Fazıl Say'a dünyanın en önemli klasik müzik ödülü

Ana Sayfa » Siyaset » Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan'a neden 'günaydın' dedi?

Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan'a neden 'günaydın' dedi?

CHP lideri Kılıçdaroğlu partindeki "ırkçıklık" tartışmalarıyla ilgili beklenen konuşmasını yaptı. Vekilleri uyaran Kılıçdaroğlu, "Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini bilsin. Parlamentoda konuşurken ders vermiyoruz biz.'' dedi.

 
29 Ocak 2013 Salı 15:34 
Yorum YapYazdır
 
 
Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan'a neden 'günaydın' dedi?

CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan'ı sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu konuşmasında Erdoğan'ı 'Değerli Türk büyüğü' olarak nitelendirdi. Partisindeki 'ırkçılık' tartışmasını da gündeme geitren CHP lideri, vekilleri uyardı: ''Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini bilsin. Parlamentoda konuşurken ders vermiyoruz biz.''

Kılıçdaroğlu'nun toplantısından satır başları şöyle:

"İktidara doğru yolu göstereceğiz. Yaptığı hataları hatırlatacağız. Demokrasilerde muhalefetin olmadığı bir rejim olmaz. Bunu her yurttaşımın bilmesini isterim. Ama bizim demokrasimizde batı demokrasilerinde ön görülen bir iktidar yok. Buradaki iktidar farklı bir iktidar. Devleti yönetmek için gelen değil, devleti ele geçirmek için yöneten bir iktidar var. Çok partili yaşamı bu ülkeye getiren CHP. Demokrasiyi bu ülkeye getiren CHP. Hiçbir zaman hiçbir ortamda demokrasi dışı bir söylemin arkasından gitmemiştir."

ESKİŞEHİR'İN SEÇİMİ

Devlet anayasanın ön gördüğü kurallar içinde yönetilir. Devlet baskıyla yönetilmez. Bunları şunun için anlatıyorum, AKP Eskişehir’de seçim kampanyasını başlattı. Nasıl? Sabahın altısında operasyon yaparak, belediyedeki bir çok bürokratı gözaltına alarak.

Yılmaz Büyükerşen kim ne derse desin Eskişehir’i bir dünya markası yapan kişidir. Sen o operasyonu yaparak bizim gözümüzü korkutacağını mı sanıyorsun? Buradan CHP grubundan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’na, onun bütün çalışanlarına yürekten sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyorum. Denizi olmayan kente plajı getirdi, çağdaşlığı getirdi. Yeni üniversitelerin altına imzayı attı. Siz ne yapıyorsunuz? CHP’ye karşı seçim kampanyanızı Eskişehir’de açıyorsunuz.

O SAVCI AKP’NİN MEMURUDUR

O operasyonu başlatan savcı, savcı değildir. AKP’nin memurudur. Bir savcı kendisini memur konumuna düşürürse orada adalet bitmiştir. Çalışmasını engelleyecekler, Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanı dünya markası yaratmış derken, dünyadaki saygın kuruluşlarının ifadelerine göre söylüyorum ben. BBC’ye bakın, değişimin kenti olarak Eskişehir’de aralarında gösteriliyor. Uluslararası kuruluşlardan ödül alan bir belediyedir. İzmir’de geri tepti, Eskişehir’de de hesap geri tepecek.

Biz niye soruşturma yapıldı diye eleştirmiyoruz. Sabahın köründe neden baskın yapıyorsunuz? Mektup yazıp çağırabilirsiniz. Öyle bir çalışma içindeler ki sabahın köründe basıyorlar, önceden de medyaya haber veriyorlar baskın yapıyoruz diye. Eğer siz iktidar olmayı devleti ele geçirmek olarak görüyorsanız işte bu sonuçlarla karşı karşıya kalır

ESKİŞEHİR'E GİDECEĞİM

Yarın Eskişehir’e gideceğim. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret edeceğim. Haysiyet cellatlarına izin vermeyeceğiz biz. Bir şeyden emin olmanızı isterim. Demokrasi özgürlük insan hakları evet, baskıya zulme hukuksuzluğa hayır. Keyfiliğe izin vermeyeceğiz. Eskişehir halkı büyükşehir belediyesinin yaptığı hizmetlerin arkasındadır.

Burada bir genelgeyi demokrasiye aykırı olduğu için çok sert eleştirmiştim. TTK’nın borcu olan işçileri fişlemesi, genelgeyle duyurmasını eleştirmiştim, sendikaların sessiz kalmalarını da eleştirmiştim. Ama bir şeyin hakkını vereyim. Eleştirimizden sonra genelge yürürlükten kaldırıldı. Sanki çok para veriyorsun da “borcunu kapat” devletsin otur kapat o zaman işine son vereceğine. İki, genel maden işçileri sendikası, Zonguldak’ta güzel bir miting düzenledi. Taşeron işçiler sahip çıktı. Sayıları iki milyona yaklaşıyor. Sorunlarına sahip çıkan tek parti vardır o da CHP’dir.

BİRİSİ ÇIKIP ANLATSIN

Hazreti Ali’nin çok güzel bir sözü var. “Bana bir harf öğretenin kırk yol kölesi olurum” der. Bu eğitime ve insana verdiği önem açısından çok önemlidir. Geldiğimiz noktaya bakın. Fatih Hilmioğlu, onlarca yüzlerce binlerce insanı yetiştirdi. Bilgisini onlara aktardı. Sonra aldılar onu hapse koydular. Şimdi kanserle mücadele ediyor. Neden? “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” düşüncesinden, on binlerce öğrenci yetiştiren bir hocanın yıllarca hapiste tutulmasının gerekçesi nedir, birisi çıkıp anlatsın.

HANGİ GEREKÇEYLE İÇERİDELER
Hatırlarsınız, Kuddisi Okkır. Tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerekir demişlerdi. Ergenekon’un kasası diye yaftalamışlardı. Öldüğünde ailesi cenazeyi İstanbul’a getirecek parayı bulamadı. Acaba o kişiler biraz utanç duydular mı? Biraz vicdanlarını sorguladılar mı? Şimdi aynı şey Fatih Hilmioğlu için yapılıyor. Mehmet Haberal. Yüzlerce kişiye nakil yaptı. Elleriyle, parmaklarıyla dokundu. Hapiste mi bu ülkeye daha çok yararı var, yoksa ameliyathanede mi? Almışsınız içeri atmışsınız, hangi gerekçeyle?

Üç arkadaşımız güzel bir hapishane raporu yazdılar. Nerede bir hasta mahkum varsa ziyarete gittiler. Hiçbir ayrım yapmadılar. Hapishaneler bizim kabul edeceğimiz koşullarda değil. 15-20 kadının kalması gereken koğuşta 60-70 kadın kalıyor. 2002’de 59 bin olan tutuklu sayısı 2012’de 130 bini aştı. Bir şeyler var, bir sorun var. Buna bütün CHP’lilerin dikkat etmesi gerekiyor.

DAVALARI KALDIRMADINIZ

Eğer bir ülkede özel yetkili mahkemeler, sıkı yönetim mahkemeler, DGM’ler varsa orada adalet yoktur. Defalarca eleştirdik. Bu özel mahkemeler siyasi otoritenin sopasıdır dedik. Düşüncesini gerçekleştirir dedik. Önce itiraz ettiler. Defalarca söyledik. Şimdi geldiğimiz nokta, özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar. Yerine ne getirdiniz? Davaları da kaldırdınız mı? Hayır. Bu davalara bakmaya devam ediliyor.

GÜNAYDIN BEYEFENDİ

Bu sözleri söylediğim için darbeci diyorlar. Bir değerli büyüğümüz televizyonda konuşuyor. Bakın ne buyuruyor “Bunların için karacısı var denizcisi var. Yani neredeyse komuta kademesinde subayımız kalmıyor ya. Böyle şey olmaz” Günaydın beyefendi, yeni mi aklın başına geldi senin? “Bazı medya organları TSK’ya saldırının içine giriyorlar” Günaydın beyefendi. O davaların savcılığını üstlenen sen değil miydin? Nasıl oluyor da çark gündeme geldi.

MAHKEMELER ADALET DAĞITMIYOR
Ben daha bundan altı ay önce, güvenlik güçlerinin moral değerleri çok önemlidir. Buna önem vereceğiz, yıpratırsanız bu iş tankla silahla olmaz. Arkadan bizi darbeci olarak suçlamışlardı. Gözünüz aydın artık bir darbeci daha var. O mahkemeler adalet dağıtmıyor, o mahkemeler adaletsizlik yapıyor. O noktaya geldik ki mahkemeye talimat veren bile şikayet ediyor.

DEĞERLİ TÜRK BÜYÜĞÜ
Değerli Türk büyüğü, “Efendim diyor şuraya gittim. Bir komutan, başbakan geliyor ayağa kalmadı. Gereğini yaptık, Silivri’ye gönderdik” ne demek?

O ZAMAN NEDEN SUSTUNUZ

Geçen hafta burada HSYK’yı eleştirmiştim. Arkasından bir bildiri yayınladılar. Siz bizi nasıl eleştirirsiniz diye. Önce şunu söyleyeyim, HSYK siyasi bir otoriteye bağlı değilse eleştirinin odağındadır. Hayır ben siyasete bağlıyım diyorlarsa bizim muhatabımız siyasetçiler olur. Biz HSYK’yı bağımsız bir kurum olarak gördüğümüz için orayı eleştiriyoruz. Eğer siz bizi eleştirmeyi görev sayıyorsanız, yanlış adrestesiniz. Bu ülkenin başbakanı çıktı “yargıya talimat verdik” dedi. Neden sesiniz çıkmadı? Ben söyleyeyim talimat aldıkları için.

Alt alta yazın. Silivri davalarında görev yapan yargıçların tamamını.
Yine onlara sesleniyorum Kayseri Belediyesi'nde olan rüşvet defterini görmeyen yargıca siz ne yaptınız acaba? Kalkacaksınız eleştireceksiniz. Eleştirmemin nedeni sayın Saygı Öztürk’ün yazısıydı. Bir yargıç “Bana Ankara’dan telefon ettiler. Bunların tutukluluk süresini devam etmesi gerekiyor” Öztürk’ü aradım. Dedim ki ''Bu haberi kontrol ettiniz mi?'' O da “Bilirsiniz kılı kırk yapar öyle yazarım.” dedi. Sen o yargıcı çağırdın mı? Önce üst kurul olmanın gereği yap. Siyasi iktidarın çömezliğini yapma söylediğimiz budur.

GEYİK MUHABBETİ YAPMAYACAKSINIZ

Bu değerli büyüğümüz “AB’den çıkalım. Şangay Beşlisi’ne girelim” dedi. Bir ülkenin devlet başkanıyla konuşurken, bulunduğunun ülkenin dış politikasını iyi bileceksiniz. Geyik muhabbeti yapmayacaksınız. Bizim açımızdan utanılacak bir durumdur bu. Şangay İşbirliği Örgütü’ne neden girmek istiyoruz? AB’yi neden dışlıyoruz? 1071’den beri bizim yönümüz Batı’ya çevrilmiştir.

ŞANGAY BEŞLİ'SİNE GİRECEKSENİZ, NATO'YU NE YAPACAKSINIZ?

Siz o çağdaş dünyadan kendinizi koparmak istiyorsunuz. Kiminle konuştuğunuz, kime danıştınız? Eğer Şangay İşbirliği Örgütü’ne girecekseniz, NATO’yu ne yapacaksınız? NATO’dan da herhalde çıkacaksınız.

CHP'LİLER 'ÜÇ ÜÇ' DİYE BAĞIRMAMIŞTIR

Biz bundan 90 yıl önce cumhuriyeti kurduk. Mirası, bir imparatorluktan devraldık biz cumhuriyeti kurarken. Osmanlı İmparatorluğu’nun etnik kimliği yoktur. Her etnik kimlikten insanlar çatı altındaydı ve biz Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, mücadelemizi ortak verdik. Kavgamızı ortak verdik. Üzüntülerimizi ortak paylaştık. Barışımızı ortak kurduk. Bayrağımızı yücelttik. Sevr’i yırtıp attık. 90 yıllık bir mücadele sonunda geldik bu noktaya.. Ekonomik olarak, siyasal olarak, sosyal olarak güçlenmek istedik. Bağımsız ve özgür Türkiye’yi kurmak istedik. Hiçbir zaman ne etnik kimlik, ne inanç bağlamında hiç kimseyi suçlamadık ve ötekileştirmedik.

Evrensel ahlakta buluştuk, ilkelerde buluştuk. Hukuk dedik. Ama hangi hukuk? Evrensel hukuk. Her aşamada özgürlüklerin aşamalarını geliştirdik. Demokrasimizi geliştirdik. Bunun mücadelesini verdik. Her dönem darbelere, siyasal idamlara karşı çıktık. Hiçbir zaman “üç üç” diye CHP’liler bağırmamıştır.

ETNİK KİMLİK SİYASETİ YAPMADIK

Biz bu ülkede barışı huzuru kurmak sağlamak istiyoruz. Ana dilde savunma diye yasa geldi. Adı yanlış, ana dilde savunma değil, savunma hakkıdır bu. Asla ve asla bunu etnik kimlik olarak bir hak olarak görmek doğru değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ne gerekiyorsa öyle baktık olaya. Hiçbir zaman etnik kimlik inanç siyaseti yapmadık. Yapanları aşağıladık kötüledik.

Size İnönü’yle ilgili bir anı anlatayım.
İsmet İnönü Konya’ya gidiyor. Diyorlar ki paşam burada dini hassasiyetler var, konuşmanızı yaparken ne olur Allah’tan da bahsedin. Paşa diyor ki “Din siyasete alet edilmez” Partililer ısrar ediyorlar, paşa diyor ki olur, söz. Çıkıyor konuşmasını yapıyor ve konuşmasının sonunda şapkasını çıkartıp “Allaha ısmarladık Konyalılar” diyor.

HERKESİN ETNİK KİMLİĞİ KENDİ ŞEREFİDİR

Herkesin etnik kimliği kendi şerefidir diyoruz. Gazeteleri okuyorsunuz son bir haftadır. Hedef CHP. Ben merak ediyorum. Bizi en ağır eleştiren o gazetecileri merak ediyorum. Ne demişti değerli Türk
Başbakan mitinde çıkıp “Sayın Kılıçdaroğlu, önemli olan boy değil, soydur soy” demişti. Ben de demiştim ki “Hoş geldin Hitler”

Hiç kimse kendi etnik kimliğini belirleme hakkına sahip değildir. Anne baba ve kimliğimizle şeref duyarız. O siyasete malzeme olmaz. Herkesi kucaklayan bir felsefeden geliyoruz. Avrupa etnik kimlik siyasetini yasaklamıştır.

Bireyin hak ve özgürlüğüne önem vermek zorundayız. Biz yasaklayıcı bir dünyadan gelmiyoruz. Özgürlükleri genişlettiğiniz zaman ülkede barışın olduğunu göreceksiniz. CHP bu felsefeden gelmiştir. bizim milliyetçiliğimiz nedir?

HER ARKADAŞIM KONUŞURKEN LAFLARININ NEREYE ÇEKİLECEĞİNİ BİLSİN

Ama ondan önce, koro halinde bizi eleştiren medya mensuplarına şunu söylemek isterim. Ben hiçbir zaman çok ağır dille eleştirmedim. En ağırı herhalde yalaka medya olmuştur. Ama o değerli Türk büyüğü, “Sizin boynunuzda tasmalar vardı. Onları da ben çıkarttım” demişti. Neden eleştirmediniz? Hala boynunuzda tasma olduğuna mı inanıyorsunuz? Eğer medyasının özgür olduğu bir ülkede olsaydık bu lafı bir başbakan edemezdi. Biz medyaya verilen talimatı biliyoruz. CHP’nin içişini karıştırın diyenleri de biliyoruz. Bizim sorumluluğumuz çok daha ağır. Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini iyi bilsin. Konuşmalarımıza dikkat edeceğiz. Önümüzde sağlıklı çalışan bir medya yok. Acaba CHP’de karışıklığı nasıl çıkarırım, böyle bir medya var. Boynunuzda tasma var dendiğinde sessiz kalan, yalaka medya dendiğinde ayağa kalkan medya var.

Parlamentoda konuşurken, ders vermiyoruz biz. Kullandığımız sözlerin nerelere çekiştirileceğine dikkat etmemiz gerekiyor. A dersiniz B yazarlar. O her şeyi söyleme özgürlüğüne sahip çünkü onun medyası var. Kapıkule’den kar yağışı diye haber olsa, emin olun söz dönüp dolaşıp CHP’ye gelecektir. Her CHP’linin son derece dikkatli olması lazım. Söyledim, biz sosyal demokrat bir partiyiz.
Biz aynı zamanda milliyetçiyiz. Altı okumuzdan birisi bu. Nasıl tanımlamışız? Duymayan sağır kulaklar da duysunlar.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ DESTEKLİYORUZ

CHP Atatürkçülük milliyetçiliğini desteklemektedir. Milliyetçilik ırk köken din mezhep kavimcilik anlayışlarının ulusal düzeyde aşılmasıdır. Türkiye hiçbir zaman, ırk kan ve kafa tası esasına göre yönetilen bir devlet olmamıştır ve olmayacaktır. Ülkenin sorunlarının çözümüne, ırk temelinde değil yurttaş temelinde yaklaşmaktayız. CHP, sosyal demokrat anlayışın gereği olarak, güçlü sınıfın bu güce sahip olmayanların üstünde egemenlik kurmasını reddeder. Bizim milliyetçiliğimiz çoğulculuk anlayışını benimser, tüm etnik kimliklere saygılıdır. Tüm yurttaşların hukuk önünde eşitliğidir. Bizim milliyetçiliğimiz budur.

DEVLETİN IRKI OLMAZ

Bireysel haklara, çağdaş anlayışla sahip çıkan, farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, bütünleşmeyi ön gören bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir değerdir. Devletin ırkı olmaz. Farklı etnik kimliğe sahip yurttaşlarımızın sorunlarının çözüme kavuşturulmasını CHP benimser. Bireysel, kültürel haklara saygı ilkesini CHP savunur.

BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZ KAFATASI MİLLİYETÇİLİĞİ DEĞİLDİR

Bu anlayış bütün yurttaşları kucaklayan bir anlayıştır. İnsana insan olarak saygı gösterme anlayışıdır. Bu anlayış bölünmeye değil birliğe davet anlayıştır. Bu anlayış hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir anlayıştır. Onun için bizim milliyetçiliğimiz kafatası milliyetçiliği değildir. Herkesle beraber olacağız. Bizim parlamentoda görüşülen tasarıyla ilgili olarak ön gördüğümüz düzenlene, AKP’nin getirdiği düzenlemeden daha iyi bir düzenlemedir. Ama bizim önergemiz reddedilmiştir. Bunu bilinçli olarak görmeyen o köşe yazarlarına sesleniyorum. Demokrasi diyorsun, getirdiğimiz önergeyi bile görmüyorsun sen. Sonra oturup masa başında CHP’yle ilgili ahkam kesiyorsun sen.

 

 
29 Ocak 2013 Salı 15:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1299 - Marco Polo Venedik'e döndü.
1402 - Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilerek esir düştü; Osmanlı devletinde Fetret Devri başladı.
1499 - Davut Paşa komutasındaki Osmanllı donanması komutanlarından Burak Reis, Sapienza adası yakınlarında karşılaşılan Venedik donanması ile çıkan çarpışmada öldü.
1794 - Fransız devrimci lider Maximilien Robespierre, giyotinle başı kesilerek idam edildi.
1808 - Osmanlı Padişahı III. Selim, İstanbul'da IV. Mustafa'nın emriyle boğularak öldürüldü.
1821 - Arjantinli general Jose de San Martin, Lima'ya girerek Peru'nun İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1914 - I. Dünya Savaşı başladı.
1920 - Meksikalı isyancı Panço Villa teslim oldu.
1921 - Kütahya'da toplanan Yunan Savaş Meclisi, Ankara'ya yürüme kararı aldı.
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.
1939 - Demiryolu Aşkale'ye ulaştı.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg'u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.
1945 - Bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı New York'ta Empire State Binasının 78. katına çarptı ve 24 kişi öldü.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1962 - Yönetmen Elia Kazan, America America filminin çekimlerine İstanbul'da başladı.
1965 - Vietnam Savaşı: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Güney Vietnam'daki Amerikan güçlerinin sayısının 75.000 den 125.000 e çıkarılmasını istedi.
1976 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tangşan bölgesinde meydana gelen 8,2 şiddetindeki depremde 242.769 kişi öldü, 164.851 kişi yaralandı.
1992 - Barcelona'da yapılan 25. Olimpiyat Oyunlarında, halterci Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda şampiyon oldu.
1996 - Emperyal gazinolarının sahibi Ömer Lütfi Topal, aracıyla evine giderken açılan çapraz ateş sonucunda öldürüldü.
1997 - Metin Göktepe davası sanığı 6 polis teslim oldu.
2000 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, hakkındaki hapis cezasının durdurulması için yaptığı başvuruyu reddetti.
2002 - TÜPRAŞ yakınındaki Akçagaz Dolum Tesisleri'nde yangın çıktı. 2,5 saatte kontrol altına alınabilen yangın, 3 trilyon lira zarara yol açtı.
2008 - Türkiye'de iktidar partisi AKP'ye kapatma istemi ile açılan dava görüşülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:00
  • Güneş05:06
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:35
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:38
 
Süper Loto
27.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020307081927
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık