Avrasya Kamuoyu Araştırma referandum anketini açıkladı

Ana Sayfa » Medya Kritik » Kim bu tahşiyeciler?

Kim bu tahşiyeciler?

Cemaat operasyonu ile gündeme gelen tahşiyeciler hakkında Ayşegül Güldoğan, Odatv'de bilgilendirici bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı:

 
15 Aralık 2014 Pazartesi 19:02 
Yorum YapYazdır
 
 
Kim bu tahşiyeciler?

Son yazılarımdan birinde, “AKP’lilerin Cemaat düşmanlığının dozajı düştü” demiştim. Sadece acıyorlar, yenilmiş, itibarsızlaşmış görüyorlar diye ilave ettikten sonra, son cümle olarak“Ama Erdoğan bu dozajı her an yükseltebilir” diye yazmıştım.

Gerçekten de, daha yazımın ertesi günü Erdoğan yanılmıyorsam bir işadamları derneğinde adeta parti lideri gibi hitap ederek hem muhalefete yüklendi, hem de cemaat düşmanlığının dozajını yükseltti.

İşte iki hafta sonra da, Cemaate yönelik “ilk ciddi operasyon” başladı. 14 Aralık operasyonu Cemaate yönelik ilk ciddi operasyon gerçekten de, o kadar ciddi ki daha önce yapılan “casusluk davaları” benzer davalar bu davaya eklenecek, bundan sonra da 14 Aralık’ta yaşanan en ciddi operasyondan çok çok daha ciddi operasyonların önü açılacak.

ABD’nin dünyaca ünlü mafya lideri Al Capone’nin adını duymayan yoktur. İtalyan asıllı bu mafya lideri 1920-1933 yılları arasındaki ABD alkol yasağından yararlanarak güçlendi.1929'da Amerikan ekonomisinin zor günler yaşadığı Büyük Bunalım dönemindeki fırsatlardan yararlanarak gücünü arttırdı. Ve zamanla devlet içinde devlet haline geldi, adeta hükümet gibi devletin bütün mekanizmalarında söz sahibi oldu. Devlet, ABD yönetimi, herkes onun kim olduğunu çok iyi biliyor ama hiç kimse ona bir şey yapamıyordu. Çünkü kanunları herkesten iyi biliyor, hukuki açıklardan da en iyi o yararlanıyordu. Zaten pek çok savcılar, yargıçlar, avukatlar parayla, şantajla Al Capone’nin emrindeydi.

AL CAPONE BASİT BİR SUÇTAN YARGILANABİLDİ

İşte bu yıkılmaz, sarsılmaz suç imparatoru işlediği cinayetlerden, tehditlerden, şantajlardan değil, basit bir suçtan “ruhsatsız silah taşımaktan” ve “vergi kaçırmaktan” hapse atılabildi, bu da onun sonu oldu.

Kartvizitinde “İkinci El Mobilya Satıcısı” yazan, mafyayı devlet içinde kadrolaştıran, pek çok vali ve belediye başkanını, emniyet mensubunu, yargının bir kısmını emri altına alan, ABD Başkanı Hoover’le bile dostluk kuran, komünizme karşı mücadele eden, Büyük Bunalım’da sendikaları sindiren Al Capone, Ajan Eliot Ness’in soruşturma açtırması ve Frank Willson’un da vergilerini kontrol etme çalışması başlatmasıyla beklenmedik sona geldi.

Elbette hakimlere rüşvetlerle, tehditlerle bu basit davadan sıyrılmaya çalıştı ancak Eliot Ness’in Dokunulmazlar ekibi buna fırsat vermedi ve Al Capone 11 yıl hapis ve varlığıyla orantılı para cezası almaktan kurtulamadı. MeşhurAlkatraz Hapishanesi’ne gönderirlince dış dünyayla bağlantısı kesildi. Gerçi hapishanede 5 yıl kaldı, şartlı tahliye edildi ama bu süre içersinde kurduğu mafya dağılmıştı, kalan mafya mensupları ise birbirleriyle savaşıyordu. Bunalıma girdi, akli dengesi bozuldu, 1947 yılında da öldü.

Kırk yıl boyunca büyüyen, gelişen, zenginleşen, devletin her kademesinde kadrolaşan Fethullah Gülen Cemaati, en parlak dönemini AKP iktidarı döneminde yaşadı. AKP’den öncekiler zaten, gerek ANAP, gerek DYP ve gerek Ecevit’in DSP’si Cemaati kollamışlar, “Erbakan’a karşı panzehir”düşüncesiyle gelişmelerine, büyümelerine katkıda bulunmuşlardı. TSK hariç, hemen bütün iktidarlar ve medya kuruluşları, “Atatürk’ü de sevdiğini”söyleyen, “gerici Erbakan’a mücadele eden”, Türk Okulları’nda “Atatürk posteri asan, İstiklal Marşı söyleten” cemaate hoşgörüyle bakıyor, maddi manevi destek oluyordu. AKP kurulunca ve iktidar olunca, “her iktidarı desteklemek” stratejilerinin ötesine geçmişler, “Erbakan’la mücadele eden cemaat” bu sefer “Erbakan’ın talebelerinin kurduğu” AKP’nin sadece destekçisi olmamışlar, “iktidar ortağı” olmuşlardı.

Bu iktidar ortağı, yargıda ve emniyette kadrolaştırmalarını daha da güçlendirince, kendilerine her zaman ters bakan TSK’ya, Balyoz, Ergenekon operasyonları yapmış, dahası ulusalcı, Atatürkçü, solcu yazarları da Odatv davasıyla Silivri’ye göndermeyi başarmıştı. Hem TSK’nın itibarını sarsmışlar, hem de çok güçlü bilinen yazarların cezaevine atılmasını sağlamışlardı. Nedim Şener, Ahmet Şık gibi Cemaate dokunan yandı. Ayrıca, yine hükümetin gücüyle Hürriyet gazetesinin en güçlü yazarları Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Soner Yalçın gibi yazarların gazeteden kovulmasını da bir şekilde gerçekleştirmişlerdi.

CEMAATİN ÖZGÜVENİ YENİDEN ARTARKEN

En meşhur yazarların hapislere atılması, gazetelerinden kovulması, Generallerin ağır cezalar alması, Türkiye’de çok insanı korkuttu, sindirdi. Bu cemaatle baş edilmezdi. Daha düne kadar cami kapılarında kaset satan cemaat, hükümetten daha iktidardı. Hükümette, yargıda, emniyette, milli eğitimde, maliyede asıl iktidar onlardı.

Ancak Dersane olayından sonra Cemaatle-Hükümet arasında kavga başladı. Cemaatin dişe dokunur bir tabanı yoktu ama en kritik yerlerde en güçlülerdi. Hükümete 17-25 Aralık operasyonu yaptıklarında, gerçek iktidar olacaklarına kesin olarak inanıyorlardı. Başarılı olsalardı, “Erdoğan’ı mahkum edecekler, yerine kendilerinden birini” koyacaklardı. Ellerinde “Yolsuzluk” gibi güçlü argümanları vardı ve parti tabanı cemaatin hakim olacağı AKP’den kopmayacaktı. Bütün bunları da bir ay içinde gerçekleştireceklerine inanıyorlardı.

Ancak bilindiği gibi Erdoğan önce operasyonları yapanları bir şekilde görevden aldı, yolsuzlukla suçlanan bakanları yargılanmaktan kurtardı, süratle hükümet içindeki cemaatçileri temizlemeye başladı. Ardından da seçim boyunca cemaate karşı büyük bir savaş açtı. Cemaat seçimde CHP’yi ve MHP’yi desteklemek zorunda kaldı. Ancak cemaati itibarsızlaştıran Erdoğan, seçimi büyük bir farkla kazandı, ayrıca cemaatin dişe dokunur bir tabanı olmadığını da gösterdi. Cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanınca, zaferini daha da pekiştirdi.

30 Mart seçimlerinden bu zamana Erdoğan cemaatin peşini bırakmadı. Meşhur kinciliğiyle, hemen her konuşmasında cemaate yüklendi. “Kırmızı Kitap’a alınacaklarını, yargılanacaklarını, asla cezasız bırakmayacaklarını” söyledi durdu. Cemaate yönelik zaman zaman operasyon yapıldı ama çoğu salıverildi. Her operasyon sonuçsuz kalınca, Cemaatin, “Fuat Avni’lerin, Ekrem Dumanlı’ların, Baransuların”özgüveni arttı, “Bize bir şey yapamazlar” duygusu yaygınlaştı. Zaten muhalefet partileri kendilerinden yanaydı, Ergenekon-Balyoz davalarında mağdur ettikleri insanların bir kısmı bile Hükümete karşı onların yanındaydı.

KÜÇÜK TAHŞİYE DAVASI, EN BÜYÜK DERT OLABİLİR

Ama 14 Aralık operasyonunda, Al Capone’nin basit bir suçtan yakalanması gibi bir durum yaşandı. Belki herkes daha neyin ne olduğunu bilinmiyor, ciddiyeti kavrayamıyor ama Cemaat ilk kez, hem de hiç beklenmedik bir noktadan kuyrukları yakalandı.

Beklemedikleri, belki de aklından hiç geçirmedikleri nokta, Tahşiye Davası..

Tahşiye Grubu diye bir şey yok aslında ama böyle adlandırılan grup, “minik sayılabilecek bir Risale-i Nur cemaati”. Tahşiye ise, Cağaloğlu’nda bu cemaate ait fazla da kitap yayınlamayan bir yayınevinin adı. Bu Nur cemaatinin Rahle ve Cihangir yayınevleri de var. Fakat neredeyse pek faal sayılmayan bu yayınevlerinde en çok Tahşiye Yayınları kitap yayınlamış, onun da fazla sayıda kitap yok.

Nur Cemaatlerinin içinde sayısal olarak en küçüklerinden olan Tahşiye grubu,“Said Nursi’nin ilk talebesi Hulusi Yahyagil’in yolunda gidenler” aynı zamanda. “Molla Muhammed” diye bilinen Mehmet Doğan, 76 yaşında ve Hulusi Yahyagil’in talebesi. Nurcuların çoğunun bile varlığından haberdar olmadığı bu minik cemaatte meşhur insanlar da yok. Belki bir zamanların en cevval Yeni Asya yazarlarından Mustafa Kaplan, Burhan Bozgeyik veBünyamin Ateş bilinen isimlerdir ama onları tanıyanların çoğu bu üç ismin bu cemaatte olduğunu bile bilmez.

1990’da  Yeni Nesil-Yeni Asya cemaatlerinin ayrılıklarında Mustafa Kaplan, Bünyamin Ateş ve Burhan Bozgeyik Mehmet Kutlular tarafında yer aldı ve yeniden kurulan Yeni Asya gazetesinin en gözde yazarları oldular. Mustafa Kaplan, polemikleriyle ve sert yazılarıyla gazetenin en çok okunan yazarıydı. O dönem yeni yükselmekte olan Refah Partisi, Erbakan, Erdoğan en sert eleştirdiği konulardı. RP-MHP-IDP ittifakında da ittifaka yönelik ağır yazıları vardı. Bu üç yazar, zaten “Demirel’i övmek-Erbakan’ı yermek”anlayışında olan Yeni Asya’nın vazgeçilmez yazarlarıydı.

Ancak bir süre sonra Mehmet Kutlular ile yolları ayrıldı ve gazeteden kovuldular. Kendileri gibi kovulan Mesut adında bir arkadaşla İttihad Yayınları’nı kurdular. Zamanla Mustafa Kaplan Akit, Burhan Bozgeyik Milli Gazete yazarı oldular. Bünyamin Ateş ise RP’nin kazandığı ilk belediyelerden olan Güngören Belediyesi’nde çalışmaya başladı. Bir zamanlar Yeni Asya’da iken “İşte MSP” broşürünü hazırlayan ve bu broşürde “ayran içmekte”olan MSP milletvekili Korkut Özal’ı sanki “içki içiyormuş” gibi yayınlayan, nurcuların meşhur yazarı Hekimoğlu İsmail kızıp “İçki içmeyen bir müslümana içki içiyormuş gibi resim basmak İslam’a sığar mı?” diye telefon açtığında, “Seçimden sonra tövbe ederiz abi” diye cevap veren Bünyamin Ateş, şimdi Güngören belediyesinde RP’nin icraat broşürlerini hazırlıyordu. Bir dönemin en azılı RP düşmanı Mustafa Kaplan ile Burhan Bozgeyik ise RP’nin yayın organlarında yazıyorlardı.

Bu üç yazar, İttihad Yayınları’ndan da ayrıldılar ve Tahşiye Yayınlarının cemaatine girdiler. Muş’ta yaşayan Molla Muhammed’in küçük cemaatinde mütevazi katkılarda bulunuyorlardı. Tahşiye Yayınları’nda Risale-i Nurlarla ilgili kitaplar vardı. Bu cemaat, Fethullah Gülen’in Dinler Arasında Diyalogprojesinden rahatsızdı ve Mehmet Doğan bu konuda bir kitap yazmıştı.

FETHULLAH GÜLEN TAHŞİYE’DEN BAHSEDİNCE

İşte bu küçük Nur cemaati, 2009’da Fethullah Gülen’in sohbet konusu oldu.“Adına Tahşiye derler, silah koyarlar, örgüt olarak tanınırlar” gibi sözlerin geçtiği bu sohbet 6 Nisan 2009’da cemaate ait herkul.org sitesinde yayınlandı. Ardından Zaman gazetesinde bu konuyla ilgili haber yapıldı, yazılar yazıldı. Yetmedi, Samanyolu televizyonunda yayınlanan Tek Türkiyedizisinde, hiç de alakası yokken 64. bölümde, “Tahşiye diye bir örgütten”bahsedildi. Karanlık güçlerin Tahşiye adını verdiği bu örgüt, “silahlı bir dini örgüttü ve Ergenekon ile bağlantılıydı”. Dizinin 66. bölümünde ise karanlık adamlar şunu diyorlardı: “Tahşiye örgütü deşifre oldu ama ona bir isim buluruz, Rahle örgütü deriz.”

Rahle, cemaatin Tahşiye yayınlarından sonra ikinci yayınevinin adıydı. Küçük cemaatin her iki yayınevinin adı da, Ergenekon’la bağlantılı dini terör örgütü olmuştu.

Tabii bu iddia, dizide ve gazete yazılarında kalmadı; gerçekten de iddianameye dönüştü. Cemaat savcıları, Fethullah Gülen’in bahsedişinden, Zaman gazetesinin yayınlarından ve Tek Yürek dizisinde konu edinmesinden sonra, Tahşiye Örgütü iddianamesi hazırladılar ve operasyon yapıldı. Elbette örgüte yapılan baskınlarda silah da bulundu. Bahsettiğim üç yazardan en sakin, en efendi biri olan Burhan Bozgeyik’in kayınpederine ait Risale-i Nur dersanesinde bile bomba bulundu.

Tahşiye Örgütü’nün adı değişti, “El Kaide örgütü” oldu ve bu örgütün mensupları yargılandılar, Mehmet Doğan ile Mustafa Kaplan 17 ay hapiste kaldılar. Suç bulunamadığı için 17 ay sonra beraat ettiler. Suç bulunamadığı gibi, “bombaların, silahların üzerinde polislerin izi bulundu.”

Küçük cemaatin yaşadığı haksızlığa karşı yapabileceği bir şey yoktu. Silahların üzerinde polislerin izi çıkmasına rağmen 17 ay yatmışlar, sonra da çıkmışlardı. Belki buna bile şükrediyorlardı. Çünkü kendilerini içeri attıranlar, iktidarın içindeki asıl iktidardı.

Ancak, 17-25 Aralık operasyonundan sonra cemaatin artık iktidar olmadığını gördüklerinde cesaret bulup, Savcılığa şikayette bulundular. Hükümetin de aradığı işte buydu. Cemaat aleyhinde hukuki delil olabilecek bir olay ve polislerin silahlardaki izi vardı. Polislerin izi, bu operasyonu ciddi sonuçlara götürecek görünüyor.

Cemaat bu beklenmedik izden, davadan hayli şaşkın. Durumun vehametini de az çok görüyorlar. Savcı çağırdığı halde gitmeyen, gazeteye gelmesini bekleyen, böylece “basına baskın” resmi vermek için “kameralara gülümseyen” Ekrem Dumanlı, basına baskın olunca hem uluslararası, hem ulusal basından ve özellikle CHP’den destek geleceğini biliyor, geçmişte mağdur ettikleri Ahmet Şık’tan bile demokrasi adına destek bulmasından son derece hoşnut.

Cemaat de tabii ki memnun..

Ancak polislerinin küçük cemaatte kalan izleri var..

Kuyruktan yakalandıklarını kısa zamanda fark edeceklerdir.

Asiye Güldoğan
asiyeguldogan@hotmail.com

 
15 Aralık 2014 Pazartesi 19:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:25
  • Güneş06:07
  • Öğlen12:38
  • İkindi16:08
  • Akşam18:47
  • Yatsı20:19
 
Tarihte Bugün
1636 - Hollanda'da Utrecht Üniversitesi kuruldu.
1812 - Venezuela'nın Karakas şehri, şiddetli bir depremle tahrip oldu.
1821 - Seyyid Ali Paşa sadrazamlıktan alınarak yerine Benderli Ali Paşa atandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Birinci Gazze Muharebesi
1917 - I. Dünya Savaşı: Çanakkale Boğazı'nın Anadolu yakasında görev yapmak üzere Osmanlı 15. Kolordusu'nun teşkili.
1931 - Ölçüler Kanunu'nun kabul edilmesiyle; okka, endaze gibi eski ölçülerin yerine gram, metre, litre gibi yeni ölçülerin kullanılması öngörüldü.
1934 - Birleşik Krallık'ta ilk kez motorlu taşıt kullanacaklara şoförlük sınavından geçme zorunluluğu getirildi.
1939 - Türkiye'de milletvekili seçimleri yapıldı.
1941 - Yugoslavya'da General Simoviç, kansız bir darbe ile yönetimi ele geçirdi. Yeni hükümet, Mihver Devletleri'nden ayrılma kararı aldı.
1942 - Naziler, Yahudileri Polonya'daki Auschwitz Kampı'na götürmeye başladı.
1971 - Doğu Pakistan, Bengaldeş'in oluşumuna yönelik olarak Pakistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1971 - İstanbul'da iki kıta birleşti. Boğaz Köprüsü'nün 57'nci ünitesinin de yerine konulmasıyla kentin Asya ve Avrupa yakaları birbirine bağlandı.
1971 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 12 Mart Muhtırası'yla istifa eden Süleyman Demirel'in yerine atanan Nihat Erim'in kabinesini onayladı.
1979 - Enver Sedat, Menahem Begin, ve Jimmy Carter, Vaşington, DC'de İsrail-Mısır Barış Antlaşmasını imzaladılar.
1989 - Türkiye'de yerel seçimler yapıldı.
1995 - Şengen Antlaşması yürürlüğe girdi.
1996 - Uluslararası Para Fonu, Rusya'ya 10.2 milyar USD kredi verilmesini onayladı.
1998 - Şişli'nin eski Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk hakkında, yolsuzluk iddiaları nedeniyle gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.
1999 - Michigan'da bir mahkeme jürisi, Dr. Jack Kevorkian'ı ölümcül bir hastayı iğne yaparak öldürmekten (ötenazi) suçlu buldu.
1999 - Melissa virüsü tüm dünyada e-posta sistemlerini etkiledi.
2000 - Rusya'da yapılan seçimler sonucunda Vladimir Putin başkan oldu.
2002 - TBMM Genel Kurulu'nda, AB'ye uyum çerçevesinde hazırlanan ve sekiz yasada değişiklik yapan dokuz maddelik yasa tasarısı kabul edildi.
2002 - İsrail'de Uluslararası Geçici Mevcudiyet'e ait araca düzenlenen saldırıda Türk Binbaşı Cengiz Toytunç öldü, Yüzbaşı Hüseyin Özarslan yaralandı.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
25.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010812192023
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık