Trabzon'da terör saldırısı

Ana Sayfa » Siyaset » KILIÇDAROĞLU: PATOLOJİK VAKANIN KENDİSİ ERDOĞAN!

KILIÇDAROĞLU: PATOLOJİK VAKANIN KENDİSİ ERDOĞAN!

KILIÇDAROĞLU: PATOLOJİK VAKANIN KENDİSİ ERDOĞAN!

 
13 Kasım 2012 Salı 14:42 
Yorum YapYazdır
 
 
KILIÇDAROĞLU: PATOLOJİK VAKANIN KENDİSİ ERDOĞAN!


Başbakan Erdoğan'ın ülkenin çok önemli sorunlarının olduğu, 17 şehidin defnedildiği bir dönemde memleketi Rize'ye gidip gündem dışı açıklamalar yapmasını ağır biçimde eleştiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu:, ''Bu sıradan insan olsa hekime teslim ederdik. Patolojik vakanın kendisi Erdoğan. Hangi doktora teslim edeceğiz. Tek yolu var. Millete teslim ediyorum. Hesabını görün diyorum'' dedi.

 

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

 

SİYASETÇİ SORUNLARI ÇÖZEN KİŞİ DEMEKTİR

Aramızda balıkçılar ve sivil toplum örgütleri var. Balıkçı arkadaş ağı verirken sorunlarımız var, çözülmesini istiyoruz dedi. Siyaset kurumunun temel görevi sorunları çözmektir.
Her sorun kolay çözülen sorun değildir. Siyasetçinin görevi zor olan görevi çözmektir.
Günlük sıcakların sorunların altında ezilen değil, sorunları önceden görüp çözüm üreten kişidir
Bizim ülkemizde de siyasetçinin sorumlulukları ve görevleri var. Siyaset çözümün adresi olmaktan çıkmışsa, siyaset kurumuna duyulan görev sıfırlanıyorsa o ülkede sorunlar çözülmez.
Geldiğimiz nokta bu noktadır. En hayati sorunlarımız çözülmüyor
30-35 yıldır bedel ödediğimiz sorun çözülmüyor
Şiddetin dilini kullanan siyasetçiler var. Onu buna kırdırarak siyaset yapılmaz
Toplumu bir arada nasıl tutabiliriz olmalı siyasetin dili.
2 gün önce 17 gencimizi toprağa verdik. Analar o çocukları hangi amaçlarla büyüttüler? Hangi umutları vardı?
Askere gidecek gelecek, evlendireceğim, torunlarım olacak beklentileri vardı.
17 şehidimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

BENİM VİCDANIM YORULDU

Neredeyse her grup toplantısında başsağlığı dileklerimiz var. Samimi söylüyorum benim vicdanım yoruldu
Bir toplum bu kadar büyük acıları yaşamamalı.
Bunun sorumlusu bu ülkeyi yönetenlerdir.

BU KAVGANIN KAZANANI OLMAZ

17 şehit verdik.
Neredeyse Türkiye’nin her ilinden, ilçesinden feryatlar yükseliyor.
Adım gibi eminim, bu kavganın kazananı olmaz. Kardeş kanının döküldüğü bir yerde kimse başarıya ulaşamaz. Yeni bir anlayışa, iklime, yönetime ihtiyacımız var
Kavgasız, tasasız bir ülkeye ihtiyacım var benim. Biz bu lanet çemberinden ne zaman kurtulacağız?

GENÇLER, TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TUZAĞINA DÜŞMEYİN

Suriye’de, Irak’ta, Afrika’da, Balkanlar’da gördük. İnsanlar ağır bedeller ödediler. O bedellerin ödenmesinin karşılığında belki biraz demokrasi elde edildi. Ama o ağır bedeller ödenmemeliydi. Viran şehirler görürsünüz. Biz bu sorunu şiddete bel bağlamadan çözmek zorundayız
Bizim tarihi tecrübemiz şudur. Sakın ola ki gençler, terör örgütünün tuzağına düşmeyin. Bu ülke hepimize yeter. Bu ülkede kardeşçe yaşayabiliriz.

CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI, HÜKÜMET FARKINDA DEĞİL

Bazı kentlerden bugüne kadar görmediğimiz ağırlıkta sinyaller alıyoruz. Toplumsal çatışma süreci başlarsa sorumlusu hükümettir. Beylik laflar ediyoruz: Ezeceğiz, kıracağız, geçeceğiz…
Analar ağlamasın diyoruz, barış diyoruz, herkesin çalışacağı Türkiye diyoruz.
Cin şişeden çıktı. Hükümet hala cinin şişeden çıktığının farkında değil.

İNSANLAR KONUŞA KONUŞA ANLAŞIR

Parlamento yeteri kadar bilgilendirilmiyor. Ne oluyor bu ülkede?
Barışı huzuru sağlayacak olan Parlamento’dur.
İnsanlar konuşa konuşa anlaşır. Neden konuşmuyoruz? Neden birbirimizden nefret edeceğimiz bir süreci bu hükümet başlatıyor?
Barış varken savaş neyimize?
30 yıldır çözülmeyen sorun var. Türkiye çözüm üretti mi?
AKP hükümeti kuşatıcı bir çözüm üretemedi. Ortak aklı parlamentoda egemen kılamadı
Bedelini anneler ödüyor. 17 şehidin cenazesine katıldık. Bir şehidin çocuğu annesinin karnında. Bu annenin çektiği acıya hangi yürek dayanır.

HALKLA TERÖRÜ AYIRMAK ZORUNDAYIZ

‘’Şu kadar şehidimiz var, şu kadar terörist öldürdük.’’ Olaya daha fazla bakmak zorundayız. Elbette ki terörle mücadele edeceğiz. Ama halkla terörü ayırmak zorundayız. Aksi halde teröre su taşımak zorundayız.
Devlet yönetmenin bir matematiği vardır. Devlet yönetmek kolay değildir.

DEVLET BUZ GİBİ AKIL DEMEK

Devlet, toplumun sağduyusuna güvenecek.
Devlet her pahasına olursa olsun demez. Derse maliyeti ağır olur.
Devlet kan davası gütmez, intikamcı olmaz, devletin asabı bozulmaz, devlet duygularının esiri olmaz.
Devlet demek, soğuk, buz gibi akıl demektir.
Devlet, duygusundan kopmaz ve koparılamaz.
Devletin kararlı bir duruşu vardır.
Devlet dediğiniz kurum sosyal bir kurumdur. Devleti yöneten siyasetçi bu duygulara sahipse o zaman barışı sağlarsınız.

O KİŞİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DIR

30 yıldır çözülmeyen sorun dedim. 2002’de ben bunları söylüyorum. Soruyorum şimdi: Ben bu sözleri söylerken, bunlar 10 yıldır tek başlarına iktidardalar. 2002’de terörü sıfır noktasından devraldılar. Şimdi her yerden feryatlar yükseliyor. Olmaz. Ülkeyi bu hale getirenlerin sorumluluğu var. Ülkeyi kim bu hale getirdiyse çıksın ortaya diyorsanız o kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır

ONA SORARSANIZ HERKES SUÇLU, O DEĞİL

Sorarsanız ona kendisinin hiçbir suçu yok. Ona göre, tarih suçlu, coğrafya, komşular, küresel güçler, medya, terör örgütü, çocuklarını terör örgütüne kaptıranlar suçlu. O suçsuz. Böyle bir anlayış olur mu? Muhalefet ve medya ülkeyi yönetmiyor. Sen yönetiyorsun
Asıl sorumlu olan sensin. Bütün şehitlerin kanları senin 2 yakandadır. Bunu unutma sen.

TERÖRÜ CHP ÇÖZER

Şehit analarına sesleniyorum. Israrla bana ‘terörü önle’ diyorsunuz. Benim bunu önlemem için CHP’nin iktidar olması lazım
CHP bu sorunu çözer. Bizim devlet adamlığı kimliğimiz var. Sorunların üstesinden geliriz
Benim askerimin saçlarının teline zarar gelsin istemem.

 

PATOLOJİK VAKA

Dicle kenarında dul bir kadının koyununu kurt kaparsa Allah onun hesabını senden sorar Erdoğan
Bir iki koyun değil binlerce gencecik kuzumuzu kurtlar kaptılar. Erdoğan’a sormaktan kendimi alamıyorum. Sen acaba her şehit haberinden sonra aynaya nasıl bakıyorsun? Nasıl uyku uyuyorsun?
O analar ağlarken sen çocuğunu nasıl sevebiliyorsun?
Memleketin dört bir yanından feryat yükseliyor. Erdoğan Rize’de 60-70 yıl önce ailesinin nasıl olduğunu anlatıyor. İnsanda biraz vicdan olur. 17 çocuğumuzu daha toprağa bile vermedik. Bu bir patolojik vakadır. Bu sıradan insan olsa hekime teslim ederdik.
Patolojik vakanın kendisi Erdoğan. Hangi doktora teslim edeceğiz. Tek yolu var. Millete teslim ediyorum. Hesabını görün diyorum.
Adalet Bakanı beni aşar diyor, İçişleri Bakanı, Çevre Bakanı ‘beni aşar’ diyor. Kim karar verecek? Erdoğan.

 

AKP’YE KARŞI DAHA DİRENÇLİ OLMAYA ÇAĞIRIYORUM

Her şehit ailesine bakıyorum. Hepsi fakir fukara insan. O fakirlerin hakkını kim savunacak? Onların hayatı bu kadar ucuz mu? Hep beraber AKP’ye karşı daha dirençli olmaya davet ediyorum. Daha dirençli olmak zorundayız.

BEN GECELERİ UYUYAMIYORUM, BEYEFENDİ UYUYOR

Can yakıcı sorun bu sorundur. Türkiye bir türlü şiddet sarmalından dışarıya çıkamıyor. İktidar da şiddetin bir parçası olmaya başladı. Türkiye bir toplumsal çatışma ortamına sürüklenmek isteniyor. Hükümetin bu konuya dikkatini çekmek benim görevim. Ben geceleri rahat uyuyamıyorum, beyefendi uyuyor. Tek derdi cumhurbaşkanı olmak. Şehitlerin sırtına binerek bu ülkede cumhurbaşkanı olamazsın
İçerde ve dışarıda bela arayan hükümet gördünüz mü?
10 yıllık izlediğimiz siyasetin sonu geldiğimiz noktadır. Acı var, şiddet var.

BEDELİ MİLLET ÖDÜYOR, SEN DEĞİL

Kendisini defalarca uyardım. ‘’Sayın Başbakan ya şiddet dilini kullanma ya da sus’’ dedik. ‘’Hayır ben istediğim gibi konuşurum’’ dedi. Sen istediğin gibi konuş da bedelini bu milletin çocukları ödüyor. Sen ödemiyorsun, ailen ödemiyor
Bizim barışa ihtiyacımız var.
Bizim kendi bölgesinde sorunları çözülmüş bir Türkiye’ye ihtiyacımız var
İktidarı 10 yıldır denediniz. Geldiği nokta meydanda. Patolojik bir vaka demokrasilerde koltuğunda oturamaz
Bize düşen görev kimseyi ötekileştirmeden halkla beraber olmaktır
Geldiğimiz nokta iç açıcı bir nokta değil.
Yöneticiler toplumu ayrıştırıyorsa Türkiye’de barışı sağlayamayız
CHP’nin, bütün anaların, ülkesini seven her yurttaşın her zamandan fazla sorumlulukları var

HİÇBİR ŞEYE KATEGORİK OLARAK HAYIR DEMEDİK

Gensorudan şikayet ediyorlar. Gensoru iktidara hesap sorma yoludur. Sen yolsuzluk yapacaksın da ben gensoru vermeyecek miyim?
Hiçbir şeye kategorik olarak ret cevabı vermedik. Ülkenin yararına değilse hayır diyoruz, yararınaysa evet diyoruz
Bize CHP çözüm üretmez, sadece eleştirir derlerdi. Çözüme katkı vereni çaba harcayan partiyiz. Halkın partisiyiz. Halkın partisi olmaya da devam edeceğiz

 

 
13 Kasım 2012 Salı 14:42 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1693 - İlk kadın dergisi "The Ladies' Mercury" Londra'da yayımlandı.
1878 - Gazeteci ve yazar Ahmet Mithat Efendi "Tercüman-ı Hakikat" adlı günlük gazeteyi çıkarmaya başladı.
1893 - New York borsası çöktü.
1905 - Kurtlu yemeğe karşı çıkan tayfaların kurşuna dizilmesini önlemek isteyen Rus Savaş gemisi Potemkin'in mürettebatı Karadeniz'de ayaklanıp gemiyi Odessa'ya doğru yönlendirdi.Birinci Rus devrimin ilk ayaklanması Odessa'da başladı.
1916 - Hicaz, bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrıldı.
1917 - Yunanistan, İtilaf Devletleri'ne katıldı.
1923 - Çift kanatlı bir uçağa ilk kez havadayken yakıt ikmali yapıldı.
1938 - Helikopterin patenti Igor Sikorsky tarafından alındı.
1946 - Müttefikler, On iki Adanın Yunanistan'a verilmesini kararlaştırdı.
1950 - Amerika Birleşik Devletleri, Kore Savaşı'na asker yollama kararı aldı.
1950 - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,Birleşmiş Milletler üyelerine Güney Kore'ye yardım çağrısında bulundu.
1954 - Guatemala'da CIA'nın desteklediği darbeyle halkın seçtiği hükümet devrildi.
1954 - Dünyanın ilk nükleer enerji santrali Moskova yakınlarında Obninsk'de açıldı.
1957 - Louisiana ve Teksas'da meydana gelen Audrey kasırgası 500 kişinin ölümüne yol açtı.
1964 - 20-21 Mayıs darbe girişimi hükümlülerinden Fethi Gürcan idam edildi.
1964 - Kıbrıs Rum hükümeti 15 yaşından büyük Türklerin adaya girişini yasakladı.
1964 - Emekli Süvari Binbaşı Fethi Gürcan idam edildi. Gürcan, 22 Şubat 1962 de darbe gişimi nedeniyle emekli edilmişti. Benzer bir girişimi Talat Aydemir ile 21 Mayıs'ta tekrarlayınca yargılanmış ve idama mahkum olmuştu.
1967 - Dünyanın ilk bankamatiği Enfield-Londra'da hizmete girdi.
1969 - Kocamustafapaşa'da evinin balkonuna Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bayrağı asan Hatice Göker gözaltına alındı. 67 yaşındaki Hatice Göker'in Amerika Birleşik Devletleri başkonsolosluğunda çamaşırcı olarak çalıştığı ve Sovyet bayrağını tanımadı
1974 - Richard Nixon, Sovyetler Birliği'ni ziyaret etti.
1976 - Fransız havayollarına ait bir yolcu uçağı Tel Aviv-Atina-Paris seferini yapmakta iken FKÖ militanlarınca kaçırıldı ve Entebbe-Uganda'ya yönlendirildi.
1977 - Fransa, Cibuti Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etti.
1978 - Anayasa Mahkemesi'ne bomba atıldı; Benzin yokluğu nedeniyle uzun kuyruklar oluştu.
1979 - Ağrı valisi iş verimini azalttığı gerekçesiyle resmi dairelerde çay içmeyi yasakladı.
1979 - Muhammet Ali, boksu bıraktığını açıkladı.
1980 - İtalyan havayollarına ait DC-9 tipi bir yolcu uçağı Ustica, İtalya yakınlarında düştü: 81 kişi öldü.
1980 - Adana Cezaevi'nden bir grup tutuklu tünel yoluyla firar etmeye çalıştı. Güvenlik kuvvetleri ateş açtı; 4 tutuklu öldü.
1984 - TBMM, askerlik süresini 18 aya indiren yasa tasarısını kabul etti.
1987 - Gaziantep Üniversitesi 27 Haziran 1987'de kuruldu. Üniversitenin bünyesinde 6 Fakülte, 4 yüksekokul, 3 enstitü ve 1 konservatuar bulunuyor. Türkiye'de üniversitelerin sayısı 28'e yükseldi.
1987 - Cem Karaca 27 Haziran 1987'de dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın desteğiyle yurda döndü.
1988 - Gare de Lyon-Fransa'da tren kazası: 59 ölü, 55 yaralı.
1991 - Yugoslav Halk Ordusu, Slovenya'ya karşı operasyon başlattı.
1998 - Adana'nın Ceyhan ilçesi merkez üslü depremde 144 kişi öldü.
1999 - -Çeşme Açıkhava Tiyatrosu,otelden anfitiyatro'ya çevrilmiş olarak saat:21:00'da büyük bir törenle açıldı.
2004 - Boris Tadiç, Sırbistan Karadağ cumhurbaşkanı seçildi.
2007 - Tony Blair, Birleşik Krallık başbakanı, görevinden ayrıldı.
M.Ö. - 209 Büyük Hun İmparatorluğu hükümdarı Mete Han'ın tahta çıkışı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:22
  • Güneş04:44
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık