Cemaatçiler 'Devletin Valisi'ni tekbir ve sloganla karşıladı!

Ana Sayfa » Siyaset » Kişisel Verilerin Korunması Tasarısı'nda vahim düzenlemeler

Kişisel Verilerin Korunması Tasarısı'nda vahim düzenlemeler

Vatandaşların fişlenmesine yasal zemin hazırladığı gerekçesiyle eleştirilere neden olan 'Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın bu hafta yasalaşması bekleniyor. Tasarının yasalaşması halinde MİT, Jandarma ve polis, vatandaşların tüm bilgilerine erişim hakkı kazanacak. Konuyla ilgili açıklama yapan CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, "Mezhep, gen haritası, karı-kocanın cinsel yaşamına dair bilgiler, çıplak fotoğraflarınız herşey dosyanıza girecek; ‘kişisel veri’ sayılacak, Hakim kararı olmaksızın yapılan telefon dinlemeleri, video kayıtları da mahkemelerde ‘delil’ sayılabilecek" dedi.

 
22 Şubat 2016 Pazartesi 14:06 
Yorum YapYazdır
 
 
Kişisel Verilerin Korunması Tasarısı'nda vahim düzenlemeler

 

PEKŞEN: HALKI SOYANLARIN YAKASINA YAPIŞACAĞIZ!

 

TBMM Genel Kurulu’nun bu haftaki önemli gündem maddelerinden biri söz konusu tasarı olacak. Tasarının birinci bölümü üzerinde görüşmelere başlandı. Şimdiye kadar Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının ilk beş maddesi kabul edildi. Tasarının görüşmelerine bu hafta kalındığı yerden devam edilecek. Tasarının bu hafta yasalaşması bekleniyor.


Erdoğan denetleyecek


Tasarının yasalaşması durumunda yurttaşların tüm özel bilgileri bir havuzda toplanacak. Özgeçmiş, fotoğraf, cep telefonu, aile bilgileri, parmak izi, mezhep ve kıyafet gibi yurttaşlara ait her türlü kişisel veriler, yeni oluşturulacak ‘Kişisel Verileri Korumu Kurulu’ tarafından ‘korunacak’.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun oluşumu siyasal iktidarın her türlü müdahalesine açık olacak şekilde düzenleniyor. Yedi kişiden oluşacak kurulun üç üyesini Cumhurbaşkanı, dört üyesini de Bakanlar Kurulu atayacak. Kurul başkanı ve yardımcısı da Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek. Bu durum, ‘devlet fişleyecek, Erdoğan denetleyecek’ yorumlarına neden olmuştu.


Bekir Bozdağ: Bu yasa fişlemenin panzehridir


Hükümet, bu adımla bilgilerin yer aldığı havuza çok sayıda gerekçeyle erişimi kolaylaştırmayı hedefliyor. Tasarı, 'kişisel veri'yi, 'kimliği belirlenebilir gerçek ve tüzel kişilere ilişkin bütün bilgiler’ şeklinde oldukça tanımlıyor. Söz konusu tasarıya, muhalefet partileri ve Türkiye kamuoyu, vatandaşların psikolojik ve fiziki sağlığından hangi partiyi desteklediğine kadar tüm özel hayat bilgilerine erişilip fişleneceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Tasarı, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından "Bu yasa, fişlemenin panzehridir" sözleriyle savunuluyordu.


Pekşen: Çıplak fotoğraflarınız dosyanıza girecek


Kanun tasarısıyla AKP’nin kendi istihbarat örgütünü kuracağını savunan CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, buna karşı Meclis’te direniş başlatacaklarını açıkladı. Avukat olan Pekşen ayrıca, tasarının yasalaşması durumunda Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e gideceğini açıkladı.

Tasarıya Pekşen, “MİT’ten biraz daha ileri; kural ve yasa tanımayan iktidara bağlı bir istihbarat örgütü kurulması öngörülüyor. AKP kendi MİT’ini kuruyor” dedi.

Pekşen, şu ifadeleri kullandı; “Mezhep, gen haritası, karı-kocanın cinsel yaşamına dair bilgiler, çıplak fotoğraflarınız herşey dosyanıza girecek; ‘kişisel veri’ sayılacak, Hakim kararı olmaksızın yapılan telefon dinlemeleri, video kayıtları da mahkemelerde ‘delil’ sayılabilecek. Kişinin nüfus cüzdanı, kredi kartı, sürücü belgesi, lisansı, diploması, sertifikaları gibi her türlü yazılı görsel belgeler; el haritası, göz haritası, kan grubu, parmak izi gibi biyolojik bilgileri; mesleği, kariyeri, emeklilik bilgileri, yaşı, çocuk sayısı medeni durumu, akrabalık ilişkileri, gibi sosyal ve hukuki statüsü; kişinin kendisine ait olan kültürel değerleri mezhebi, dini gibi her türlü bilgiyi ‘veri’ kabul ediyor.”

Tasarının Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve BM Siyasi Haklar Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirten Pekşen, iptali için Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e gideceklerini de dile getirdi.

 

İŞTE BASIN AIKLAMASININ TAM METNİ

 

            Kişisel verilerin korunması yasası, OECD Rehber İlkeleri, Avrupa Hukuku ve Avrupa Konseyi direktiflerine ve sözleşmelerine dayanır. OECD tarafından 23/9/1980 tarihinde kabul edilen, “Kişisel Alanın ve Sınır Aşan Kişisel Bilgi Trafiğinin Korunmasına İlişkin Rehber İlkeler” ve 1981 tarihli Avrupa Konseyi’nin 108 sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi”nde kişisel verilerin oluşturulması, kabul edilmesi, kayıt edilmesi, korunması ve paylaşılması gibi temel düzenlemeler iki temel başlık altında değerlendiriliyor. Bunlardan birisi BM İnsan hakları Beyannamesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunmuş olan temel hak ve özgürlüklerin korunması; bir diğeri bunun demokratik bir yapılanma içerisinde ve denetlenebilir biçimde yapılmasını öngörüyor. Bu itibarla önce nelerin kişisel veri olabileceğinin belirlenmesi büyük önem arz ediyor.

 

            Kişisel verilere örnek olarak: kişini adı, adresi, doğum tarihi, medeni hali, tabiiyeti, mesleği, görüntüsü, kanaatleri, fotoğrafı, e-posta adresi, banka bilgileri, bilgisayarının IP adresi, kimlik, emeklilik, kurum sicili, vergi numarası, parmak izi, eğitim bilgileri, sağlık verileri, cinsel hayatı, telefon mesajları, telefon rehberi, mail, facebok ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde yazdığı veya paylaştığı yazı, fotoğraf, ses veya görüntü, dini politik düşünceleri, etnik kökeni vb.

 

            Daha sonra bu kişisel verilerin kayıt altına alınması usulü, saklanması, korunması, kullanılması ve paylaşılması sıkı disiplin kurallarına bağlanıyor. Nitekim AB ülkelerinin büyük çoğunluğunda son derece titiz ve dikkatli kurallar getiriliyor. İstismar hükümleri daraltılıyor ve ihlallere de ağır müeyyideler getiriliyor. Avrupa Konseyi ve AB mevzuatlarında özellikle kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve kurumsal yapının denetlenmesi ve yönetilmesi son derece titiz ve demokratik kurallarla şekillenmiştir.

 

            Halen Parlamento da tartışılan Tasarıda bu üç ana unsur bir yana bırakılmış, olabildiğince siyasi ve olabildiğince iktidar gücünü hissettiren anti demokratik ve ilkel bir anlayış sergilenmiştir.

 

            Bazı bilgilerin Avrupa hukukuna göre veri kabul edilmesi yasaklanmış, kayda alınması ağır müeyyidelere bağlanmıştır. Yine kurumsal yapı demokratik değerlere yaslandırılmış ve böylece toplumun her kesiminin hassasiyetlerinin temsil edilmesinin sağlanmasına özen gösterilmiştir.

 

            Birçok ülkede farklı kurumsal yapılar, sivil toplum örgütleri, bilimsel araştırma kurumları vb. yapılardan geniş çaplı katılımın sağlanmasına özen gösterilmiştir. Nitekim birçok AB ülkesi bu geniş çaplı katılıma rağmen denetim usulünü de olabildiğince geniş bir değerlendirmeye tabi tutarak iki ayrı bir denetim biçimi getirmiştir. İç denetim ve dış denetim olarak planlanan bu denetim yapıları bir kısım ülkelerde bağımsız denetim kuruluşu olurken, bir kısım ülkelerde de ombudsmanlık görevini yürüten yapılara bu yetki verilmiştir.

 

            Bu özet bilgiler ışığında halen görüşülmekte olan Tasarıda bu ana unsurların hiçbirisi karşılanmamaktadır. Bir yandan dilediği bilgiyi veri olarak kabul edip, kaydetme, kullanma ve paylaşma yetkisine sahip olurken, temel hak ve özgürlükler, insan hakları ilkeleri tümüyle görmezden geliniyor; diğer yandan konu ile ilgili olması ve temsil edilmesi gereken uzman kuruluşlar tümü ile devre dışı bırakılıyor. Nitekim yasanın ilk hazırlık aşamasında kurulda görev yapacak kişilere ilişkin önemli bir dağılım yapılmıştı. Ancak şu an ki taslakta bu özenden bilerek ve istenerek kaçınılmıştır. Nitekim taslakta yer alan Danıştay, Yargıtay, Barolar Birliği, YÖK, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu temsilcileri gibi olması gereken düzenlemelerden tümüyle vazgeçilmiştir. Bu yapı Bakanlar Kurulu’nun keyfine bırakılmıştır.

 

            Atanacak kişilerde aranan liyakat ve kariyer gibi hususlardan tümü ile vazgeçilmiş, dört yıllık diplomanın yeterli olmasına karar verilmiştir. 7 kişilik kurulunun dördünü Bakanlar Kurulu, üçünü Cumhurbaşkanı seçerek uluslararası sözleşmelerde vaat edilen demokratiklik ilkesi tümüyle yok sayılmıştır.

 

            Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan temel gerçek şu ki esasında kişisel verilerin korunması değil nelerin kişisel veri kabul edileceği, bunların nasıl kayıt altına alınacağı, nasıl kullanılacağı, paylaşılacağı ve kimler tarafından ele geçirilip kullanılacağına ilişkin bir hizmet kurulu görünümlü istihbarat teşkilatı oluşturulmaktadır.

 

            Anlaşılan o ki bu,  kamu kaynakları ile kamu gücü ile kamu kurumu görünümlü AKP İstihbarat Teşkilatı dır. Ne yazık ki Parlamentoya büyük bir masumiyet görüntüsü ile taşınan Yasa Tasarısının içerdiği tehlike ve tehditler henüz toplum tarafından gerekli hassasiyetle fark edilmemiş, hak ettiği tepki oluşmamıştır. Bizler CHP Grubu olarak bu tasarının karşısında her türlü siyasi ve hukuki direnci göstereceğimizden emin olunmalıdır.

 

            Gelişmiş, modern tüm dünyada hukuk devleti ilkesi gereği olarak, devlet kurumları bireylerin kişisel verilerini keyfi biçimde işleyemez, toplayamaz, saklayamaz; amaç dışı kullanımlarına izin vermez, engeller. İnsanlık onuru ve bireyin kişiliğinin serbestçe gelişiminin teminatı olarak kişisel verilerin korunması gereklidir.

 

            Avrupa Birliği Adalet Divanı hassas kişisel verilerin geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir. Avrupa Birliği, 95/46/EC sayılı Direktif’in 8 inci maddesi ile “üye devletler, ırk ya da etnik köken, politik düşünce, din ya da felsefi inanç, ticari birlik üyeliği ve sağlık ya da cinsel hayatı ile ilgili verilerin işlemesine gözler önüne seren kişisel verilerin işlenmesini yasaklar”

 

            AB ülkelerinde kişisel verilerin korunması amacıyla Kanun çıkartılırken, bizim ülkemizde AB kriterlerine atıf yapılarak, aynı Kanun başlığıyla, kişisel verileri korumamak amaçlı Kanun Tasarısı Meclis gündemine getirilmiştir. AB ülkeleri kişisel verilerin daha etkin bir şekilde özel koruma altına alınması için çalışırken, AKP iktidarı kişisel verilerimizi gayet kötü amaçlarla gasp etmek istemektedir.

 

            AKP iktidarıyla her gün dünden daha fazla kişinin özel yaşamı, temel hak ve özgürlükleri erozyona uğramaktadır. Tasarı ile Anayasa ve Türk Ceza kanunu ile koruma altına alınan haklar yok sayılmaktadır.

 

            Anayasa’nın 20 inci maddesi “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.” hükmü ile kişisel verilerin korunması ve kişinin açık rızasına vurgu yapılmaktadır.

 

            Türk Ceza Kanunu’nun 135 inci maddesinde “Hukuka aykırı olarak kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri içeren kişisel verilerin kaydedilmesi fiili” suç olarak düzenlenerek yaptırıma bağlanmıştır.

 

            Birçok uluslararası anlaşmalarda özel hayatın gizliliği temel bir hak olup, koruma altına alınmıştır.

 

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8 inci maddesi “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir” hükmünü içerir.

 

            Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni haklar Sözleşmesi’nin 17 nci maddesi “Hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.” hükmünü içerir.

 

            Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’nin 7 nci maddesi “Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”hükmünü içerir.

 

            Kişisel verilerin korunması hakkı ile devlet iktidarının hukuk devletinin ilkelerine uymayan saldırılarının yasaklanması amaçlanır. Anayasa Hukuku açısından kişisel verilerin korunması hakkı, esas olarak insan onuru bağlantısı ile kişiliğin serbest geliştirilmesi hakkı ile temellendirilmektedir.

 
22 Şubat 2016 Pazartesi 14:06 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1784 - Erzincan'da meydana gelen depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
1821 - Mora İsyanı sırasında Monevasia şehrini ele geçiren Yunanlılar 3.000 Türk'ü katlettiler.
1829 - William Austin Burt, daktilonun ilk hali olan tipografı buldu.
1888 - Enternasyonal marşı, ilk kez Fransa'nın Lille kentinde işçiler tarafından söylendi.
1894 - Japon güçleriSeul kraliyet sarayını işgal etti ve Kore kralını tahttan indirdi.
1903 - Ford şirketi, ürettiği ilk arabanın satışını yaptı.
1908 - II. Meşrutiyet'in ilanı.
1911 - İstanbul'da, Aksaray Yeşiltulumba'da çıkan büyük yangında yaklaşık 300 ev hasar gördü.
1919 - Erzurum Kongresi yapıldı.
1919 - Mimar Muzaffer Bey'in eseri olan Hürriyeti Ebediye tepesi açıldı.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.
1932 - Alman mimar Hermann Jansen'in hazırladığı Ankara Planı onaylandı.
1939 - Hatay anavatana katıldı.
1951 - Paris Antlaşması (1951) yürürlüğe girdi.
1952 - Mısır'da Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Hür Subaylar Hareketi Kral Faruk'u devirdi ve monarşiye son verdi.
1960 - Türk Edebiyatçılar Birliği olağanüstü [toplantı] yaptı. Toplantıda Peyami Safa, Samet Ağaoğlu ve Faruk Nafız Çamlıbel, 27 Mayıstan önce baskı rejimi taraftarı oldukları gerekçesiyle birlikten çıkarıldılar.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.
1963 - Fransa nükleer denemeleri sınırlandırmak üzere Moskova'da yapılan "Deneme Yasaklama Antlaşması"na katılmayı reddeder.
1967 - Detroit, Michigan'da ABD tarihinin en kanlı ayaklanmalarından biri başladı. Olaylar sona erdiğinde, geride 43 ölü, 342 yaralı ve yaklaşık 1400 yanmış bina kaldı.
1974 - Kıbrıs'ta üç günlük harekatta 57 şehit, 184 yaralı ve 242 kayıp verildi.
1976 - Sismik-1 araştırma gemisi (Hora), İstinye Tersanesi'nden törenle Ege'ye açıldı.
1983 - Sri Lanka'daki Budist çoğunluk, yaklaşık 3.000 Tamili katletti. 400.000 civarında Tamil komşu ülkelere kaçtı. Olay Sri Lanka tarihine Kara Temmuz olarak geçti.
1986 - Prens Andrew ile Sarah Ferguson evlendiler.
1995 - Hale-Bopp kuyrukluyıldızının keşfi.
1996 - Aydın İdare Mahkemesi, Gökova, Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin çevreye zarar verdiği gerekçesiyle faaliyetlerinin durdurulması istemini kabul etti.
2000 - Yasemin Dalkılıç, sualtı sporları limitsiz dalışta 120, limitli değişken ağırlıkla serbest dalışta ise 100 metre ile iki dünya rekoru kırdı.
2005 - Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinin üç ayrı noktasında patlayan bombalar 88 kişinin ölümüne yol açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:52
  • Güneş05:01
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:45
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık