Başbakan, yeni ekonomik kararları açıkladı

Ana Sayfa » Medya Kritik » 'Medya hükümetlerin oyuncağı'

'Medya hükümetlerin oyuncağı'

Yılların gazetecisi Hıfzı Topuz'la 'ne olacak sektörümüzün hali'ni konuştuk: Holding patronlarının baskısıyla basın özgürlüğü darbeler yedi. Göze batan gazete çalışanları ve köşe yazarlarının işine son verildi. Bugün Başbakan, "Sen patronsun. At bunları gazetenden.Sustur" diyebiliyor.

 
25 Şubat 2013 Pazartesi 08:00 
Yorum YapYazdır
 
 
'Medya hükümetlerin oyuncağı'

 

Leyla Tavşanoğlu/Cumhuriyet .. Söyleşi..

 

Yılların eskitemediği gazeteci Hıfzı Topuz. Doksan yılı geride bırakmış. Gazetecilik geçmişi neredeyse 70 yılı buluyor. Yaşamı boyunca kimler gelmiş, kimler geçmiş. Gazeteciliğe başladığımdan beri ağabey bellediğim Hıfzı Topuz’la geçmişten bugüne uzun bir söyleşi yolculuğu yapıyoruz.

Son olarak “Ardından Yıllar Geçti” adlı seninle yapılan bir nehir söyleşi kitabı yayımlandı. Orada dikkatimi çeken senin sosyalizm anlayışın. Bu nedenle zaman zaman da sakıncalı oldun. Bunu anlatır mısın?

H.T. - Ben elhamdülillah solcuyum, sosyalistim. Solun sağında değil, solundayım. Düpedüz sosyalistim, sosyal demokrat değilim. Bu konuda hiç ödün vermedim, hiç sağa kaymadım. Hiçbir hükümete satılmadım, yandaş olmadım. Hiçbir siyasi partiye girmedim. Bağımsızlığımı savundum.

Bir tek partiye girmeyi istedim. Ama o zaman da UNESCO’da görevli olduğum için Mehmet Ali Aybar’ın kurduğu Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) giremedim.

Özetlemek gerekirse dünyanın her tarafında benim en yakın arkadaşlarım bağımsız solcular oldu. Ben onlarla aynı duyguları yaşadım, aynı heyecanı duydum. Latin Amerika’da, Kara Afrika’da, Fransa’da, Avrupa’nın başka ülkelerinde birtakım sol liderlerle çok yakın arkadaşlıklarım oldu.

Böyle bir girişten sonra sana benim sol anlayışımın ne olduğunu anlatayım. Türkiye’nin bağımsızlığını koruyabilmesi için dış politikada bağımsızlık ilkelerinin saptanması şarttır. Yani ABD ve AB ülkeleriyle ilişkilerinde bağımsızlık politikası uygulamalı, köle olmamalı, satılmamalıdır. Bir de asla komşu ülkelerin iç işlerine karışmamaktır. Biz Atatürk’ün döneminde komşu ülkelerin iç işlerine hiç karıştık mı? Şimdiyse her şeye bulaşmaya kalkışıyoruz. Bize ne? Bulaştıkça da batıyoruz. Üstelik hep yanlış ata oynuyoruz.
Ankara’nın Suriye politikasını mı kastediyorsun?

H.T. - Evet. Ne oldu? Beşşar Esad devrilebildi mi? Ayrıca bize neydi? Angaje olduk, Esad’ı devirmeye kalktık. Kendimizi her an bir savaşın içinde bulabilirdik. Güç kurtulduk.
Demin söylediğim gibi dış politikada bağımsızlığı korumak lazım. Bunun ardından emperyalist ülkelerin küreselleşme mavi boncuğuyla bütün dünyaya emperyalizmi yaymalarına alet olmamalıyız.

Ayrıca Türkiye’de ulusal varlıkların, hazine arazilerinin, ormanların, suların satılmasının önüne geçilmelidir. En önemli ilkelerden birisi de güçler ayrılığını korumaktır.
Ama bizim Başbakan da güçler ayrılığının önünü kestiğini söylüyor...

H.T.- Bunun da ileri demokrasi anlayışı bu. Dünyada herkes buna gülüyor. Ayrıca benim sol anlayışımda Kürt sorununun çözümü için mutlaka barışçıl yollara gitmek de var. Burada da birtakım provokasyonlara alet olmamaya dikkat etmek gerekiyor.
Bir de insanların sosyal adalet kavramına uymaları şarttır. Sendikal hakları güven altına almalıyız. İkide bir sendikal hakları sınırlarsanız o ülkede demokrasi, sosyal adalet kalmaz. Sosyalizmin görevi bunları yerine getirmektir.

Peki, hükümetin kentsel dönüşüm politikasına ne diyorsun?

H.T.- Kentsel dönüşüm adı altında yağmacılık yapılıyor. Ama bu Türkiye’ye özgü bir hastalık değil. Yağmacılık bütün dünyada salgın haline geldi.

Yerel yönetimlerin demokrasinin temel taşları olduğu söyleniyor. Ama bizde öyle değil. Birtakım belediyeler CHP’nin eline geçti diye iktidar bunlara düşman kesildi.

Sol güçbirliği yapmalı


Baskılara karşı bütün solun, ilerici güçlerin, Atatürkçülerin birleşmeleri lazım. Artık aradaki anlaşmazlıklar son bulmalı, bu gericilik etkisine karşı baraj kurulmalıdır

En son örneği Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılanlar değil mi?

H.T. - Olacak şey değil. Bütün solcuların Yılmaz’a (Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen) destek olmalarını istiyorum. Yalnız Yılmaz mı? İzmir’de Aziz Kocaoğlu, bütün CHP’li belediye başkanları ve belediyeler aynı durumda.

Hükümet neredeyse iç savaş açmış durumda. Bu belediyeler sanki düşmanları. Her gün soruşturmalar, yeni yeni dava dosyaları ortaya koymalar... Neden öbür belediyelerin üzerine gidilmiyor da sadece CHP’li belediyelerin üzerine geliniyor?

Bak, demokrasinin bir kuralı eğitimde laiklik ilkesinden vazgeçmemek, seçimlerde barajı kesin olarak düşürmek çok önemli. Şu milli eğitimin durumuna baktığımda böyle bir dönüşümün olabileceği akla gelir miydi diye düşünüyorum. Sarsılmaması gerektiğine inandığımız ilkelerle büyütüldük. Ama o ilkelerden geriye hangileri kaldı acaba?

Bunların taarruza uğrayabileceği kesinlikle aklımıza gelmezdi. Ama bu sadece Türkiye’de olmuyor. Bütün Avrupa’da da bu sıkıntılar yaşanıyor. Hızla bir yerlere doğru gidiliyor ama ileriye değil geriye...

Bunun da adı ileri demokrasi olmuyor mu?

H.T. - İleri demokrasi buysa... Bak, her yerde din sömürüsü almış başını gidiyor. Bütün toplum, sosyal yaşam üzerinde din baskısı var. Buna göz yumarak çağdaş uygarlığa ters düşüyoruz.

Gençlik inanılmaz baskı altında. Bu baskıya karşı bütün solun, ilerici güçlerin, Atatürkçülerin birleşmeleri lazım. Artık aradaki anlaşmazlıklar son bulmalı. Bu gericilik etkisine karşı bir baraj kurulmalıdır. Çeşitli sol gruplar arasındaki anlaşmazlıklar unutularak güçbirliği sağlanmalıdır. Benim sol anlayışım budur.

Doksan yaşını idrak etmiş bir gazeteci ağabeyimiz olarak Türkiye’de ve dünyada basın ve medya sektöründeki evrimi nasıl değerlendiriyorsun?

H.T. - Ben gazeteciliğe başladığım zaman baş yazarlar gazete sahipleriydi. Baban (Selim Ragıp Emeç) Son Posta’nın, Necmettin Bey’le (Sadak) Kazım Bey (Şinasi) Akşam’ın, Falih Rıfkı Atay, Hüseyin Cahit Yalçın, hepsi baş yazar ve gazete patronuydu. Yazıişlerine de gazetenin sahibi yön verirdi. Ama o dönem gazetecinin bağımsızlığı vardı.

Dönemin Başbakanı Adnan Menderes gazete patronlarıyla iyi ilişkiler kurmayı basını etkilemek olarak görüyordu. Ama yazıişleri kadroları ve köşe yazarları bağımsız hareket ediyorlardı. Bu sözünü ettiğim insanların hepsi Atatürkçü, laik, çağdaşlaşmadan, aydınlanmadan yanaydı. Yani bilime ve akla inanıyorlar, hurafelerle dünya sorunlarına çare arama peşinde koşmuyorlardı. Benim gazeteciliğe başladığım dönemde Nurcular basına girmemişti.

Derken gazeteler yavaş yavaş büyük sermayenin eline geçmeye başladı. Önce Habib Edip Törehan basın sektörüne girdi. Yeni İstanbul gazetesini çıkarmaya başladı. Arkasından Safa Kılıçlıoğlu Yeni Sabah’ı satın aldı. Sonuç olarak büyük holding sahipleri basın ve medyaya el attılar.

Türkiyede bağımsız basın kalmadı

Sence basın ve medya, holdinglerin eline geçince sektörde nasıl bir değişim yaşandı?
H.T. - Holding patronları ihale alma ve başka iş çıkarları nedeniyle hükümetlerle iyi ilişkiler içine girdiler. Bu holding patronlarının medya organları muhalif yayınlar yapınca hükümetler bunlara baskı yapıyor.

Özetlemek gerekirse holding patronlarının baskısıyla basın özgürlüğü darbeler yedi. Göze batan gazete çalışanları ve köşe yazarlarının işlerine son verilir oldu. Bugün Başbakan, “Sen patronsun. At bunları gazetenden. Sustur” diyebiliyor.

Benim gazeteciliğe başladığım basın artık kalmadı; büyük sermaye işi oldu. Bu koşullar altında basın ve medya sektöründe çalışanlar bağımsızlıklarını tümden yitirdiler. Direnenler azınlıkta kaldı, büyük baskılar görmeye başladılar. Bugün Silivri’de yatan gazeteciler bu direnişin kurbanlarıdır.

Basın böyle. Televizyon da büyük sermayenin eline geçti. Birkaç tane küçük televizyon kanalı bağımsız kaldı. Öbürlerinin hepsi hükümetin yandaşı oldular. Başbakan televizyon dizilerine bile karışır oldu. En son örneği de Muhteşem Yüzyıl. “Nasıl olur? Bizim atalarımız böyle değildi” diyebiliyor. Ama bütün bu baskılar karşısında dünyada başka bir gelişme oldu.

Sosyal medya dünyaya egemen oluyor

Sosyal medyanın ortaya çıkışını mı kastediyorsun?

H.T. - Evet. Sosyal medya klasik iletişim araçlarına rakip duruma geldi. Haberi gazete ya da televizyon vermiyor ama insanlar sosyal medyada haberleşiyorlar. Bunun örneklerini Arap Baharı’ndaki gençlik hareketlerinde gördük.

ABD’de Wall Street’i basanlar sosyal medya üzerinden haberleşen gençlerdi. Artık bütün dünyada gençler sosyal medya üzerinden haberleşiyorlar. Bu, klasik medyanın karşısında büyük rakip haline geldi. Gittikçe de gelişiyor.

Buna karşı önlemler almaya kalkıyorlar. Ben yarının medya savaşını bunların başarısında görüyorum.

Batı, Neo-Osmanlıcılık düşleriyle alay ediyor

Peki, sence Arap Baharı nasıl sonuç verdi?

H.T. - Arap Baharı her ülkede tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Arap Baharı’yla eski diktatörler devrildi, yerlerine yeni ama şeriatçı diktatörler geldi. Bölgeye Müslüman Kardeşler hâkim oldu. Bir de dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var. O bölgede emperyalizmin dümen suyunda giden diktatörlere hiçbir şey olmadı. Onlar hâlâ yerlerinde duruyorlar. Arap Baharı artık Arap Kışı’na döndü. Bir kötülükten öbür kötülüğe gittiler. Bak, Suriye’de Esad rejimini devirselerdi demokrasi mi gelecekti?

Daha açık söylemek gerekirse, çevre ülkelerin yöneticileri ABD’yle iyi ilişkiler içindeyse bizimkiler de onlarla iyi ilişkiler kuruyor. ABD’yle kötü ilişkileri olan liderlerle ise bizimkilerin ilişkileri anında bozuluyor.

Batı’yı çok iyi tanıyan bir gazeteci olarak Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun neo-Osmanlıcılık hayallerinin Batı’da nasıl tepki uyandırabileceğini düşünüyorsun?

H.T. - Bunu hiç kimse ciddiye almıyor. Bize gülüyorlar. Bir de etkilemeye çalıştığımız ülkelerde sempati yaratıyor muyuz? Ona bakalım. Mümkün değil. Osmanlı’dan gelen bize karşı bir antipati hâlâ devam ediyor. O zaman biz hangi hayalin peşinde koşuyoruz?


HIFZI TOPUZ


İstanbul, 1923 doğumlu. Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi, yükseköğrenimini İÜ Hukuk Fakültesi’nde yaptı. Strasbourg Üniversitesi’nde devletler hukuku ve gazetecilik alanlarında yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı. 1947-58 arası Akşam gazetesinde önce muhabirlik, ardından yazıişleri müdürü olarak çalıştı. İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın kurucuları arasında yer aldı; bir dönem başkanlığını yaptı. Paris’te UNESCO Genel Merkezi’nde iletişim sorunları ve gazetecilik eğitimi projelerini yürüttükten sonra 1959-83 arası Özgür Haber Dolaşım Şefi olarak görevlendirildi. TRT’de 1974-75 arası Radyolardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. Pek çok kitap yazdı. Çeşitli üniversitelerde uluslararası ve siyasal iletişim dersleri verdi.

 
25 Şubat 2013 Pazartesi 08:00 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:39
  • Güneş07:27
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1851 - Montréal'da YMCA'nin Kuzey Amerika'daki ilk şubesi açıldı.
1893 - İstanbul'da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir yasa kabul edildi.
1917 - Kudüs, İngiliz ordularının işgal etmesiyle Osmanlı Devleti'nin elinden çıktı.
1923 - İstanbul'da, Ağa Han'ın Başbakan İsmet Paşa'ya gönderdiği mektubu yayımlayan gazeteciler tutuklandı.
1925 - Yerli kumaştan elbise giyilmesi kanunu çıktı.
1926 - Darülelhan'da (konservatuvar) Türk müziği öğretimine son verildi.
1928 - Latin harfleriyle ilk mezar taşı dikildi. Avukat Ali Kemal Bey annesi Aliye Hanım'ın mezar taşını Latin harfleriyle yazdırdı.
1938 - Başkent Ankara'nın yeni tren garı hizmete açıldı.
1941 - Çin; Japonya, Almanya ve İtalya'ya savaş ilan etti.
1945 - Fenerbahçe, Yunanistan'ın Enosis takımını 5-1 yendi.
1946 - Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin ikinci aşaması "Doktorlar'ın Duruşmaları" yla başladı. Bu duruşmalarda insanlar üzerinde deneyler yapan Nazi doktorlar yargılandılar.
1949 - Birleşmiş Milletler Kudüs'te yönetimi aldı.
1950 - Harry Gold, II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle cezalandırıldı.
1951 - İstanbul Şişli Camii'nde Evita Peron için mevlüt okundu.
1952 - Tiyatro sanatçıları Ruhi Su, Ulvi Uraz, Aclan Sayılgan, Kemal Bekir Özmanav, Süheyl Terek tutuklandı. Sanatçıların Paris'te faaliyet gösteren İleri Jön Türkler örgütüyle ilişkileri olduğu iddia edildi.
1953 - General Electric şirketi tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.
1961 - Tanzanya bağımsızlığını kazandı. Julius Nyrere cumhurbaşkanı oldu.
1962 - Tanganika kuruldu.
1963 - Zangibar Sultanlığı bağımsızlığını kazandı.
1965 - Nikolay Podgorni Sovyetler Birliği devlet başkanı oldu.
1967 - Ankara'da üniversite öğrencileri NATO'ya karşı direniş mitingi düzenledi.
1979 - 2 gün önce silahlı saldırı sonucu ölen Prof.Dr. Cavit Orhan Tütengil'in cenazesine katılmak isteyenlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı: 1 işçi öldü, 8 kişi yaralandı, 61 kişi de gözaltına alındı.
1987 - Gazze Şeridi'ndeki Cebaliye mülteci kampına İsrail askerleri saldırı düzenledi.
1992 - İngiltere Prensi Charles ve Prenses Diana ayrıldıklarını açıkladılar.
1995 - Nazım Hikmet'in "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" heykeli, Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın da katıldığı törenle Ankara Atatürk Kültür Merkezi bahçesine yerleştirildi.
1999 - Düzce'nin il, Kaynaşlı ve Derince'nin ilçe yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete'de yayımlandı.
2002 - Endonezya hükümetiyle Aceh'teki ayrılıkçılar arasında 26 yıllık savaşı sona erdiren antlaşma imzalandı.
2002 - ABD'nin ve dünyanın ikinci büyük havacılık şirketi United Airlines konkordato başvurusunda bulundu.
2004 - Kanada Anayasa Mahkemesi, eşcinsel evliliklerin anayasaya uygun olduğu kararını verdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık