu dersi bir düzenleyelim” noktasına gelmiştir komisyon. Bu bir meydan okumadır. Cumhuriyet’e cumhuriyetçilere, Atatürk’e ve O’nu savunanlara bir meydan okumadır. Sadece o değerlere saldırı, gözdağı vermek değil. “Biz kademe kademe bunu yaparız” mesajıdır aynı zamanda. Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözleri de bunun üzerine sos olmuştur. Şuradaki tavsiye kararlarının özellikle din içerikli olanlarının hayata geçeceğini tahmin ediyoruz. Bizim dinle, insanların inançlarıyla hiçbir problemimiz yok ama çocuklarımız üzerinden, onların inançları, ailelerinin inançları üzerinden kirli siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz.

ATATÜRK’ÜN DİNLE İLGİLİ BİR KAYGISI YOKTU
Büyük Önder Atatürk’ün de böyle bir kaygısı yok. Yıllar önce söylemiş: Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime ve gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Dinimiz akıla karşı ilerlemeye engel olacak hiçbir şey içermiyor. Oysa Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Türk milleti içinde daha karışık yapmacık ve batıl inançlardan oluşan bir din daha vardır. Ancak bunları benimsemiş olan cahiller ve acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar aydınlanmanın ışığına yanaşmazlarsa kendilerini mahvolmaya mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız. 
Mazlum halkın çocuğu ve inançları üzerinden rantçı, sömürücü, neoliberal bir politika yapan iktidara da şunu söylemek istiyorum: Olsun da aldırma yaradan yardır, sanma ki zalimin ettiği kardır. Mazlumun ahı indirir şahı, her şeyin bir vakti zamanı vardır.

 
13 Aralık 2014 Cumartesi 11:33 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
22
7
8
7
29
9
Bursaspor
22
8
4
10
28
10
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
11
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
12
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
13
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:12
  • Güneş06:52
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:51
  • Akşam18:16
  • Yatsı19:46
 
Tarihte Bugün
1618 - Sultan I. Mustafa tahttan indirildi ve yerine II. Osman padişah oldu.
1658 - Danimarka ve İsveç arasında Roskilde Antlaşması imzalandı.
1815 - Napolyon Bonapart Elba'dan kaçtı.
1848 - Fransa'da ikinci cumhuriyet ilan edildi.
1870 - New York'ta ilk metro çalışmaya başladı.
1910 - İstanbul'da ilk solcu gazete "İştirak" yayımlanmaya başladı. Gazete Hüseyin Hilmi tarafından çıkarıldı.
1925 - Fransızların yönetiminde bulunan tütün rejisinin (tekelinin) 1 Mart 1925'den itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi.
1934 - İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen "kafes"lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.
1936 - Fatih-Harbiye tramvayı Beyoğlu'nda devrildi; iki kişi öldü, 30 kişi yaralandı.
1943 - İstanbul'da Varlık Vergisi'ni ödemeyen 160 kişi Aşkale'ye gönderildi.
1944 - Hükümet aile sahibi olan memurlara onar lira ikramiye verilmesini kabul etti.
1950 - Milli güreşçi Yaşar Doğu Lahor'da Pakistan şampiyonu Kala'yı bir dakikada tuş etti.
1952 - Winston Churchill, Birleşik Krallık'ın atom bombasına sahip olduğunu ilan etti.
1967 - Amerika Birleşik Devletleri 25 bin askerle Vietkong'a saldırıya geçti.
1976 - Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında "Savunma İşbirliği Anlaşması" imzalandı.
1985 - Tarık Akan 35. Berlin Film Şenliğinde" Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Ödül Zeki Ökten'in yönettiği Pehlivan adlı filmdeki rolüyle verildi. Ancak, Tarık Akan pasaport verilmediği için ödül almaya gidemedi.
1988 - İşkence, İnsanlık dışı ve Küçültücü Davranışların Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylandı.
1990 - Sandinistalar Nikaragua seçimlerinde yenilgiye uğradılar.
1991 - Saddam Hüseyin Bağdat radyosunda yaptığı açıklamada Irak ordusunun Kuveyt'ten çekildiğini duyurdu.
1992 - Hocalı Katliamı Azerbaycan'ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar 613 Azeri'yi öldürdü.
1992 - 200 metre uzunluğunda tünel kazan 11 tutuklu Kayseri Cezaevi'nden firar etti.
1993 - New York'ta bulunan World Trade Center'in altındaki otoparkta bir kamyonda meydana gelen patlamada 6 kişi öldü, binden fazla yaralı var.
1997 - Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, Başbakan ve RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiği belirtildi
1998 - Nutuk Rumcaya çevrildi.
1999 - İran'da 1979 İslam Devrimi'nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'yi destekleyen ılımlı adaylar Tahran belediye meclisindeki 15 sandalyeden 13'ünü kazandılar.
2001 - Taliban örgütü mensupları Afganistan'ın Bamyan kentindeki Buda heykellerini tahrip etti.
2004 - Amerika Birleşik Devletleri, 23 yıldır sürdürdüğü Libya'ya seyahat yasağını sona erdirdi.
2004 - Makedonya devlet başkanı Boris Trajkovski, ile beraberindekilerden 8 kişi uçağın Bosna-Hersek'in Mostar kenti yakınlarında düşmesi sonucu öldü. Traykovski'nin yerine 12 Mayıs'ta Branko Çırvenkovski geçti.
364 - I. Valentinian Roma İmparatoru oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık